ر س ل
513 kelime · i'rab ağacında: 500
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 130 ayetler
Fâil 115 ayetler
Mef'ûlun bih 106 ayetler
رَسُولًا
23
الرِّيَاحَ
13
↗
كَ
zamir 13
نُوحًا
6
↗
مُوسَى
5
↗
هُ
zamir 5
نَذِيرٍ
4
↗
بَنِي
4
↗
حَاصِبًا
4
↗
(أَحَدًا)
gizli 3
أَخَا
3
↗
السَّمَاءَ
3
↗
+28 daha (daha az geçenler)
(هُ)
gizli 2
حَاشِرِينَ
2
↗
كَمْ
1
(رَسُلًا)
gizli 1
(رَسُولَيْنِ)
gizli 1
(مُسْتَقِرًّا)
gizli 1
الضَّفَادِعَ
1
↗
الطُّوفَانَ
1
↗
طَيْرًا
1
↗
قَاصِفًا
1
↗
الْقُمَّلَ
1
↗
نَبِيٍّ
1
↗
تَنْزِعُ
1
↗
وَارِدَ
1
↗
الْأُخْرَى
1
↗
الْجَرَادَ
1
↗
جُنُودًا
1
↗
حِجَارَةً
1
↗
حُسْبَانًا
1
↗
حَفَظَةً
1
↗
الدَّمَ
1
↗
رِجْزًا
1
↗
إِبْرَاهِيمَ
1
↗
سَيْلَ
1
↗
الشَّيَاطِينَ
1
↗
الصَّوَاعِقَ
1
↗
صَيْحَةً
1
↗
ي
zamir 1
Harf-i cer 74 ayetler
إِلَى
31
عَلَى
26
بِ
15
فِي
3
مِنْ
2
إِلَى
ile bağlanan
قَوْمِ
9
↗
فِرْعَوْنَ
6
↗
هُمْ
zamir 4
مَلَأِ
3
↗
كُمْ
zamir 3
أُمَمٍ
2
↗
نَا
zamir 2
(أَنْفُسِ)
gizli 1
قَارُونَ
1
↗
هَارُونَ
1
↗
هَامَانَ
1
↗
ثَمُودَ
1
↗
+2 daha (daha az geçenler)
عَلَى
ile bağlanan
بِ
ile bağlanan
فِي
ile bağlanan
مِنْ
ile bağlanan
Mef'ûlun fîh 32 ayetler
Hâl 16 ayetler
Nâib-i fâil 15 ayetler
Mef'ûlun lieclih 13 ayetler
Mef'ûlun mutlak 2 ayetler
Mef'ûlun bih 116 ayetler
Fiili 116 ayetler
أَرْسَلْنَا
23
أَطِيعُوا
22
↗
كَذَّبَتْ
11
↗
بَعَثَ
8
↗
يَعْصِ
7
↗
أُبَلِّغُ
7
↗
اتَّبَعْنَا
5
↗
شَاقُّوا
5
↗
يُحَادُّونَ
4
↗
نَنْصُرُ
3
↗
يُؤْذُونَ
3
↗
نَاجَيْتُمْ
2
↗
+13 daha (daha az geçenler)
Mecrur 104 ayetler
Fâil 73 ayetler
Mevsûf 49 ayetler
Sıfat 49 ayetler
يَتْلُو
8
↗
أَمِينٌ
7
↗
يُعَلِّمُ
4
↗
قَبْلِ
4
↗
يَقُصُّونَ
4
↗
رَبِّ
4
↗
يُزَكِّي
4
↗
كُمْ
zamir 4
هُمْ
zamir 4
كَرِيمٍ
3
↗
نَبِيًّا
3
↗
يُنْذِرُونَ
3
↗
+24 daha (daha az geçenler)
Muzâfun ileyh 27 ayetler
Haber 14 ayetler
Sıfat 14 ayetler
Mübteda 9 ayetler
Sıfat
14 ayet · ر س ل kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
مَنْ
كَانَ
عَدُواًّ
لِلّٰهِ
وَمَلٰٓئِكَتِه۪
وَرُسُلِه۪
وَجِبْر۪يلَ
وَم۪يكَالَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
عَدُوٌّ
لِلْكَافِر۪ينَ
Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikail’e düşman olan kimse inkar etmiş olur. Allah şüphesiz, inkar edenlerin düşmanıdır.[98]
فَاِنْ
لَمْ
تَفْعَلُوا
فَأْذَنُوا
بِحَرْبٍ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪ۚ
وَاِنْ
تُبْتُمْ
فَلَكُمْ
رُؤُ۫سُ
اَمْوَالِكُمْۚ
لَا
تَظْلِمُونَ
وَلَا
تُظْلَمُونَ
Böyle yapmazsanız, bunun Allah’a ve Peygamberine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.[279]
اٰمَنَ
الرَّسُولُ
بِمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْهِ
مِنْ
رَبِّه۪
وَالْمُؤْمِنُونَۜ
كُلٌّ
اٰمَنَ
بِاللّٰهِ
وَمَلٰٓئِكَتِه۪
وَكُتُبِه۪
وَرُسُلِه۪ۜ
لَا
نُفَرِّقُ
بَيْنَ
اَحَدٍ
مِنْ
رُسُلِه۪۠
وَقَالُوا
سَمِعْنَا
وَاَطَعْنَا
غُفْرَانَكَ
رَبَّنَا
وَاِلَيْكَ
الْمَص۪يرُ
Peygamber ve inananlar, ona Rabb’inden indirilene inandı. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. «Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır» dediler.[285]
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
رَسُولُنَا
يُبَيِّنُ
لَكُمْ
عَلٰى
فَتْرَةٍ
مِنَ
الرُّسُلِ
اَنْ
تَقُولُوا
مَا
جَٓاءَنَا
مِنْ
بَش۪يرٍ
وَلَا
نَذ۪يرٍۘ
فَقَدْ
جَٓاءَكُمْ
بَش۪يرٌ
وَنَذ۪يرٌۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ۟
Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, «Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi» dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir’dir.[19]
يَٓا اَيُّهَا
الرَّسُولُ
لَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَلَمْ
تُؤْمِنْ
قُلُوبُهُمْۚ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
سَمَّاعُونَ
لِلْكَذِبِ
سَمَّاعُونَ
لِقَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۙ
لَمْ
يَأْتُوكَۜ
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوَاضِعِه۪ۚ
يَقُولُونَ
اِنْ
اُو۫ت۪يتُمْ
هٰذَا
فَخُذُوهُ
وَاِنْ
لَمْ
تُؤْتَوْهُ
فَاحْذَرُواۜ
وَمَنْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
فِتْنَتَهُ
فَلَنْ
تَمْلِكَ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
لَمْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
اَنْ
يُطَهِّرَ
قُلُوبَهُمْۜ
لَهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
خِزْيٌ
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, «İnandık» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, «Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının» derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah’ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.[41]
بَرَٓاءَةٌ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪ٓ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
عَاهَدْتُمْ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَۜ
Allah’tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah’ı aciz bırakamayacağınızı, Allah’ın inkarcıları rezil edeceğini bilin.[1-2]
وَاَذَانٌ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪ٓ
اِلَى
النَّاسِ
يَوْمَ
الْحَجِّ
الْاَكْبَرِ
اَنَّ
اللّٰهَ
بَر۪ٓيءٌ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَۙ
وَرَسُولُهُۜ
فَاِنْ
تُبْتُمْ
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَكُمْۚ
وَاِنْ
تَوَلَّيْتُمْ
فَاعْلَمُٓوا
اَنَّكُمْ
غَيْرُ
مُعْجِزِي
اللّٰهِۜ
وَبَشِّرِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍۙ
Allah’ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah’ı aciz bırakamazsınız. İnkar edenlere can yakıcı azabı müjdele.[3]
قُلْ
اِنْ
كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬كُمْ
وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ
وَاِخْوَانُكُمْ
وَاَزْوَاجُكُمْ
وَعَش۪يرَتُكُمْ
وَاَمْوَالٌۨ
اقْتَرَفْتُمُوهَا
وَتِجَارَةٌ
تَخْشَوْنَ
كَسَادَهَا
وَمَسَاكِنُ
تَرْضَوْنَـهَٓا
اَحَبَّ
اِلَيْكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَجِهَادٍ
ف۪ي
سَب۪يلِه۪
فَتَرَبَّصُوا
حَتّٰى
يَأْتِيَ
اللّٰهُ
بِاَمْرِه۪ۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْفَاسِق۪ينَ۟
De ki: «Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah’tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah’ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola eriştirmez.»[24]
اَوْ
يَكُونَ
لَكَ
بَيْتٌ
مِنْ
زُخْرُفٍ
اَوْ
تَرْقٰى
فِي
السَّمَٓاءِۜ
وَلَنْ
نُؤْمِنَ
لِرُقِيِّكَ
حَتّٰى
تُنَزِّلَ
عَلَيْنَا
كِتَاباً
نَقْرَؤُ۬هُۜ
قُلْ
سُبْحَانَ
رَبّ۪ي
هَلْ
كُنْتُ
اِلَّا
بَشَراً
رَسُولاً۟
«Veya altın bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin ama oradan okuyacağımız bir kitap indirmezsen yine o yükselmene inanmayacağız.» De ki: «Fesubhanallah! Ben peygamber olan bir insandan başka bir şey miyim? «[93]
وَمَا
مَنَعَ
النَّاسَ
اَنْ
يُؤْمِنُٓوا
اِذْ
جَٓاءَهُمُ
الْهُدٰٓى
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُٓوا
اَبَعَثَ
اللّٰهُ
بَشَراً
رَسُولاً
İnsanlara doğruluk rehberi geldiği zaman, inanmalarına engel olan, sadece: «Allah peygamber olarak bir insan mı gönderdi?» demiş olmalarıdır.[94]
قُلْ
لَوْ
كَانَ
فِي
الْاَرْضِ
مَلٰٓئِكَةٌ
يَمْشُونَ
مُطْمَئِنّ۪ينَ
لَنَزَّلْنَا
عَلَيْهِمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَلَكاً
رَسُولاً
De ki: «Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.»[95]
وَلَقَدْ
سَبَقَتْ
كَلِمَتُنَا
لِعِبَادِنَا
الْمُرْسَل۪ينَۚ
And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.[171]
قُلْ
مَا
كُنْتُ
بِدْعاً
مِنَ
الرُّسُلِ
وَمَٓا
اَدْر۪ي
مَا
يُفْعَلُ
ب۪ي
وَلَا
بِكُمْۜ
اِنْ
اَتَّبِعُ
اِلَّا
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
وَمَٓا
اَنَا۬
اِلَّا
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
De ki: «Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.»[9]
اِلَّا
بَلَاغاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَرِسَالَاتِه۪ۜ
وَمَنْ
يَعْصِ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
فَاِنَّ
لَهُ
نَارَ
جَهَنَّمَ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَٓا
اَبَداًۜ
«Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O’nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah’a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır.»[23]
Yükleniyor...