ر ح م
339 kelime · i'rab ağacında: 258
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mecrur 57 ayetler
Muzâf 57 ayetler
Haber 54 ayetler
Mübteda 54 ayetler
هُوَ
zamir 21
اللَّهُ
15
↗
هَذَا
3
الَّذِينَ
2
أُولَئِكَ
2
ذَلِكَ
2
أَنْتَ
zamir 2
الَّذِي
1
مَا
1
(هُوَ)
gizli 1
الْمُلْكُ
1
↗
بَاطِنُ
1
↗
+2 daha (daha az geçenler)
Mevsûf 32 ayetler
Sıfat 32 ayetler
نَا
zamir 8
رَبِّ
7
↗
عِنْدِ
3
↗
قَوْمٍ
3
↗
الَّذِينَ
2
هُ
zamir 2
(مُسْتَقِرُّونَ)
gizli 1
الْعَالَمِينَ
1
↗
وَاسِعَةٍ
1
↗
الْمُحْسِنِينَ
1
↗
اللَّهِ
1
↗
الْمُؤْمِنِينَ
1
↗
+2 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun bih 30 ayetler
Fiili 30 ayetler
أَذَقْنَا
6
↗
آتَى
4
↗
يَرْجُونَ
3
↗
قَالَ
2
↗
كَتَبَ
2
↗
جَعَلَ
2
↗
خَشِيَ
2
↗
يَقْسِمُونَ
1
↗
تُقَطِّعُوا
1
↗
يَنْشُرُ
1
↗
اتَّقُوا
1
↗
هَبْ
1
↗
+4 daha (daha az geçenler)
Muzâfun ileyh 30 ayetler
Sıfat 17 ayetler
Mübteda 15 ayetler
Mef'ûlun fîh 8 ayetler
Haber
52 ayet · ر ح م kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
اُو۬لٰٓئِكَ
عَلَيْهِمْ
صَلَوَاتٌ
مِنْ
رَبِّهِمْ
وَرَحْمَةٌ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُهْتَدُونَ
Rablerinin mağfiret ve rahmeti onlaradır. O’nun yolunda olanlar da onlardır.[157]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
تَابُوا
وَاَصْلَحُوا
وَبَيَّنُوا
فَاُو۬لٰٓئِكَ
اَتُوبُ
عَلَيْهِمْۚ
وَاَنَا
التَّوَّابُ
الرَّح۪يمُ
İndirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab’da insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim.[159-160]
وَاِلٰهُكُمْ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۚ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
الرَّحْمٰنُ
الرَّح۪يمُ۟
Tanrınız bir tek Tanrıdır. O, merhamet eden, merhametli olandan başka Tanrı yoktur.[163]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
الْقِصَاصُ
فِي
الْقَتْلٰىۜ
اَلْحُرُّ
بِالْحُرِّ
وَالْعَبْدُ
بِالْعَبْدِ
وَالْاُنْثٰى
بِالْاُنْثٰىۜ
فَمَنْ
عُفِيَ
لَهُ
مِنْ
اَخ۪يهِ
شَيْءٌ
فَاتِّبَاعٌ
بِالْمَعْرُوفِ
وَاَدَٓاءٌ
اِلَيْهِ
بِاِحْسَانٍۜ
ذٰلِكَ
تَخْف۪يفٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَرَحْمَةٌۜ
فَمَنِ
اعْتَدٰى
بَعْدَ
ذٰلِكَ
فَلَهُ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hür ile hür insan, köle ile köle ve kadın ile kadın. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbiniz’den bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem verici azab vardır.[178]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَالَّذ۪ينَ
هَاجَرُوا
وَجَاهَدُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۙ
اُو۬لٰٓئِكَ
يَرْجُونَ
رَحْمَتَ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
İnananlar, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler Allah’ın rahmetini umarlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.[218]
قُلْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تُحِبُّونَ
اللّٰهَ
فَاتَّبِعُون۪ي
يُحْبِبْكُمُ
اللّٰهُ
وَيَغْفِرْ
لَكُمْ
ذُنُوبَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
De ki: «Allah’ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder».[31]
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
ابْيَضَّتْ
وُجُوهُهُمْ
فَف۪ي
رَحْمَةِ
اللّٰهِۜ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmetindedirler. Onlar orada temellidirler.[107]
وَلِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
يَغْفِرُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
وَيُعَذِّبُ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ۟
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah’ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.[129]
وَمَنْ
لَمْ
يَسْتَطِـعْ
مِنْكُمْ
طَوْلاً
اَنْ
يَنْكِـحَ
الْمُحْصَنَاتِ
الْمُؤْمِنَاتِ
فَمِنْ
مَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
مِنْ
فَتَيَاتِكُمُ
الْمُؤْمِنَاتِۜ
وَاللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِا۪يمَانِكُمْۜ
بَعْضُكُمْ
مِنْ
بَعْضٍۚ
فَانْكِحُوهُنَّ
بِاِذْنِ
اَهْلِهِنَّ
وَاٰتُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّ
بِالْمَعْرُوفِ
مُحْصَنَاتٍ
غَيْرَ
مُسَافِحَاتٍ
وَلَا
مُتَّخِذَاتِ
اَخْدَانٍۚ
فَاِذَٓا
اُحْصِنَّ
فَاِنْ
اَتَيْنَ
بِفَاحِشَةٍ
فَعَلَيْهِنَّ
نِصْفُ
مَا
عَلَى
الْمُحْصَنَاتِ
مِنَ
الْعَذَابِۜ
ذٰلِكَ
لِمَنْ
خَشِيَ
الْعَنَتَ
مِنْكُمْۜ
وَاَنْ
تَصْبِرُوا
خَيْرٌ
لَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ۟
Sizden, hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyen kimse, ellerinizdeki mümin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Birbirinizdensiniz, aynı soydansınız. Onlarla, zinadan kaçınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamış olmaları halinde, velilerinin izniyle evlenin ve örfe uygun bir şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür kadınlara edilen azabın yarısı edilir. Cariye ile evlenmedeki bu izin içinizden, günaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlar ve merhamet eder.[25]
اَفَلَا
يَتُوبُونَ
اِلَى
اللّٰهِ
وَيَسْتَغْفِرُونَهُۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Allah’a tevbe etmezler, O’ndan mağfiret dilemezler mi? Oysa Allah Bağışlayan’dır, merhamet edendir.[74]
قَالَ
رَبِّ
اغْفِرْ
ل۪ي
وَلِاَخ۪ي
وَاَدْخِلْنَا
ف۪ي
رَحْمَتِكَۘ
وَاَنْتَ
اَرْحَمُ
الرَّاحِم۪ينَ۟
Musa «Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bize acı, Sen merhametlilerin merhametlisisin» dedi.[151]
وَاِذَا
لَمْ
تَأْتِهِمْ
بِاٰيَةٍ
قَالُوا
لَوْلَا
اجْتَبَيْتَهَاۜ
قُلْ
اِنَّـمَٓا
اَتَّبِـعُ
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
مِنْ
رَبّ۪يۚ
هٰذَا
بَصَٓائِرُ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَهُدًى
وَرَحْمَةٌ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, «Sen bir tane yapsaydın ya» derler. De ki: «Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir.»[203]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
قُلْ
لِمَنْ
ف۪ٓي
اَيْد۪يكُمْ
مِنَ
الْاَسْرٰٓىۙ
اِنْ
يَعْلَمِ
اللّٰهُ
ف۪ي
قُلُوبِكُمْ
خَيْراً
يُؤْتِكُمْ
خَيْراً
مِمَّٓا
اُخِذَ
مِنْكُمْ
وَيَغْفِرْ
لَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Elinizde bulunan esirlere, «Allah kalblerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir» de.[70]
ثُمَّ
يَتُوبُ
اللّٰهُ
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَ
عَلٰى
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Allah bundan sonra da dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bağışlar ve merhamet eder.[27]
وَمِنْهُمُ
الَّذ۪ينَ
يُؤْذُونَ
النَّبِيَّ
وَيَقُولُونَ
هُوَ
اُذُنٌۜ
قُلْ
اُذُنُ
خَيْرٍ
لَكُمْ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَيُؤْمِنُ
لِلْمُؤْمِن۪ينَ
وَرَحْمَةٌ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْكُمْۜ
وَالَّذ۪ينَ
يُؤْذُونَ
رَسُولَ
اللّٰهِ
لَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
İkiyüzlülerin içinde «O her şeye kulak kesiliyor» diyerek Peygamberi incitenler vardır. De ki: «O kulak, Allah’a inanan ve müminlere inanan, sizin için hayırlı olan, içinizden inanan kimselere rahmet olan bir kulaktır.» Allah’ın Peygamberini incitenlere can yakıcı azab vardır.[61]
وَالْمُؤْمِنُونَ
وَالْمُؤْمِنَاتُ
بَعْضُهُمْ
اَوْلِيَٓاءُ
بَعْضٍۢ
يَأْمُرُونَ
بِالْمَعْرُوفِ
وَيَنْهَوْنَ
عَنِ
الْمُنْكَرِ
وَيُق۪يمُونَ
الصَّلٰوةَ
وَيُؤْتُونَ
الزَّكٰوةَ
وَيُط۪يعُونَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
سَيَرْحَمُهُمُ
اللّٰهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah’a ve Peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.[71]
لَيْسَ
عَلَى
الضُّعَفَٓاءِ
وَلَا
عَلَى
الْمَرْضٰى
وَلَا
عَلَى
الَّذ۪ينَ
لَا
يَجِدُونَ
مَا
يُنْفِقُونَ
حَرَجٌ
اِذَا
نَصَحُوا
لِلّٰهِ
وَرَسُولِه۪ۜ
مَا
عَلَى
الْمُحْسِن۪ينَ
مِنْ
سَب۪يلٍۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌۙ
Güçsüzlere, hastalara ve sarfedecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Peygamberine bağlı kaldıkları müddetçe sorumluluk yoktur. İyi davrananlara sorumluluk olmaz. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.[91]
اَلَمْ
يَعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
يَقْبَلُ
التَّوْبَةَ
عَنْ
عِبَادِه۪
وَيَأْخُذُ
الصَّدَقَاتِ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
التَّوَّابُ
الرَّح۪يمُ
Allah’ın, kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakalar aldığını, Allah’ın tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı?[104]
وَاِنْ
يَمْسَسْكَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
فَلَا
كَاشِفَ
لَهُٓ
اِلَّا
هُوَۚ
وَاِنْ
يُرِدْكَ
بِخَيْرٍ
فَلَا
رَٓادَّ
لِفَضْلِه۪ۜ
يُص۪يبُ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ۜ
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O’nun nimetini engelleyecek yoktur. O’nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir.[107]
قَالَ
هَلْ
اٰمَنُكُمْ
عَلَيْهِ
اِلَّا
كَمَٓا
اَمِنْتُكُمْ
عَلٰٓى
اَخ۪يهِ
مِنْ
قَبْلُۜ
فَاللّٰهُ
خَيْرٌ
حَافِظاًۖ
وَهُوَ
اَرْحَمُ
الرَّاحِم۪ينَ
«Daha önce kardeşini size emanet ettiğim gibi, şimdi onu emanet eder miyim? Ama Allah en iyi koruyandır, O merhametlilerin merhametlisidir» dedi.[64]
Yükleniyor...