ه ؤ ل ا ء
46 kelime · i'rab ağacında: 36
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mübteda 16 ayetler
Haber 16 ayetler
الَّذِينَ
4
بَنَاتُ
2
↗
cümle
1
مِنْ
1
أَضَلُّوا
1
↗
تَقْتُلُونَ
1
↗
قَوْمُ
1
↗
مَنَّ
1
↗
أَهْدَى
1
↗
اتَّخَذُوا
1
↗
هَؤُلَاءِ
1
↗
تُخْرِجُونَ
1
↗
+3 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun bih 13 ayetler
Mecrur 7 ayetler
Mübteda
16 ayet · ه ؤ ل ا ء kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
ثُمَّ
اَنْتُمْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
تَقْتُلُونَ
اَنْفُسَكُمْ
وَتُخْرِجُونَ
فَر۪يقاً
مِنْكُمْ
مِنْ
دِيَارِهِمْۘ
تَظَاهَرُونَ
عَلَيْهِمْ
بِالْاِثْمِ
وَالْعُدْوَانِۜ
وَاِنْ
يَأْتُوكُمْ
اُسَارٰى
تُفَادُوهُمْ
وَهُوَ
مُحَرَّمٌ
عَلَيْكُمْ
اِخْرَاجُهُمْۜ
اَفَتُؤْمِنُونَ
بِبَعْضِ
الْكِتَابِ
وَتَكْفُرُونَ
بِبَعْضٍۚ
فَمَا
جَزَٓاءُ
مَنْ
يَفْعَلُ
ذٰلِكَ
مِنْكُمْ
اِلَّا
خِزْيٌ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۚ
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
يُرَدُّونَ
اِلٰٓى
اَشَدِّ
الْعَذَابِۜ
وَمَا
اللّٰهُ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Sonra siz, birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımı memleketlerinden süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, onları çıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın cezası ancak dünya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gününde de azabın en şiddetlisine onlar uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.[85]
هَٓا
اَنْتُمْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
حَاجَجْتُمْ
ف۪يمَا
لَكُمْ
بِه۪
عِلْمٌ
فَلِمَ
تُحَٓاجُّونَ
ف۪يمَا
لَيْسَ
لَكُمْ
بِه۪
عِلْمٌۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
وَاَنْتُمْ
لَا
Siz, hadi bilginiz olan şey üzerinde tartışanlarsınız. Ama bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışırsınız? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.[66]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
نَص۪يباً
مِنَ
الْكِتَابِ
يُؤْمِنُونَ
بِالْجِبْتِ
وَالطَّاغُوتِ
وَيَقُولُونَ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اَهْدٰى
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
سَب۪يلاً
Kendilerine kitap verilmiş olanların, puta ve şeytana kanıp, inkar edenlere: «Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadırlar» dediklerini görmedin mi?[51]
وَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
اَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْۙ
اِنَّهُمْ
لَمَعَكُمْۜ
حَبِطَتْ
اَعْمَالُهُمْ
فَاَصْبَحُوا
خَاسِر۪ينَ
İnananlar, «Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıdır?» derler. Onların amelleri boşa gitmiş ve kaybeden kimseler olmuşlardır.[53]
وَكَذٰلِكَ
فَتَنَّا
بَعْضَهُمْ
بِبَعْضٍ
لِيَقُولُٓوا
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَنَّ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْ
مِنْ
بَيْنِنَاۜ
اَلَيْسَ
اللّٰهُ
بِاَعْلَمَ
بِالشَّاكِر۪ينَ
Böylece, «Aramızdan Allah bunlara mı iyilikte bulundu?» demeleri için onları birbiriyle denedik. Allah şükredenleri iyi bilen değil midir?[53]
قَالَ
ادْخُلُوا
ف۪ٓي
اُمَمٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
مِنَ
الْجِنِّ
وَالْاِنْسِ
فِي
النَّارِۜ
كُلَّمَا
دَخَلَتْ
اُمَّةٌ
لَعَنَتْ
اُخْتَهَاۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
ادَّارَكُوا
ف۪يهَا
جَم۪يعاًۙ
قَالَتْ
اُخْرٰيهُمْ
لِاُو۫لٰيهُمْ
رَبَّنَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اَضَلُّونَا
فَاٰتِهِمْ
عَذَاباً
ضِعْفاً
مِنَ
النَّارِۜ
قَالَ
لِكُلٍّ
ضِعْفٌ
وَلٰكِنْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Allah, « Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle beraber ateşe girin» der. Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için, «Rabbimiz! Bizi sapıtanlar işte bunlardır, onlara ateş azabını kat kat ver» derler, Allah, «Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz» der.[38]
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
اَقْسَمْتُمْ
لَا
يَنَالُهُمُ
اللّٰهُ
بِرَحْمَةٍۜ
اُدْخُلُوا
الْجَنَّةَ
لَا
خَوْفٌ
عَلَيْكُمْ
وَلَٓا
اَنْتُمْ
تَحْزَنُونَ
Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah’ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: «Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız.»[48-49]
وَيَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَضُرُّهُمْ
وَلَا
يَنْفَعُهُمْ
وَيَقُولُونَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
شُفَعَٓاؤُ۬نَا
عِنْدَ
اللّٰهِۜ
قُلْ
اَتُنَبِّؤُ۫نَ
اللّٰهَ
بِمَا
لَا
يَعْلَمُ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَلَا
فِي
الْاَرْضِۜ
سُبْحَانَهُ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Onlar, Allah’ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: «Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır» derler. De ki: «Göklerde ve yerde, Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz?» Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.[18]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
يُعْرَضُونَ
عَلٰى
رَبِّهِمْ
وَيَقُولُ
الْاَشْهَادُ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
كَذَبُوا
عَلٰى
رَبِّهِمْۚ
اَلَا
لَعْنَةُ
اللّٰهِ
عَلَى
الظَّالِم۪ينَۙ
Yalan söyleyerek Allah’a iftira edenden daha zalim kim vardır? İşte bunlar Rablerine götürülürler ve şahidler: «Rablerine yalan söyleyenler bunlardır» derler. Bilin ki Allah’ın laneti haksızlık yapanlaradır.[18]
وَجَٓاءَهُ
قَوْمُهُ
يُهْرَعُونَ
اِلَيْهِ
وَمِنْ
قَبْلُ
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
السَّيِّـَٔاتِۜ
قَالَ
يَا قَوْمِ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
بَنَات۪ي
هُنَّ
اَطْهَرُ
لَكُمْ
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَلَا
تُخْزُونِ
ف۪ي
ضَيْف۪يۜ
اَلَيْسَ
مِنْكُمْ
رَجُلٌ
رَش۪يدٌ
Milleti ona koşarak geldiler. Daha önce kötü işler işliyorlardı. «Ey milletim! İşte bunlar benim kızlarım, onlar sizin için daha temizdir. (size nikahlıyabilirim!) Allah’tan sakının, konuklarımın önünde beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında kimse yok mudur?» dedi.[78]
قَالَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
بَنَات۪ٓي
اِنْ
كُنْتُمْ
فَاعِل۪ينَۜ
Lut: «Alacaksanız, işte benim kızlarım» dedi.[71]
وَاِذَا
رَاَ
الَّذ۪ينَ
اَشْرَكُوا
شُرَكَٓاءَهُمْ
قَالُوا
رَبَّـنَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
شُرَكَٓاؤُ۬نَا
الَّذ۪ينَ
كُنَّا
نَدْعُوا
مِنْ
دُونِكَۚ
فَاَلْقَوْا
اِلَيْهِمُ
الْقَوْلَ
اِنَّكُمْ
لَكَاذِبُونَۚ
Allah’a ortak koşanlar, koştukları ortakları gördüklerinde: «Rabbimiz! Seni bırakıp yalvardığımız ortaklarımız bunlardır» derler. Koştukları ortaklar: «Doğrusu siz yalancısınız» diye söz atarlar.[86]
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
قَوْمُنَا
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اٰلِهَةًۜ
لَوْلَا
يَأْتُونَ
عَلَيْهِمْ
بِسُلْطَانٍ
بَيِّنٍۜ
فَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباًۜ
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: «Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O’nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah’ı bırakıp O’ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?»[13-15]
قَالَ
الَّذ۪ينَ
حَقَّ
عَلَيْهِمُ
الْقَوْلُ
رَبَّنَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
اَغْوَيْنَاۚ
اَغْوَيْنَاهُمْ
كَمَا
غَوَيْنَاۚ
تَبَرَّأْنَٓا
اِلَيْكَۘ
مَا
كَانُٓوا
اِيَّانَا
يَعْبُدُونَ
Hükmün aleyhlerine gerçekleştiği kimseler: «Rabbimiz! İşte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaşıp Sana geldik, zaten aslında bize tapmıyorlardı» derler.[63]
وَيَوْمَ
يَحْشُرُهُمْ
جَم۪يعاً
ثُمَّ
يَقُولُ
لِلْمَلٰٓئِكَةِ
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اِيَّاكُمْ
كَانُوا
يَعْبُدُونَ
Allah bir gün onların hepsini diriltip toplar, sonra meleklere: «Bunlar mı size tapıyordu?» der.[40]
هَٓا اَنْتُمْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
تُدْعَوْنَ
لِتُنْفِقُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۚ
فَمِنْكُمْ
مَنْ
يَبْخَلُۚ
وَمَنْ
يَبْخَلْ
فَاِنَّمَا
يَبْخَلُ
عَنْ
نَفْسِه۪ۜ
وَاللّٰهُ
الْغَنِيُّ
وَاَنْتُمُ
الْفُقَـرَٓاءُۚ
وَاِنْ
تَتَوَلَّوْا
يَسْتَبْدِلْ
قَوْماً
غَيْرَكُمْۙ
ثُمَّ
لَا
يَكُونُٓوا
اَمْثَالَكُمْ
İşte sizler, Allah yolunda sarfetmeye çağırılan kimselersiniz. Kiminiz cimrilik yapıyor ama, cimrilik yapan bilsin ki, ancak kendine karşı cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirirseniz sizi ortadan kaldırır, sizin gibi olmayacak bir milleti yerinize getirir.[38]
Yükleniyor...