م ا
2563 kelime · i'rab ağacında: 1549
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mecrur 717 ayetler
Harf-i cer 717 ayetler
بِ
332
مِنْ
127
كَ
60
لِ
56
عَنْ
49
فِي
40
عَلَى
38
إِلَى
11
وَ
5
بِ
ile bağlandığı fiil
آمَنَّا
30
↗
يُنَبِّئُ
27
↗
يَكْفُرُوا
10
↗
يَحْكُمْ
7
↗
اِيتِ
5
↗
فَرِحُوا
5
↗
أَعْلَمُ
4
↗
تَشْهَدُ
4
↗
أُقْسِمُ
3
↗
يُؤَاخِذُ
3
↗
جَاءَ
3
↗
كَذَّبُوا
2
↗
+18 daha (daha az geçenler)
مِنْ
ile bağlandığı fiil
لِ
ile bağlandığı fiil
عَنْ
ile bağlandığı fiil
فِي
ile bağlandığı fiil
عَلَى
ile bağlandığı fiil
إِلَى
ile bağlandığı fiil
وَ
ile bağlandığı fiil
Mef'ûlun bih 458 ayetler
Fiili 458 ayetler
يَعْلَمُ
98
↗
قَالَ
38
↗
يَخْلُقُ
19
↗
يَفْعَلُ
18
↗
اتَّبِعْ
14
↗
رَأَيْتُمْ
14
↗
يَعْبُدُونَ
13
↗
آتَى
12
↗
تَجِدُ
8
↗
حَرَّمَ
8
↗
تُنْفِقُوا
7
↗
خُذُوا
7
↗
+98 daha (daha az geçenler)
تُشْرِكَ
7
↗
اذْكُرُوا
6
↗
أَسْأَلَ
6
↗
يَغْفِرَ
5
↗
نَكْتُبُ
5
↗
نَسُوا
5
↗
تُوَفَّى
5
↗
تُجْزَوْنَ
5
↗
سَخَّرَ
5
↗
يَكْتُمُونَ
4
↗
أَلْقُوا
4
↗
تَذَرُونَ
4
↗
يَدْعُو
4
↗
زَيَّنُوا
4
↗
أَعْتَزِلُ
3
↗
يُغَيِّرُوا
3
↗
كَشَفْنَا
3
↗
تَلْقَفُ
3
↗
بَدَا
3
↗
لِتَنْظُرْ
3
↗
اتَّقُوا
3
↗
أُبَلِّغُ
3
↗
تُبَيِّنَ
3
↗
اتْلُ
3
↗
تُخْفُوا
3
↗
ذُوقُوا
3
↗
شَرَعَ
3
↗
(لِيَهْدِ)
gizli 2
ضَلَّ
2
↗
اعْمَلُوا
2
↗
أَفَاءَ
2
↗
اقْرَءُوا
2
↗
اقْضِ
2
↗
يَقْطَعُونَ
2
↗
أَقَامُوا
2
↗
كَرِهُوا
2
↗
نَزَعْنَا
2
↗
نَسْتَنْسِخُ
2
↗
انْكِحُوا
2
↗
أَوْحَى
2
↗
ابْتَغُوا
2
↗
تَبْلُو
2
↗
تَرَكْتُمْ
2
↗
جَاءَ
2
↗
احْشُرُوا
2
↗
أَحْلَلْنَا
2
↗
كُلُوا
2
↗
أَخْلَفُوا
2
↗
أَخَافُ
2
↗
دَمَّرْنَا
2
↗
سَبَّحَ
2
↗
(انْكِحُوا)
gizli 1
(تُبَلِّغُنَّ)
gizli 1
(يَجْعَلُونَ)
gizli 1
(يَقُولُونَ)
gizli 1
يُطَوَّقُونَ
1
↗
عَجَّلْنَا
1
↗
أَعِدُّوا
1
↗
يَعْصُونَ
1
↗
غَشَّى
1
↗
يَفْتَحْ
1
↗
فَصَّلَ
1
↗
يَتَفَكَّرُوا
1
↗
تُقَدِّمُوا
1
↗
نُقِرُّ
1
↗
يَقْتَرِفُوا
1
↗
نَقُصُّ
1
↗
تَقْفُ
1
↗
كَذَبَ
1
↗
لَبَسْنَا
1
↗
يُمَحِّصَ
1
↗
يَمْحُو
1
↗
يُمْسِكْ
1
↗
مَكَّنَّا
1
↗
تَتَمَنَّوْا
1
↗
نَذَرْتُ
1
↗
نُنَزِّلُ
1
↗
أَهْلَكْنَا
1
↗
وَدُّوا
1
↗
نَرِثُ
1
↗
يَصِلُونَ
1
↗
يُبَيِّتُونَ
1
↗
لِيُتَبِّرُوا
1
↗
ثُوِّبَ
1
↗
جَعَلَ
1
↗
يَحْكُمُ
1
↗
تُحَمِّلْنَا
1
↗
دَرَسُوا
1
↗
أَدْرِي
1
↗
يُذْهِبَنَّ
1
↗
تَرْجُونَ
1
↗
رَضُوا
1
↗
يَزِيدُ
1
↗
سَلَّمْتُمْ
1
↗
سَمِعُوا
1
↗
صَدَّ
1
↗
صَدَقُوا
1
↗
اصْطَفَى
1
↗
Mübteda 202 ayetler
Haber 202 ayetler
هُ
zamir 28
كُمْ
zamir 17
اللَّهِ
15
↗
أَدْرَى
15
↗
هَا
zamir 10
هُمْ
zamir 9
خَيْرٌ
6
↗
خَطْبُ
5
↗
أَصَابَ
5
↗
يَوْمُ
4
↗
أَصْحَابُ
4
↗
نَا
zamir 4
+74 daha (daha az geçenler)
أَيْنَ
3
مَنَعَ
3
↗
أَنْفَقْتُمْ
3
↗
أَبْقَى
3
↗
ي
zamir 3
cümle
2
ظَنُّ
2
↗
عِلْمُ
2
↗
تَفْعَلُوا
2
↗
قَرِيبٌ
2
↗
الْقَارِعَةُ
2
↗
بَاطِلٌ
2
↗
بَالُ
2
↗
الْحَاقَّةُ
2
↗
كَ
zamir 2
الَّذِينَ
1
تِلْكَ
1
مِنْ
1
هَذِهِ
1
هَؤُلَاءِ
1
(شَيْءٌ)
gizli 1
(فَتَاءٌ)
gizli 1
(كَائِنٌ)
gizli 1
(مُسْتَقِرٌّ)
gizli 1
(مُؤَاخِذُونَ)
gizli 1
(نَزَلَ)
gizli 1
الطَّارِقُ
1
↗
تَعْبُدُونَ
1
↗
أَعْجَلَ
1
↗
الْعَقَبَةُ
1
↗
عِلِّيُّونَ
1
↗
غَرَّ
1
↗
تُقَدِّمُوا
1
↗
قَطَعْتُمْ
1
↗
قِيلَ
1
↗
أَكْبَرُ
1
↗
الْكِتَابُ
1
↗
يُكَذِّبُ
1
↗
أَكْفَرَ
1
↗
كُلِّ
1
↗
لَيْلَةُ
1
↗
اسْتَمْتَعْتُمْ
1
↗
يَمْكُثُ
1
↗
نَذَرْتُمْ
1
↗
نَنْسَخْ
1
↗
نُنْسِ
1
↗
يَنْفَدُ
1
↗
نَهَى
1
↗
وَلَّى
1
↗
بَعِيدٌ
1
↗
مُتَبَّرٌ
1
↗
تَرَكْتُمْ
1
↗
جَزَاءُ
1
↗
يَحْبِسُ
1
↗
مُحَرَّمٌ
1
↗
حِسَابُ
1
↗
حَصَدْتُمْ
1
↗
الْحُطَمَةُ
1
↗
خَالِصَةٌ
1
↗
اخْتَلَفْتُمْ
1
↗
الْإِيمَانُ
1
↗
الْإِنْسَانِ
1
↗
رَبُّ
1
↗
الرَّحْمَنُ
1
↗
سِجِّينٌ
1
↗
السِّحْرُ
1
↗
سَقَرُ
1
↗
سَلَكَ
1
↗
السَّمَاءِ
1
↗
السَّاعَةُ
1
↗
يُشْعِرُ
1
↗
أَصْبَرَ
1
↗
أَنْ
zamir 1
هِيَ
zamir 1
Sıfat 117 ayetler
Mevsûfu 117 ayetler
بَرِيءٌ
7
↗
نَصِيبٌ
6
↗
خَيْرٌ
5
↗
كَثِيرًا
4
↗
شَكٍّ
4
↗
(نَسْيًا)
gizli 3
فَاكِهَةٍ
3
↗
(إِتْمَامًا)
gizli 2
(اِسْتِخْلَافًا)
gizli 2
(إِيمَانًا)
gizli 2
(ذِكْرًا)
gizli 2
قَلِيلًا
2
↗
+69 daha (daha az geçenler)
نَكَالًا
2
↗
حَرَجٍ
2
↗
حَظًّا
2
↗
أَلْفَ
2
↗
آلِهَةٌ
2
↗
دَرَجَاتٌ
2
↗
رَبَّانِيِّينَ
2
↗
(إِحْسَانًا)
gizli 1
(إِرْسَالًا)
gizli 1
(اسْتِأْذَانًا)
gizli 1
(اِسْتِقَامًا)
gizli 1
(اِسْتِقَامَةً)
gizli 1
(اِسْتِمْتَاعًا)
gizli 1
(إِسْقَاطًا)
gizli 1
(إِعَادَةً)
gizli 1
(أَكْلًا)
gizli 1
(أَلَمًا)
gizli 1
(أَمْنًا)
gizli 1
(إِيتَاءً)
gizli 1
(إِيْحَاءً)
gizli 1
(بَلَاءً)
gizli 1
(تَبَرُّؤًا)
gizli 1
(تَحْيِييًا)
gizli 1
(تَقْلِيبًا)
gizli 1
(تَوْلِيًّا)
gizli 1
(جَيْئاً)
gizli 1
(حَلْفًا)
gizli 1
(حَمْلًا)
gizli 1
(حَوْلًا)
gizli 1
(دَخَلًا)
gizli 1
(رَحْمَةً)
gizli 1
(سَخْرًا)
gizli 1
(سُؤَالًا)
gizli 1
(شَيْءٌ)
gizli 1
(صَبْرًا)
gizli 1
(ظَنًّا)
gizli 1
(عِبَادَةٌ)
gizli 1
(عِرْفَانً)
gizli 1
(عَوْدًا)
gizli 1
(غَيًّا)
gizli 1
(فِتْنَةً)
gizli 1
(قِتَالًا)
gizli 1
(قَتْلًا)
gizli 1
(قَوْلًا)
gizli 1
(قِيَامًا)
gizli 1
(كَبْتاً)
gizli 1
(كِتَابَةً)
gizli 1
(كَتَبًا)
gizli 1
(كَرْهًا)
gizli 1
(كُفْرًا)
gizli 1
(لَعْنَةً)
gizli 1
(مَجِيئًا)
gizli 1
(مَعْرِفَةً)
gizli 1
(يَئُوسًا)
gizli 1
ضَيْقٍ
1
↗
طَيْرٍ
1
↗
أَكِنَّةٍ
1
↗
لَحْمٍ
1
↗
أَهْدَى
1
↗
مَوَالِيَ
1
↗
بُعْدًا
1
↗
بَقِيَّةٌ
1
↗
جَنَّاتُ
1
↗
أَحَبُّ
1
↗
حَاجَةً
1
↗
خَلْقًا
1
↗
شُرَكَاءَ
1
↗
شِفَاءٌ
1
↗
شَيْءٍ
1
↗
Muzâfun ileyh 109 ayetler
Mef'ûlun lieclih 106 ayetler
Fiili 106 ayetler
تُجْزَوْنَ
14
↗
ذُوقُوا
10
↗
أَخَذْنَا
6
↗
تُصِبْ
6
↗
مَسَّ
3
↗
ادْعُ
3
↗
اشْرَبُوا
3
↗
يُعَذِّبُ
2
↗
أَعْقَبَ
2
↗
أُغْرِقُوا
2
↗
تَقْتُلُونَ
2
↗
تَقُولُوا
2
↗
+44 daha (daha az geçenler)
تَكْفُرُونَ
2
↗
لَعَنَّا
2
↗
يَتَمَنَّوْا
2
↗
انْصُرْ
2
↗
أُبْسِلُوا
2
↗
تُهْلِكُ
2
↗
أُورِثْتُمْ
2
↗
(لَعَنَّا)
gizli 1
يَضِيقُ
1
↗
ظَهَرَ
1
↗
تَعْبُدُ
1
↗
يُؤْتَوْنَ
1
↗
تَفِيضُ
1
↗
نَقُصُّ
1
↗
لَأَقْعُدَنَّ
1
↗
تَبْتَئِسْ
1
↗
كَتَبْتَ
1
↗
تَلْبِسُونَ
1
↗
نُلْقِي
1
↗
لِنْتَ
1
↗
أَنْزَلْنَا
1
↗
يُوبِقْهُنَّ
1
↗
تَعِظُونَ
1
↗
وَقَعَ
1
↗
نُوَلِّي
1
↗
وَهَنُوا
1
↗
نَبْلُوا
1
↗
تَمَّتْ
1
↗
أَذِنْتَ
1
↗
تُؤْذُونَ
1
↗
أَثَابَ
1
↗
تَجْرِي
1
↗
تُحَاجُّونَ
1
↗
تُحَرِّمُ
1
↗
حَشَرْتَ
1
↗
يُحْمَدُوا
1
↗
ادْخُلُوا
1
↗
أَرْسَلْنَا
1
↗
أَرْكَسَ
1
↗
زِدْنَا
1
↗
لَأُزَيِّنَنَّ
1
↗
شَهِدْتُمْ
1
↗
تَصُدُّونَ
1
↗
اصْلَوْا
1
↗
Haber 68 ayetler
Mübteda 68 ayetler
اللَّهُ
18
↗
ذَلِكَ
10
هَذَا
6
كُلُّ
4
↗
أَصْحَابُ
4
↗
هُوَ
zamir 3
الَّذِينَ
2
ذَلِكُمْ
2
الْحَاقَّةُ
2
↗
آيَاتٌ
2
↗
هُمْ
zamir 2
هِيَ
zamir 2
+12 daha (daha az geçenler)
Fâil 58 ayetler
Mümeyyez 17 ayetler
Mübdelün minh 10 ayetler
Hâl 7 ayetler
Mef'ûlun fîh 6 ayetler
Fiil 2 ayetler
Mecrur
631 ayet · م ا kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
فَمَكَثَ
غَيْرَ
بَع۪يدٍ
فَقَالَ
اَحَطْتُ
بِمَا
لَمْ
تُحِطْ
بِه۪
وَجِئْتُكَ
مِنْ
سَبَأٍ
بِنَبَأٍ
يَق۪ينٍ
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman’a: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur» dedi.[22-26]
وَاِنّ۪ي
مُرْسِلَةٌ
اِلَيْهِمْ
بِهَدِيَّةٍ
فَنَاظِرَةٌ
بِمَ
يَرْجِعُ
الْمُرْسَلُونَ
Melike: «Doğrusu hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orasını bozarlar, onurlu kimselerini aşağılık yaparlar. İşte böyle davranırlar. Ben onlara bir hediye göndereyim de, elçilerin ne ile döneceklerine bakayım» dedi.[34-35]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
سُلَيْمٰنَ
قَالَ
اَتُمِدُّونَنِ
بِمَالٍۘ
فَمَٓا
اٰتٰينِيَ
اللّٰهُ
خَيْرٌ
مِمَّٓا
اٰتٰيكُمْۚ
بَلْ
اَنْتُمْ
بِهَدِيَّتِكُمْ
تَفْرَحُونَ
Süleyman’a geldiklerinde: «Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız» dedi.[36-37]
قَالَ
يَا قَوْمِ
لِمَ
تَسْتَعْجِلُونَ
بِالسَّيِّئَةِ
قَبْلَ
الْحَسَنَةِۚ
لَوْلَا
تَسْتَغْفِرُونَ
اللّٰهَ
لَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
Salih: «Ey milletim! Niye iyilikten önce, acele kötülük istiyorsunuz? Merhamet olunasınız diye Allah’tan mağfiret dileseniz olmaz mı?» dedi.[46]
فَتِلْكَ
بُيُوتُهُمْ
خَاوِيَةً
بِمَا
ظَلَمُواۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِقَوْمٍ
يَعْلَمُونَ
İşte, haksızlıklarına karşılık çökmüş bulunan evleri! Bunda, bilen bir millet için şüphesiz, ders vardır.[52]
اَمَّنْ
يَهْد۪يكُمْ
ف۪ي
ظُلُمَاتِ
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِ
وَمَنْ
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
بُشْراً
بَيْنَ
يَدَيْ
رَحْمَتِه۪ۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
تَعَالَى
اللّٰهُ
عَمَّا
يُشْرِكُونَۜ
Yoksa, karanın ve denizin karanlıklarında size yol bulduran, rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen mi? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? Allah, koştukları eşlerden yücedir.[63]
وَلَا
تَحْزَنْ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
تَكُنْ
ف۪ي
ضَيْقٍ
مِمَّا
يَمْكُرُونَ
Onlara üzülme. Hilelerine karşı da sıkılma.[70]
وَوَقَعَ
الْقَوْلُ
عَلَيْهِمْ
بِمَا
ظَلَمُوا
فَهُمْ
لَا
يَنْطِقُونَ
Haksızlıklarından ötürü, söylenilen söz başlarına gelir. Artık konuşamaz olurlar.[85]
وَتَرَى
الْجِبَالَ
تَحْسَبُهَا
جَامِدَةً
وَهِيَ
تَمُرُّ
مَرَّ
السَّحَابِۜ
صُنْعَ
اللّٰهِ
الَّـذ۪ٓي
اَتْقَنَ
كُلَّ
شَيْءٍۜ
اِنَّهُ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَفْعَلُونَ
Dağları yerinde donmuş gibi durur görürsün, oysa onlar bulutlar gibi geçerler. Bu her şeyi sağlam tutan Allah’ın işidir. Doğrusu O, yaptıklarınızdan haberdardır.[88]
وَقُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
سَيُر۪يكُمْ
اٰيَاتِه۪
فَتَعْرِفُونَهَاۜ
وَمَا
رَبُّكَ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
De ki: «Hamd Allah’a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları bileceksiniz.» Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.[93]
قَالَ
رَبِّ
بِمَٓا
اَنْعَمْتَ
عَلَيَّ
فَلَنْ
اَكُونَ
ظَه۪يراً
لِلْمُجْرِم۪ينَ
Musa: «Rabbim! Bana verdiğin nimete and olsun ki, suçlulara asla yardımcı olmayacağım» dedi.[17]
فَلَمَّٓا
اَنْ
اَرَادَ
اَنْ
يَبْطِشَ
بِالَّذ۪ي
هُوَ
عَدُوٌّ
لَهُمَاۙ
قَالَ
يَا مُوسٰٓى
اَتُر۪يدُ
اَنْ
تَقْتُلَن۪ي
كَمَا
قَتَلْتَ
نَفْساً
بِالْاَمْسِۗ
اِنْ
تُر۪يدُ
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
جَبَّاراً
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
تُر۪يدُ
اَنْ
تَكُونَ
مِنَ
الْمُصْلِح۪ينَ
Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: «Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmak değil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun» dedi.[19]
فَسَقٰى
لَهُمَا
ثُمَّ
تَوَلّٰٓى
اِلَى
الظِّلِّ
فَقَالَ
رَبِّ
اِنّ۪ي
لِمَٓا
اَنْزَلْتَ
اِلَيَّ
مِنْ
خَيْرٍ
فَق۪يرٌ
Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: «Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım» dedi.[24]
قَالَ
ذٰلِكَ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكَۜ
اَيَّمَا
الْاَجَلَيْنِ
قَضَيْتُ
فَلَا
عُدْوَانَ
عَلَيَّۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
مَا
نَقُولُ
وَك۪يلٌ۟
Musa: «Bu seninle benim aramdadır. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım bir kötülüğe uğramayacağım. Söylediklerimize Allah vekildir» dedi.[28]
وَلَوْلَٓا
اَنْ
تُص۪يبَهُمْ
مُص۪يبَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
فَيَقُولُوا
رَبَّـنَا
لَوْلَٓا
اَرْسَلْتَ
اِلَيْنَا
رَسُولاً
فَنَتَّبِعَ
اٰيَاتِكَ
وَنَكُونَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: «Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?» derler.[47]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمُ
الْحَقُّ
مِنْ
عِنْدِنَا
قَالُوا
لَوْلَٓا
اُو۫تِيَ
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰىۜ
اَوَلَمْ
يَكْفُرُوا
بِمَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰى
مِنْ
قَبْلُۚ
قَالُوا
سِحْرَانِ
تَظَاهَرَا۠
وَقَالُٓوا
اِنَّا
بِكُلٍّ
كَافِرُونَ
Ama onlara katımızdan gerçek gelince: «Musa’ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?» dediler. Daha önce Musa’ya verileni de inkar etmemişler miydi? «Yardımlaşan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz» dediler.[48]
اُو۬لٰٓئِكَ
يُؤْتَوْنَ
اَجْرَهُمْ
مَرَّتَيْنِ
بِمَا
صَبَرُوا
وَيَدْرَؤُ۫نَ
بِالْحَسَنَةِ
السَّيِّئَةَ
وَمِمَّا
رَزَقْنَاهُمْ
يُنْفِقُونَ
İşte onlara, sabırlarından dolayı, ecirleri iki defa verilir; onlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.[54]
قَالَ
الَّذ۪ينَ
حَقَّ
عَلَيْهِمُ
الْقَوْلُ
رَبَّنَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
اَغْوَيْنَاۚ
اَغْوَيْنَاهُمْ
كَمَا
غَوَيْنَاۚ
تَبَرَّأْنَٓا
اِلَيْكَۘ
مَا
كَانُٓوا
اِيَّانَا
يَعْبُدُونَ
Hükmün aleyhlerine gerçekleştiği kimseler: «Rabbimiz! İşte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaşıp Sana geldik, zaten aslında bize tapmıyorlardı» derler.[63]
وَرَبُّكَ
يَخْلُقُ
مَا
يَشَٓاءُ
وَيَخْتَارُۜ
مَا
كَانَ
لَهُمُ
الْخِيَرَةُۜ
سُبْحَانَ
اللّٰهِ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Rabbin dilediğini yaratır ve seçer; onlar için seçim hakkı yoktur. Allah onların koştukları ortaklardan münezzehtir, yücedir.[68]
وَابْتَغِ
ف۪يمَٓا
اٰتٰيكَ
اللّٰهُ
الدَّارَ
الْاٰخِرَةَ
وَلَا
تَنْسَ
نَص۪يبَكَ
مِنَ
الدُّنْيَا
وَاَحْسِنْ
كَمَٓا
اَحْسَنَ
اللّٰهُ
اِلَيْكَ
وَلَا
تَبْغِ
الْفَسَادَ
فِي
الْاَرْضِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْمُفْسِد۪ينَ
Karun, Musa’nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: «Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez» demişlerdi.[76-77]
Yükleniyor...