ض ل ل

191 kelime · i'rab ağacında: 185

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Fiil 118 ayetler
Fâil 117 ayetler
Mef'ûlun bih 54 ayetler
Harf-i cer 36 ayetler
Mef'ûlun mutlak 8 ayetler
Mef'ûlun fîh 7 ayetler
Hâl 6 ayetler
Nâib-i fâil 1 ayetler
Haber 43 ayetler
Mecrur 37 ayetler
Harf-i cer 37 ayetler
Mevsûf 34 ayetler
Sıfat 7 ayetler
Mef'ûlun mutlak 5 ayetler
Muzâf 4 ayetler
Mef'ûlun bih 3 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 3 ayetler
Fâil 2 ayetler
Muzâfun ileyh 2 ayetler
Bedel 1 ayetler
Mübdelün minh 1 ayetler
Hâl 1 ayetler
Mübteda 1 ayetler

5 ayet · ض ل ل kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُٓوا اَهْوَٓاءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا مِنْ قَبْلُ وَاَضَلُّوا كَث۪يراً وَضَلُّوا عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ۟
«Ey Kitap ehli! Haksız olarak dininizde taşkınlık etmeyin. Daha önce sapıtan, çoğunu saptıran ve doğru yoldan ayrılan bir milletin heveslerine uymayın» de.[77]
فَلَمَّا رَاَ الْقَمَرَ بَازِغاً قَالَ هٰذَا رَبّ۪يۚ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَئِنْ لَمْ يَهْدِن۪ي رَبّ۪ي لَاَكُونَنَّ مِنَ الْقَوْمِ الضَّٓالّ۪ينَ
Ayı doğarken görünce, «işte bu benim Rabbim!» dedi, batınca, «Rabbim beni doğruya eriştirmeseydi and olsun ki sapıklardan olurdum» dedi.[77]
قَالُوا رَبَّـنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّ۪ينَ
Şöyle derler: «Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk.»[106]
وَدَخَلَ الْمَد۪ينَةَ عَلٰى ح۪ينِ غَفْلَةٍ مِنْ اَهْلِهَا فَوَجَدَ ف۪يهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِۘ هٰذَا مِنْ ش۪يعَتِه۪ وَهٰذَا مِنْ عَدُوِّه۪ۚ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذ۪ي مِنْ ش۪يعَتِه۪ عَلَى الَّذ۪ي مِنْ عَدُوِّه۪ۙ فَوَكَزَهُ مُوسٰى فَقَضٰى عَلَيْهِۘ قَالَ هٰذَا مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ عَدُوٌّ مُضِلٌّ مُب۪ينٌ
Musa, halkının haberi olmadığı bir zamanda, şehre girdi. Biri kendi adamlarından, diğeri de düşmanı olan iki adamı döğüşür buldu. Kendi tarafından olan kimse, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa, onun düşmanına bir yumruk vurdu; ölümüne sebep oldu. «Bu şeytanin işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır» dedi.[15]
وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُكَذِّب۪ينَ الضَّٓالّ۪ينَۙ
Eğer, sapık yalancılardan ise,[92]
Yükleniyor...