س و أ
151ayette
167kez geçiyor
45/114surede
22farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %70 · Medenî %30
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Necm 31
23. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
14 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| سُٓوءُ | İsim | فُعْلُ | Kötülük | 44 |
| السَّيِّـَٔاتِ | İsim | الْفَيْعِلَاتِ | Kötüler | 36 |
سَيِّئَةٌ
7 yazım |
İsim | فَيْعِلَةٌ | Kötü | 21 |
| سَٓاءَ | Feale-Yefulu | فَعَلَ | Ne kötüdür | 18 |
| السَّوْءِۜ | İsim | الْفَعْلِ | Kötülük | 9 |
| سُٓوءاً | İsim | فُعْلًا | Kötülük | 6 |
وَسَٓاءَتْ
2 yazım |
Feale-Yefulu | وَفَعَلَتْ | Ve ne kötüdür | 5 |
سَوْاٰتُهُمَا
3 yazım |
İsim | فَعْلَاتِهِمَا | İkisinin çirkin yerleri | 5 |
تَسُؤْهُمْۘ
2 yazım |
Feale-Yefulu | تَفْعُلْهُمْ | Onları fenalaştırır | 3 |
اَسَٓاءَ
2 yazım |
İfal Babı | أَفْعَلَ | Kötülük yaptı | 3 |
| سَوْاَةَ | İsim | فَعْلَةَ | Çirkinlik | 2 |
| س۪ٓيءَ | Feale-Yefulu | فُعِلَ | Fenalaştırıldı | 2 |
اَسَٓاؤُا
2 yazım |
İfal Babı | أَفْعَلُوا | Kötülük yaptılar | 2 |
السَّيِّئِۜ
2 yazım |
Sıfat | الْفَيْعِلِ | Kötü | 2 |
| اَسْوَاَ | İsim | أَفْعَلَ | Daha kötü | 2 |
| سَيِّئَةً | Sıfat | فَيْعِلَةً | Kötü | 1 |
| سَيِّئاًۜ | Sıfat | فَيْعِلًا | Kötü | 1 |
| لِيَسُٓؤُ۫ا | Feale-Yefulu | لِيَفْعُلُوا | Fenalaştırmaları için | 1 |
| سَيِّئُهُ | İsim | فَيْعِلُهُ | Onun kötüsü | 1 |
| السُّٓوآٰى | İsim | الْفُعْلَى | En kötü | 1 |
| الْمُس۪ٓيءُۜ | İsim | الْمُفْعِلُ | Kötülük yapan | 1 |
| س۪ٓيـَٔتْ | Feale-Yefulu | فُعِلَتْ | Fenalaştırıldı | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
66 ayet
Renkler türü, ton kökü gösterir — س و أ: koyu (isim, fiil) · أ ل ه: açık (isim, fiil)
اِنَّمَا
يَأْمُرُكُمْ
بِالسُّٓوءِ
وَالْفَحْشَٓاءِ
وَاَنْ
تَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Muhakkak size, kötülüğü, hayasızlığı, Allah’a karşı da bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder.[169]
اِنْ
تُبْدُوا
الصَّدَقَاتِ
فَنِعِمَّا
هِيَۚ
وَاِنْ
تُخْفُوهَا
وَتُؤْتُوهَا
الْفُقَـرَٓاءَ
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَكُمْۜ
وَيُكَفِّرُ
عَنْكُمْ
مِنْ
سَيِّـَٔاتِكُمْۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يرٌ
Sadakaları açıkça verirseniz o ne güzel! Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Allah onları kötülüklerinizden bir kısmına karşı tutar. Allah işlediklerinizden haberdardır.[271]
يَوْمَ
تَجِدُ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
عَمِلَتْ
مِنْ
خَيْرٍ
مُحْضَراًۚۛ
وَمَا
عَمِلَتْ
مِنْ
سُٓوءٍۚۛ
تَوَدُّ
لَوْ
اَنَّ
بَيْنَهَا
وَبَيْنَهُٓ
اَمَداً
بَع۪يداًۜ
وَيُحَذِّرُكُمُ
اللّٰهُ
نَفْسَهُۜ
وَاللّٰهُ
رَؤُ۫فٌ
بِالْعِبَادِ۟
Her kişinin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü, ki kendisiyle o kötülük arasında uzun bir mesafe olmasını diler, hazır bulacağı günü bir düşünün. Kullarına karşı şefkatli olan Allah size kendinden korkmanızı emreder.[30]
اِنْ
تَمْسَسْكُمْ
حَسَنَةٌ
تَسُؤْهُمْۘ
وَاِنْ
تُصِبْكُمْ
سَيِّئَةٌ
يَفْرَحُوا
بِهَاۜ
وَاِنْ
تَصْبِرُوا
وَتَتَّقُوا
لَا
يَضُرُّكُمْ
كَيْدُهُمْ
شَيْـٔاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
مُح۪يطٌ۟
Size bir iyilik gelse, onların fenasına gider; başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Allah işlediklerinin hepsini ilmiyle kuşatmıştır.[120]
فَانْقَلَبُوا
بِنِعْمَةٍ
مِنَ
اللّٰهِ
وَفَضْلٍ
لَمْ
يَمْسَسْهُمْ
سُٓوءٌۙ
وَاتَّبَعُوا
رِضْوَانَ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
فَضْلٍ
عَظ۪يمٍ
Bu yüzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Allah’tan nimet ve bollukla geri döndüler; Allah’ın rızasına uydular. Allah büyük, bol nimet sahibidir.[174]
فَاسْتَجَابَ
لَهُمْ
رَبُّهُمْ
اَنّ۪ي
لَٓا
اُض۪يعُ
عَمَلَ
عَامِلٍ
مِنْكُمْ
مِنْ
ذَكَرٍ
اَوْ
اُنْثٰىۚ
بَعْضُكُمْ
مِنْ
بَعْضٍۚ
فَالَّذ۪ينَ
هَاجَرُوا
وَاُخْرِجُوا
مِنْ
دِيَارِهِمْ
وَاُو۫ذُوا
ف۪ي
سَب۪يل۪ي
وَقَاتَلُوا
وَقُتِلُوا
لَاُكَفِّرَنَّ
عَنْهُمْ
سَيِّـَٔاتِهِمْ
وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۚ
ثَوَاباً
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
عِنْدَهُ
حُسْنُ
الثَّوَابِ
Rableri dualarını kabul etti: «Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun, iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır».[195]
اِنَّمَا
التَّوْبَةُ
عَلَى
اللّٰهِ
لِلَّذ۪ينَ
يَعْمَلُونَ
السُّٓوءَ
بِجَهَالَةٍ
ثُمَّ
يَتُوبُونَ
مِنْ
قَر۪يبٍ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
يَتُوبُ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَل۪يماً
حَك۪يماً
Allah kötülüğü bilmeyerek yapıp da, hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul etmeyi üzerine almıştır. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah Bilen’dir, Hakim olandır.[17]
وَالَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
رِئَٓاءَ
النَّاسِ
وَلَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَلَا
بِالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
وَمَنْ
يَكُنِ
الشَّيْطَانُ
لَهُ
قَر۪يناً
فَسَٓاءَ
قَر۪يناً
Mallarını insanlara gösteriş için sarfedip, Allah’a ve ahiret gününe inanmayanları da Allah sevmez. Şeytanın arkadaş olduğu kimsenin ne fena arkadaşı vardır![38]
اَيْنَ مَا
تَكُونُوا
يُدْرِكْكُمُ
الْمَوْتُ
وَلَوْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
بُرُوجٍ
مُشَيَّدَةٍۜ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
حَسَنَةٌ
يَقُولُوا
هٰذِه۪
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۚ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
يَقُولُوا
هٰذِه۪
مِنْ
عِنْدِكَۜ
قُلْ
كُلٌّ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
فَمَالِ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الْقَوْمِ
لَا
يَكَادُونَ
يَفْقَهُونَ
حَد۪يثًا
Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: «Bu Allah’tandır» derler, bir kötülüğe uğrarlarsa «Bu, senin tarafındandır» derler. De ki: «Hepsi Allah’tandır». Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?[78]
مَٓا
اَصَابَكَ
مِنْ
حَسَنَةٍ
فَمِنَ
اللّٰهِۘ
وَمَٓا
اَصَابَكَ
مِنْ
سَيِّئَةٍ
فَمِنْ
نَفْسِكَۜ
وَاَرْسَلْنَاكَ
لِلنَّاسِ
رَسُولاًۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يداً
Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.[79]
مَنْ
يَشْفَعْ
شَفَاعَةً
حَسَنَةً
يَكُنْ
لَهُ
نَص۪يبٌ
مِنْهَاۚ
وَمَنْ
يَشْفَعْ
شَفَاعَةً
سَيِّئَةً
يَكُنْ
لَهُ
كِفْلٌ
مِنْهَاۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
مُق۪يتاً
Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona o kötülükten bir hisse vardır. Allah, her şeyin karşılığını verir.[85]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
تَوَفّٰيهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
ظَالِم۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
قَالُوا
ف۪يمَ
كُنْتُمْۜ
قَالُوا
كُنَّا
مُسْتَضْعَف۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۜ
قَالُٓوا
اَلَمْ
تَكُنْ
اَرْضُ
اللّٰهِ
وَاسِعَةً
فَتُهَاجِرُوا
ف۪يهَاۜ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
مَأْوٰيهُمْ
جَهَنَّمُۜ
وَسَٓاءَتْ
مَص۪يراًۙ
Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: «Ne yaptınız bakalım?» deyince, «Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik» diyecekler, melekler de: «Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!» cevabını verecekler. Onların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir![97]
وَمَنْ
يَعْمَلْ
سُٓوءاً
اَوْ
يَظْلِمْ
نَفْسَهُ
ثُمَّ
يَسْتَغْفِرِ
اللّٰهَ
يَجِدِ
اللّٰهَ
غَفُوراً
رَح۪يماً
Kim kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur.[110]
لَيْسَ
بِاَمَانِيِّكُمْ
وَلَٓا
اَمَانِيِّ
اَهْلِ
الْكِتَابِۜ
مَنْ
يَعْمَلْ
سُٓوءاً
يُجْزَ
بِه۪ۙ
وَلَا
يَجِدْ
لَهُ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِياًّ
وَلَا
نَص۪يراً
Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah’tan başka ne dost ve ne de yardımcı bulur.[123]
لَا
يُحِبُّ
اللّٰهُ
الْجَهْرَ
بِالسُّٓوءِ
مِنَ
الْقَوْلِ
اِلَّا
مَنْ
ظُلِمَۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
سَم۪يعاً
عَل۪يماً
Allah, zulme uğrayan kimseden başkasının, kötülüğü sözle bile açıklamasını sevmez. Allah işitir ve bilir.[148]
اِنْ
تُبْدُوا
خَيْراً
اَوْ
تُخْفُوهُ
اَوْ
تَعْفُوا
عَنْ
سُٓوءٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَفُواًّ
قَد۪يراً
Bir iyiliği açığa vurur veya gizler yahut bir kötülüğü affederseniz, bilin ki Allah da Affeden’dir, Güçlü Olan’dır.[149]
وَلَقَدْ
اَخَذَ
اللّٰهُ
م۪يثَاقَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۚ
وَبَعَثْنَا
مِنْهُمُ
اثْنَيْ
عَشَرَ
نَق۪يباًۜ
وَقَالَ
اللّٰهُ
اِنّ۪ي
مَعَكُمْۜ
لَئِنْ
اَقَمْتُمُ
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَيْتُمُ
الزَّكٰوةَ
وَاٰمَنْتُمْ
بِرُسُل۪ي
وَعَزَّرْتُمُوهُمْ
وَاَقْرَضْتُمُ
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناً
لَاُكَفِّرَنَّ
عَنْكُمْ
سَيِّـَٔاتِكُمْ
وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۚ
فَمَنْ
كَفَرَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
مِنْكُمْ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَٓاءَ
السَّب۪يلِ
And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: «Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur» dedi.[12]
فَبَعَثَ
اللّٰهُ
غُرَاباً
يَبْحَثُ
فِي
الْاَرْضِ
لِيُرِيَهُ
كَيْفَ
يُوَار۪ي
سَوْاَةَ
اَخ۪يهِۜ
قَالَ
يَا وَيْلَتٰٓى
اَعَجَزْتُ
اَنْ
اَكُونَ
مِثْلَ
هٰذَا
الْغُرَابِ
فَاُوَارِيَ
سَوْاَةَ
اَخ۪يۚ
فَاَصْبَحَ
مِنَ
النَّادِم۪ينَۚۛ
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. «Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım» dedi de ettiğine yananlardan oldu.[31]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَسْـَٔلُوا
عَنْ
اَشْيَٓاءَ
اِنْ
تُبْدَ
لَكُمْ
تَسُؤْكُمْۚ
وَاِنْ
تَسْـَٔلُوا
عَنْهَا
ح۪ينَ
يُنَزَّلُ
الْقُرْاٰنُ
تُبْدَ
لَكُمْۜ
عَفَا
اللّٰهُ
عَنْهَاۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
حَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan’dır, Halim’dir.[101]
قَدْ
خَسِرَ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِلِقَٓاءِ
اللّٰهِۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَتْهُمُ
السَّاعَةُ
بَغْتَةً
قَالُوا
يَا حَسْرَتَنَا
عَلٰى
مَا
فَرَّطْنَا
ف۪يهَاۙ
وَهُمْ
يَحْمِلُونَ
اَوْزَارَهُمْ
عَلٰى
ظُهُورِهِمْۜ
اَلَا
سَٓاءَ
مَا
يَزِرُونَ
Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar doğrusu kaybedenlerdir ki kıyamet saati onlara ansızın gelince, ağırlıklarını arkalarına yüklenerek, «Dünyada işlediğimiz büyük kusurlardan ötürü yazıklar olsun bize» derler. Dikkat edin, yüklendikleri şeyler ne kötüdür![31]
Yükleniyor...