و ق ي
237ayette
258kez geçiyor
63/114surede
21farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %47 · Medenî %53
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 12
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
37 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
وَاتَّقُوا
10 yazım |
İftial Babı | وَافْتَعِلُوا | Sığının | 100 |
الْمُتَّق۪ينَ
5 yazım |
İsim | الْمُفْتَعِلِينَ | Sığınanlar | 43 |
تَتَّقُونَ
5 yazım |
İftial Babı | تَفْتَعِلُونَ | Sığınırsınız | 30 |
يَتَّقُونَ
6 yazım |
İftial Babı | يَفْتَعِلُونَ | Sığınırlar | 26 |
التَّقْوٰى
6 yazım |
İsim | الْفَعْلَى | Sığınmak | 15 |
اتَّقٰى
5 yazım |
İftial Babı | افْتَعَلَ | Sığındı | 9 |
| الْمُتَّقُونَ | İsim | الْمُفْتَعِلُونَ | Sığınanlar | 6 |
| وَقِنَا | Feale-Yefilu | وَافْعِلْهُمْ | Ve onları koru | 5 |
وَوَقٰيهُمْ
4 yazım |
Feale-Yefilu | وَفَعَلَهُمْ | Onları korudu | 5 |
| وَاقٍ | İsim | فَاعِلٍ | Koruyan | 3 |
| تَقِياًّ | İsim | فَعِيلًا | Korunan | 3 |
| تَق۪يكُمُ | Feale-Yefilu | تَفْعِلُكُمْ | Sizi korur | 2 |
تَقْوٰيهُمْ
2 yazım |
İsim | فَعْلَاهُمْ | Onların sığınması | 2 |
| يُوقَ | Feale-Yefilu | يُفْعَلْ | Korunur | 2 |
| وَقِنَا | Feale-Yefilu | وَافْعِلْنَا | Ve bizi koru | 1 |
| تُقٰيةًۜ | İsim | فُعْلَةً | Korumak | 1 |
| تُقَاتِه۪ | İsim | فُعْلَتِهِ | Onun koruması | 1 |
| يَتَّق۪ي | İftial Babı | يَفْتَعِلُ | Sığınır | 1 |
| تَقِ | Feale-Yefilu | تَفْعِلْ | Korursun | 1 |
| اَتْقٰيكُمْۜ | İsim | أَفْعَلَكُمْ | Sizin en sığınanınız | 1 |
| الْاَتْقٰىۙ | İsim | الْأَفْعَلَ | En koruyan | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Sığının 35
Ve sığının 30
Sığınanlar 29
Sığınırsınız 20
Sığınırlar 18
Sığındılar 15
Sığınanlar için 14
Sığınmak 8
Ve sığınırsınız 8
Sığındı 5
Sığınır 5
Ve sığındılar 4
Ve ona sığının 4
Hemen sığının 3
Diğer 42 anlam
Sığınanlara 3
Korunan 3
Ve bizi koru 2
Sığın 2
Korumaya 2
Ve sığınsın 2
Ve sığındı 2
Sığınanları 2
Ve korumak 2
Koruyan 2
Hemen bana sığının 2
Sizi korur 2
Koruma İçin 2
Ve onları koru 2
Onları korudu 2
Korunur 2
Müttakiler için 1
Korunursunuz 1
Hemen korunun 1
Bana sığının 1
Ve bana sığının 1
Korumak 1
Onun koruması 1
Bizi koru 1
Sığınsınlar 1
Ve sığınmanız için 1
bir koruyucu 1
Ve ona sığınır 1
Sığındınız 1
Ve sığın 1
Öyleyse bana sığının 1
Korursun 1
Onu korudu 1
Ve onları korudu 1
Onların sığınması 1
Sizin en sığınanınız 1
Ve bizi korudu 1
Öyleyse sığının 1
Koruyun 1
Ve onun sığınması 1
En koruyan 1
Sığınmayı 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Sığınanlar” ✕ Süzgeci kaldır
29 ayet
لَيْسَ
الْبِرَّ
اَنْ
تُوَلُّوا
وُجُوهَكُمْ
قِبَلَ
الْمَشْرِقِ
وَالْمَغْرِبِ
وَلٰكِنَّ
الْبِرَّ
مَنْ
اٰمَنَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَالْمَلٰٓئِكَةِ
وَالْكِتَابِ
وَالنَّبِيّ۪نَۚ
وَاٰتَى
الْمَالَ
عَلٰى
حُبِّه۪
ذَوِي
الْقُرْبٰى
وَالْيَتَامٰى
وَالْمَسَاك۪ينَ
وَابْنَ
السَّب۪يلِ
وَالسَّٓائِل۪ينَ
وَفِي
الرِّقَابِۚ
وَاَقَامَ
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَى
الزَّكٰوةَۚ
وَالْمُوفُونَ
بِعَهْدِهِمْ
اِذَا
عَاهَدُواۚ
وَالصَّابِر۪ينَ
فِي
الْبَأْسَٓاءِ
وَالضَّرَّٓاءِ
وَح۪ينَ
الْبَأْسِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
صَدَقُواۜ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُتَّقُونَ
Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir; Lakin iyi olan, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitap’a, peygamberlere inanan, O’nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve köleler uğrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır.[177]
كُتِبَ
عَلَيْكُمْ
اِذَا
حَضَرَ
اَحَدَكُمُ
الْمَوْتُ
اِنْ
تَرَكَ
خَيْراًۚ
اَلْوَصِيَّةُ
لِلْوَالِدَيْنِ
وَالْاَقْرَب۪ينَ
بِالْمَعْرُوفِۚ
حَقاًّ
عَلَى
الْمُتَّق۪ينَۜ
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer mal bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda vasiyet etmesi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir borç olarak size farz kılındı.[180]
اَلشَّهْرُ
الْحَرَامُ
بِالشَّهْرِ
الْحَرَامِ
وَالْحُرُمَاتُ
قِصَاصٌۜ
فَمَنِ
اعْتَدٰى
عَلَيْكُمْ
فَاعْتَدُوا
عَلَيْهِ
بِمِثْلِ
مَا
اعْتَدٰى
عَلَيْكُمْۖ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
مَعَ
الْمُتَّق۪ينَ
Hürmetli ay, hürmetli aya mukabildir, hürmetler karşılıklıdır; o halde, size tecavüz edene (saldırana), size saldırdıkları gibi saldırın. Allah’tan sakının ve Allah’ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.[194]
وَلِلْمُطَلَّقَاتِ
مَتَاعٌ
بِالْمَعْرُوفِۜ
حَقاًّ
عَلَى
الْمُتَّق۪ينَ
Boşanan kadınları, haksızlıktan sakınanlara bir borç olmak üzere, uygun bir surette faydalandırma vardır.[241]
بَلٰى
مَنْ
اَوْفٰى
بِعَهْدِه۪
وَاتَّقٰى
فَاِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُتَّق۪ينَ
Hayır, öyle değil; ahdini yerine getiren ve günahtan sakınan bilsin ki, Allah sakınanları şüphesiz sever.[76]
وَاتْلُ
عَلَيْهِمْ
نَبَاَ
ابْنَيْ
اٰدَمَ
بِالْحَقِّۢ
اِذْ
قَرَّبَا
قُرْبَاناً
فَتُقُبِّلَ
مِنْ
اَحَدِهِمَا
وَلَمْ
يُتَقَبَّلْ
مِنَ
الْاٰخَرِۜ
قَالَ
لَاَقْتُلَنَّكَۜ
قَالَ
اِنَّمَا
يَتَقَبَّلُ
اللّٰهُ
مِنَ
الْمُتَّق۪ينَ
Onlara, Adem’in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, «And olsun seni öldüreceğim» deyince, kardeşi: «Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder» demişti.[27]
وَمَا
لَهُمْ
اَلَّا
يُعَذِّبَهُمُ
اللّٰهُ
وَهُمْ
يَصُدُّونَ
عَنِ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
وَمَا
كَانُٓوا
اَوْلِيَٓاءَهُۜ
اِنْ
اَوْلِيَٓاؤُ۬هُٓ
اِلَّا
الْمُتَّقُونَ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Yoksa Mescidi Haram’a girmekten menederlerken Allah onlara niçin azab etmesin? Hem de O’nun dostu değiller; O’nun dostları ancak karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat çoğu bunu bilmiyorlar.[34]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
عَاهَدْتُمْ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَ
ثُمَّ
لَمْ
يَنْقُصُوكُمْ
شَيْـٔاً
وَلَمْ
يُظَاهِرُوا
عَلَيْكُمْ
اَحَداً
فَاَتِمُّٓوا
اِلَيْهِمْ
عَهْدَهُمْ
اِلٰى
مُدَّتِهِمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُتَّق۪ينَ
Yalnız, andlaşma hükümlerinde size karşı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye yardım etmeyen müşriklerle yaptığınız andlaşmaya sonuna kadar riayet edin. Allah sakınanları sever.[4]
كَيْفَ
يَكُونُ
لِلْمُشْرِك۪ينَ
عَهْدٌ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَعِنْدَ
رَسُولِه۪ٓ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
عَاهَدْتُمْ
عِنْدَ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِۚ
فَمَا
اسْتَقَامُوا
لَكُمْ
فَاسْتَق۪يمُوا
لَهُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُتَّق۪ينَ
Mescidi Haram’ın yanında andlaştıklarınızın dışında, puta tapanların Allah katında ve Peygamberi önünde nasıl bir andlaşmaları olabilir. Size doğru davrandıkça siz de onlara doğru davranın. Allah, sözleşmelerini bozmaktan sakınanları sever.[7]
اِنَّ
عِدَّةَ
الشُّهُورِ
عِنْدَ
اللّٰهِ
اثْنَا
عَشَرَ
شَهْراً
ف۪ي
كِتَابِ
اللّٰهِ
يَوْمَ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
مِنْهَٓا
اَرْبَعَةٌ
حُرُمٌۜ
ذٰلِكَ
الدّ۪ينُ
الْقَيِّمُ
فَلَا
تَظْلِمُوا
ف۪يهِنَّ
اَنْفُسَكُمْ
وَقَاتِلُوا
الْمُشْرِك۪ينَ
كَٓافَّةً
كَمَا
يُقَاتِلُونَكُمْ
كَٓافَّةًۜ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
مَعَ
الْمُتَّق۪ينَ
Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah’a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aydır. Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin, topyekun sizinle savaşan putperestlerle siz de topyekun savaşın, Allah’ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.[36]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
قَاتِلُوا
الَّذ۪ينَ
يَلُونَكُمْ
مِنَ
الْكُفَّارِ
وَلْيَجِدُوا
ف۪يكُمْ
غِلْظَةًۜ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
مَعَ
الْمُتَّق۪ينَ
Ey inananlar! Yakınınızda bulunan inkarcılarla savaşın; sizi kendilerine karşı sert bulsunlar. Bilin ki Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.[123]
مَثَلُ
الْجَنَّةِ
الَّت۪ي
وُعِدَ
الْمُتَّقُونَۜ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۜ
اُكُلُهَا
دَٓائِمٌ
وَظِلُّهَاۜ
تِلْكَ
عُقْبَى
الَّذ۪ينَ
اتَّقَوْاۗ
وَعُقْبَى
الْكَافِر۪ينَ
النَّارُ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen cennetin altından ırmaklar akar; oranın yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde edeceği sonuçtur, inkarcıların varacağı sonuç ise ateştir.[35]
اِنَّ
الْمُتَّق۪ينَ
ف۪ي
جَنَّاتٍ
وَعُيُونٍۜ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.[45]
وَق۪يلَ
لِلَّذ۪ينَ
اتَّقَوْا
مَاذَٓا
اَنْزَلَ
رَبُّكُمْۜ
قَالُوا
خَيْراًۜ
لِلَّذ۪ينَ
اَحْسَنُوا
ف۪ي
هٰذِهِ
الدُّنْيَا
حَسَنَةٌۜ
وَلَدَارُ
الْاٰخِرَةِ
خَيْرٌۜ
وَلَنِعْمَ
دَارُ
الْمُتَّق۪ينَۙ
Sakınan kimselere: «Rabbiniz ne indirdi?» denince, «İyilik» derler. Bu dünyada iyi davrananlara iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Sakınanların yurdu ne güzeldir![30]
جَنَّاتُ
عَدْنٍ
يَدْخُلُونَهَا
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُ
لَهُمْ
ف۪يهَا
مَا
يَشَٓاؤُ۫نَۜ
كَذٰلِكَ
يَجْزِي
اللّٰهُ
الْمُتَّق۪ينَۙ
İçlerinden ırmaklar akan Adn cennetlerine girerler. Orada, diledikleri kendilerine verilir. Allah sakınanları böylece mükafatlandırır.[31]
يَوْمَ
نَحْشُرُ
الْمُتَّق۪ينَ
اِلَى
الرَّحْمٰنِ
وَفْداًۙ
sakınanları o gün Rahman’ın huzurunda O’na gelmiş konuklar olarak toplarız, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz.[85-86]
فَاِنَّمَا
يَسَّرْنَاهُ
بِلِسَانِكَ
لِتُبَشِّرَ
بِهِ
الْمُتَّق۪ينَ
وَتُنْذِرَ
بِه۪
قَوْماً
لُداًّ
Biz Kuran’ı Allah’a karşı gelmekten sakınanları müjdelemen ve inatçı milleti uyarman için senin dilinde indirerek kolaylaştırdık.[97]
قُلْ
اَذٰلِكَ
خَيْرٌ
اَمْ
جَنَّةُ
الْخُلْدِ
الَّت۪ي
وُعِدَ
الْمُتَّقُونَۜ
كَانَتْ
لَهُمْ
جَزَٓاءً
وَمَص۪يراً
De ki: «Bu mu iyidir, yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara mükafat ve gidilecek yer olarak söz verilen ebedi cennet mi daha iyidir?»[15]
اَمْ
نَجْعَلُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
كَالْمُفْسِد۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۘ
اَمْ
نَجْعَلُ
الْمُتَّق۪ينَ
كَالْفُجَّارِ
Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız?[28]
وَالَّذ۪ي
جَٓاءَ
بِالصِّدْقِ
وَصَدَّقَ
بِه۪ٓ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُتَّقُونَ
Gerçeği getiren ve onu doğrulayanlar, işte onlar, Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.[33]
Yükleniyor...