Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Soru cümlesi
Vâkı’a suresi ✕ Aramayı temizle
14 yerde · 26 ayet · 1 sure
فَاَصْحَابُ
الْمَيْمَنَةِ
مَٓا
اَصْحَابُ
الْمَيْمَنَةِۜ
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara![8]
وَاَصْحَابُ
الْمَشْـَٔمَةِ
مَٓا
اَصْحَابُ
الْمَشْـَٔمَةِۜ
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara![9]
وَاَصْحَابُ
الْيَم۪ينِ
مَٓا
اَصْحَابُ
الْيَم۪ينِۜ
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara![27]
ف۪ي
سِدْرٍ
مَخْضُودٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَطَلْحٍ
مَنْضُودٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَظِلٍّ
مَمْدُودٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَمَٓاءٍ
مَسْكُوبٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَفَاكِهَةٍ
كَث۪يرَةٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
لَا
مَقْطُوعَةٍ
وَلَا
مَمْنُوعَةٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَفُرُشٍ
مَرْفُوعَةٍۜ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَاَصْحَابُ
الشِّمَالِۙ
مَٓا
اَصْحَابُ
الشِّمَالِۜ
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara![41]
ف۪ي
سَمُومٍ
وَحَم۪يمٍۙ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.[42-44]
وَظِلٍّ
مِنْ
يَحْمُومٍۙ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.[42-44]
لَا
بَارِدٍ
وَلَا
كَر۪يمٍ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.[42-44]
وَكَانُوا
يَقُولُونَ
اَئِذَا
مِتْنَا
وَكُنَّا
تُرَاباً
وَعِظَاماً
ءَاِنَّا
لَمَبْعُوثُونَۙ
Şöyle söylerlerdi: «Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?»[47]
اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا
الْاَوَّلُونَ
«Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?»[48]
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
تُمْنُونَۜ
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?[58-59]
ءَاَنْتُمْ
تَخْلُقُونَهُٓ
اَمْ
نَحْنُ
الْخَالِقُونَ
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?[58-59]
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
تَحْرُثُونَۜ
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?[63-64]
ءَاَنْتُمْ
تَزْرَعُونَهُٓ
اَمْ
نَحْنُ
الزَّارِعُونَ
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?[63-64]
Yükleniyor...