Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Fâil
Tûr suresi ✕ Aramayı temizle
70 yerde · 42 ayet · 1 sure
وَالطُّورِۙ
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap’a, mamur bir ev olan Kabe’ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.[1-8]
وَكِتَابٍ
مَسْطُورٍۙ
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap’a, mamur bir ev olan Kabe’ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.[1-8]
ف۪ي
رَقٍّ
مَنْشُورٍۙ
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap’a, mamur bir ev olan Kabe’ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.[1-8]
وَالْبَيْتِ
الْمَعْمُورِۙ
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap’a, mamur bir ev olan Kabe’ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.[1-8]
وَالسَّقْفِ
الْمَرْفُوعِۙ
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap’a, mamur bir ev olan Kabe’ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.[1-8]
وَالْبَحْرِ
الْمَسْجُورِۙ
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap’a, mamur bir ev olan Kabe’ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.[1-8]
اِنَّ
عَذَابَ
رَبِّكَ
لَوَاقِـعٌۙ
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap’a, mamur bir ev olan Kabe’ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.[1-8]
يَوْمَ
تَمُورُ
السَّمَٓاءُ
مَوْراًۙ
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak![9-12]
وَتَس۪يرُ
الْجِبَالُ
سَيْراًۜ
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak![9-12]
اَلَّذ۪ينَ
هُمْ
ف۪ي
خَوْضٍ
يَلْعَبُونَۢ
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak![9-12]
هٰذِهِ
النَّارُ
الَّت۪ي
كُنْتُمْ
بِهَا
تُكَذِّبُونَ
Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: «İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;[13-14]
اَفَسِحْرٌ
هٰذَٓا
اَمْ
اَنْتُمْ
لَا
تُبْصِرُونَ
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz» denir.[15-16]
اِصْلَوْهَا
فَاصْبِرُٓوا
اَوْ
لَا
تَصْبِرُواۚ
سَوَٓاءٌ
عَلَيْكُمْۜ
اِنَّمَا
تُجْزَوْنَ
مَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz» denir.[15-16]
فَاكِه۪ينَ
بِمَٓا
اٰتٰيهُمْ
رَبُّهُمْۚ
وَوَقٰيهُمْ
رَبُّهُمْ
عَذَابَ
الْجَح۪يمِ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.[17-18]
كُلُوا
وَاشْرَبُوا
هَن۪ٓيـٔاً
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَۙ
Onlara şöyle denir: «İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için.» Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.[19-20]
مُتَّكِـ۪ٔينَ
عَلٰى
سُرُرٍ
مَصْفُوفَةٍۚ
وَزَوَّجْنَاهُمْ
بِحُورٍ
ع۪ينٍ
Onlara şöyle denir: «İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için.» Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.[19-20]
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَاتَّبَعَتْهُمْ
ذُرِّيَّتُهُمْ
بِا۪يمَانٍ
اَلْحَقْنَا
بِهِمْ
ذُرِّيَّتَهُمْ
وَمَٓا
اَلَتْنَاهُمْ
مِنْ
عَمَلِهِمْ
مِنْ
شَيْءٍۜ
كُلُّ
امْرِئٍ
بِمَا
كَسَبَ
رَه۪ينٌ
İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.[21]
وَاَمْدَدْنَاهُمْ
بِفَاكِهَةٍ
وَلَحْمٍ
مِمَّا
يَشْتَهُونَ
Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz.[22]
يَتَنَازَعُونَ
ف۪يهَا
كَأْساً
لَا
لَغْوٌ
ف۪يهَا
وَلَا
تَأْث۪يمٌ
Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.[23]
وَيَطُوفُ
عَلَيْهِمْ
غِلْمَانٌ
لَهُمْ
كَاَنَّهُمْ
لُؤْلُؤٌ۬
مَكْنُونٌ
Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.[24]
Yükleniyor...