Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Fâil
Nûh suresi ✕ Aramayı temizle
68 yerde · 28 ayet · 1 sure
اِنَّٓا
اَرْسَلْنَا
نُوحاً
اِلٰى
قَوْمِه۪ٓ
اَنْ
اَنْذِرْ
قَوْمَكَ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
«Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar» diye Nuh’u milletine gönderdik.[1]
قَالَ
يَا قَوْمِ
اِنّ۪ي
لَـكُمْ
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌۙ
O da şöyle söyledi: «Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.»[2]
اَنِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
وَاتَّقُوهُ
وَاَط۪يعُونِۙ
«Allah’a kulluk edin; O’ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah’ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!»[3-4]
يَغْفِرْ
لَـكُمْ
مِنْ
ذُنُوبِكُمْ
وَيُؤَخِّرْكُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
اِنَّ
اَجَلَ
اللّٰهِ
اِذَا
جَٓاءَ
لَا
يُؤَخَّرُۢ
لَوْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
«Allah’a kulluk edin; O’ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah’ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!»[3-4]
قَالَ
رَبِّ
اِنّ۪ي
دَعَوْتُ
قَوْم۪ي
لَيْلاً
وَنَهَاراًۙ
Nuh dedi ki: «Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım.»[5]
فَلَمْ
يَزِدْهُمْ
دُعَٓاء۪ٓي
اِلَّا
فِرَاراً
«Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı.»[6]
وَاِنّ۪ي
كُلَّمَا
دَعَوْتُهُمْ
لِتَغْفِرَ
لَهُمْ
جَعَلُٓوا
اَصَابِعَهُمْ
ف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَاسْتَغْشَوْا
ثِيَابَهُمْ
وَاَصَرُّوا
وَاسْتَكْبَرُوا
اسْتِكْبَاراًۚ
«Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler.»[7]
ثُمَّ
اِنّ۪ي
دَعَوْتُهُمْ
جِهَاراًۙ
«Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım.»[8]
ثُمَّ
اِنّ۪ٓي
اَعْلَنْتُ
لَهُمْ
وَاَسْرَرْتُ
لَهُمْ
اِسْرَاراًۙ
«Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim.»[9]
فَقُلْتُ
اسْتَغْفِرُوا
رَبَّكُمْ
اِنَّهُ
كَانَ
غَفَّاراًۙ
Dedim ki: «Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin.»[10-11]
يُرْسِلِ
السَّمَٓاءَ
عَلَيْكُمْ
مِدْرَاراًۙ
Dedim ki: «Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin.»[10-11]
وَيُمْدِدْكُمْ
بِاَمْوَالٍ
وَبَن۪ينَ
وَيَجْعَلْ
لَكُمْ
جَنَّاتٍ
وَيَجْعَلْ
لَكُمْ
اَنْهَاراًۜ
«Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın.»[12]
مَا
لَكُمْ
لَا
تَرْجُونَ
لِلّٰهِ
وَقَاراًۚ
«Ne oluyorsunuz ki Allah’a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz.»[13]
وَقَدْ
خَلَقَكُمْ
اَطْوَاراً
«Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.»[14]
اَلَمْ
تَرَوْا
كَيْفَ
خَلَقَ
اللّٰهُ
سَبْعَ
سَمٰوَاتٍ
طِبَاقاًۙ
«Allah’ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?»[15]
وَجَعَلَ
الْقَمَرَ
ف۪يهِنَّ
نُوراً
وَجَعَلَ
الشَّمْسَ
سِرَاجاً
«Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır.»[16]
وَاللّٰهُ
اَنْبَتَكُمْ
مِنَ
الْاَرْضِ
نَبَاتاًۙ
«Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir.»[17]
ثُمَّ
يُع۪يدُكُمْ
ف۪يهَا
وَيُخْرِجُكُمْ
اِخْرَاجاً
«Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır.»[18]
وَاللّٰهُ
جَعَلَ
لَـكُمُ
الْاَرْضَ
بِسَاطاًۙ
«Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O’dur.»[19-20]
لِتَسْلُكُوا
مِنْهَا
سُبُلاً
فِجَاجاً۟
«Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O’dur.»[19-20]
Yükleniyor...