Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Fâil
19.675 yerde · 5.526 ayet · 114 sure
وَاللّٰهُ
اَنْبَتَكُمْ
مِنَ
الْاَرْضِ
نَبَاتاًۙ
«Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir.»[17]
ثُمَّ
يُع۪يدُكُمْ
ف۪يهَا
وَيُخْرِجُكُمْ
اِخْرَاجاً
«Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır.»[18]
وَاللّٰهُ
جَعَلَ
لَـكُمُ
الْاَرْضَ
بِسَاطاًۙ
«Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O’dur.»[19-20]
لِتَسْلُكُوا
مِنْهَا
سُبُلاً
فِجَاجاً۟
«Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O’dur.»[19-20]
قَالَ
نُوحٌ
رَبِّ
اِنَّهُمْ
عَصَوْن۪ي
وَاتَّبَعُوا
مَنْ
لَمْ
يَزِدْهُ
مَالُهُ
وَوَلَدُهُٓ
اِلَّا
خَسَاراًۚ
Nuh: «Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular» dedi.[21-22]
وَمَكَرُوا
مَكْراً
كُبَّاراًۚ
Nuh: «Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular» dedi.[21-22]
وَقَالُوا
لَا
تَذَرُنَّ
اٰلِهَتَكُمْ
وَلَا
تَذَرُنَّ
وَداًّ
وَلَا
سُوَاعاًۙ
وَلَا
يَغُوثَ
وَيَعُوقَ
وَنَسْراًۚ
İnsanlara: «Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus,Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin» dediler.[23]
وَقَدْ
اَضَلُّوا
كَث۪يراًۚ
وَلَا
تَزِدِ
الظَّالِم۪ينَ
اِلَّا
ضَلَالاً
«Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır.»[24]
مِمَّا
خَط۪ٓيـَٔاتِهِمْ
اُغْرِقُوا
فَاُدْخِلُوا
نَاراً
فَلَمْ
يَجِدُوا
لَهُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَنْصَاراً
Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah’tan başka yardımcı bulamadılar.[25]
وَقَالَ
نُوحٌ
رَبِّ
لَا
تَذَرْ
عَلَى
الْاَرْضِ
مِنَ
الْكَافِر۪ينَ
دَيَّاراً
Nuh dedi ki: «Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma.»[26]
اِنَّكَ
اِنْ
تَذَرْهُمْ
يُضِلُّوا
عِبَادَكَ
وَلَا
يَلِدُٓوا
اِلَّا
فَاجِراً
كَفَّاراً
«Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler.»[27]
رَبِّ
اغْفِرْ
ل۪ي
وَلِوَالِدَيَّ
وَلِمَنْ
دَخَلَ
بَيْتِيَ
مُؤْمِناً
وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ
وَالْمُؤْمِنَاتِۜ
وَلَا
تَزِدِ
الظَّالِم۪ينَ
اِلَّا
تَبَاراً
«Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır.»[28]
قُلْ
اُو۫حِيَ
اِلَيَّ
اَنَّهُ
اسْتَمَعَ
نَفَرٌ
مِنَ
الْجِنِّ
فَقَالُٓوا
اِنَّا
سَمِعْنَا
قُرْاٰناً
عَجَباًۙ
De ki: «Cinlerden bir topluluğun Kuran’ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;» «Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.»[1-2]
يَهْد۪ٓي
اِلَى
الرُّشْدِ
فَاٰمَنَّا
بِه۪ۜ
وَلَنْ
نُشْرِكَ
بِرَبِّنَٓا
اَحَداًۙ
De ki: «Cinlerden bir topluluğun Kuran’ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;» «Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.»[1-2]
وَاَنَّهُ
تَعَالٰى
جَدُّ
رَبِّنَا
مَا
اتَّخَذَ
صَاحِبَةً
وَلَا
وَلَداًۙ
«Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir.»[3]
وَاَنَّهُ
كَانَ
يَقُولُ
سَف۪يهُنَا
عَلَى
اللّٰهِ
شَطَطاًۙ
«Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah’a karşı yalanlar uyduruyordu.»[4]
وَاَنَّا
ظَنَنَّٓا
اَنْ
لَنْ
تَقُولَ
الْاِنْسُ
وَالْجِنُّ
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباًۙ
«Doğrusu insanların ve cinlerin Allah’a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık.»[5]
وَاَنَّهُ
كَانَ
رِجَالٌ
مِنَ
الْاِنْسِ
يَعُوذُونَ
بِرِجَالٍ
مِنَ
الْجِنِّ
فَزَادُوهُمْ
رَهَقاًۙ
«Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı.»[6]
وَاَنَّهُمْ
ظَنُّوا
كَمَا
ظَنَنْتُمْ
اَنْ
لَنْ
يَبْعَثَ
اللّٰهُ
اَحَداًۙ
«Doğrusu, onlar da sizin, Allah’ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi sanıda bulunmuşlardı.»[7]
وَاَنَّا
لَمَسْنَا
السَّمَٓاءَ
فَوَجَدْنَاهَا
مُلِئَتْ
حَرَساً
شَد۪يداً
وَشُهُباًۙ
«Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk.»[8]
Yükleniyor...