Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Fâil
Zâriyât suresi ✕ Aramayı temizle
78 yerde · 47 ayet · 1 sure
قَالُٓوا
اِنَّٓا
اُرْسِلْـنَٓا
اِلٰى
قَوْمٍ
مُجْرِم۪ينَۙ
Elçiler: «Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik» dediler.[32-34]
لِنُرْسِلَ
عَلَيْهِمْ
حِجَارَةً
مِنْ
ط۪ينٍۙ
Elçiler: «Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik» dediler.[32-34]
فَاَخْرَجْنَا
مَنْ
كَانَ
ف۪يهَا
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَۚ
Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.[35]
فَمَا
وَجَدْنَا
ف۪يهَا
غَيْرَ
بَيْتٍ
مِنَ
الْمُسْلِم۪ينَۚ
Zaten orada, kendini Allah’a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.[36]
وَتَرَكْنَا
ف۪يهَٓا
اٰيَةً
لِلَّذ۪ينَ
يَخَافُونَ
الْعَذَابَ
الْاَل۪يمَۜ
Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.[37]
وَف۪ي
مُوسٰٓى
اِذْ
اَرْسَلْنَاهُ
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
بِسُلْطَانٍ
مُب۪ينٍ
Musa’nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun’a gönderdik.[38]
فَتَوَلّٰى
بِرُكْنِه۪
وَقَالَ
سَاحِرٌ
اَوْ
مَجْنُونٌ
Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; «sihirbazdır veya delidir» dedi.[39]
فَاَخَذْنَاهُ
وَجُنُودَهُ
فَنَبَذْنَاهُمْ
فِي
الْيَمِّ
وَهُوَ
مُل۪يمٌۜ
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.[40]
وَف۪ي
عَادٍ
اِذْ
اَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمُ
الرّ۪يحَ
الْعَق۪يمَۚ
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.[41-42]
مَا
تَذَرُ
مِنْ
شَيْءٍ
اَتَتْ
عَلَيْهِ
اِلَّا
جَعَلَتْهُ
كَالرَّم۪يمِۜ
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.[41-42]
وَف۪ي
ثَمُودَ
اِذْ
ق۪يلَ
لَهُمْ
تَمَتَّعُوا
حَتّٰى
ح۪ينٍ
Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, «Bir süreye kadar zevklenin» denmişti.[43]
فَعَتَوْا
عَنْ
اَمْرِ
رَبِّهِمْ
فَاَخَذَتْهُمُ
الصَّاعِقَةُ
وَهُمْ
يَنْظُرُونَ
Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.[44]
فَمَا
اسْتَطَاعُوا
مِنْ
قِيَامٍ
وَمَا
كَانُوا
مُنْتَصِر۪ينَۙ
Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.[45]
وَقَوْمَ
نُوحٍ
مِنْ
قَبْلُۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
قَوْماً
فَاسِق۪ينَ۟
Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.[46]
وَالسَّمَٓاءَ
بَنَيْنَاهَا
بِاَيْدٍ
وَاِنَّا
لَمُوسِعُونَ
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.[47]
وَالْاَرْضَ
فَرَشْنَاهَا
فَنِعْمَ
الْمَاهِدُونَ
Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz![48]
وَمِنْ
كُلِّ
شَيْءٍ
خَلَقْنَا
زَوْجَيْنِ
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.[49]
فَفِرُّٓوا
اِلَى
اللّٰهِۜ
اِنّ۪ي
لَكُمْ
مِنْهُ
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌۚ
De ki: «Öyleyse Allah’a koşusun; doğrusu ben sizi O’nun azabı ile açıkça uyaranım.»[50]
وَلَا
تَجْعَلُوا
مَعَ
اللّٰهِ
اِلٰهاً
اٰخَرَۜ
اِنّ۪ي
لَكُمْ
مِنْهُ
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
«Allah’ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O’nun azabı ile açıkça uyaranım.»[51]
كَذٰلِكَ
مَٓا
اَتَى
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
مِنْ
رَسُولٍ
اِلَّا
قَالُوا
سَاحِرٌ
اَوْ
مَجْنُونٌ
Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: «sihirbazdır» veya «Delidir» derlerdi.[52]
Yükleniyor...