Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Fâil
yalnız gizli öğeler ✕ Aramayı temizle
7.605 yerde · 3.677 ayet · 114 sure
كَمَٓا
اَرْسَلْنَا
ف۪يكُمْ
رَسُولاً
مِنْكُمْ
يَتْلُوا
عَلَيْكُمْ
اٰيَاتِنَا
وَيُزَكّ۪يكُمْ
وَيُعَلِّمُكُمُ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَ
وَيُعَلِّمُكُمْ
مَا
لَمْ
تَكُونُوا
تَعْلَمُونَۜ
Nitekim Biz size, ayetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir Peygamber gönderdik.[151]
فَاذْكُرُون۪ٓي
اَذْكُرْكُمْ
وَاشْكُرُوا
ل۪ي
وَلَا
تَكْفُرُونِ۟
Artık Beni anın, Ben de sizi anayım; Bana şükredin, nankörlük etmeyin.[152]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اسْتَع۪ينُوا
بِالصَّبْرِ
وَالصَّلٰوةِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
مَعَ
الصَّابِر۪ينَ
Ey İnananlar! Sabır ve namazla yardım dileyin. Allah, muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.[153]
وَلَا
تَقُولُوا
لِمَنْ
يُقْتَلُ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
اَمْوَاتٌۜ
بَلْ
اَحْيَٓاءٌ
وَلٰكِنْ
لَا
تَشْعُرُونَ
Allah yolunda öldürülenlere «Ölüler» demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.[154]
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ
بِشَيْءٍ
مِنَ
الْخَوْفِ
وَالْجُوعِ
وَنَقْصٍ
مِنَ
الْاَمْوَالِ
وَالْاَنْفُسِ
وَالثَّمَرَاتِۜ
وَبَشِّرِ
الصَّابِر۪ينَۙ
Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele.[155]
اِنَّ
الصَّفَا
وَالْمَرْوَةَ
مِنْ
شَعَٓائِرِ
اللّٰهِۚ
فَمَنْ
حَجَّ
الْبَيْتَ
اَوِ
اعْتَمَرَ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِ
اَنْ
يَطَّوَّفَ
بِهِمَاۜ
وَمَنْ
تَطَوَّعَ
خَيْراًۙ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
شَاكِرٌ
عَل۪يمٌ
Şüphesiz Safa ile Merve Allah’ın nişanelerindendir. Kim Kabe’yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gönülden iyilik yaparsa, karşılığını görür. Doğrusu Allah şükrün karşılığını verendir ve bilendir.[158]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
تَابُوا
وَاَصْلَحُوا
وَبَيَّنُوا
فَاُو۬لٰٓئِكَ
اَتُوبُ
عَلَيْهِمْۚ
وَاَنَا
التَّوَّابُ
الرَّح۪يمُ
İndirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab’da insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim.[159-160]
اِنَّ
ف۪ي
خَلْقِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَاخْتِلَافِ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَالْفُلْكِ
الَّت۪ي
تَجْر۪ي
فِي
الْبَحْرِ
بِمَا
يَنْفَعُ
النَّاسَ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مِنْ
مَٓاءٍ
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
وَبَثَّ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
دَٓابَّةٍۖ
وَتَصْر۪يفِ
الرِّيَاحِ
وَالسَّحَابِ
الْمُسَخَّرِ
بَيْنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah’ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır.[164]
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يَتَّخِذُ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَنْدَاداً
يُحِبُّونَهُمْ
كَحُبِّ
اللّٰهِۜ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَشَدُّ
حُباًّ
لِلّٰهِۜ
وَلَوْ
يَرَى
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُٓوا
اِذْ
يَرَوْنَ
الْعَذَابَۙ
اَنَّ
الْقُوَّةَ
لِلّٰهِ
جَم۪يعاًۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
شَد۪يدُ
الْعَذَابِ
İnsanlar arasında, Allah’ı bırakıp, O’na koştukları eşleri tanrı olarak benimseyenler ve onları, Allah’ı severcesine sevenler vardır. Müminlerin Allah’ı sevmesi ise hepsinden kuvvetlidir. Zalimler azabı gördükleri zaman, bütün kuvvetin Allah’a aid bulunacağını ve Allah’ın azabının şiddetli olduğunu keşke bilselerdi![165]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اتَّبَعُوا
لَوْ
اَنَّ
لَنَا
كَرَّةً
فَنَتَبَرَّاَ
مِنْهُمْ
كَمَا
تَبَرَّؤُ۫ا
مِنَّاۜ
كَذٰلِكَ
يُر۪يهِمُ
اللّٰهُ
اَعْمَالَهُمْ
حَسَرَاتٍ
عَلَيْهِمْۜ
وَمَا
هُمْ
بِخَارِج۪ينَ
مِنَ
النَّارِ۟
Uyanlar: «Keşke bizim için dünyaya bir dönüş olsa da, bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak» derler. Böylece Allah onlara, hasretini çekecekleri işlerini gösterir. Onlar cehennemden çıkmayacaklardır.[167]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
كُلُوا
مِمَّا
فِي
الْاَرْضِ
حَـلَالاً
طَـيِّباًۘ
وَلَا
تَتَّبِعُوا
خُطُوَاتِ
الشَّيْطَانِۜ
اِنَّهُ
لَكُمْ
عَدُوٌّ
مُب۪ينٌ
Ey İnsanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır.[168]
اِنَّمَا
يَأْمُرُكُمْ
بِالسُّٓوءِ
وَالْفَحْشَٓاءِ
وَاَنْ
تَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Muhakkak size, kötülüğü, hayasızlığı, Allah’a karşı da bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder.[169]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمُ
اتَّبِعُوا
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
قَالُوا
بَلْ
نَـتَّبِـعُ
مَٓا
اَلْفَيْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَاۜ
اَوَلَوْ
كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَهْتَدُونَ
Onlara: «Allah’ın indirdiğine uyun» denilince, «Hayır, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uyarız» derler; ya ataları bir şey akledemeyen ve doğru olmayan kimseler idiyseler?[170]
وَمَثَلُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
كَمَثَلِ
الَّذ۪ي
يَنْعِقُ
بِمَا
لَا
يَسْمَعُ
اِلَّا
دُعَٓاءً
وَنِدَٓاءًۜ
صُمٌّ
بُكْمٌ
عُمْيٌ
فَهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
İnkar edenlerin durumu, çağırma ve bağırmadan başkasını duymayarak haykıran gibidir. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden akledemezler.[171]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
كُلُوا
مِنْ
طَيِّبَاتِ
مَا
رَزَقْنَاكُمْ
وَاشْكُرُوا
لِلّٰهِ
اِنْ
كُنْتُمْ
اِيَّاهُ
تَعْبُدُونَ
Ey İnananlar! Sizi rızıklandırdığımızın temizlerinden yiyin; yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, O’na şükredin.[172]
اِنَّمَا
حَرَّمَ
عَلَيْكُمُ
الْمَيْتَةَ
وَالدَّمَ
وَلَحْمَ
الْخِنْز۪يرِ
وَمَٓا
اُهِلَّ
بِه۪
لِغَيْرِ
اللّٰهِۚ
فَمَنِ
اضْطُرَّ
غَيْرَ
بَاغٍ
وَلَا
عَادٍ
فَلَٓا
اِثْمَ
عَلَيْهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Şüphesiz size ölü hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası için kesilen hayvanı haram kılmıştır; fakat, darda kalana, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere günah sayılmaz. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.[173]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَكْتُمُونَ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَيَشْتَرُونَ
بِه۪
ثَمَناً
قَل۪يلاًۙ
اُو۬لٰٓئِكَ
مَا
يَأْكُلُونَ
ف۪ي
بُطُونِهِمْ
اِلَّا
النَّارَ
وَلَا
يُكَلِّمُهُمُ
اللّٰهُ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
وَلَا
يُزَكّ۪يهِمْۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Gerçekten, Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyi gizlemede bulunup onu az bir değere değişenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak ateştir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları günahlardan arıtmaz. Onlara elem verici azab vardır.[174]
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
اشْتَرَوُا
الضَّلَالَةَ
بِالْهُدٰى
وَالْعَذَابَ
بِالْمَغْفِرَةِۚ
فَمَٓا
اَصْبَرَهُمْ
عَلَى
النَّارِ
Onlar doğruluk yerine sapıklığı, mağfiret yerine azabı alanlardır.[175]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
نَزَّلَ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّۜ
وَاِنَّ
الَّذ۪ينَ
اخْتَلَفُوا
فِي
الْكِتَابِ
لَف۪ي
شِقَاقٍ
بَع۪يدٍ۟
Bu da, Allah’ın Kitab’ı doğru olarak indirmesinden ileri geliyor. Kitap hakkında ayrılığa düşenler doğrusu derin bir çıkmazdadırlar.[176]
لَيْسَ
الْبِرَّ
اَنْ
تُوَلُّوا
وُجُوهَكُمْ
قِبَلَ
الْمَشْرِقِ
وَالْمَغْرِبِ
وَلٰكِنَّ
الْبِرَّ
مَنْ
اٰمَنَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَالْمَلٰٓئِكَةِ
وَالْكِتَابِ
وَالنَّبِيّ۪نَۚ
وَاٰتَى
الْمَالَ
عَلٰى
حُبِّه۪
ذَوِي
الْقُرْبٰى
وَالْيَتَامٰى
وَالْمَسَاك۪ينَ
وَابْنَ
السَّب۪يلِ
وَالسَّٓائِل۪ينَ
وَفِي
الرِّقَابِۚ
وَاَقَامَ
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَى
الزَّكٰوةَۚ
وَالْمُوفُونَ
بِعَهْدِهِمْ
اِذَا
عَاهَدُواۚ
وَالصَّابِر۪ينَ
فِي
الْبَأْسَٓاءِ
وَالضَّرَّٓاءِ
وَح۪ينَ
الْبَأْسِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
صَدَقُواۜ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُتَّقُونَ
Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir; Lakin iyi olan, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitap’a, peygamberlere inanan, O’nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve köleler uğrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır.[177]
Yükleniyor...