Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Fâil
yalnız gizli öğeler ✕ Aramayı temizle
7.605 yerde · 3.677 ayet · 114 sure
اِنْ
يَشَأْ
يُسْكِنِ
الرّ۪يحَ
فَيَظْلَلْنَ
رَوَاكِدَ
عَلٰى
ظَهْرِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِكُلِّ
صَبَّارٍ
شَكُورٍۙ
O, dilerse rüzgarı durdurur, yelkenle giden gemiler o zaman denizin yüzünde durakalır. Bunlarda, sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için deliller vardır.[33]
اَوْ
يُوبِقْهُنَّ
بِمَا
كَسَبُوا
وَيَعْفُ
عَنْ
كَث۪يرٍۘ
Yahut yaptıklarına karşılık onları ortadan kaldırır, bir çoğunu da bağışlar.[34]
فَمَٓا
اُو۫ت۪يتُمْ
مِنْ
شَيْءٍ
فَمَتَاعُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۚ
وَمَا
عِنْدَ
اللّٰهِ
خَيْرٌ
وَاَبْقٰى
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَلٰى
رَبِّهِمْ
يَتَوَكَّلُونَۚ
Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.[36-38]
وَجَزٰٓؤُ۬ا
سَيِّئَةٍ
سَيِّئَةٌ
مِثْلُهَاۚ
فَمَنْ
عَفَا
وَاَصْلَحَ
فَاَجْرُهُ
عَلَى
اللّٰهِۜ
اِنَّهُ
لَا
يُحِبُّ
الظَّالِم۪ينَ
Bir kötülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah’a aittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.[40]
وَلَمَنِ
انْتَصَرَ
بَعْدَ
ظُلْمِه۪
فَاُو۬لٰٓئِكَ
مَا
عَلَيْهِمْ
مِنْ
سَب۪يلٍۜ
Zulüm gördükten sonra hakkını alan kimselere, işte onların aleyhine bir yol yoktur.[41]
وَلَمَنْ
صَبَرَ
وَغَفَرَ
اِنَّ
ذٰلِكَ
لَمِنْ
عَزْمِ
الْاُمُورِ۟
Ama sabredip bağışlayanın işi, işte bu, azmedilmeye değer işlerdendir.[43]
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
وَلِيٍّ
مِنْ
بَعْدِه۪ۜ
وَتَرَى
الظَّالِم۪ينَ
لَمَّا
رَاَوُا
الْعَذَابَ
يَقُولُونَ
هَلْ
اِلٰى
مَرَدٍّ
مِنْ
سَب۪يلٍۚ
Allah kimi saptırırsa, artık onun bundan sonra bir dostu olmaz. Azabı gördüklerinde, zalimlerin: «Dönecek bir yol yok mudur?» dediklerini görürsün.[44]
وَتَرٰيهُمْ
يُعْرَضُونَ
عَلَيْهَا
خَاشِع۪ينَ
مِنَ
الذُّلِّ
يَنْظُرُونَ
مِنْ
طَرْفٍ
خَفِيٍّۜ
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِنَّ
الْخَاسِر۪ينَ
الَّذ۪ينَ
خَسِرُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
وَاَهْل۪يهِمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
ف۪ي
عَذَابٍ
مُق۪يمٍ
Aşağılıktan başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarken, ateşe sunulduklarını görürsün. İnananlar: «Hüsranda olanlar, kıyamet günü kendilerini de, ailelerini de hüsranda bırakanlardır» derler. İyi bilin ki, zalimler sürekli bir azap içindedirler.[45]
فَاِنْ
اَعْرَضُوا
فَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ
عَلَيْهِمْ
حَف۪يظاًۜ
اِنْ
عَلَيْكَ
اِلَّا
الْبَلَاغُۜ
وَاِنَّٓا
اِذَٓا
اَذَقْنَا
الْاِنْسَانَ
مِنَّا
رَحْمَةً
فَرِحَ
بِهَاۜ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
فَاِنَّ
الْاِنْسَانَ
كَفُورٌ
Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.[48]
لِلّٰهِ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
يَخْلُقُ
مَا
يَشَٓاءُۜ
يَهَبُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
اِنَاثاً
وَيَهَبُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
الذُّكُورَۙ
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk verir.[49]
اَوْ
يُزَوِّجُهُمْ
ذُكْرَاناً
وَاِنَاثاًۚ
وَيَجْعَلُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
عَق۪يماًۜ
اِنَّهُ
عَل۪يمٌ
قَد۪يرٌ
Yahut hem kız hem erkek çocuk verir, dilediğini de kısır kılar. O, bilendir, her şeye Kadir’dir.[50]
وَمَا
كَانَ
لِبَشَرٍ
اَنْ
يُكَلِّمَهُ
اللّٰهُ
اِلَّا
وَحْياً
اَوْ
مِنْ
وَرَٓائِ۬
حِجَابٍ
اَوْ
يُرْسِلَ
رَسُولاً
فَيُوحِيَ
بِـاِذْنِه۪
مَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
عَلِيٌّ
حَك۪يمٌ
Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderir; izniyle, dilediğini vahyeder. Doğrusu O yücedir, Hakim’dir.[51]
وَكَذٰلِكَ
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
رُوحاً
مِنْ
اَمْرِنَاۜ
مَا
كُنْتَ
تَدْر۪ي
مَا
الْكِتَابُ
وَلَا
الْا۪يمَانُ
وَلٰكِنْ
جَعَلْنَاهُ
نُوراً
نَهْد۪ي
بِه۪
مَنْ
نَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِنَاۜ
وَاِنَّكَ
لَتَهْد۪ٓي
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍۙ
İşte sana da buyruğumuzla Cebrail’i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisinin olan Allah’ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah’a döner.[52-53]
صِرَاطِ
اللّٰهِ
الَّذ۪ي
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
اَلَٓا
اِلَى
اللّٰهِ
تَص۪يرُ
الْاُمُورُ
İşte sana da buyruğumuzla Cebrail’i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisinin olan Allah’ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah’a döner.[52-53]
وَالْكِتَابِ
الْمُب۪ينِۙ
Apaçık Kitap’a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran’ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.[2-3]
اَفَنَضْرِبُ
عَنْكُمُ
الذِّكْرَ
صَفْحاً
اَنْ
كُنْتُمْ
قَوْماً
مُسْرِف۪ينَ
Ey inkarcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran’la uyarmaktan vaz mı geçelim?[5]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
خَلَقَهُنَّ
الْعَز۪يزُ
الْعَل۪يمُۙ
And olsun ki onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan, «Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır» derler.[9]
اَلَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمُ
الْاَرْضَ
مَهْداً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
ف۪يهَا
سُبُلاً
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَۚ
O, size yeri beşik kılmış ve orada, doğru gidesiniz diye yollar var etmiştir.[10]
وَالَّذ۪ي
نَزَّلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
بِقَدَرٍۚ
فَاَنْشَرْنَا
بِه۪
بَلْدَةً
مَيْتاًۚ
كَذٰلِكَ
تُخْرَجُونَ
O, suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz. İşte siz de böyle diriltileceksiniz.[11]
وَالَّذ۪ي
خَلَقَ
الْاَزْوَاجَ
كُلَّهَا
وَجَعَلَ
لَكُمْ
مِنَ
الْفُلْكِ
وَالْاَنْعَامِ
مَا
تَرْكَبُونَۙ
Her sınıf varlığı yaratan O’dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: «Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz» demeniz içindir.[12-14]
Yükleniyor...