Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Hâl
Âl-i İmrân suresi ✕ Aramayı temizle
138 yerde · 93 ayet · 1 sure
نَزَّلَ
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
مُصَدِّقاً
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَاَنْزَلَ
التَّوْرٰيةَ
وَالْاِنْج۪يلَۙ
Kendisinden önceki Kitapları tasdik eden Hak Kitap’ı sana indirdi. Önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat ve İncil’i de indirmişti. O, doğruyu yanlıştan ayıran Kitap’ı indirdi. Doğrusu Allah’ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli azab vardır. Allah güçlüdür, mazlumların öcünü alır.[3-4]
مِنْ
قَبْلُ
هُدًى
لِلنَّاسِ
وَاَنْزَلَ
الْفُرْقَانَۜ
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
لَهُمْ
عَذَابٌ
شَد۪يدٌۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
ذُو
انْتِقَامٍ
Kendisinden önceki Kitapları tasdik eden Hak Kitap’ı sana indirdi. Önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat ve İncil’i de indirmişti. O, doğruyu yanlıştan ayıran Kitap’ı indirdi. Doğrusu Allah’ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli azab vardır. Allah güçlüdür, mazlumların öcünü alır.[3-4]
هُوَ
الَّذ۪ي
يُصَوِّرُكُمْ
فِي
الْاَرْحَامِ
كَيْفَ
يَشَٓاءُۜ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Ana rahminde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur, güçlüdür, Hakim’dir.[6]
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
مِنْهُ
اٰيَاتٌ
مُحْكَمَاتٌ
هُنَّ
اُمُّ
الْكِتَابِ
وَاُخَرُ
مُتَشَابِهَاتٌۜ
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
زَيْغٌ
فَيَتَّبِعُونَ
مَا
تَشَابَهَ
مِنْهُ
ابْتِغَٓاءَ
الْفِتْنَةِ
وَابْتِغَٓاءَ
تَأْو۪يلِه۪ۚ
وَمَا
يَعْلَمُ
تَأْو۪يلَهُٓ
اِلَّا
اللّٰهُۢ
وَالرَّاسِخُونَ
فِي
الْعِلْمِ
يَقُولُونَ
اٰمَنَّا
بِه۪ۙ
كُلٌّ
مِنْ
عِنْدِ
رَبِّنَاۚ
وَمَا
يَذَّكَّرُ
اِلَّٓا
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Sana Kitap’ı indiren O’dur. Onda Kitap’ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: «Ona inandık, hepsi Rabbimiz’in katındandır» derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;[7]
رَبَّنَا
لَا
تُزِغْ
قُلُوبَنَا
بَعْدَ
اِذْ
هَدَيْتَنَا
وَهَبْ
لَنَا
مِنْ
لَدُنْكَ
رَحْمَةًۚ
اِنَّكَ
اَنْتَ
الْوَهَّابُ
Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz Sen sonsuz bağışta bulunansın.[8]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَنْ
تُغْنِيَ
عَنْهُمْ
اَمْوَالُهُمْ
وَلَٓا
اَوْلَادُهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمْ
وَقُودُ
النَّارِۙ
İnkar edenlerin malları ve çocukları, Allah’a karşı onlara bir şey sağlamaz. İşte onlar ateşin yakıtlarıdır.[10]
زُيِّنَ
لِلنَّاسِ
حُبُّ
الشَّهَوَاتِ
مِنَ
النِّسَٓاءِ
وَالْبَن۪ينَ
وَالْقَنَاط۪يرِ
الْمُقَنْطَرَةِ
مِنَ
الذَّهَبِ
وَالْفِضَّةِ
وَالْخَيْلِ
الْمُسَوَّمَةِ
وَالْاَنْعَامِ
وَالْحَرْثِۜ
ذٰلِكَ
مَتَاعُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۚ
وَاللّٰهُ
عِنْدَهُ
حُسْنُ
الْمَاٰبِ
Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır.[14]
قُلْ
اَؤُ۬نَبِّئُكُمْ
بِخَيْرٍ
مِنْ
ذٰلِكُمْۜ
لِلَّذ۪ينَ
اتَّقَوْا
عِنْدَ
رَبِّهِمْ
جَنَّاتٌ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَا
وَاَزْوَاجٌ
مُطَهَّرَةٌ
وَرِضْوَانٌ
مِنَ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
بَص۪يرٌ
بِالْعِبَادِۚ
De ki: Bundan daha iyisini size haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, Rab’lerinin katında, altlarından ırmaklar akan ve orada temelli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah kullarını hakkiyle görücüdür.[15]
شَهِدَ
اللّٰهُ
اَنَّهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۙ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
وَاُو۬لُوا
الْعِلْمِ
قَٓائِماً
بِالْقِسْطِۜ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُۜ
Allah, melekler ve adaleti yerine getiren ilim sahibleri, O’ndan başka tanrı olmadığına şahidlik etmişlerdir. O’ndan başka tanrı yoktur, O güçlüdür, Hakim’dir.[18]
اِنَّ
الدّ۪ينَ
عِنْدَ
اللّٰهِ
الْاِسْلَامُ۠
وَمَا
اخْتَلَفَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Allah katında din, şüphesiz İslam’dır. Ancak, Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini kim inkar ederse bilsin ki, Allah hesabı çabuk görür.[19]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَكْفُرُونَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَيَقْتُلُونَ
النَّبِيّ۪نَ
بِغَيْرِ
حَقٍّۙ
وَيَقْتُلُونَ
الَّذ۪ينَ
يَأْمُرُونَ
بِالْقِسْطِ
مِنَ
النَّاسِۙ
فَبَشِّرْهُمْ
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍ
Allah’ın ayetlerini inkar edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere elem verici bir azabı müjdele.[21]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
نَص۪يباً
مِنَ
الْكِتَابِ
يُدْعَوْنَ
اِلٰى
كِتَابِ
اللّٰهِ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَهُمْ
ثُمَّ
يَتَوَلّٰى
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
وَهُمْ
مُعْرِضُونَ
Kendilerine Kitapdan bir pay verilenleri, görmedin mi? Onlar aralarında hüküm vermek için Allah’ın Kitabına çağırılmışlar, sonra onlardan bir takımı dönmüşlerdir. Onlar temelli yüz çevirenlerdir.[23]
فَكَيْفَ
اِذَا
جَمَعْنَاهُمْ
لِيَوْمٍ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِ
وَوُفِّيَتْ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Geleceğinden şüphe olmayan günde, onları topladığımız ve haksızlık yapılmayarak herkese kazandığı eksiksiz verildiği zaman, nasıl olacak?[25]
تُولِجُ
الَّيْلَ
فِي
النَّهَارِ
وَتُولِجُ
النَّهَارَ
فِي
الَّيْلِۘ
وَتُخْرِجُ
الْحَيَّ
مِنَ
الْمَيِّتِ
وَتُخْرِجُ
الْمَيِّتَ
مِنَ
الْحَيِّۘ
وَتَرْزُقُ
مَنْ
تَشَٓاءُ
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
Geceyi gündüze, gündüzü geceye geçirirsin; ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın; dilediğini hesapsız rızıklandırırsın».[27]
لَا
يَتَّخِذِ
الْمُؤْمِنُونَ
الْكَافِر۪ينَ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُونِ
الْمُؤْمِن۪ينَۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَلَيْسَ
مِنَ
اللّٰهِ
ف۪ي
شَيْءٍ
اِلَّٓا
اَنْ
تَتَّقُوا
مِنْهُمْ
تُقٰيةًۜ
وَيُحَذِّرُكُمُ
اللّٰهُ
نَفْسَهُۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
الْمَص۪يرُ
Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak, onlardan sakınmanız hali müstesnadır. Allah sizi Kendisiyle korkutur, dönüş Allah’adır.[28]
يَوْمَ
تَجِدُ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
عَمِلَتْ
مِنْ
خَيْرٍ
مُحْضَراًۚۛ
وَمَا
عَمِلَتْ
مِنْ
سُٓوءٍۚۛ
تَوَدُّ
لَوْ
اَنَّ
بَيْنَهَا
وَبَيْنَهُٓ
اَمَداً
بَع۪يداًۜ
وَيُحَذِّرُكُمُ
اللّٰهُ
نَفْسَهُۜ
وَاللّٰهُ
رَؤُ۫فٌ
بِالْعِبَادِ۟
Her kişinin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü, ki kendisiyle o kötülük arasında uzun bir mesafe olmasını diler, hazır bulacağı günü bir düşünün. Kullarına karşı şefkatli olan Allah size kendinden korkmanızı emreder.[30]
اِذْ
قَالَتِ
امْرَاَتُ
عِمْرٰنَ
رَبِّ
اِنّ۪ي
نَذَرْتُ
لَكَ
مَا
ف۪ي
بَطْن۪ي
مُحَرَّراً
فَتَقَبَّلْ
مِنّ۪يۚ
اِنَّكَ
اَنْتَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
İmran’ın karısı: «Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin» demişti.[35]
فَلَمَّا
وَضَعَتْهَا
قَالَتْ
رَبِّ
اِنّ۪ي
وَضَعْتُهَٓا
اُنْثٰىۜ
وَاللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِمَا
وَضَعَتْۜ
وَلَيْسَ
الذَّكَرُ
كَالْاُنْثٰىۚ
وَاِنّ۪ي
سَمَّيْتُهَا
مَرْيَمَ
وَاِنّ۪ٓي
اُع۪يذُهَا
بِكَ
وَذُرِّيَّتَهَا
مِنَ
الشَّيْطَانِ
الرَّج۪يمِ
Onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu bilirken «Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da, kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım» dedi.[36]
فَتَقَبَّلَهَا
رَبُّهَا
بِقَبُولٍ
حَسَنٍ
وَاَنْبَتَهَا
نَبَاتاً
حَسَناًۙ
وَكَفَّلَهَا
زَكَرِيَّاۜ
كُلَّمَا
دَخَلَ
عَلَيْهَا
زَكَرِيَّا
الْمِحْرَابَۙ
وَجَدَ
عِنْدَهَا
رِزْقاًۚ
قَالَ
يَا مَرْيَمُ
اَنّٰى
لَكِ
هٰذَاۜ
قَالَتْ
هُوَ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَرْزُقُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya’nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. «Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?» demiş, o da: Bu, Allah’ın katındandır» cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.[37]
هُنَالِكَ
دَعَا
زَكَرِيَّا
رَبَّهُۚ
قَالَ
رَبِّ
هَبْ
ل۪ي
مِنْ
لَدُنْكَ
ذُرِّيَّةً
طَيِّبَةًۚ
اِنَّكَ
سَم۪يعُ
الدُّعَٓاءِ
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: «Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet, doğrusu Sen duayı işitirsin».[38]
Yükleniyor...