Gramer Arama

Hazır aramalar

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 2 kez (binde 27.8) 2. inen: Kalem — 16 kez (binde 53.3) 3. inen: Müzzemmil — 5 kez (binde 25.1) 4. inen: Müddessir — 17 kez (binde 66.7) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 2 kez (binde 87) 7. inen: Tekvîr — 3 kez (binde 28.8) 8. inen: A’lâ — 1 kez (binde 13.9) 9. inen: Leyl — 5 kez (binde 70.4) 10. inen: Fecr — 5 kez (binde 36.5) 11. inen: Duhâ — 1 kez (binde 25) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 3 kez (binde 75) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 1 kez (binde 50) 22. inen: İhlâs — 1 kez (binde 66.7) 23. inen: Necm — 10 kez (binde 27.8) 24. inen: Abese — 3 kez (binde 22.6) 25. inen: Kadr — 1 kez (binde 33.3) 26. inen: Şems — 4 kez (binde 74.1) 27. inen: Bürûc — 0 kez (binde 0) 28. inen: Tîn — 1 kez (binde 29.4) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 5 kez (binde 30.5) 32. inen: Hümeze — 2 kez (binde 60.6) 33. inen: Mürselât — 3 kez (binde 16.6) 34. inen: Kâf — 22 kez (binde 59) 35. inen: Beled — 0 kez (binde 0) 36. inen: Târık — 1 kez (binde 16.4) 37. inen: Kamer — 16 kez (binde 46.8) 38. inen: Sâd — 34 kez (binde 46.4) 39. inen: A’râf — 140 kez (binde 42.2) 40. inen: Cin — 7 kez (binde 24.5) 41. inen: Yâsîn — 23 kez (binde 31.7) 42. inen: Furkân — 51 kez (binde 57.1) 43. inen: Fâtır — 31 kez (binde 40) 44. inen: Meryem — 60 kez (binde 62.4) 45. inen: Tâ-Hâ — 43 kez (binde 32.2) 46. inen: Vâkı’a — 7 kez (binde 18.5) 47. inen: Şu’arâ — 42 kez (binde 31.9) 48. inen: Neml — 42 kez (binde 36.5) 49. inen: Kasas — 47 kez (binde 32.9) 50. inen: İsrâ — 70 kez (binde 45) 51. inen: Yûnus — 68 kez (binde 37.1) 52. inen: Hûd — 82 kez (binde 42.8) 53. inen: Yûsuf — 57 kez (binde 32.1) 54. inen: Hicr — 30 kez (binde 45.8) 55. inen: En’âm — 127 kez (binde 41.6) 56. inen: Sâffât — 24 kez (binde 27.9) 57. inen: Lokman — 23 kez (binde 42.1) 58. inen: Sebe’ — 34 kez (binde 38.5) 59. inen: Zümer — 52 kez (binde 44.4) 60. inen: Mü’min — 46 kez (binde 37.7) 61. inen: Fussilet — 23 kez (binde 29) 62. inen: Şûrâ — 33 kez (binde 38.4) 63. inen: Zuhruf — 34 kez (binde 41) 64. inen: Duhân — 15 kez (binde 43.4) 65. inen: Câsiye — 22 kez (binde 45.1) 66. inen: Ahkâf — 25 kez (binde 38.9) 67. inen: Zâriyât — 21 kez (binde 58.3) 68. inen: Gâşiye — 4 kez (binde 43.5) 69. inen: Kehf — 73 kez (binde 46.3) 70. inen: Nahl — 88 kez (binde 47.7) 71. inen: Nûh — 10 kez (binde 44.2) 72. inen: İbrahim — 39 kez (binde 47) 73. inen: Enbiyâ — 57 kez (binde 48.8) 74. inen: Mü’minûn — 32 kez (binde 30.5) 75. inen: Secde — 14 kez (binde 37.6) 76. inen: Tûr — 10 kez (binde 32.1) 77. inen: Mülk — 13 kez (binde 39) 78. inen: Hâkka — 10 kez (binde 38.8) 79. inen: Me’âric — 11 kez (binde 50.7) 80. inen: Nebe’ — 6 kez (binde 34.7) 81. inen: Nâzi’ât — 3 kez (binde 16.8) 82. inen: İnfitâr — 2 kez (binde 25) 83. inen: İnşikâk — 5 kez (binde 46.7) 84. inen: Rûm — 27 kez (binde 33) 85. inen: Ankebût — 27 kez (binde 27.7) 86. inen: Mutaffifîn — 6 kez (binde 35.5) 87. inen: Bakara — 240 kez (binde 39.2) 88. inen: Enfâl — 54 kez (binde 43.8) 89. inen: Âl-i İmrân — 138 kez (binde 39.6) 90. inen: Ahzâb — 49 kez (binde 38.1) 91. inen: Mümtehine — 17 kez (binde 48.9) 92. inen: Nisâ — 168 kez (binde 44.8) 93. inen: Zilzâl — 1 kez (binde 27.8) 94. inen: Hadîd — 17 kez (binde 29.6) 95. inen: Muhammed — 10 kez (binde 18.6) 96. inen: Ra’d — 42 kez (binde 49.2) 97. inen: Rahmân — 13 kez (binde 37) 98. inen: İnsan — 12 kez (binde 49.4) 99. inen: Talâk — 13 kez (binde 45.3) 100. inen: Beyyine — 8 kez (binde 85.1) 101. inen: Haşr — 15 kez (binde 33.7) 102. inen: Nûr — 40 kez (binde 30.4) 103. inen: Hac — 42 kez (binde 33) 104. inen: Münâfikûn — 3 kez (binde 16.8) 105. inen: Mücâdele — 18 kez (binde 38.1) 106. inen: Hucurât — 8 kez (binde 23.1) 107. inen: Tahrîm — 5 kez (binde 20.1) 108. inen: Teğâbun — 6 kez (binde 24.9) 109. inen: Saff — 10 kez (binde 45.2) 110. inen: Cum’a — 6 kez (binde 34.3) 111. inen: Fetih — 24 kez (binde 42.9) 112. inen: Mâide — 138 kez (binde 49.2) 113. inen: Tevbe — 88 kez (binde 35.2) 114. inen: Nasr — 3 kez (binde 157.9)
← ilk inenson inen →

Hâl

Hûd suresi ✕ Aramayı temizle

82 yerde · 59 ayet · 1 sure

اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنَّن۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ وَبَش۪يرٌۙ
Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap’dır. Ben size, O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O’na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.[1-3]
وَلَئِنْ اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَاهَا مِنْهُۚ اِنَّهُ لَيَؤُ۫سٌ كَفُورٌ
And olsun ki, insana nimetimizi tattırır sonra onu ondan çekip alırsak, o şüphesiz umutsuz bir nanköre döner.[9]
اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ فَأْتُوا بِعَشْرِ سُوَرٍ مِثْلِه۪ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Senin için: «Onu uydurdu» diyorlar, öyle mi? De ki: «Öyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah’tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.»[13]
فَاِلَّمْ يَسْتَج۪يبُوا لَكُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّـمَٓا اُنْزِلَ بِعِلْمِ اللّٰهِ وَاَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ فَهَلْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
Söylediğinizi yapamazlarsa, bilin ki o, ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir. O’ndan başka tanrı yoktur, artık müslümansınız değil mi?[14]
اَفَمَنْ كَانَ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّه۪ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌ مِنْهُ وَمِنْ قَبْلِه۪ كِتَابُ مُوسٰٓى اِمَاماً وَرَحْمَةًۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِه۪ۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِه۪ مِنَ الْاَحْزَابِ فَالنَّارُ مَوْعِدُهُۚ فَلَا تَكُ ف۪ي مِرْيَةٍ مِنْهُ اِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ
Rabbinin katından bir belgesi ve onun arkasından da bir şahidi olanlar, önlerinde de Musa’nın Kitap’ı önder ve rahmet olarak bulunanlardır ki, işte onlar Kuran’a inanırlar. Hangi topluluk onu inkar ederse yeri ateştir; senin de bundan şüphen olmasın. Doğrusu o, Rabbinden bir gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.[17]
اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا مُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَۢ يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُۜ مَا كَانُوا يَسْتَط۪يعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُوا يُبْصِرُونَ
Bunlar yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamazlar. Allah’dan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.[20]
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ۘ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ
And olsun ki biz Nuh’u kendi milletine gönderdik; «Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah’tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum» dedi.[25-26]
اَنْ لَا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ اَل۪يمٍ
And olsun ki biz Nuh’u kendi milletine gönderdik; «Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah’tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum» dedi.[25-26]
فَقَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ مَا نَرٰيكَ اِلَّا بَشَراً مِثْلَنَا وَمَا نَرٰيكَ اتَّبَعَكَ اِلَّا الَّذ۪ينَ هُمْ اَرَاذِلُنَا بَادِيَ الرَّأْيِۚ وَمَا نَرٰى لَكُمْ عَلَيْنَا مِنْ فَضْلٍ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَاذِب۪ينَ
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: «Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Daha başlangıçta, sana bizim ayak takımı dışında kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz» dediler.[27]
قَالَ يَا قَوْمِ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبّ۪ي وَاٰتٰين۪ي رَحْمَةً مِنْ عِنْدِه۪ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْۜ اَنُلْزِمُكُمُوهَا وَاَنْتُمْ لَهَا كَارِهُونَ
Nuh: «Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gizlenmiş olsa, söyleyin bana, hoşlanmadığınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?» dedi.[28]
وَيَا قَوْمِ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مَالاًۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ وَمَٓا اَنَا۬ بِطَارِدِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ اِنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَلٰكِنّ۪ٓي اَرٰيكُمْ قَوْماً تَجْهَلُونَ
«Ey milletim! Buna karşılık ben sizden bir mal da istemiyorum. Benim ücretim Allah’a aittir; inananları da kovacak değilim; çünkü onlar Rableriyle karşılaşacaklar; fakat ben sizi cahil bir millet olarak görüyorum.»[29]
وَاُو۫حِيَ اِلٰى نُوحٍ اَنَّهُ لَنْ يُؤْمِنَ مِنْ قَوْمِكَ اِلَّا مَنْ قَدْ اٰمَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَۚ
Nuh’a, «Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır» diye Allah tarafından vahyolundu.[36-37]
وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَاطِبْن۪ي فِي الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ
Nuh’a, «Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır» diye Allah tarafından vahyolundu.[36-37]
حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ قُلْنَا احْمِلْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ اٰمَنَۜ وَمَٓا اٰمَنَ مَعَهُٓ اِلَّا قَل۪يلٌ
Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, «Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir» dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.[40]
وَقَالَ ارْكَبُوا ف۪يهَا بِسْمِ اللّٰهِ مَجْرٰۭۙيهَا وَمُرْسٰيهَاۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ
Allah «Oraya binin; yürümesi ve durması Allah’ın ismiyledir, Rabbin bağışlar ve merhamet eder» dedi.[41]
وَهِيَ تَجْر۪ي بِهِمْ ف۪ي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادٰى نُوحٌۨ ابْنَهُ وَكَانَ ف۪ي مَعْزِلٍ يَا بُنَيَّ ارْكَبْۭۗ مَعَنَا وَلَا تَكُنْ مَعَ الْكَافِر۪ينَ
Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna «Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma» diye seslendi.[42]
قَالَ يَا نُوحُ اِنَّهُ لَيْسَ مِنْ اَهْلِكَۚ اِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍۗ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنّ۪ٓي اَعِظُكَ اَنْ تَكُونَ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ
Allah: «Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz; çünkü kötü bir iş işlemiştir; öyleyse bilmediğin şeyi Benden isteme. İşte sana öğüt, bilgisizlerden olma» dedi.[46]
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ وَاِلَّا تَغْفِرْ ل۪ي وَتَرْحَمْن۪ٓي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ
«Rabbim! Bilmediğim şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum» dedi.[47]
ق۪يلَ يَا نُوحُ اهْبِطْ بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَۜ وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ
«Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in. Ama birçok toplulukları da geçindireceğiz, sonra onlara can yakıcı bir azab vereceğiz» denildi.[48]
تِلْكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهَٓا اِلَيْكَۚ مَا كُنْتَ تَعْلَمُهَٓا اَنْتَ وَلَا قَوْمُكَ مِنْ قَبْلِ هٰذَاۜۛ فَاصْبِرْۜۛ اِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّق۪ينَ۟
Bunlar sana vahyettiğimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, Allah’tan sakınanlarındır.[49]
Yükleniyor...