Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Hâl
Nahl suresi ✕ Aramayı temizle
88 yerde · 58 ayet · 1 sure
يُنَزِّلُ
الْمَلٰٓئِكَةَ
بِالرُّوحِ
مِنْ
اَمْرِه۪
عَلٰى
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ٓ
اَنْ
اَنْذِرُٓوا
اَنَّهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّٓا
اَنَا۬
فَاتَّقُونِ
Allah kullarından dilediğine buyruğunu bildirmek için meleklerini vahiyle indirerek şöyle der: «İnsanları uyarın ki, Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının.»[2]
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّۜ
تَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Gökleri ve yeri gereğince yaratmıştır. Onların eş koştukları şeylerden yücedir.[3]
وَالْاَنْعَامَ
خَلَقَهَاۚ
لَكُمْ
ف۪يهَا
دِفْءٌ
وَمَنَافِعُ
وَمِنْهَا
تَأْكُلُونَۖ
Hayvanları da yaratmıştır. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yersiniz.[5]
وَلَكُمْ
ف۪يهَا
جَمَالٌ
ح۪ينَ
تُر۪يحُونَ
وَح۪ينَ
تَسْرَحُونَۖ
Onları getirirken de, gönderirken de zevk alırsınız.[6]
وَتَحْمِلُ
اَثْقَالَكُمْ
اِلٰى
بَلَدٍ
لَمْ
تَكُونُوا
بَالِغ۪يهِ
اِلَّا
بِشِقِّ
الْاَنْفُسِۜ
اِنَّ
رَبَّكُمْ
لَرَؤُ۫فٌ
رَح۪يمٌۙ
Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere, yüklerinizi taşırlar. Doğrusu Rabbiniz şefkatlidir, merhametlidir.[7]
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
لَكُمْ
مِنْهُ
شَرَابٌ
وَمِنْهُ
شَجَرٌ
ف۪يهِ
تُس۪يمُونَ
Yukarıdan size su indiren O’dur. Ondan içersiniz; hayvanları otlattığınız bitkiler de onunla biter.[10]
وَمَا
ذَرَاَ
لَكُمْ
فِي
الْاَرْضِ
مُخْتَلِفاً
اَلْوَانُهُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِقَوْمٍ
يَذَّكَّرُونَ
Yeryüzünde rengarenk şeyleri de sizin için yaratmıştır. Bunda, öğüt alan kimseler için ibret vardır.[13]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
سَخَّرَ
الْبَحْرَ
لِتَأْكُلُوا
مِنْهُ
لَحْماً
طَرِياًّ
وَتَسْتَخْرِجُوا
مِنْهُ
حِلْيَةً
تَلْبَسُونَهَاۚ
وَتَرَى
الْفُلْكَ
مَوَاخِرَ
ف۪يهِ
وَلِتَبْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِه۪
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Taze et yemeniz, takındığınız süsleri edinmeniz ve Allah’ın bol nimetinden faydalanmanız için denize -ki gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün- boyun eğdiren de O’dur. Artık belki şükredersiniz.[14]
وَالَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
لَا
يَخْلُقُونَ
شَيْـٔاً
وَهُمْ
يُخْلَقُونَۜ
Allah’ı bırakıp taptıkları şeyler, hiçbir şey yaratmazlar; esasen kendileri yaratıktır.[20]
اَمْوَاتٌ
غَيْرُ
اَحْيَٓاءٍۚ
وَمَا
يَشْعُرُونَۙ
اَيَّانَ
يُبْعَثُونَ۟
Onlar cansız, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerini de bilemezler.[21]
لِيَحْمِلُٓوا
اَوْزَارَهُمْ
كَامِلَةً
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۙ
وَمِنْ
اَوْزَارِ
الَّذ۪ينَ
يُضِلُّونَهُمْ
بِغَيْرِ
عِلْمٍۜ
اَلَا
سَٓاءَ
مَا
يَزِرُونَ۟
Böylece kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak, bilmeden saptırdıkları kimselerin günahlarını kısmen yüklenirler. Dikkat edin, yüklendikleri yük ne kötüdür![25]
اَلَّذ۪ينَ
تَتَوَفّٰيهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
ظَالِم۪ٓي
اَنْفُسِهِمْۖ
فَاَلْقَوُا
السَّلَمَ
مَا
كُنَّا
نَعْمَلُ
مِنْ
سُٓوءٍۜ
بَلٰٓى
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Melekler kendilerine yazık etmiş kimselerin canlarını alırken: «Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk» diyerek teslim olurlar. Hayır; öyle değil; doğrusu Allah onların yaptıklarını bilmektedir.[28]
فَادْخُلُٓوا
اَبْوَابَ
جَهَنَّمَ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَاۜ
فَلَبِئْسَ
مَثْوَى
الْمُتَكَبِّر۪ينَ
Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür![29]
جَنَّاتُ
عَدْنٍ
يَدْخُلُونَهَا
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُ
لَهُمْ
ف۪يهَا
مَا
يَشَٓاؤُ۫نَۜ
كَذٰلِكَ
يَجْزِي
اللّٰهُ
الْمُتَّق۪ينَۙ
İçlerinden ırmaklar akan Adn cennetlerine girerler. Orada, diledikleri kendilerine verilir. Allah sakınanları böylece mükafatlandırır.[31]
اَلَّذ۪ينَ
تَتَوَفّٰيهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
طَيِّب۪ينَۙ
يَقُولُونَ
سَلَامٌ
عَلَيْكُمُۙ
ادْخُلُوا
الْجَنَّةَ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Melekler onların canını temizlenmiş olarak alırken: «Selam size; yaptıklarınıza karşılık haydi cennete girin» derler.[32]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اَشْرَكُوا
لَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
عَبَدْنَا
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
شَيْءٍ
نَحْنُ
وَلَٓا
اٰبَٓاؤُ۬نَا
وَلَا
حَرَّمْنَا
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
شَيْءٍۜ
كَذٰلِكَ
فَعَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۚ
فَهَلْ
عَلَى
الرُّسُلِ
اِلَّا
الْبَلَاغُ
الْمُب۪ينُ
Allah’a eş koşanlar: «Allah dileseydi O’ndan başka hiçbir şeye ne biz ve ne de babalarımız tapardı. O’nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık» dediler. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer?[35]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْۙ
لَا
يَبْعَثُ
اللّٰهُ
مَنْ
يَمُوتُۜ
بَلٰى
وَعْداً
عَلَيْهِ
حَقاًّ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَۙ
Ölen kimseyi Allah’ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah’a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler.[38-39]
اَوْ
يَأْخُذَهُمْ
ف۪ي
تَقَلُّبِهِمْ
فَمَا
هُمْ
بِمُعْجِز۪ينَۙ
Veya hareket halindelerken -ki Allah’ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir.[46-47]
اَوْ
يَأْخُذَهُمْ
عَلٰى
تَخَوُّفٍۜ
فَاِنَّ
رَبَّكُمْ
لَرَؤُ۫فٌ
رَح۪يمٌ
Veya hareket halindelerken -ki Allah’ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir.[46-47]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اِلٰى
مَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
مِنْ
شَيْءٍ
يَتَفَيَّؤُ۬ا
ظِلَالُهُ
عَنِ
الْيَم۪ينِ
وَالشَّمَٓائِلِ
سُجَّداً
لِلّٰهِ
وَهُمْ
دَاخِرُونَ
Allah’ın yarattığı şeylerin, gölgeleri sağa sola vurarak, Allah’a boyun eğerek secde etmekte olduklarını görmüyorlar mı?[48]
Yükleniyor...