ا ل ذ ي ن
1001 kelime · i'rab ağacında: 849
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mübteda 157 ayetler
Haber 157 ayetler
أُولَئِكَ
28
هُمْ
zamir 13
عَذَابٌ
10
↗
نُدْخِلُ
6
↗
cümle
5
يَعْلَمُونَ
5
↗
النَّارِ
5
↗
أَجْرُ
5
↗
أَضَلَّ
4
↗
الْجَنَّةِ
4
↗
زَادَتْ
4
↗
مَغْفِرَةٌ
3
↗
+105 daha (daha az geçenler)
يَقُولُونَ
3
↗
لَأُكَفِّرَنَّ
3
↗
يُؤْمِنُونَ
3
↗
مَا
2
(يُقَالُ)
gizli 2
يُقَاتِلُونَ
2
↗
تَكْذِيبٍ
2
↗
نَاصِرِينَ
2
↗
لَنَهْدِيَنَّ
2
↗
الْبُشْرَى
2
↗
يَجِدُونَ
2
↗
يُوَفِّي
2
↗
لَنُبَوِّئَنَّ
2
↗
جَزَاءُ
2
↗
اللَّهُ
2
↗
رُحَمَاءُ
2
↗
رِزْقٌ
2
↗
مَأْوَا
2
↗
يُسَبِّحُونَ
2
↗
سَخِرَ
2
↗
أَشَدُّ
2
↗
الْيَوْمَ
1
كَأَنْ
1
مِنْ
1
(أَنْ يُجَادِلُوا فِي آيَاتِ اللَّهِ)
gizli 1
(أُولَئِكَ)
gizli 1
(تَعِسُوا)
gizli 1
(ثَبَتَ)
gizli 1
(شَيْءٌ)
gizli 1
(مُسْتَقِرَّةٌ)
gizli 1
(مُسْتَقِرُّونَ)
gizli 1
(مَوْجُودٌ)
gizli 1
(نُقْسِمُ)
gizli 1
(يَقُولُونَ)
gizli 1
(يَوْصَوْنَ)
gizli 1
يَسْتَطِيعُونَ
1
↗
طُوبَى
1
↗
الظُّلُمَاتِ
1
↗
أَعَدَّ
1
↗
يَعْدِلُونَ
1
↗
يَعْرِفُونَ
1
↗
عِزَّةٍ
1
↗
أَعْظَمُ
1
↗
أَعْمَالُ
1
↗
غُرَفٌ
1
↗
أُغْشِيَتْ
1
↗
آتَا
1
↗
يَفْرَحُونَ
1
↗
تَقْبَلُوا
1
↗
يَقْضُونَ
1
↗
قُطِّعَتْ
1
↗
قُلُوبُ
1
↗
يَقُومُونَ
1
↗
كَاتِبُوا
1
↗
يُؤْثِرُونَ
1
↗
نُكَلِّفُ
1
↗
كَانُوا
1
↗
الْمَكِيدُونَ
1
↗
أَلْحَقْنَا
1
↗
أَلْقَوْا
1
↗
يَتَمَتَّعُونَ
1
↗
يَمَسُّ
1
↗
يَمْلِكُونَ
1
↗
مَاتُوا
1
↗
وَقْرٌ
1
↗
أَوْلِيَاءُ
1
↗
بَعْضُ
1
↗
بُكْمٌ
1
↗
يَتَّبِعُونَ
1
↗
اجْلِدُوا
1
↗
جَاهَدُوا
1
↗
يَسْتَجِيبُونَ
1
↗
يُحِبُّونَ
1
↗
تَحْرِيرُ
1
↗
حُسْنُ
1
↗
يُحْشَرُونَ
1
↗
احْتَمَلُوا
1
↗
يَأْكُلُونَ
1
↗
أَلَتْنَا
1
↗
يُخْرِجُونَ
1
↗
يُخَفَّفُ
1
↗
خَالِدِينَ
1
↗
خَيْرٌ
1
↗
نَسْتَدْرِجُ
1
↗
تَرَى
1
↗
يَتَرَبَّصْنَ
1
↗
رَضُوا
1
↗
تَرْهَقُ
1
↗
رَوْضَاتِ
1
↗
زَفِيرٌ
1
↗
يُسْجَرُونَ
1
↗
يُسْحَبُونَ
1
↗
سِيمَى
1
↗
شَرَابٌ
1
↗
مُشْفِقُونَ
1
↗
شِقَاقٍ
1
↗
شَهَادَةُ
1
↗
شَهِيقٌ
1
↗
شَيْءٍ
1
↗
صَبَّ
1
↗
أَصْلَحَ
1
↗
صُمٌّ
1
↗
يُصِيبُ
1
↗
يَضْحَكُونَ
1
↗
شَهَادَةُ
zamir 1
Fâil 148 ayetler
Fiili 148 ayetler
قَالَ
54
↗
حَسِبَ
7
↗
يَعْلَمَ
6
↗
كَذَّبَ
6
↗
رَأَى
6
↗
لِيَسْتَأْذِنْ
5
↗
يَوَدُّ
4
↗
اقْتَتَلَ
3
↗
كَفَرَ
3
↗
مَكَرَ
3
↗
اتَّبَعَ
3
↗
خَسِرَ
3
↗
+38 daha (daha az geçenler)
يَسْتَوِي
3
↗
فَعَلَ
2
↗
بَدَّلَ
2
↗
يَئِسَ
2
↗
يَحْزُنْ
2
↗
أَمِنَ
2
↗
يَسْتَعْجِلُ
1
↗
لِيَسْتَعْفِفْ
1
↗
أَتَى
1
↗
يَفْتِنَ
1
↗
تَفَرَّقَ
1
↗
يَفْتَرِي
1
↗
قَعَدَ
1
↗
اسْتَمْتَعَ
1
↗
تَبَرَّأَ
1
↗
يَمْلِكُ
1
↗
بَرَزَ
1
↗
نَصَرَ
1
↗
يَنْتَهِ
1
↗
يَسْتَيْقِنَ
1
↗
يَتَبَيَّنَ
1
↗
تَرَكَ
1
↗
يُجَادِلُ
1
↗
جَعَلَ
1
↗
يَسْتَجِيبُ
1
↗
جَاوَزَ
1
↗
جَاءَ
1
↗
لِيَحْذَرْ
1
↗
أَخْرَجَ
1
↗
لِيَخْشَ
1
↗
يَسْتَخِفَّنَّ
1
↗
اخْتَلَفَ
1
↗
خَلَقَ
1
↗
يُرِيدُ
1
↗
يَرْتَابَ
1
↗
زَعَمَ
1
↗
يَزْدَادَ
1
↗
أَسَرُّو
1
↗
Mef'ûlun bih 126 ayetler
Fiili 126 ayetler
نَجَّيْنَا
11
↗
يَعْلَمْ
8
↗
يَجْزِيَ
8
↗
تَرَى
6
↗
أَخَذَ
5
↗
قَاتِلُوا
4
↗
لَقُوا
4
↗
يُنْذِرَ
4
↗
بَشِّرْ
4
↗
وَعَدَ
4
↗
أَعْبُدَ
3
↗
آتُوا
3
↗
+42 daha (daha az geçenler)
لَتَجِدَنَّ
3
↗
ذَرْ
3
↗
ثَبِّتُوا
3
↗
تَحْسَبَنَّ
3
↗
يُدْخِلُ
3
↗
يُصِيبُ
3
↗
عَذَّبَ
2
↗
أَغْرَقْنَا
2
↗
يَنْفَعُ
2
↗
يَتَوَلَّ
2
↗
أَخْرَجَ
2
↗
ادْعُوا
2
↗
يَرْفَعْ
2
↗
اسْأَلْ
2
↗
(وَعَدَ)
gizli 1
تُطِيعُوا
1
↗
فَتَنَّا
1
↗
قُلْ
1
↗
يُمَحِّصَ
1
↗
لَيَمَسَّنَّ
1
↗
لَنُنَبِّئَنَّ
1
↗
أَنْزَلَ
1
↗
نَنْصُرُ
1
↗
هَدَى
1
↗
أَوْرَثْنَا
1
↗
وَصَّيْنَا
1
↗
يَتَوَفَّى
1
↗
نَجْعَلُ
1
↗
يَسْتَجِيبُ
1
↗
يُحِبُّ
1
↗
يَحْزُنَ
1
↗
احْشُرُوا
1
↗
يُخَادِعُونَ
1
↗
يُخْزِي
1
↗
اسْتَخْلَفَ
1
↗
خَلَقَ
1
↗
لَنُذِيقَنَّ
1
↗
رَدَّ
1
↗
أَيَّدْنَا
1
↗
يَزِيدُ
1
↗
تَسُبُّوا
1
↗
أَصْرِفُ
1
↗
Mecrur 103 ayetler
Sıfat 99 ayetler
Mevsûfu 99 ayetler
الْمُؤْمِنُونَ
9
↗
شُرَكَاءُ
8
↗
الْقَوْمِ
7
↗
عِبَادَ
6
↗
الْمَلَأُ
6
↗
الْمُتَّقِينَ
5
↗
الْمُصَلِّينَ
5
↗
أُولُو
4
↗
الظَّالِمِينَ
2
↗
فَرِيقًا
2
↗
الْفُقَرَاءِ
2
↗
الْمُكَذِّبِينَ
2
↗
+39 daha (daha az geçenler)
أَبْقَى
2
↗
إِخْوَانِ
2
↗
الَّذِينَ
1
(فِعْلًا)
gizli 1
طَرَفًا
1
↗
الْمُطَفِّفِينَ
1
↗
الطِّفْلِ
1
↗
طَائِفَةٌ
1
↗
أَعْظَمُ
1
↗
الْعَامِلِينَ
1
↗
الْفَاسِقِينَ
1
↗
الْكَافِرِينَ
1
↗
مَثَلًا
1
↗
بَرَاءَةٌ
1
↗
الْمَلَائِكَةَ
1
↗
النَّبِيُّونَ
1
↗
الْأَنْصَارِ
1
↗
الْمُنَافِقِينَ
1
↗
أَهْدَى
1
↗
مِيثَاقَ
1
↗
الْوَارِثُونَ
1
↗
الْبُكْمُ
1
↗
آخَرَانِ
1
↗
الثَّلَاثَةِ
1
↗
ثَمُودَ
1
↗
أُسْوَةٌ
1
↗
الْمُحْسِنِينَ
1
↗
الْمُخْبِتِينَ
1
↗
أَلْفًا
1
↗
الْخَرَّاصُونَ
1
↗
الْأَخْسَرِينَ
1
↗
الْخَاشِعِينَ
1
↗
رَجُلَانِ
1
↗
رَحْمَةٌ
1
↗
الْمُسْرِفِينَ
1
↗
سُلْطَانٌ
1
↗
شُفَعَاءَ
1
↗
الصَّابِرِينَ
1
↗
الْمُسْتَضْعَفِينَ
1
↗
Muzâfun ileyh 72 ayetler
Muzâfı 72 ayetler
عَاقِبَةُ
9
↗
مَثَلُ
8
↗
قُلُوبِ
6
↗
مَعَ
4
نَبَأُ
4
↗
دَأْبِ
4
↗
أَهْوَاءَ
3
↗
بَيْنَ
2
ظَنُّ
2
↗
قَوْلَ
2
↗
وُجُوهُ
2
↗
مَوْلَى
2
↗
+25 daha (daha az geçenler)
عِنْدَ
1
فَوْقَ
1
طَارِدِ
1
↗
طَعَامُ
1
↗
عِبَادِيَ
1
↗
أَعْنَاقِ
1
↗
أَفْئِدَةُ
1
↗
أَيُّهَا
1
↗
قَوْمِ
1
↗
بَأْسَ
1
↗
كَلِمَةَ
1
↗
هَادِي
1
↗
أَبْصَارُ
1
↗
أَوْزَارِ
1
↗
أَيَّامِ
1
↗
أَبْنَاءَ
1
↗
جَزَاءُ
1
↗
جَاعِلُ
1
↗
جُلُودُ
1
↗
دَابِرَ
1
↗
سَبِيلَ
1
↗
مَسَاكِنِ
1
↗
سُنَنَ
1
↗
صُدُورِ
1
↗
صِرَاطَ
1
↗
Nâib-i fâil 11 ayetler
Mübdelün minh 7 ayetler
Mecrur
99 ayet · ا ل ذ ي ن kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَالَّذ۪ينَ
يَجْتَنِبُونَ
كَـبَٓائِرَ
الْاِثْمِ
وَالْفَوَاحِشَ
وَاِذَا
مَا
غَضِبُوا
هُمْ
يَغْفِرُونَۚ
Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.[36-38]
وَالَّذ۪ينَ
اسْتَجَابُوا
لِرَبِّهِمْ
وَاَقَامُوا
الصَّلٰوةَۖ
وَاَمْرُهُمْ
شُورٰى
بَيْنَهُمْۖ
وَمِمَّا
رَزَقْنَاهُمْ
يُنْفِقُونَۚ
Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.[36-38]
اِنَّمَا
السَّب۪يلُ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
يَظْلِمُونَ
النَّاسَ
وَيَبْغُونَ
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır. İşte, can yakıcı azap bunlaradır.[42]
اَمْ
حَسِبَ
الَّذ۪ينَ
اجْتَرَحُوا
السَّيِّـَٔاتِ
اَنْ
نَجْعَلَهُمْ
كَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِۙ
سَوَٓاءً
مَحْيَاهُمْ
وَمَمَاتُهُمْۜ
سَٓاءَ
مَا
يَحْكُمُونَ۟
Yoksa, kötülük işleyen kimseler, ölümlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanıp yararlı iş işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar![21]
وَمَا
لَكُمْ
اَلَّا
تُنْفِقُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَلِلّٰهِ
م۪يرَاثُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
لَا
يَسْتَو۪ي
مِنْكُمْ
مَنْ
اَنْفَقَ
مِنْ
قَبْلِ
الْفَتْحِ
وَقَاتَلَۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
اَعْظَمُ
دَرَجَةً
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اَنْفَقُوا
مِنْ
بَعْدُ
وَقَاتَلُواۜ
وَكُلاًّ
وَعَدَ
اللّٰهُ
الْحُسْنٰىۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يرٌ۟
Göklerin ve yerin mirasçısı Allah olduğu halde, Allah yolunda siz niçin sarf etmiyorsunuz? İçinizden Mekke’nin fethinden önce sarfeden ve savaşan kimseler, daha sonra sarfedip savaşan kimselerle bir değildirler, öncekiler daha üstün derecededirler. Allah, hepsine cenneti vadetmiştir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.[10]
فَالْيَوْمَ
لَا
يُؤْخَذُ
مِنْكُمْ
فِدْيَةٌ
وَلَا
مِنَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
مَأْوٰيكُمُ
النَّارُۜ
هِيَ
مَوْلٰيكُمْۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ
Bugün sizden ve inkar edenlerden fidye kabul edilmez; varacağınız yer ateştir, layığınız orasıdır; ne kötü bir dönüştür![15]
اَلَمْ
يَأْنِ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْ
تَخْشَعَ
قُلُوبُهُمْ
لِذِكْرِ
اللّٰهِ
وَمَا
نَزَلَ
مِنَ
الْحَقِّۙ
وَلَا
يَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلُ
فَطَالَ
عَلَيْهِمُ
الْاَمَدُ
فَقَسَتْ
قُلُوبُهُمْۜ
وَكَث۪يرٌ
مِنْهُمْ
فَاسِقُونَ
İnananların gönüllerinin Allah’ı anması ve O’ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimselerdir.[16]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
نُهُوا
عَنِ
النَّجْوٰى
ثُمَّ
يَعُودُونَ
لِمَا
نُهُوا
عَنْهُ
وَيَتَنَاجَوْنَ
بِالْاِثْمِ
وَالْعُدْوَانِ
وَمَعْصِيَتِ
الرَّسُولِۘ
وَاِذَا
جَٓاؤُ۫كَ
حَيَّوْكَ
بِمَا
لَمْ
يُحَيِّكَ
بِهِ
اللّٰهُۙ
وَيَقُولُونَ
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
لَوْلَا
يُعَذِّبُنَا
اللّٰهُ
بِمَا
نَقُولُۜ
حَسْبُهُمْ
جَهَنَّمُۚ
يَصْلَوْنَهَاۚ
فَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ
Gizli toplantıdan menedilen, sonra menolundukları şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek konusunda gizli gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde, Allah’ın seni selamlamadığı bir şekilde seni selamlarlar; içlerinden, «Gerçekten peygamber olsaydı Allah’ın bizi, söylediklerimizden ötürü, cezalandırması gerekmez miydi?» derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler, ne kötü dönüştür![8]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
تَوَلَّوْا
قَوْماً
غَضِبَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْۜ
مَا
هُمْ
مِنْكُمْ
وَلَا
مِنْهُمْۙ
وَيَحْلِفُونَ
عَلَى
الْـكَذِبِ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Allah’ın gazabettiği milleti dost edinen münafıkları görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler.[14]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
نَافَقُوا
يَقُولُونَ
لِاِخْوَانِهِمُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
لَئِنْ
اُخْرِجْتُمْ
لَنَخْرُجَنَّ
مَعَكُمْ
وَلَا
نُط۪يعُ
ف۪يكُمْ
اَحَداً
اَبَداًۚ
وَاِنْ
قُوتِلْتُمْ
لَنَنْصُرَنَّكُمْۜ
وَاللّٰهُ
يَشْهَدُ
اِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ
Münafıkların, kitap ehlinin inkarcılarından olan kardeşlerine: «Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız and olsun ki, biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız; eğer savaşa tutuşursanız mutlaka size yardım ederiz» dediklerini görmedin mi? Allah onların yalancı olduklarına şahidlik eder.[11]
وَلَا
تَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
نَسُوا
اللّٰهَ
فَاَنْسٰيهُمْ
اَنْفُسَهُمْۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْفَاسِقُونَ
Allah’ı unutup da, Allah’ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.[19]
قَدْ
كَانَتْ
لَكُمْ
اُسْوَةٌ
حَسَنَةٌ
ف۪ٓي
اِبْرٰه۪يمَ
وَالَّذ۪ينَ
مَعَهُۚ
اِذْ
قَالُوا
لِقَوْمِهِمْ
اِنَّا
بُرَءٰٓؤُ۬ا
مِنْكُمْ
وَمِمَّا
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۘ
كَفَرْنَا
بِكُمْ
وَبَدَا
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمُ
الْعَدَاوَةُ
وَالْبَغْضَٓاءُ
اَبَداً
حَتّٰى
تُؤْمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَحْدَهُٓ
اِلَّا
قَوْلَ
اِبْرٰه۪يمَ
لِاَب۪يهِ
لَاَسْتَغْفِرَنَّ
لَكَ
وَمَٓا
اَمْلِكُ
لَكَ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍۜ
رَبَّـنَا
عَلَيْكَ
تَوَكَّلْنَا
وَاِلَيْكَ
اَنَبْنَا
وَاِلَيْكَ
الْمَص۪يرُ
İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: «Biz sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız; sizin dininizi inkar ediyoruz; bizimle sizin aranızda yalnız Allah’a inanmanıza kadar ebedi düşmanlık ve öfke başgöstermiştir.» -Yalnız, İbrahim’in, babasına: «And olsun ki, senin için mağfiret dileyeceğim, fakat sana Allah’tan gelecek herhangi bir şeyi savmaya gücüm yetmez» sözü bu örneğin dışındadır- «Rabbimiz! Sana güvendik, Sana yöneldik; dönüş Sanadır.»[4]
لَا
يَنْهٰيكُمُ
اللّٰهُ
عَنِ
الَّذ۪ينَ
لَمْ
يُقَاتِلُوكُمْ
فِي
الدّ۪ينِ
وَلَمْ
يُخْرِجُوكُمْ
مِنْ
دِيَارِكُمْ
اَنْ
تَـبَرُّوهُمْ
وَتُقْسِطُٓوا
اِلَيْهِمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُقْسِط۪ينَ
Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah adil olanları sever.[8]
اِنَّمَا
يَنْهٰيكُمُ
اللّٰهُ
عَنِ
الَّذ۪ينَ
قَاتَلُوكُمْ
فِي
الدّ۪ينِ
وَاَخْرَجُوكُمْ
مِنْ
دِيَارِكُمْ
وَظَاهَرُوا
عَلٰٓى
اِخْرَاجِكُمْ
اَنْ
تَوَلَّوْهُمْۚ
وَمَنْ
يَتَوَلَّهُمْ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Allah, ancak sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, işte onlar zalimdir.[9]
وَلِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِرَبِّهِمْ
عَذَابُ
جَهَنَّمَۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ
Rablerini inkar eden kimseler için cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür![6]
فَمَالِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
قِبَلَكَ
مُهْطِع۪ينَۙ
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?[36-37]
اِنَّ
رَبَّكَ
يَعْلَمُ
اَنَّكَ
تَقُومُ
اَدْنٰى
مِنْ
ثُلُثَيِ
الَّيْلِ
وَنِصْفَهُ
وَثُلُثَهُ
وَطَٓائِفَةٌ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
مَعَكَۜ
وَاللّٰهُ
يُقَدِّرُ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَۜ
عَلِمَ
اَنْ
لَنْ
تُحْصُوهُ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنَ
الْقُرْاٰنِۜ
عَلِمَ
اَنْ
سَيَكُونُ
مِنْكُمْ
مَرْضٰىۙ
وَاٰخَرُونَ
يَضْرِبُونَ
فِي
الْاَرْضِ
يَبْتَغُونَ
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِۙ
وَاٰخَرُونَ
يُقَاتِلُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۘ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنْهُۙ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَ
وَاَقْرِضُوا
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناًۜ
وَمَا
تُقَدِّمُوا
لِاَنْفُسِكُمْ
مِنْ
خَيْرٍ
تَجِدُوهُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
هُوَ
خَيْراً
وَاَعْظَمَ
اَجْراًۜ
وَاسْتَغْفِرُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah’a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.[20]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اَجْرَمُوا
كَانُوا
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
يَضْحَكُونَۘ
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.[29]
ثُمَّ
كَانَ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَتَوَاصَوْا
بِالصَّبْرِ
وَتَوَاصَوْا
بِالْمَرْحَمَةِۜ
Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.[17]
Yükleniyor...