ا ذ ا
454 kelime · i'rab ağacında: 106
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Muzâf 98 ayetler
Muzâfun ileyh 98 ayetler
جَاءَ
10
↗
دَعَا
5
↗
كُنَّا
3
↗
تُتْلَى
3
↗
رَجَعْتُمْ
3
↗
السَّمَاءُ
3
↗
عَاهَدْتُمْ
2
↗
يَغْشَى
2
↗
فُتِحَتْ
2
↗
الْبِحَارُ
2
↗
مِتُّ
2
↗
النُّجُومُ
2
↗
+65 daha (daha az geçenler)
النُّفُوسُ
2
↗
تَوَفَّتْ
2
↗
وَلَّوْا
2
↗
أَثْمَرَ
2
↗
الْجِبَالُ
2
↗
تَجَلَّى
2
↗
حَضَرَ
2
↗
ذُكِرَ
2
↗
cümle
1
ضَاقَتْ
1
↗
ظَنُّوا
1
↗
عَسْعَسَ
1
↗
الْعِشَارُ
1
↗
عَمِلُوا
1
↗
آتَيْتُمْ
1
↗
فَارَ
1
↗
الْقُبُورُ
1
↗
قَتَلَ
1
↗
اقْتَرَبَ
1
↗
قَضَى
1
↗
انْقَلَبُوا
1
↗
قَالَ
1
↗
الْكَوَاكِبُ
1
↗
كِلْتُمْ
1
↗
لَقِيَا
1
↗
مُزِّقْتُمْ
1
↗
تُمْنَى
1
↗
يُنْذَرُونَ
1
↗
نَسِيتَ
1
↗
اهْتَدَيْتُمْ
1
↗
هَوَى
1
↗
الْمَوْءُودَةُ
1
↗
الْوُحُوشُ
1
↗
اتَّسَقَ
1
↗
وَقَبَ
1
↗
بُعْثِرَ
1
↗
اتَّقَوْا
1
↗
بَلَغَتْ
1
↗
أَخَذَ
1
↗
تَبَايَعْتُمْ
1
↗
تَابَ
1
↗
الْجَحِيمُ
1
↗
جَمَعْنَا
1
↗
الْجَنَّةُ
1
↗
حَسَدَ
1
↗
أَحْسَنُوا
1
↗
حُصِّلَ
1
↗
حَلَفْتُمْ
1
↗
دُكَّتْ
1
↗
آمَنُوا
1
↗
تَرَدَّى
1
↗
الرُّسُلُ
1
↗
تَرَاضَوْا
1
↗
أَرَدْنَا
1
↗
سَجَى
1
↗
يَسْرِ
1
↗
أَسْفَرَ
1
↗
سَمِعُوا
1
↗
اسْتَوَيْتُمْ
1
↗
الشَّمْسُ
1
↗
يَشَاءُ
1
↗
الصُّحُفُ
1
↗
صَلَّى
1
↗
أَصَابَتْ
1
↗
ضَرَبُوا
1
↗
Mef'ûlun fîh 69 ayetler
Fiili 69 ayetler
عَلِمَتْ
17
↗
قَالَ
4
↗
أُجِّلَتْ
4
↗
(نُبْعَثُ)
gizli 3
يُؤَخَّرُ
3
↗
أُجِيبُ
3
↗
اُذْكُرْ
3
↗
تُسْمِعُ
3
↗
وَجِلَتْ
2
↗
أَوْفُوا
2
↗
(أُقْسِمُ)
gizli 1
(سُعِدُوا)
gizli 1
+23 daha (daha az geçenler)
(كَانَ)
gizli 1
(لَجَؤُوا)
gizli 1
(يَصْنَعُونَ)
gizli 1
(يَكُونُ)
gizli 1
طَعِمُوا
1
↗
يَعْتَذِرُونَ
1
↗
يَعْرِفُونَ
1
↗
يَأْبَ
1
↗
تَعْضُلُوا
1
↗
يُغْنِي
1
↗
كُتِبَ
1
↗
يُنَبِّئُ
1
↗
يُنْذِرُوا
1
↗
انْظُرُوا
1
↗
تَنْكِحُوا
1
↗
يَنْهَى
1
↗
جِئْنَا
1
↗
كُلُوا
1
↗
أُخْرَجُ
1
↗
خَلَقَ
1
↗
زَادَتْ
1
↗
أَشْهِدُوا
1
↗
يَضُرُّ
1
↗
Muzâf
95 ayet · ا ذ ا kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
اِنَّمَا
كَانَ
قَوْلَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
اِذَا
دُعُٓوا
اِلَى
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
لِيَحْكُمَ
بَيْنَهُمْ
اَنْ
يَقُولُوا
سَمِعْنَا
وَاَطَعْنَاۜ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ
Aralarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: «İşittik, itaat ettik» demek, ancak müminlerin sözüdür, işte saadete erenler onlardır.[51]
اَمَّنْ
يُج۪يبُ
الْمُضْطَرَّ
اِذَا
دَعَاهُ
وَيَكْشِفُ
السُّٓوءَ
وَيَجْعَلُكُمْ
خُلَـفَٓاءَ
الْاَرْضِۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَذَكَّرُونَۜ
Yoksa, darda kalana, kendisine yakardığı zaman karşılık veren, başındaki sıkıntıyı gideren ve sizi yeryüzünün sahipleri yapan mı? Allah’ın yanında başka bir tanrı mi? Pek kıt düşünüyorsunuz.[62]
اِنَّكَ
لَا
تُسْمِــعُ
الْمَوْتٰى
وَلَا
تُسْمِــعُ
الصُّمَّ
الدُّعَٓاءَ
اِذَا
وَلَّوْا
مُدْبِر۪ينَ
Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.[80]
فَاِنَّكَ
لَا
تُسْمِعُ
الْمَوْتٰى
وَلَا
تُسْمِعُ
الصُّمَّ
الدُّعَٓاءَ
اِذَا
وَلَّوْا
مُدْبِر۪ينَ
Tabiidir ki sen ölülere katiyyen işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.[52]
وَمَا
كَانَ
لِمُؤْمِنٍ
وَلَا
مُؤْمِنَةٍ
اِذَا
قَضَى
اللّٰهُ
وَرَسُولُهُٓ
اَمْراً
اَنْ
يَكُونَ
لَهُمُ
الْخِيَرَةُ
مِنْ
اَمْرِهِمْۜ
وَمَنْ
يَعْصِ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
فَقَدْ
ضَلَّ
ضَلَالاً
مُب۪يناً
Allah ve Peygamber’i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah’a ve Peygamber’e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.[36]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
هَلْ
نَدُلُّكُمْ
عَلٰى
رَجُلٍ
يُنَبِّئُكُمْ
اِذَا
مُزِّقْتُمْ
كُلَّ
مُمَزَّقٍۙ
اِنَّكُمْ
لَف۪ي
خَلْقٍ
جَد۪يدٍۚ
İnkar edenler, insanlara: «Size, siz parça parça dağılıp yok olduğunuz zaman yeniden dirileceğinizi haber veren bir adam gösterelim mi? Allah’a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde delilik mi vardır?» derler. Hayır; ahirete inanmayanlar, azapta ve derin bir sapıklık içindedirler.[7-8]
وَس۪يقَ
الَّذ۪ينَ
اتَّقَوْا
رَبَّهُمْ
اِلَى
الْجَنَّةِ
زُمَراًۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاؤُ۫هَا
وَفُتِحَتْ
اَبْوَابُهَا
وَقَالَ
لَهُمْ
خَزَنَتُهَا
سَلَامٌ
عَلَيْكُمْ
طِبْتُمْ
فَادْخُلُوهَا
خَالِد۪ينَ
Rablerine karşı gelmekten sakınanlar, bölük bölük cennete götürülürler. Oraya varıp da kapıları açıldığında, bekçileri onlara: «Selam size, hoş geldiniz! Temelli olarak buraya girin» derler.[73]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
خَلْقُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَثَّ
ف۪يهِمَا
مِنْ
دَٓابَّةٍۜ
وَهُوَ
عَلٰى
جَمْعِهِمْ
اِذَا
يَشَٓاءُ
قَد۪يرٌ۟
Gökleri, yeri ve ikisinde yaydığı canlıları yaratması varlığının delillerindendir.[29]
لِتَسْتَوُ۫ا
عَلٰى
ظُهُورِه۪
ثُمَّ
تَذْكُرُوا
نِعْمَةَ
رَبِّكُمْ
اِذَا
اسْتَوَيْتُمْ
عَلَيْهِ
وَتَقُولُوا
سُبْحَانَ
الَّذ۪ي
سَخَّرَ
لَنَا
هٰذَا
وَمَا
كُنَّا
لَهُ
مُقْرِن۪ينَۙ
Her sınıf varlığı yaratan O’dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: «Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz» demeniz içindir.[12-14]
فَكَيْفَ
اِذَا
تَوَفَّتْهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
يَضْرِبُونَ
وُجُوهَهُمْ
وَاَدْبَارَهُمْ
Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nice olur?[27]
مِنْ
نُطْفَةٍ
اِذَا
تُمْنٰىۖ
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O’dur.[45-46]
فَلَوْلَٓا
اِذَا
بَلَغَتِ
الْحُلْقُومَۙ
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.[83-85]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
جَٓاءَكُمُ
الْمُؤْمِنَاتُ
مُهَاجِرَاتٍ
فَامْتَحِنُوهُنَّۜ
اَللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِا۪يمَانِهِنَّۚ
فَاِنْ
عَلِمْتُمُوهُنَّ
مُؤْمِنَاتٍ
فَلَا
تَرْجِعُوهُنَّ
اِلَى
الْكُفَّارِۜ
لَا
هُنَّ
حِلٌّ
لَهُمْ
وَلَا
هُمْ
يَحِلُّونَ
لَهُنَّۜ
وَاٰتُوهُمْ
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
اَنْ
تَنْكِحُوهُنَّ
اِذَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّۜ
وَلَا
تُمْسِكُوا
بِعِصَمِ
الْكَوَافِرِ
وَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقْتُمْ
وَلْيَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
ذٰلِكُمْ
حُكْمُ
اللّٰهِۜ
يَحْكُمُ
بَيْنَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah’ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim’dir.[10]
وَلَنْ
يُؤَخِّرَ
اللّٰهُ
نَفْساً
اِذَا
جَٓاءَ
اَجَلُهَاۜ
وَاللّٰهُ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Bir canın eceli gelip çatınca, Allah onu asla geri bırakmaz; Allah, işlediklerinizden haberdardır.[11]
يَغْفِرْ
لَـكُمْ
مِنْ
ذُنُوبِكُمْ
وَيُؤَخِّرْكُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
اِنَّ
اَجَلَ
اللّٰهِ
اِذَا
جَٓاءَ
لَا
يُؤَخَّرُۢ
لَوْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
«Allah’a kulluk edin; O’ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah’ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!»[3-4]
وَالصُّبْحِ
اِذَٓا
اَسْفَرَۙ
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.[32-37]
فَاِذَا
النُّجُومُ
طُمِسَتْۙ
Yıldızların ışığı giderildiği zaman,[8]
وَاِذَا
الْجِبَالُ
نُسِفَتْۙ
Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,[10]
Yükleniyor...