ر ب ب
980 kelime · i'rab ağacında: 975
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Muzâf 960 ayetler
Muzâfun ileyh 960 ayetler
كَ
zamir 236
ي
zamir 166
هُمْ
zamir 125
كُمْ
zamir 119
نَا
zamir 111
هُ
zamir 76
الْعَالَمِينَ
41
↗
كُمَا
zamir 33
السَّمَوَاتِ
14
↗
الْأَرْضِ
13
↗
هَا
zamir 9
مَا
7
+15 daha (daha az geçenler)
Mecrur 236 ayetler
Mef'ûlun bih 222 ayetler
Muzâfun ileyh 211 ayetler
Muzâfı 211 ayetler
عِنْدَ
38
آلَاءِ
32
↗
آيَاتِ
16
↗
رِسَالَاتِ
13
↗
أَمْرِ
11
↗
حَمْدِ
10
↗
كَلِمَةُ
9
↗
لِقَاءِ
8
↗
اسْمِ
8
↗
إِذْنِ
6
↗
رَحْمَةِ
6
↗
عَذَابَ
5
↗
+30 daha (daha az geçenler)
نِعْمَةِ
5
↗
ذِكْرِ
4
↗
سُبْحَانَ
4
↗
وَجْهِ
3
↗
وَعْدُ
3
↗
حُكْمِ
3
↗
عَطَاءُ
2
↗
مَقَامَ
2
↗
رِزْقُ
2
↗
سُبُلَ
2
↗
عِبَادَةِ
1
↗
عَرْشَ
1
↗
عِنْدِ
1
↗
فَضْلِ
1
↗
قَوْلُ
1
↗
كِتَابِ
1
↗
تَنْزِيلُ
1
↗
بُرْهَانَ
1
↗
نُورِ
1
↗
بَطْشَ
1
↗
مِيقَاتُ
1
↗
أَخْذُ
1
↗
جَدُّ
1
↗
جُنُودَ
1
↗
خَرَاجُ
1
↗
خَزَائِنُ
1
↗
خَشْيَةِ
1
↗
ذُلُلًا
1
↗
صِرَاطُ
1
↗
كَ
zamir 1
Fâil 107 ayetler
Fiili 107 ayetler
قَالَ
9
↗
شَاءَ
7
↗
أَوْحَى
5
↗
كَفَى
4
↗
هَدَى
4
↗
آتَى
3
↗
نَادَى
3
↗
وَعَدَ
3
↗
اجْتَبَى
3
↗
جَعَلَ
3
↗
رَحِمَ
3
↗
غَفَرَ
2
↗
+46 daha (daha az geçenler)
فَعَلَ
2
↗
قَضَى
2
↗
يُمِدَّ
2
↗
أَنْزَلَ
2
↗
نَهَى
2
↗
وَسِعَ
2
↗
ابْتَلَى
2
↗
تَأَذَّنَ
2
↗
اسْتَجَابَ
2
↗
حَرَّمَ
2
↗
يُدْخِلَ
2
↗
أَرَادَ
2
↗
يَضِلُّ
1
↗
يَسْتَطِيعُ
1
↗
يَظْلِمُ
1
↗
يَعْبَأُ
1
↗
يُعْطِي
1
↗
عَلَّمَ
1
↗
تَقَبَّلَ
1
↗
قَاتَلَ
1
↗
كَتَبَ
1
↗
كَلَّمَ
1
↗
يُبْدِلَ
1
↗
مَكَّنَ
1
↗
يَنْسِفُ
1
↗
يَنْشُرْ
1
↗
يُبَشِّرُ
1
↗
وَدَّعَ
1
↗
يَبْعَثَ
1
↗
لَيُوَفِّيَنَّ
1
↗
وَقَى
1
↗
وَهَبَ
1
↗
أَخَذَ
1
↗
تَجَلَّى
1
↗
يَجْمَعُ
1
↗
جَاءَ
1
↗
يَحْكُمُ
1
↗
أَخْرَجَ
1
↗
يَسْتَخْلِفُ
1
↗
خَلَقَ
1
↗
أَمَرَ
1
↗
دَمْدَمَ
1
↗
اذْهَبْ
1
↗
سَقَى
1
↗
صَبَّ
1
↗
أَصْفَى
1
↗
Sıfat 68 ayetler
Haber 53 ayetler
Mübteda 53 ayetler
(هُوَ)
gizli 9
اللَّهُ
9
↗
هُوَ
zamir 8
مِنْ
4
هَذَا
3
مَرْجِعُ
3
↗
أَنَا
zamir 3
الْحَقُّ
2
↗
الْحَمْدُ
2
↗
رَبُّ
2
ذَلِكَ
1
ذَلِكُمْ
1
+6 daha (daha az geçenler)
Mübteda 33 ayetler
Haber 33 ayetler
أَعْلَمُ
13
↗
الَّذِي
4
اللَّهُ
4
↗
ذُو
3
↗
أَكْرَمَ
2
↗
خَيْرٌ
2
↗
رَبُّ
2
الْمُسْتَعَانُ
1
↗
الْغَفُورُ
1
↗
الْغَنِيُّ
1
↗
كُلِّ
1
↗
أَهَانَ
1
↗
+3 daha (daha az geçenler)
Mevsûf 25 ayetler
Sıfat 25 ayetler
الَّذِي
9
الْعَظِيمِ
3
↗
الْأَعْلَى
2
↗
دُونِ
2
↗
الرَّحْمَنِ
2
↗
اللَّاتِي
1
مَا
1
الْعَزِيزِ
1
↗
غَفُورٌ
1
↗
مُتَفَرِّقُونَ
1
↗
كَثِيرٌ
1
↗
الْكَرِيمِ
1
↗
+4 daha (daha az geçenler)
Muzâf Muzâfun ileyh
856 ayet · ر ب ب kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
سَيَقُولُونَ
ثَلٰثَةٌ
رَابِعُهُمْ
كَلْبُهُمْۚ
وَيَقُولُونَ
خَمْسَةٌ
سَادِسُهُمْ
كَلْبُهُمْ
رَجْماً
بِالْغَيْبِۚ
وَيَقُولُونَ
سَبْعَةٌ
وَثَامِنُهُمْ
كَلْبُهُمْۜ
قُلْ
رَبّ۪ٓي
اَعْلَمُ
بِعِدَّتِهِمْ
مَا
يَعْلَمُهُمْ
اِلَّا
قَل۪يلٌ۠
فَلَا
تُمَارِ
ف۪يهِمْ
اِلَّا
مِرَٓاءً
ظَاهِراًۖ
وَلَا
تَسْتَفْتِ
ف۪يهِمْ
مِنْهُمْ
اَحَداً۟
Karanlığa taş atar gibi, «Mağara ehli üçtür, dördüncüleri köpekleridir» derler, yahut, «Beştir, altıncıları köpekleridir» derler, yahut «Yedidir, sekizincileri köpekleridir» derler. De ki: «Onların sayısını en iyi bilen Rabbim’dir. Onları pek az kimseden başkası bilmez.» Bunun için, onlar hakkında, bu kısaca anlatılanın dışında, kimseyle tartışma ve onlar hakkında kimseden bir şey sorma.[22]
اِلَّٓا
اَنْ
يَشَٓاءَ
اللّٰهُۘ
وَاذْكُرْ
رَبَّكَ
اِذَا
نَس۪يتَ
وَقُلْ
عَسٰٓى
اَنْ
يَهْدِيَنِ
رَبّ۪ي
لِاَقْرَبَ
مِنْ
هٰذَا
رَشَداً
Herhangi bir şey için, Allah’ın dilemesi dışında: «Ben yarın onu yapacağım» deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: «Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir.»[23-24]
وَاتْلُ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنْ
كِتَابِ
رَبِّكَۚ
لَا
مُبَدِّلَ
لِكَلِمَاتِه۪
وَلَنْ
تَجِدَ
مِنْ
دُونِه۪
مُلْتَحَداً
Rabbinin Kitap’ından sana vahyolunanı oku; O’nun sözlerini değiştirecek yoktur. O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.[27]
وَاصْبِرْ
نَفْسَكَ
مَعَ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَدٰوةِ
وَالْعَشِيِّ
يُر۪يدُونَ
وَجْهَهُ
وَلَا
تَعْدُ
عَيْنَاكَ
عَنْهُمْۚ
تُر۪يدُ
ز۪ينَةَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَلَا
تُطِـعْ
مَنْ
اَغْفَلْنَا
قَلْبَهُ
عَنْ
ذِكْرِنَا
وَاتَّبَعَ
هَوٰيهُ
وَكَانَ
اَمْرُهُ
فُرُطاً
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.[28]
وَقُلِ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَمَنْ
شَٓاءَ
فَلْيُؤْمِنْ
وَمَنْ
شَٓاءَ
فَلْيَكْفُرْۙ
اِنَّٓا
اَعْتَدْنَا
لِلظَّالِم۪ينَ
نَاراًۙ
اَحَاطَ
بِهِمْ
سُرَادِقُهَاۜ
وَاِنْ
يَسْتَغ۪يثُوا
يُغَاثُوا
بِمَٓاءٍ
كَالْمُهْلِ
يَشْوِي
الْوُجُوهَۜ
بِئْسَ
الشَّرَابُۜ
وَسَٓاءَتْ
مُرْتَفَقاً
De ki: «Gerçek Rabbinizdendir.» Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine alacak bir ateş hazırlamışızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır![29]
وَمَٓا
اَظُنُّ
السَّاعَةَ
قَٓائِمَةًۙ
وَلَئِنْ
رُدِدْتُ
اِلٰى
رَبّ۪ي
لَاَجِدَنَّ
خَيْراً
مِنْهَا
مُنْقَلَباً
Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: «Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum» dedi.[35-36]
لٰكِنَّا۬
هُوَ
اللّٰهُ
رَبّ۪ي
وَلَٓا
اُشْرِكُ
بِرَبّ۪ٓي
اَحَداً
Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: «Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah’tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: «Maşallah! Kuvvet ancak Allah’a mahsustur!» demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın» dedi.[37-41]
فَعَسٰى
رَبّ۪ٓي
اَنْ
يُؤْتِيَنِ
خَيْراً
مِنْ
جَنَّتِكَ
وَيُرْسِلَ
عَلَيْهَا
حُسْبَاناً
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَتُصْبِحَ
صَع۪يداً
زَلَقاًۙ
Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: «Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah’tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: «Maşallah! Kuvvet ancak Allah’a mahsustur!» demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın» dedi.[37-41]
وَاُح۪يطَ
بِثَمَرِه۪
فَاَصْبَحَ
يُقَلِّبُ
كَفَّيْهِ
عَلٰى
مَٓا
اَنْفَقَ
ف۪يهَا
وَهِيَ
خَاوِيَةٌ
عَلٰى
عُرُوشِهَا
وَيَقُولُ
يَا لَيْتَن۪ي
لَمْ
اُشْرِكْ
بِرَبّ۪ٓي
اَحَداً
Nitekim, ürünleri yok edildi; bağın altüst olmuş çardakları karşısında, sarfettiği emeğe içi yanarak ellerini oğuşturup «Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım» diyordu.[42]
اَلْمَالُ
وَالْبَنُونَ
ز۪ينَةُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۚ
وَالْبَاقِيَاتُ
الصَّالِحَاتُ
خَيْرٌ
عِنْدَ
رَبِّكَ
ثَوَاباً
وَخَيْرٌ
اَمَلاً
Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ama baki kalacak yararlı işler, sevab olarak da, emel olarak da, Rabbinin katında daha hayırlıdır.[46]
وَعُرِضُوا
عَلٰى
رَبِّكَ
صَفاًّۜ
لَقَدْ
جِئْتُمُونَا
كَمَا
خَلَقْنَاكُمْ
اَوَّلَ
مَرَّةٍۘ
بَلْ
زَعَمْتُمْ
اَلَّنْ
نَجْعَلَ
لَكُمْ
مَوْعِداً
Dizi dizi Rabbine sunulduklarında onlara: «And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi Bize geldiniz. Sizi bir yere toplamak için söz vermediğimizi iddia etmiştiniz değil mi?» denir.[48]
وَوُضِعَ
الْكِتَابُ
فَتَرَى
الْمُجْرِم۪ينَ
مُشْفِق۪ينَ
مِمَّا
ف۪يهِ
وَيَقُولُونَ
يَا وَيْلَتَنَا
مَالِ
هٰذَا
الْكِتَابِ
لَا
يُغَادِرُ
صَغ۪يرَةً
وَلَا
كَب۪يرَةً
اِلَّٓا
اَحْصٰيهَاۚ
وَوَجَدُوا
مَا
عَمِلُوا
حَاضِراًۜ
وَلَا
يَظْلِمُ
رَبُّكَ
اَحَداً۟
Amel defteri ortaya konunca, suçluların, onda yazılı olanlardan korktuklarını görürsün, «Vah bize, eyvah bize! Bu defter nasıl olmuş da küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış!» derler. İşlediklerini hazır bulurlar. Rabbin kimseye haksızlık etmez.[49]
وَاِذْ
قُلْنَا
لِلْمَلٰٓئِكَةِ
اسْجُدُوا
لِاٰدَمَ
فَسَجَدُٓوا
اِلَّٓا
اِبْل۪يسَۜ
كَانَ
مِنَ
الْجِنِّ
فَفَسَقَ
عَنْ
اَمْرِ
رَبِّه۪ۜ
اَفَتَتَّخِذُونَهُ
وَذُرِّيَّتَهُٓ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُون۪ي
وَهُمْ
لَكُمْ
عَدُوٌّۜ
بِئْسَ
لِلظَّالِم۪ينَ
بَدَلاً
Meleklere: «Adem’e secde edin» demiştik. İblis’ten başka hepsi secde etmişti. O, cinlerden idi. Rabbinin buyruğu dışına çıktı. Ey insanoğulları! Siz Beni bırakıp onu ve soyunu dost mu ediniyorsunuz? Halbuki onlar size düşmandır. Kendilerine yazık edenler için bu ne kötü değişmedir![50]
وَمَا
مَنَعَ
النَّاسَ
اَنْ
يُؤْمِنُٓوا
اِذْ
جَٓاءَهُمُ
الْهُدٰى
وَيَسْتَغْفِرُوا
رَبَّهُمْ
اِلَّٓا
اَنْ
تَأْتِيَهُمْ
سُنَّةُ
الْاَوَّل۪ينَ
اَوْ
يَأْتِيَهُمُ
الْعَذَابُ
قُبُلاً
İnsanlara doğruluk rehberi gelmişken, onları inanmaktan, Rablerinden mağfiret dilemekten alıkoyan öncekilere uygulananın kendilerine de uygulanmasını veya gözleri göre göre azaba uğramayı beklemeleridir.[55]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنْ
ذُكِّرَ
بِاٰيَاتِ
رَبِّه۪
فَاَعْرَضَ
عَنْهَا
وَنَسِيَ
مَا
قَدَّمَتْ
يَدَاهُۜ
اِنَّا
جَعَلْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اَكِنَّةً
اَنْ
يَفْقَهُوهُ
وَف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْراًۜ
وَاِنْ
تَدْعُهُمْ
اِلَى
الْهُدٰى
فَلَنْ
يَهْتَدُٓوا
اِذاً
اَبَداً
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler.[57]
وَرَبُّكَ
الْغَفُورُ
ذُو
الرَّحْمَةِۜ
لَوْ
يُؤَاخِذُهُمْ
بِمَا
كَسَبُوا
لَعَجَّلَ
لَهُمُ
الْعَذَابَۜ
بَلْ
لَهُمْ
مَوْعِدٌ
لَنْ
يَجِدُوا
مِنْ
دُونِه۪
مَوْئِلاً
Bununla beraber, Rabbin mağfiret ve merhamet sahibidir. Eğer onları, yaptıklarından dolayı hemen hesaba çekmek isteseydi, azaba uğratmakta acele ederdi. Ama onların bir vadesi vardır. Ondan kaçıp sığınacak yer bulamazlar.[58]
فَاَرَدْنَٓا
اَنْ
يُبْدِلَهُمَا
رَبُّهُمَا
خَيْراً
مِنْهُ
زَكٰوةً
وَاَقْرَبَ
رُحْماً
Rablerinin o çocuktan daha temiz ve onlara daha çok merhamet eden birini vermesini istedik.»[81]
وَاَمَّا
الْجِدَارُ
فَكَانَ
لِغُلَامَيْنِ
يَت۪يمَيْنِ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
وَكَانَ
تَحْتَهُ
كَنْزٌ
لَهُمَا
وَكَانَ
اَبُوهُمَا
صَالِحاًۚ
فَاَرَادَ
رَبُّكَ
اَنْ
يَبْلُغَٓا
اَشُدَّهُمَا
وَيَسْتَخْرِجَا
كَنْزَهُمَاۗ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۚ
وَمَا
فَعَلْتُهُ
عَنْ
اَمْر۪يۜ
ذٰلِكَ
تَأْو۪يلُ
مَا
لَمْ
تَسْطِـعْ
عَلَيْهِ
صَبْراًۜ۟
«Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur.»[82]
قَالَ
اَمَّا
مَنْ
ظَلَمَ
فَسَوْفَ
نُعَذِّبُهُ
ثُمَّ
يُرَدُّ
اِلٰى
رَبِّه۪
فَيُعَذِّبُهُ
عَذَاباً
نُكْراً
«Haksızlık yapana azap edeceğiz, sonra Rabbine döndürülür, onu görülmemiş bir azaba uğratır; ama inanıp yararlı iş işleyene, mükafat olarak güzel şeyler vardır, ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz» dedi.[87-88]
قَالَ
مَا
مَكَّنّ۪ي
ف۪يهِ
رَبّ۪ي
خَيْرٌ
فَاَع۪ينُون۪ي
بِقُوَّةٍ
اَجْعَلْ
بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَهُمْ
رَدْماًۙ
«Rabbimin bana verdikleri sizinkinden daha iyidir. Bana gücünüzle yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir sed yapayım. Bana demir kütleleri getirin» dedi. Bunlar iki dağın arasını doldurunca: «Körükleyin» dedi. Demirler akkor haline gelince; «Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim» dedi.[95-96]
Yükleniyor...