ذ ك ر
292 kelime · i'rab ağacında: 277
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 154 ayetler
Fâil 134 ayetler
و
zamir 79
(أَنْتَ)
gizli 25
(هُوَ)
gizli 11
أُولُو
4
↗
(أَحَدٌ)
gizli 3
الْإِنْسَانُ
3
↗
مِنْ
2
(أَنَا)
gizli 2
(نَحْنُ)
gizli 1
إِحْدَى
1
↗
اسْمُ
1
↗
ت
zamir 1
+1 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun bih 78 ayetler
اللَّهَ
14
↗
نِعْمَةَ
13
↗
اسْمَ
7
↗
مَا
6
إِذْ
5
هُ
zamir 5
رَبَّ
4
↗
أَنْ
3
عَبْدَ
3
↗
آلَاءَ
2
↗
إِسْمَاعِيلَ
2
↗
كَ
zamir 2
+17 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun fîh 21 ayetler
Nâib-i fâil 20 ayetler
Mef'ûlun mutlak 16 ayetler
Hâl 5 ayetler
Mef'ûlun lieclih 1 ayetler
Mecrur 51 ayetler
Mevsûf 26 ayetler
Sıfat 26 ayetler
الْعَالَمِينَ
5
↗
أُولِي
4
↗
رَبِّ
3
↗
قَوْمٍ
2
↗
الْمُتَّقِينَ
2
↗
مُحْدَثٍ
2
↗
الْمُؤْمِنِينَ
2
↗
رَجُلٍ
2
↗
مِنْ
1
الْعَابِدِينَ
1
↗
كَثِيرًا
1
↗
كُلِّ
1
↗
+6 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun bih 23 ayetler
Fiili 23 ayetler
أَنْسَى
4
↗
آتَيْنَا
3
↗
أَنْزَلَ
3
↗
قُلْ
2
↗
أُحْدِثَ
2
↗
حَرَّمَ
2
↗
اعْبُدُوا
1
↗
يَهَبُ
1
↗
اتَّبَعَ
1
↗
أَتْلُو
1
↗
خَلَقَ
1
↗
رَفَعْنَا
1
↗
+3 daha (daha az geçenler)
Haber 14 ayetler
Mübteda 11 ayetler
Fiil Fâil
129 ayet · ذ ك ر kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَاهُ
بَيْنَهُمْ
لِيَذَّكَّرُواۘ
فَاَبٰٓى
اَكْثَرُ
النَّاسِ
اِلَّا
كُفُوراً
And olsun ki öğüt almaları için ülkeler arasında yer yer türlü türlü yağmur yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.[50]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَ
خِلْفَةً
لِمَنْ
اَرَادَ
اَنْ
يَذَّكَّرَ
اَوْ
اَرَادَ
شُكُوراً
İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O’dur.[62]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَذَكَرُوا
اللّٰهَ
كَث۪يراً
وَانْتَصَرُوا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
ظُلِمُواۜ
وَسَيَعْلَمُ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُٓوا
اَيَّ
مُنْقَلَبٍ
يَنْقَلِبُونَ
Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.[227]
اَمَّنْ
يُج۪يبُ
الْمُضْطَرَّ
اِذَا
دَعَاهُ
وَيَكْشِفُ
السُّٓوءَ
وَيَجْعَلُكُمْ
خُلَـفَٓاءَ
الْاَرْضِۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَذَكَّرُونَۜ
Yoksa, darda kalana, kendisine yakardığı zaman karşılık veren, başındaki sıkıntıyı gideren ve sizi yeryüzünün sahipleri yapan mı? Allah’ın yanında başka bir tanrı mi? Pek kıt düşünüyorsunuz.[62]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
مِنْ
بَعْدِ
مَٓا
اَهْلَكْنَا
الْقُرُونَ
الْاُو۫لٰى
بَصَٓائِرَ
لِلنَّاسِ
وَهُدًى
وَرَحْمَةً
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
And olsun ki, Musa’ya, ilk nesilleri yok ettikten sonra, insanlar düşünsünler diye Kitap’ı, açık belgeler, doğruluk rehberi ve rahmet olarak verdik.[43]
وَمَا
كُنْتَ
بِجَانِبِ
الطُّورِ
اِذْ
نَادَيْنَا
وَلٰكِنْ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَ
لِتُنْذِرَ
قَوْماً
مَٓا
اَتٰيهُمْ
مِنْ
نَذ۪يرٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Sen, Musa’ya hitap ettiğimiz zaman Tur’un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.[46]
وَلَقَدْ
وَصَّلْنَا
لَهُمُ
الْقَوْلَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَۜ۟
And olsun ki, Biz vahyi onlara ard arda yetiştirdik; belki düşünürler.[51]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِۜ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
شَف۪يعٍۜ
اَفَلَا
تَتَذَكَّرُونَ
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah’tır. O’ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?[4]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اذْكُرُوا
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
اِذْ
جَٓاءَتْكُمْ
جُنُودٌ
فَاَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
ر۪يحاً
وَجُنُوداً
لَمْ
تَرَوْهَاۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يراًۚ
Ey inananlar! Allah’ın size olan nimetini anın; üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görüyordu.[9]
لَقَدْ
كَانَ
لَكُمْ
ف۪ي
رَسُولِ
اللّٰهِ
اُسْوَةٌ
حَسَنَةٌ
لِمَنْ
كَانَ
يَرْجُوا
اللّٰهَ
وَالْيَوْمَ
الْاٰخِرَ
وَذَكَرَ
اللّٰهَ
كَث۪يراًۜ
Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok anan kimseler için Resulullah (Allah’ın Elçisi) en güzel örnektir.[21]
وَاذْكُرْنَ
مَا
يُتْلٰى
ف۪ي
بُيُوتِكُنَّ
مِنْ
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَالْحِكْمَةِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
لَط۪يفاً
خَب۪يراً۟
Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır.[34]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اذْكُرُوا
اللّٰهَ
ذِكْراً
كَث۪يراًۙ
Ey inananlar! Allah’ı çok anın.[41]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اذْكُرُوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْۜ
هَلْ
مِنْ
خَالِقٍ
غَيْرُ
اللّٰهِ
يَرْزُقُكُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِۜ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۘ
فَاَنّٰى
تُؤْفَكُونَ
Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini anın; sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah’tan başka bir yaratan var mıdır? O’ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz?[3]
وَهُمْ
يَصْطَرِخُونَ
ف۪يهَاۚ
رَبَّنَٓا
اَخْرِجْنَا
نَعْمَلْ
صَالِحاً
غَيْرَ
الَّذ۪ي
كُنَّا
نَعْمَلُۜ
اَوَلَمْ
نُعَمِّرْكُمْ
مَا
يَتَذَكَّرُ
ف۪يهِ
مَنْ
تَذَكَّرَ
وَجَٓاءَكُمُ
النَّذ۪يرُۜ
فَذُوقُوا
فَمَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
نَص۪يرٍ۟
Orada; «Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim» diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: «Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz.»[37]
وَاِذَا
ذُكِّرُوا
لَا
يَذْكُرُونَۖ
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.[13]
اِصْبِرْ
عَلٰى
مَا
يَقُولُونَ
وَاذْكُرْ
عَبْدَنَا
دَاوُ۫دَ
ذَا
الْاَيْدِۚ
اِنَّـهُٓ
اَوَّابٌ
Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud’u an; o, daima Allah’a yönelirdi.[17]
كِتَابٌ
اَنْزَلْنَاهُ
اِلَيْكَ
مُبَارَكٌ
لِيَدَّبَّرُٓوا
اٰيَاتِه۪
وَلِيَتَذَكَّرَ
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.[29]
وَاذْكُرْ
عَبْدَنَٓا
اَيُّوبَۢ
اِذْ
نَادٰى
رَبَّهُٓ
اَنّ۪ي
مَسَّنِيَ
الشَّيْطَانُ
بِنُصْبٍ
وَعَذَابٍۜ
Kulumuz Eyyub’u da an; Rabbine: «Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi» diye seslenmişti.[41]
وَاذْكُرْ
عِبَادَنَٓا
اِبْرٰه۪يمَ
وَاِسْحٰقَ
وَيَعْقُوبَ
اُو۬لِي
الْاَيْد۪ي
وَالْاَبْصَارِ
Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an.[45]
Yükleniyor...