أ م م
119 kelime · i'rab ağacında: 114
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mevsûf 38 ayetler
Sıfat 38 ayetler
وَاحِدَةً
9
↗
خَلَتْ
6
↗
يَهْدُونَ
4
↗
(مُسْتَقِرِّينَ)
gizli 2
يَعْدِلُونَ
2
↗
يَنْهَوْنَ
2
↗
مُبِينٍ
2
↗
يَأْمُرُونَ
2
↗
يَدْعُونَ
2
↗
هُمْ
zamir 2
اللَّاتِي
1
مِنْ
1
+18 daha (daha az geçenler)
Mecrur 29 ayetler
Muzâfun ileyh 25 ayetler
Mef'ûlun bih 13 ayetler
Mübteda 11 ayetler
Muzâf Muzâfun ileyh هُ
10 ayet · أ م م kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
يُوص۪يكُمُ
اللّٰهُ
ف۪ٓي
اَوْلَادِكُمْ
لِلذَّكَرِ
مِثْلُ
حَظِّ
الْاُنْثَيَيْنِۚ
فَاِنْ
كُنَّ
نِسَٓاءً
فَوْقَ
اثْنَتَيْنِ
فَلَهُنَّ
ثُلُثَا
مَا
تَرَكَۚ
وَاِنْ
كَانَتْ
وَاحِدَةً
فَلَهَا
النِّصْفُۜ
وَلِاَبَوَيْهِ
لِكُلِّ
وَاحِدٍ
مِنْهُمَا
السُّدُسُ
مِمَّا
تَرَكَ
اِنْ
كَانَ
لَهُ
وَلَدٌۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَهُ
وَلَدٌ
وَوَرِثَهُٓ
اَبَوَاهُ
فَلِاُمِّهِ
الثُّلُثُۚ
فَاِنْ
كَانَ
لَهُٓ
اِخْوَةٌ
فَلِاُمِّهِ
السُّدُسُ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
يُوص۪ي
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۜ
اٰبَٓاؤُ۬كُمْ
وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْۚ
لَا
تَدْرُونَ
اَيُّهُمْ
اَقْرَبُ
لَكُمْ
نَفْعاًۚ
فَر۪يضَةً
مِنَ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَل۪يماً
حَك۪يماً
Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır.[11]
لَقَدْ
كَفَرَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْمَس۪يحُ
ابْنُ
مَرْيَمَۜ
قُلْ
فَمَنْ
يَمْلِكُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاً
اِنْ
اَرَادَ
اَنْ
يُهْلِكَ
الْمَس۪يحَ
ابْنَ
مَرْيَمَ
وَاُمَّهُ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
جَم۪يعاًۜ
وَلِلّٰهِ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۜ
يَخْلُقُ
مَا
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
«Allah ancak Meryem oğlu Mesih’tir» diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: «Allah Meryem oğlu Mesih’i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O’na karşı koyabilir?» Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah’ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir’dir.[17]
مَا
الْمَس۪يحُ
ابْنُ
مَرْيَمَ
اِلَّا
رَسُولٌۚ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهِ
الرُّسُلُۜ
وَاُمُّهُ
صِدّ۪يقَةٌۜ
كَانَا
يَأْكُلَانِ
الطَّعَامَۜ
اُنْظُرْ
كَيْفَ
نُبَيِّنُ
لَهُمُ
الْاٰيَاتِ
ثُمَّ
انْظُرْ
اَنّٰى
يُؤْفَكُونَ
Meryem oğlu Mesih sadece peygamberdir, -ondan önce de peygamberler geçmiştir- onun annesi dosdoğrudur, her ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da bak ki nasıl yüz çeviriyorlar![75]
وَجَعَلْنَا
ابْنَ
مَرْيَمَ
وَاُمَّهُٓ
اٰيَةً
وَاٰوَيْنَاهُمَٓا
اِلٰى
رَبْوَةٍ
ذَاتِ
قَرَارٍ
وَمَع۪ينٍ۟
Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.[50]
فَرَدَدْنَاهُ
اِلٰٓى
اُمِّه۪
كَيْ
تَقَرَّ
عَيْنُهَا
وَلَا
تَحْزَنَ
وَلِتَعْلَمَ
اَنَّ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقٌّ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ۟
Böylece onu, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin, Allah’ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin diye, ona geri çevirdik. Fakat çoğu bilmezler.[13]
وَوَصَّيْنَا
الْاِنْسَانَ
بِوَالِدَيْهِۚ
حَمَلَتْهُ
اُمُّهُ
وَهْناً
عَلٰى
وَهْنٍ
وَفِصَالُهُ
ف۪ي
عَامَيْنِ
اَنِ
اشْكُرْ
ل۪ي
وَلِوَالِدَيْكَۜ
اِلَيَّ
الْمَص۪يرُ
Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana’dır.[14]
وَوَصَّيْنَا
الْاِنْسَانَ
بِوَالِدَيْهِ
اِحْسَاناًۜ
حَمَلَتْهُ
اُمُّهُ
كُرْهاً
وَوَضَعَتْهُ
كُرْهاًۜ
وَحَمْلُهُ
وَفِصَالُهُ
ثَلٰثُونَ
شَهْراًۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
اَشُدَّهُ
وَبَلَغَ
اَرْبَع۪ينَ
سَنَةًۙ
قَالَ
رَبِّ
اَوْزِعْن۪ٓي
اَنْ
اَشْكُرَ
نِعْمَتَكَ
الَّت۪ٓي
اَنْعَمْتَ
عَلَيَّ
وَعَلٰى
وَالِدَيَّ
وَاَنْ
اَعْمَلَ
صَالِحاً
تَرْضٰيهُ
وَاَصْلِحْ
ل۪ي
ف۪ي
ذُرِّيَّت۪يۚ
اِنّ۪ي
تُبْتُ
اِلَيْكَ
وَاِنّ۪ي
مِنَ
الْمُسْلِم۪ينَ
Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir; zira annesi, onu, karnında, zorluğa uğrayarak taşımış; onu güçlükle doğurmuştur. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Sonunda erginlik çağına erince ve kırk yaşına varınca: «Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve benim hoşnut olacağın yararlı bir işi yapmamı sağla; bana verdiğin gibi soyuma da salah ver; doğrusu Sana yöneldim, ben, kendini Sana verenlerdenim» demesi gerekir.[15]
بَلْ
يُر۪يدُ
الْاِنْسَانُ
لِيَفْجُرَ
اَمَامَهُۚ
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: «Kıyamet günü ne zamanmış! « der.[5-6]
وَاُمِّه۪
وَاَب۪يهِۙ
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.[34-36]
Yükleniyor...