د و ر
55 kelime · i'rab ağacında: 55
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Muzâf 33 ayetler
Muzâfun ileyh 33 ayetler
هُمْ
zamir 14
كُمْ
zamir 5
الْآخِرَةِ
2
↗
السَّلَامِ
2
↗
السَّوْءِ
2
↗
الْفَاسِقِينَ
1
↗
الْقَرَارِ
1
↗
الْمُقَامَةِ
1
↗
الْمُتَّقِينَ
1
↗
الْبَوَارِ
1
↗
الْخُلْدِ
1
↗
نَا
zamir 1
+1 daha (daha az geçenler)
Mecrur 21 ayetler
Mübteda Haber
8 ayet · د و ر kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَمَا
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَٓا
اِلَّا
لَعِبٌ
وَلَهْوٌۜ
وَلَلدَّارُ
الْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
يَتَّقُونَۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Dünya hayatı sadece oyun ve oyalanmadır; ahiret yurdu, sakınanlar için daha iyidir. Düşünmüyor musunuz?[32]
لَهُمْ
دَارُ
السَّلَامِ
عِنْدَ
رَبِّهِمْ
وَهُوَ
وَلِيُّهُمْ
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Rablerinin katında selamet yurdu onlarındır. O, işlediklerinden ötürü onların dostudur.[127]
فَخَلَفَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
خَلْفٌ
وَرِثُوا
الْكِتَابَ
يَأْخُذُونَ
عَرَضَ
هٰذَا
الْاَدْنٰى
وَيَقُولُونَ
سَيُغْفَرُ
لَنَاۚ
وَاِنْ
يَأْتِهِمْ
عَرَضٌ
مِثْلُهُ
يَأْخُذُوهُۜ
اَلَمْ
يُؤْخَذْ
عَلَيْهِمْ
م۪يثَاقُ
الْكِتَابِ
اَنْ
لَا
يَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّ
وَدَرَسُوا
مَا
ف۪يهِۜ
وَالدَّارُ
الْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
يَتَّقُونَۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap’a mirasçı oldular. «Biz nasıl olsa affedileceğiz» diyerek Kitap’ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah’a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap’da olanları okumamışlar mıydı? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.[169-170]
وَمِنَ
الْاَعْرَابِ
مَنْ
يَتَّخِذُ
مَا
يُنْفِقُ
مَغْرَماً
وَيَتَرَبَّصُ
بِكُمُ
الدَّوَٓائِرَۜ
عَلَيْهِمْ
دَٓائِرَةُ
السَّوْءِۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
Bedevilerden, Allah yolunda sarfettiklerini angarya sayanlar ve sizin başınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun; Allah işitir ve bilir.[98]
وَمَٓا
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
اِلَّا
رِجَالاً
نُوح۪ٓي
اِلَيْهِمْ
مِنْ
اَهْلِ
الْقُرٰىۜ
اَفَلَمْ
يَس۪يرُوا
فِي
الْاَرْضِ
فَيَنْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
وَلَدَارُ
الْاٰخِرَةِ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
اتَّقَوْاۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Senden önce kasabalar halkından şüphesiz, kendilerine vahyettiğimiz bir takım insanlar gönderdik. Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önce geçenlerin sonlarının ne olduğunu görsünler? Ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hayırlıdır. Akletmez misiniz?[109]
وَق۪يلَ
لِلَّذ۪ينَ
اتَّقَوْا
مَاذَٓا
اَنْزَلَ
رَبُّكُمْۜ
قَالُوا
خَيْراًۜ
لِلَّذ۪ينَ
اَحْسَنُوا
ف۪ي
هٰذِهِ
الدُّنْيَا
حَسَنَةٌۜ
وَلَدَارُ
الْاٰخِرَةِ
خَيْرٌۜ
وَلَنِعْمَ
دَارُ
الْمُتَّق۪ينَۙ
Sakınan kimselere: «Rabbiniz ne indirdi?» denince, «İyilik» derler. Bu dünyada iyi davrananlara iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Sakınanların yurdu ne güzeldir![30]
ذٰلِكَ
جَزَٓاءُ
اَعْدَٓاءِ
اللّٰهِ
النَّارُۚ
لَهُمْ
ف۪يهَا
دَارُ
الْخُلْدِۜ
جَزَٓاءً
بِمَا
كَانُوا
بِاٰيَاتِنَا
يَجْحَدُونَ
İşte böyle; Allah’ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmeleri karşılığı orası onların temelli kalacakları yerdir.[28]
وَيُعَذِّبَ
الْمُنَافِق۪ينَ
وَالْمُنَافِقَاتِ
وَالْمُشْرِك۪ينَ
وَالْمُشْرِكَاتِ
الظَّٓانّ۪ينَ
بِاللّٰهِ
ظَنَّ
السَّوْءِۜ
عَلَيْهِمْ
دَٓائِرَةُ
السَّوْءِۚ
وَغَضِبَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْ
وَلَعَنَهُمْ
وَاَعَدَّ
لَهُمْ
جَهَنَّمَۜ
وَسَٓاءَتْ
مَص۪يراً
İnananlara yardım etmez diye Allah’a kötü sanıda bulunan ikiyüzlü erkek ve kadınlara, puta tapan erek ve kadınlara Allah azabetsin; kötü sanıları kendi baslarına gelsin! Allah onlara gazabetmiş, onları lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Ne kötü dönüş yeridir![6]
Yükleniyor...