خ ل ف
127 kelime · i'rab ağacında: 121
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 63 ayetler
Muzâf 31 ayetler
Muzâfun ileyh 31 ayetler
هُمْ
zamir 12
اللَّيْلِ
5
↗
النَّهَارِ
5
↗
هُ
zamir 4
الْأَرْضِ
2
↗
كَ
zamir 2
أَلْسِنَةِ
1
↗
أَلْوَانِ
1
↗
وَعْدِ
1
↗
رَسُولِ
1
↗
كُمْ
zamir 1
نَا
zamir 1
+1 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun fîh 18 ayetler
Mevsûf 7 ayetler
Muzâf
31 ayet · خ ل ف kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
اَمَّنْ
يُج۪يبُ
الْمُضْطَرَّ
اِذَا
دَعَاهُ
وَيَكْشِفُ
السُّٓوءَ
وَيَجْعَلُكُمْ
خُلَـفَٓاءَ
الْاَرْضِۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَذَكَّرُونَۜ
Yoksa, darda kalana, kendisine yakardığı zaman karşılık veren, başındaki sıkıntıyı gideren ve sizi yeryüzünün sahipleri yapan mı? Allah’ın yanında başka bir tanrı mi? Pek kıt düşünüyorsunuz.[62]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
خَلْقُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَاخْتِلَافُ
اَلْسِنَتِكُمْ
وَاَلْوَانِكُمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِلْعَالِم۪ينَ
Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması, O’nun varlığının belgelerindendir. Doğrusu bunlarda, bilenler için dersler vardır.[22]
اَفَلَمْ
يَرَوْا
اِلٰى
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِۜ
اِنْ
نَشَأْ
نَخْسِفْ
بِهِمُ
الْاَرْضَ
اَوْ
نُسْقِطْ
عَلَيْهِمْ
كِسَفاً
مِنَ
السَّمَٓاءِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِكُلِّ
عَبْدٍ
مُن۪يبٍ۟
Önlerinde ve ardlarında olan göğü ve yeri görmezler mi? Dilesek onları yere geçirir veya göğün bir parçasını başlarına indiririz. Bunlarda, Allah’a yönelen her kul için dersler vardır.[9]
وَجَعَلْنَا
مِنْ
بَيْنِ
اَيْد۪يهِمْ
سَداًّ
وَمِنْ
خَلْفِهِمْ
سَداًّ
فَاَغْشَيْنَاهُمْ
فَهُمْ
لَا
يُبْصِرُونَ
Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.[9]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمُ
اتَّقُوا
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يكُمْ
وَمَا
خَلْفَكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
Onlara: «Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız» dendiği zaman yüz çevirirler.[45]
اِذْ
جَٓاءَتْهُمُ
الرُّسُلُ
مِنْ
بَيْنِ
اَيْد۪يهِمْ
وَمِنْ
خَلْفِهِمْ
اَلَّا
تَعْبُدُٓوا
اِلَّا
اللّٰهَۜ
قَالُوا
لَوْ
شَٓاءَ
رَبُّنَا
لَاَنْزَلَ
مَلٰٓئِكَةً
فَاِنَّا
بِمَٓا
اُرْسِلْتُمْ
بِه۪
كَافِرُونَ
Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: «Allah’tan başkasına kulluk etmeyin» diyen peygamberler gelmişti: «Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz» demişlerdi.[14]
وَقَيَّضْنَا
لَهُمْ
قُرَنَٓاءَ
فَزَيَّنُوا
لَهُمْ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
وَحَقَّ
عَلَيْهِمُ
الْقَوْلُ
ف۪ٓي
اُمَمٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
مِنَ
الْجِنِّ
وَالْاِنْسِۚ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
خَاسِر۪ينَ۟
Onların yanına bir takım yardakçılar koyarız da geçmişlerini geleceklerini onlara güzel gösterirler. Verilen söz, gerek cinlerden ve gerekse insanlardan, gelip geçmiş ümmetler içinde, onların aleyhine gerçekleşmiştir. Doğrusu onlar hüsranda idiler.[25]
لَا
يَأْت۪يهِ
الْبَاطِلُ
مِنْ
بَيْنِ
يَدَيْهِ
وَلَا
مِنْ
خَلْفِه۪ۜ
تَنْز۪يلٌ
مِنْ
حَك۪يمٍ
حَم۪يدٍ
Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap’dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.[41-42]
وَاخْتِلَافِ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مِنْ
رِزْقٍ
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
وَتَصْر۪يفِ
الرِّيَاحِ
اٰيَاتٌ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, gökten, Allah’ın rızık vermek için yağmur indirip, yeri onunla, ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları yönetmesinde, akleden kimseler için dersler vardır.[5]
وَاذْكُرْ
اَخَا
عَادٍۜ
اِذْ
اَنْذَرَ
قَوْمَهُ
بِالْاَحْقَافِ
وَقَدْ
خَلَتِ
النُّذُرُ
مِنْ
بَيْنِ
يَدَيْهِ
وَمِنْ
خَلْفِه۪ٓ
اَلَّا
تَعْبُدُٓوا
اِلَّا
اللّٰهَۜ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
عَلَيْكُمْ
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
Ad milletinin kardeşi Hud’u an; ondan önce ve sonra, «Allah’tan başkasına kulluk etmeyin» diyen nice uyarıcılar gelip geçmişken, Ahkaf bölgesindeki milletini uyarmış «Doğrusu sizin için, büyük günün azabından korkuyorum» demişti.[21]
اِلَّا
مَنِ
ارْتَضٰى
مِنْ
رَسُولٍ
فَاِنَّهُ
يَسْلُكُ
مِنْ
بَيْنِ
يَدَيْهِ
وَمِنْ
خَلْفِه۪
رَصَداًۙ
Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.[27-28]
Yükleniyor...