خ ل ف
127 kelime · i'rab ağacında: 121
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 63 ayetler
Muzâf 31 ayetler
Muzâfun ileyh 31 ayetler
هُمْ
zamir 12
اللَّيْلِ
5
↗
النَّهَارِ
5
↗
هُ
zamir 4
الْأَرْضِ
2
↗
كَ
zamir 2
أَلْسِنَةِ
1
↗
أَلْوَانِ
1
↗
وَعْدِ
1
↗
رَسُولِ
1
↗
كُمْ
zamir 1
نَا
zamir 1
+1 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun fîh 18 ayetler
Mevsûf 7 ayetler
Fiil Mef'ûlun bih و ع د
8 ayet · خ ل ف kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
رَبَّنَٓا
اِنَّكَ
جَامِعُ
النَّاسِ
لِيَوْمٍ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُخْلِفُ
الْم۪يعَادَ۟
Rabbimiz! Doğrusu geleceği şüphe götürmeyen günde, insanları toplayacak olan Sensin. Şüphesiz ki Allah verdiği sözden caymaz.[9]
رَبَّنَا
وَاٰتِنَا
مَا
وَعَدْتَنَا
عَلٰى
رُسُلِكَ
وَلَا
تُخْزِنَا
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
اِنَّكَ
لَا
تُخْلِفُ
الْم۪يعَادَ
«Rabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Sen şüphesiz sözünden caymazsın».[194]
وَلَوْ
اَنَّ
قُرْاٰناً
سُيِّرَتْ
بِهِ
الْجِبَالُ
اَوْ
قُطِّعَتْ
بِهِ
الْاَرْضُ
اَوْ
كُلِّمَ
بِهِ
الْمَوْتٰىۜ
بَلْ
لِلّٰهِ
الْاَمْرُ
جَم۪يعاًۜ
اَفَلَمْ
يَايْـَٔسِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
لَهَدَى
النَّاسَ
جَم۪يعاًۜ
وَلَا
يَزَالُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
تُص۪يبُهُمْ
بِمَا
صَنَعُوا
قَارِعَةٌ
اَوْ
تَحُلُّ
قَر۪يباً
مِنْ
دَارِهِمْ
حَتّٰى
يَأْتِيَ
وَعْدُ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُخْلِفُ
الْم۪يعَادَ۟
Eğer Kuran ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kafirler yine de inanmazlardı. Oysa bütün işler Allah’a aittir. İnananların, «Allah dilese bütün insanları doğru yola eriştirebilir» gerçeğini akılları kesmedi mi? Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden şüphesiz caymaz.[31]
فَرَجَعَ
مُوسٰٓى
اِلٰى
قَوْمِه۪
غَضْبَانَ
اَسِفاًۚ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَلَمْ
يَعِدْكُمْ
رَبُّكُمْ
وَعْداً
حَسَناًۜ
اَفَطَالَ
عَلَيْكُمُ
الْعَهْدُ
اَمْ
اَرَدْتُمْ
اَنْ
يَحِلَّ
عَلَيْكُمْ
غَضَبٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاَخْلَفْتُمْ
مَوْعِد۪ي
Musa, milletine kızgın ve üzgün olarak döndü. «Ey milletim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?» dedi.[86]
قَالُوا
مَٓا
اَخْلَفْنَا
مَوْعِدَكَ
بِمَلْكِنَا
وَلٰكِنَّا
حُمِّلْـنَٓا
اَوْزَاراً
مِنْ
ز۪ينَةِ
الْقَوْمِ
فَقَذَفْنَاهَا
فَكَذٰلِكَ
اَلْقَى
السَّامِرِيُّۙ
Onlar: «Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. O milletin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı. Biz onları ateşe attık, aynı şekilde Samiri de attı» dediler.[87]
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
بِالْعَذَابِ
وَلَنْ
يُخْلِفَ
اللّٰهُ
وَعْدَهُۜ
وَاِنَّ
يَوْماً
عِنْدَ
رَبِّكَ
كَاَلْفِ
سَنَةٍ
مِمَّا
تَعُدُّونَ
Senden, başlarına acele azap getirmeni istiyorlar. Allah sözünden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir.[47]
وَعْدَ
اللّٰهِۜ
لَا
يُخْلِفُ
اللّٰهُ
وَعْدَهُ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Bu, Allah’ın vaadidir; Allah verdiği sözden caymaz, fakat insanların çoğu bilmezler.[6]
لٰكِنِ
الَّذ۪ينَ
اتَّقَوْا
رَبَّهُمْ
لَهُمْ
غُرَفٌ
مِنْ
فَوْقِهَا
غُرَفٌ
مَبْنِيَّةٌۙ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۜ
وَعْدَ
اللّٰهِۜ
لَا
يُخْلِفُ
اللّٰهُ
الْم۪يعَادَ
Fakat, Rablerinden sakınanlara, üst üste bina edilmiş köşkler vardır; altlarından ırmaklar akar. Bu, Allah’ın verdiği sözdür, Allah verdiği sözden caymaz.[20]
Yükleniyor...