ب ع د
235 kelime · i'rab ağacında: 235
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Muzâf 200 ayetler
Muzâfun ileyh 200 ayetler
مَا
33
ذَلِكَ
23
هُ
zamir 22
هُمْ
zamir 17
مَوْتِ
12
↗
إِذْ
8
(ذَلِكَ)
gizli 8
إِيمَانِ
8
↗
هَا
zamir 6
أَنْ
4
وَصِيَّةٍ
4
↗
ي
zamir 4
+43 daha (daha az geçenler)
ضَرَّاءَ
3
↗
ظُلْمِ
2
↗
عِلْمٍ
2
↗
قُوَّةٍ
2
↗
مُوسَى
2
↗
مِيثَاقِ
2
↗
اللَّهِ
2
↗
الذِّكْرِ
2
↗
إِصْلَاحِ
2
↗
الصَّلَاةِ
2
↗
الَّذِي
1
(حَرْبِ)
gizli 1
عُسْرٍ
1
↗
عَهْدِ
1
↗
عَادٍ
1
↗
عَامِ
1
↗
غَلَبِ
1
↗
الْغَمِّ
1
↗
الْفَرِيضَةِ
1
↗
قَوْمِ
1
↗
إِكْرَاهِ
1
↗
نُوحٍ
1
↗
مَوَاضِعِ
1
↗
تَوْكِيدِ
1
↗
أَيْمَانِ
1
↗
ثُبُوتِ
1
↗
إِذْنِ
1
↗
الْحَقِّ
1
↗
حِينٍ
1
↗
خَلْقٍ
1
↗
خَوْفِ
1
↗
أُمَّةٍ
1
↗
دَيْنٍ
1
↗
الرُّسُلِ
1
↗
أَهْلِ
1
↗
آيَاتِ
1
↗
إِسْلَامِ
1
↗
سُوءٍ
1
↗
الْمَشْرِقَيْنِ
1
↗
ضَعْفٍ
1
↗
كَ
zamir 1
كُمْ
zamir 1
هُنَّ
zamir 1
Mef'ûlun fîh 157 ayetler
Fiili 157 ayetler
يُحْيِي
10
↗
كَفَرَ
9
↗
تَابُوا
7
↗
خَلَفَ
6
↗
بَعَثْنَا
5
↗
يَرُدُّوا
5
↗
يَأْتِي
4
↗
بَدَّلَ
4
↗
أَنْزَلَ
4
↗
أَنْشَأْنَا
4
↗
تَوَلَّى
4
↗
اتَّخَذَ
4
↗
+63 daha (daha az geçenler)
اتَّبَعْتَ
4
↗
(اِسْتَقَرُّوا)
gizli 3
يَعْلَمَ
3
↗
انْتَصَرَ
3
↗
يَنْقُضُونَ
3
↗
جَعَلَ
3
↗
يُؤْمِنُونَ
3
↗
أَذَقْنَا
3
↗
أَضَلَّ
2
↗
اعْتَدَى
2
↗
تُفْسِدُوا
2
↗
تَرَكْتُمْ
2
↗
جَاءَ
2
↗
حَاجَّ
2
↗
يُحَرِّفُونَ
2
↗
تَحِلُّ
2
↗
تُسْكَنْ
2
↗
شَاقُّوا
2
↗
صَدَدْنَا
2
↗
تَعْبُدُونَ
1
↗
عَصَيْتُمْ
1
↗
عَفَوْنَا
1
↗
عُدْنَا
1
↗
أَغْرَقْنَا
1
↗
يَسْتَغْفِرُوا
1
↗
يَغْلِبُونَ
1
↗
فَتَنَّا
1
↗
افْتَرَى
1
↗
اقْتَتَلَ
1
↗
يَقْرَبُوا
1
↗
قَسَتْ
1
↗
تَقْعُدْ
1
↗
قَفَّيْنَا
1
↗
قُلْنَا
1
↗
كَتَبْنَا
1
↗
يَكْتُمُونَ
1
↗
يُكَذِّبُ
1
↗
كَفَّ
1
↗
لَأَكِيدَنَّ
1
↗
بَدَا
1
↗
يَمُدُّ
1
↗
أَنْفَقُوا
1
↗
نَكَثُوا
1
↗
تَنْكِحُوا
1
↗
هَاجَرُوا
1
↗
يَهْدِي
1
↗
أَهْلَكْنَا
1
↗
وَدَّ
1
↗
يَنْبَغِي
1
↗
لِيَسْتَأْذِنْ
1
↗
أُوذِينَا
1
↗
يُجَادِلُونَ
1
↗
اسْتَجَابُوا
1
↗
تَحْبِسُونَ
1
↗
يُحْدِثُ
1
↗
دَحَا
1
↗
يَأْمُرُ
1
↗
ادَّكَرَ
1
↗
تَرَ
1
↗
تَرَاضَيْتُمْ
1
↗
تَزِلَّ
1
↗
تُزِغْ
1
↗
سَأَلْتُ
1
↗
Sıfat 25 ayetler
Mef'ûlun mutlak 6 ayetler
Fiil 4 ayetler
Muzâf
189 ayet · ب ع د kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَاِذْ
قَالَ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَ
يَا بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اِنّ۪ي
رَسُولُ
اللّٰهِ
اِلَيْكُمْ
مُصَدِّقاً
لِمَا
بَـيْنَ
يَدَيَّ
مِنَ
التَّوْرٰيةِ
وَمُبَشِّراً
بِرَسُولٍ
يَأْت۪ي
مِنْ
بَعْدِي
اسْمُهُٓ
اَحْمَدُۜ
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
بِالْبَـيِّنَاتِ
قَالُوا
هٰذَا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌ
Meryem oğlu İsa: «Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat’ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah’ın size gönderilmiş bir peygamberiyim» demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: «Bu, apaçık bir sihirdir» demişlerdi.[6]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
اِذَا
طَلَّقْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَطَلِّقُوهُنَّ
لِعِدَّتِهِنَّ
وَاَحْصُوا
الْعِدَّةَۚ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
رَبَّكُمْۚ
لَا
تُخْرِجُوهُنَّ
مِنْ
بُيُوتِهِنَّ
وَلَا
يَخْرُجْنَ
اِلَّٓا
اَنْ
يَأْت۪ينَ
بِفَاحِشَةٍ
مُبَيِّنَةٍۜ
وَتِلْكَ
حُدُودُ
اللّٰهِۜ
وَمَنْ
يَتَعَدَّ
حُدُودَ
اللّٰهِ
فَقَدْ
ظَلَمَ
نَفْسَهُۜ
لَا
تَدْر۪ي
لَعَلَّ
اللّٰهَ
يُحْدِثُ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
اَمْراً
Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın; Rabbiniz olan Allah’tan sakının; onları, apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Allah’ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir.[1]
لِيُنْفِقْ
ذُو
سَعَةٍ
مِنْ
سَعَتِه۪ۜ
وَمَنْ
قُدِرَ
عَلَيْهِ
رِزْقُهُ
فَلْيُنْفِقْ
مِمَّٓا
اٰتٰيهُ
اللّٰهُۜ
لَا
يُكَلِّفُ
اللّٰهُ
نَفْساً
اِلَّا
مَٓا
اٰتٰيهَاۜ
سَيَجْعَلُ
اللّٰهُ
بَعْدَ
عُسْرٍ
يُسْراً۟
Varlıklı olan kimse, nafakayı varlığına göre versin; rızkı ancak kendisine yetecek kadar verilmiş olan kimse, Allah’ın kendisine verdiğinden versin; Allah kimseye, verdiği rızkı aşan bir yük yüklemez. Allah, güçlükten sonra kolaylık verir.[7]
اِنْ
تَتُوبَٓا
اِلَى
اللّٰهِ
فَقَدْ
صَغَتْ
قُلُوبُكُمَاۚ
وَاِنْ
تَظَاهَرَا
عَلَيْهِ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
مَوْلٰيهُ
وَجِبْر۪يلُ
وَصَالِـحُ
الْمُؤْمِن۪ينَۚ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
ظَه۪يرٌ
Ey Peygamber’in eşleri! Eğer ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz, kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur. Eğer eşinizin aleyhinde yardımlaşarak bir şey yapmağa kalkarsanız, bilin ki Allah onun dostu, bundan başka Cebrail, iyi müminler ve melekler de yardımcısıdır.[4]
عُتُلٍّ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
زَن۪يمٍۙ
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.[10-14]
فَبِاَيِّ
حَد۪يثٍ
بَعْدَهُ
يُؤْمِنُونَ
Kuran’dan başka hangi söze inanacaklar?[50]
وَالْاَرْضَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
دَحٰيهَاۜ
Ardından yeri düzenlemiştir.[30]
فَمَا
يُكَذِّبُكَ
بَعْدُ
بِالدّ۪ينِۜ
Öyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir?[7]
وَمَا
تَفَرَّقَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَةُۜ
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.[4]
Yükleniyor...