و ج ه
78 kelime · i'rab ağacında: 76
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mef'ûlun bih 29 ayetler
Mecrur 15 ayetler
Mübteda 9 ayetler
Muzâf
57 ayet · و ج ه kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَمَٓا
اٰتَيْتُمْ
مِنْ
رِباً
لِيَرْبُوَ۬ا
ف۪ٓي
اَمْوَالِ
النَّاسِ
فَلَا
يَرْبُوا
عِنْدَ
اللّٰهِۚ
وَمَٓا
اٰتَيْتُمْ
مِنْ
زَكٰوةٍ
تُر۪يدُونَ
وَجْهَ
اللّٰهِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُضْعِفُونَ
İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz her hangi bir faiz Allah katında artmaz; fakat, Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz herhangi bir sadaka (zekat) böyle değildir. İşte onlar sevablarını kat kat artıranlardır.[39]
فَاَقِمْ
وَجْهَكَ
لِلدّ۪ينِ
الْقَيِّمِ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
يَوْمٌ
لَا
مَرَدَّ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
يَوْمَئِذٍ
يَصَّدَّعُونَ
İnsanların fırka fırka olacağı, Allah katından kaçınılmaz o günün gelmesinden önce, kendini dosdoğru dine yönelt.[43]
وَمَنْ
يُسْلِمْ
وَجْهَهُٓ
اِلَى
اللّٰهِ
وَهُوَ
مُحْسِنٌ
فَقَدِ
اسْتَمْسَكَ
بِالْعُرْوَةِ
الْوُثْقٰىۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
عَاقِبَةُ
الْاُمُورِ
İyilik yaparak kendini Allah’a veren kimse, şüphesiz en sağlam kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah’a aittir.[22]
يَوْمَ
تُقَلَّبُ
وُجُوهُهُمْ
فِي
النَّارِ
يَقُولُونَ
يَا لَيْتَنَٓا
اَطَعْنَا
اللّٰهَ
وَاَطَعْنَا
الرَّسُولَا
Yüzleri ateşte çevrildiği gün: «Keşke Allah’a itaat etseydik, keşke Peygamber’e itaat etseydik!» derler.[66]
اَفَمَنْ
يَتَّق۪ي
بِوَجْهِه۪
سُٓوءَ
الْعَذَابِ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
وَق۪يلَ
لِلظَّالِم۪ينَ
ذُوقُوا
مَا
كُنْتُمْ
تَكْسِبُونَ
Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi midir? Zalimlere: «Kazandıklarınızın karşılığını tadın» denir.[24]
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
تَرَى
الَّذ۪ينَ
كَذَبُوا
عَلَى
اللّٰهِ
وُجُوهُهُمْ
مُسْوَدَّةٌۜ
اَلَيْسَ
ف۪ي
جَهَنَّمَ
مَثْوًى
لِلْمُتَكَبِّر۪ينَ
Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü, yüzlerinin simsiyah olduğunu görürsün. Böbürlenenler için cehennemde bir durak olmaz olur mu?[60]
وَاِذَا
بُشِّرَ
اَحَدُهُمْ
بِمَا
ضَرَبَ
لِلرَّحْمٰنِ
مَثَلاً
ظَلَّ
وَجْهُهُ
مُسْوَداًّ
وَهُوَ
كَظ۪يمٌ
Ama Rahman olan Allah’a isnat ettiği kız evlat kendilerinden birine müjdelenince, o kimsenin içi gayzla dolarak yüzü simsiyah kesilir.[17]
فَكَيْفَ
اِذَا
تَوَفَّتْهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
يَضْرِبُونَ
وُجُوهَهُمْ
وَاَدْبَارَهُمْ
Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nice olur?[27]
مُحَمَّدٌ
رَسُولُ
اللّٰهِۜ
وَالَّذ۪ينَ
مَعَهُٓ
اَشِدَّٓاءُ
عَلَى
الْكُفَّارِ
رُحَمَٓاءُ
بَيْنَهُمْ
تَرٰيهُمْ
رُكَّعاً
سُجَّداً
يَبْتَغُونَ
فَضْلاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَرِضْوَاناًۘ
س۪يمَاهُمْ
ف۪ي
وُجُوهِهِمْ
مِنْ
اَثَرِ
السُّجُودِۜ
ذٰلِكَ
مَثَلُهُمْ
فِي
التَّوْرٰيةِۚۛ
وَمَثَلُهُمْ
فِي
الْاِنْج۪يلِ۠ۛ
كَزَرْعٍ
اَخْرَجَ
شَطْـَٔهُ۫
فَاٰزَرَهُ
فَاسْتَغْلَظَ
فَاسْتَوٰى
عَلٰى
سُوقِه۪
يُعْجِبُ
الزُّرَّاعَ
لِيَغ۪يظَ
بِهِمُ
الْكُفَّارَۜ
وَعَدَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
مِنْهُمْ
مَغْفِرَةً
وَاَجْراً
عَظ۪يماً
Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat’ta anlatılan vasıflarıdır. İncil’de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.[29]
فَاَقْبَلَتِ
امْرَاَتُهُ
ف۪ي
صَرَّةٍ
فَصَكَّتْ
وَجْهَهَا
وَقَالَتْ
عَجُوزٌ
عَق۪يمٌ
Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: «kısır bir kocakarı!» dedi.[29]
يَوْمَ
يُسْحَبُونَ
فِي
النَّارِ
عَلٰى
وُجُوهِهِمْۜ
ذُوقُوا
مَسَّ
سَقَرَ
Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: «Cehennemin dokunan azabını tadın» denir.[48]
وَيَبْقٰى
وَجْهُ
رَبِّكَ
ذُو
الْجَلَالِ
وَالْاِكْرَامِۚ
Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.[27]
اَفَمَنْ
يَمْش۪ي
مُكِباًّ
عَلٰى
وَجْهِه۪ٓ
اَهْدٰٓى
اَمَّنْ
يَمْش۪ي
سَوِياًّ
عَلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
Yüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?[22]
فَلَمَّا
رَاَوْهُ
زُلْفَةً
س۪ٓيـَٔتْ
وُجُوهُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَق۪يلَ
هٰذَا
الَّذ۪ي
كُنْتُمْ
بِه۪
تَدَّعُونَ
Azabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: «Sizin arayıp durduğunuz işte budur» denir.[27]
اِنَّمَا
نُطْعِمُكُمْ
لِوَجْهِ
اللّٰهِ
لَا
نُر۪يدُ
مِنْكُمْ
جَزَٓاءً
وَلَا
شُكُوراً
«Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız» derler.[9-10]
تَعْرِفُ
ف۪ي
وُجُوهِهِمْ
نَضْرَةَ
النَّع۪يمِۚ
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.[24]
اِلَّا
ابْتِغَٓاءَ
وَجْهِ
رَبِّهِ
الْاَعْلٰىۚ
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.[19-20]
Yükleniyor...