ه و
481 kelime · i'rab ağacında: 378
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mübteda 376 ayetler
Haber 376 ayetler
الَّذِي
57
أَعْلَمُ
30
↗
الْعَزِيزُ
29
↗
خَيْرٌ
21
↗
الرَّحِيمُ
20
↗
الْحَكِيمُ
19
↗
كُلِّ
16
↗
اللَّهُ
12
↗
أَهْدَى
8
↗
مَوْلَى
8
↗
الْحَقُّ
8
↗
السَّمِيعُ
8
↗
+138 daha (daha az geçenler)
(شَيْءٌ)
gizli 7
الْغَفُورُ
7
↗
مُؤْمِنٌ
7
↗
(مُسْتَقِرٌّ)
gizli 6
رَبُّ
6
↗
(أَحَدٌ)
gizli 5
الْخَبِيرُ
5
↗
ضَلَالٍ
4
↗
كَاذِبٌ
4
↗
كَظِيمٌ
4
↗
الْآخِرَةِ
4
↗
cümle
3
الْعَظِيمُ
3
↗
الْعَلِيُّ
3
↗
عِنْدِ
3
↗
الْقَاهِرُ
3
↗
كَافِرٌ
3
↗
هَيِّنٌ
3
↗
مُحْسِنٌ
3
↗
يُحْيِي
3
↗
خَصِيمٌ
3
↗
أَشَدُّ
3
↗
شَرٌّ
3
↗
شِفَاءٌ
3
↗
مَا
2
يُطْعِمُ
2
↗
عِيشَةٍ
2
↗
الْغَنِيُّ
2
↗
الْفَضْلُ
2
↗
الْقَادِرُ
2
↗
أَقْرَبُ
2
↗
قَائِمٌ
2
↗
الْقَوِيُّ
2
↗
اللَّطِيفُ
2
↗
مُلِيمٌ
2
↗
الْمَسِيحُ
2
↗
آخِذٌ
2
↗
جَازٍ
2
↗
الْحَمِيدُ
2
↗
يُحَاوِرُ
2
↗
الْخَلَّاقُ
2
↗
ذُو
2
↗
أَسْرَعُ
2
↗
مُسْرِفٌ
2
↗
الْأَسْمَاءُ
2
↗
لَا
1
مَتَى
1
ظَالِمٌ
1
↗
الظَّاهِرُ
1
↗
عَدُوٌّ
1
↗
اسْتَعْمَرَ
1
↗
أَعْمَى
1
↗
الْفَتَّاحُ
1
↗
أَفْصَحُ
1
↗
يَفْصِلُ
1
↗
فَعَّالٌ
1
↗
الْفَوْزُ
1
↗
يَقْبَلُ
1
↗
قُرْآنٌ
1
↗
قَرِينٌ
1
↗
أَقْسَطُ
1
↗
الْقَصَصُ
1
↗
قَانِتٌ
1
↗
قَائِلُ
1
↗
الْكَبِيرُ
1
↗
الْأَبْتَرُ
1
↗
كُرْهٌ
1
↗
يَتَكَلَّمُ
1
↗
أَلَدُّ
1
↗
لَاقِي
1
↗
الْمَتِينُ
1
↗
الْمَجِيدُ
1
↗
مَهِينٌ
1
↗
يُمِيتُ
1
↗
نَبَأٌ
1
↗
أَنْشَأَ
1
↗
يُنْفِقُ
1
↗
نُورٍ
1
↗
الْبَصِيرُ
1
↗
يُوَجِّهْ
1
↗
الْوَاحِدُ
1
↗
الْوَدُودُ
1
↗
يَرِثُ
1
↗
يَصِلُ
1
↗
الْبَاطِنُ
1
↗
يَعِظُ
1
↗
وَاقِعٌ
1
↗
يَلِدْ
1
↗
يَوْمَ
1
↗
الْبَلَاءُ
1
↗
يَبُورُ
1
↗
التَّوَّابُ
1
↗
أُذُنٌ
1
↗
أَذًى
1
↗
اجْتَبَى
1
↗
جَعَلَ
1
↗
جَمْعِ
1
↗
جُنْدٌ
1
↗
جَنَّةٍ
1
↗
يُجَارُ
1
↗
حَسْبُ
1
↗
حَسِيرٌ
1
↗
يَحْشُرُ
1
↗
الْأُفُقِ
1
↗
خَادِعُ
1
↗
إِخْرَاجُ
1
↗
الْخُسْرَانُ
1
↗
يَخْشَى
1
↗
مُسْتَخْفٍ
1
↗
خَالِدٌ
1
↗
يُخْلِفُ
1
↗
يُدْرِكُ
1
↗
يُدْعَى
1
↗
أَدْنَى
1
↗
مَذْمُومٌ
1
↗
يَرَى
1
↗
رَابِعُ
1
↗
الرَّزَّاقُ
1
↗
أَهْلُ
1
↗
الْأَوَّلُ
1
↗
مُرْتَابٌ
1
↗
أَزْكَى
1
↗
آيَاتٌ
1
↗
زَاهِقٌ
1
↗
سَادِسُ
1
↗
سَارِبٌ
1
↗
سَقِيمٌ
1
↗
يَسْقِي
1
↗
شَاعِرٌ
1
↗
شِقَاقٍ
1
↗
شَهِيدٌ
1
↗
الصَّادِقِينَ
1
↗
صِرَاطٍ
1
↗
يُصَلِّي
1
↗
صَالِي
1
↗
كُمْ
zamir 1
هُمْ
zamir 1
هُوَ
zamir 1
Hâl 33 ayetler
Fiili 33 ayetler
يَعْمَلْ
5
↗
سَبَّحَ
3
↗
أَسْلَمَ
3
↗
أَبْغِي
2
↗
تُدْرِكُ
2
↗
تُفَادُوا
1
↗
افْتَرَى
1
↗
قَالَ
1
↗
كَتَبَ
1
↗
كَذَّبَ
1
↗
الْتَقَمَ
1
↗
نَبَذْنَا
1
↗
+11 daha (daha az geçenler)
Haber 13 ayetler
Mübteda
342 ayet · ه و kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَتَمَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
صِدْقاً
وَعَدْلاًۜ
لَا
مُبَدِّلَ
لِكَلِمَاتِه۪ۚ
وَهُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
Rabbinin sözü, doğruluk ve adaletle tamamlandı. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitir ve bilir.[115]
اِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
اَعْلَمُ
مَنْ
يَضِلُّ
عَنْ
سَب۪يلِه۪ۚ
وَهُوَ
اَعْلَمُ
بِالْمُهْتَد۪ينَ
Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Doğru yolda olanları da en iyi O bilir.[117]
وَمَا
لَكُمْ
اَلَّا
تَأْكُلُوا
مِمَّا
ذُكِرَ
اسْمُ
اللّٰهِ
عَلَيْهِ
وَقَدْ
فَصَّلَ
لَكُمْ
مَا
حَرَّمَ
عَلَيْكُمْ
اِلَّا
مَا
اضْطُرِرْتُمْ
اِلَيْهِۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
لَيُضِلُّونَ
بِاَهْوَٓائِهِمْ
بِغَيْرِ
عِلْمٍۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
اَعْلَمُ
بِالْمُعْتَد۪ينَ
Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları genişçe anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir.[119]
لَهُمْ
دَارُ
السَّلَامِ
عِنْدَ
رَبِّهِمْ
وَهُوَ
وَلِيُّهُمْ
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Rablerinin katında selamet yurdu onlarındır. O, işlediklerinden ötürü onların dostudur.[127]
وَجَعَلُوا
لِلّٰهِ
مِمَّا
ذَرَاَ
مِنَ
الْحَرْثِ
وَالْاَنْعَامِ
نَص۪يباً
فَقَالُوا
هٰذَا
لِلّٰهِ
بِزَعْمِهِمْ
وَهٰذَا
لِشُرَكَٓائِنَاۚ
فَمَا
كَانَ
لِشُرَكَٓائِهِمْ
فَلَا
يَصِلُ
اِلَى
اللّٰهِۚ
وَمَا
كَانَ
لِلّٰهِ
فَهُوَ
يَصِلُ
اِلٰى
شُرَكَٓائِهِمْۜ
سَٓاءَ
مَا
يَحْكُمُونَ
Kendi zanlarına göre, «Bu Allah’ındır, bu da putlarımızındır» diyerek, Allah’ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları için ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı![136]
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْشَاَ
جَنَّاتٍ
مَعْرُوشَاتٍ
وَغَيْرَ
مَعْرُوشَاتٍ
وَالنَّخْلَ
وَالزَّرْعَ
مُخْتَلِفاً
اُكُلُهُ
وَالزَّيْتُونَ
وَالرُّمَّانَ
مُتَشَابِهاً
وَغَيْرَ
مُتَشَابِهٍۜ
كُلُوا
مِنْ
ثَمَرِه۪ٓ
اِذَٓا
اَثْمَرَ
وَاٰتُوا
حَقَّهُ
يَوْمَ
حَصَادِه۪ۘ
وَلَا
تُسْرِفُواۜ
اِنَّهُ
لَا
يُحِبُّ
الْمُسْرِف۪ينَۙ
Çardaklı ve çardaksız bağları inşa eden Allah’tır. Tadları çeşitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratan O’dur. Ürün verdiği zaman ürününden yiyin, devşirildiği ve biçildiği gün hakkını verin; israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.[141]
قُلْ
اَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَبْغ۪ي
رَباًّ
وَهُوَ
رَبُّ
كُلِّ
شَيْءٍۜ
وَلَا
تَكْسِبُ
كُلُّ
نَفْسٍ
اِلَّا
عَلَيْهَاۚ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
اُخْرٰىۚ
ثُمَّ
اِلٰى
رَبِّكُمْ
مَرْجِعُكُمْ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
De ki: «Allah her şeyin Rabbi iken O’ndan başka bir rab mi arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.»[164]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَكُمْ
خَلَٓائِفَ
الْاَرْضِ
وَرَفَعَ
بَعْضَكُمْ
فَوْقَ
بَعْضٍ
دَرَجَاتٍ
لِيَبْلُوَكُمْ
ف۪ي
مَٓا
اٰتٰيكُمْۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
سَر۪يعُ
الْعِقَابِۘ
وَاِنَّهُ
لَغَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O’dur. Doğrusu Rabbinin cezalandırması süratlidir. Şüphesiz O bağışlar, merhamet eder.[165]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
بُشْراً
بَيْنَ
يَدَيْ
رَحْمَتِه۪ۜ
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَقَلَّتْ
سَحَاباً
ثِقَالاً
سُقْنَاهُ
لِبَلَدٍ
مَيِّتٍ
فَاَنْزَلْنَا
بِهِ
الْمَٓاءَ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪
مِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِۜ
كَذٰلِكَ
نُخْرِجُ
الْمَوْتٰى
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
Rahmetinin önünde, müjdeci olarak rüzgarları gönderen Allah’tır. Rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları taşıdığında, onu ölü bir memlekete gönderir, su indirir ve onunla her türlü ürünü yetiştiririz; ölüleri de bunun gibi diriltip, çıkarırız; belki bundan ibret alırsınız.[57]
وَاِنْ
كَانَ
طَٓائِفَةٌ
مِنْكُمْ
اٰمَنُوا
بِالَّـذ۪ٓي
اُرْسِلْتُ
بِه۪
وَطَٓائِفَةٌ
لَمْ
يُؤْمِنُوا
فَاصْبِرُوا
حَتّٰى
يَحْكُمَ
اللّٰهُ
بَيْنَنَاۚ
وَهُوَ
خَيْرُ
الْحَاكِم۪ينَ
«İçinizde mademki benimle gönderilene inanan bir topluluk ve inanmayan bir topluluk var, o halde Allah’ın aramızda hükmünü bildirmesine kadar sabredin. Allah hükmedenlerin en iyisidir.»[87]
قَالَ
اَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَبْغ۪يكُمْ
اِلٰهاً
وَهُوَ
فَضَّلَكُمْ
عَلَى
الْعَالَم۪ينَ
«Sizi alemlere üstün kılmış olan Allah’tan başka bir tanrı mı arayacağım?» dedi.[140]
مَنْ
يَهْدِ
اللّٰهُ
فَهُوَ
الْمُهْتَد۪يۚ
وَمَنْ
يُضْلِلْ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْخَاسِرُونَ
Allah’ın doğru yola sevkettiği kimse doğru yolda olur. Saptırdığı kimseler ise, işte onlar mahvolanlardır.[178]
اَوَلَمْ
يَتَفَكَّرُوا
مَا
بِصَاحِبِهِمْ
مِنْ
جِنَّةٍۜ
اِنْ
هُوَ
اِلَّا
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
Düşünmüyorlar mı ki, arkadaşları olan peygamberde deliliğin eseri yoktur. O ancak açıkça uyaran bir kimsedir.[184]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَكُمْ
مِنْ
نَفْسٍ
وَاحِدَةٍ
وَجَعَلَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
لِيَسْكُنَ
اِلَيْهَاۚ
فَلَمَّا
تَغَشّٰيهَا
حَمَلَتْ
حَمْلاً
خَف۪يفاً
فَمَرَّتْ
بِه۪ۚ
فَلَمَّٓا
اَثْقَلَتْ
دَعَوَا
اللّٰهَ
رَبَّهُمَا
لَئِنْ
اٰتَيْتَنَا
صَالِحاً
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
الشَّاكِر۪ينَ
Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah’tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah’a: «Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz» diye yalvardılar.[189]
اِنَّ
وَلِـِّيَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
نَزَّلَ
الْكِتَابَۘ
وَهُوَ
يَتَوَلَّى
الصَّالِح۪ينَ
«Çünkü benim dostum, Kitap’ı indiren Allah’tır. O, iyileri dost edinir.»[196]
اِنْ
تَسْتَفْتِحُوا
فَقَدْ
جَٓاءَكُمُ
الْفَتْحُۚ
وَاِنْ
تَنْتَهُوا
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَكُمْۚ
وَاِنْ
تَعُودُوا
نَعُدْۚ
وَلَنْ
تُغْنِيَ
عَنْكُمْ
فِئَتُكُمْ
شَيْـٔاً
وَلَوْ
كَـثُرَتْۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
مَعَ
الْمُؤْمِن۪ينَ۟
Ey inkarcılar! Zafer istiyorsanız, işte zafer geldi (aleyhinize çıktı). Peygambere karşı gelmekten vazgeçerseniz sizin iyiliğinize olur, yok tekrar dönerseniz biz de döneriz; topluluğunuz çok da olsa size hiçbir fayda vermez. Allah inananlarla beraberdir.[19]
وَاِنْ
يُر۪يدُٓوا
اَنْ
يَخْدَعُوكَ
فَاِنَّ
حَسْبَكَ
اللّٰهُۜ
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَيَّدَكَ
بِنَصْرِه۪
وَبِالْمُؤْمِن۪ينَۙ
Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O’dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü’dür, Hakim’dir.[62-63]
وَاَذَانٌ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪ٓ
اِلَى
النَّاسِ
يَوْمَ
الْحَجِّ
الْاَكْبَرِ
اَنَّ
اللّٰهَ
بَر۪ٓيءٌ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَۙ
وَرَسُولُهُۜ
فَاِنْ
تُبْتُمْ
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَكُمْۚ
وَاِنْ
تَوَلَّيْتُمْ
فَاعْلَمُٓوا
اَنَّكُمْ
غَيْرُ
مُعْجِزِي
اللّٰهِۜ
وَبَشِّرِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍۙ
Allah’ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah’ı aciz bırakamazsınız. İnkar edenlere can yakıcı azabı müjdele.[3]
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَرْسَلَ
رَسُولَهُ
بِالْهُدٰى
وَد۪ينِ
الْحَقِّ
لِيُظْهِرَهُ
عَلَى
الدّ۪ينِ
كُلِّه۪ۙ
وَلَوْ
كَرِهَ
الْمُشْرِكُونَ
Puta tapanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini doğru yol ve hak dinle gönderen Allah’tır.[33]
قُلْ
لَنْ
يُص۪يبَنَٓا
اِلَّا
مَا
كَتَبَ
اللّٰهُ
لَنَاۚ
هُوَ
مَوْلٰينَاۚ
وَعَلَى
اللّٰهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
الْمُؤْمِنُونَ
De ki: «Allah’ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez. O bizim Mevlamızdır, inananlar Allah’a güvensin.»[51]
Yükleniyor...