ه م ا
159 kelime · i'rab ağacında: 155
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Muzâfun ileyh 80 ayetler
Mecrur 43 ayetler
Mef'ûlun bih 31 ayetler
Fiili 31 ayetler
آتَا
3
↗
تُطِعْ
2
↗
كَذَّبُوا
2
↗
يُضَيِّفُوا
1
↗
فَتَقْنَا
1
↗
قَاسَمَ
1
↗
يُبْدِلَ
1
↗
أَمْسَكَ
1
↗
نَجَّيْنَا
1
↗
نَادَا
1
↗
تَنْهَرْ
1
↗
هَدَيْنَا
1
↗
+15 daha (daha az geçenler)
Muzâfun ileyh
66 ayet · ه م ا kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَمَا
خَلَقْنَا
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَٓا
اِلَّا
بِالْحَقِّۜ
وَاِنَّ
السَّاعَةَ
لَاٰتِيَةٌ
فَاصْفَحِ
الصَّفْحَ
الْجَم۪يلَ
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.[85]
وَضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
رَجُلَيْنِ
اَحَدُهُمَٓا
اَبْكَمُ
لَا
يَقْدِرُ
عَلٰى
شَيْءٍ
وَهُوَ
كَلٌّ
عَلٰى
مَوْلٰيهُۙ
اَيْنَمَا
يُوَجِّهْهُ
لَا
يَأْتِ
بِخَيْرٍۜ
هَلْ
يَسْتَو۪ي
هُوَۙ
وَمَنْ
يَأْمُرُ
بِالْعَدْلِۙ
وَهُوَ
عَلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ۟
Allah iki adamı misal veriyor: Biri hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yüktür, nereye gönderse bir hayır çıkmaz; bu, doğru yolda olan, adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi?[76]
فَاِذَا
جَٓاءَ
وَعْدُ
اُو۫لٰيهُمَا
بَعَثْنَا
عَلَيْكُمْ
عِبَاداً
لَنَٓا
اُو۬ل۪ي
بَأْسٍ
شَد۪يدٍ
فَجَاسُوا
خِلَالَ
الدِّيَارِۜ
وَكَانَ
وَعْداً
مَفْعُولاً
«Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.»[5]
وَقَضٰى
رَبُّكَ
اَلَّا
تَعْبُدُٓوا
اِلَّٓا
اِيَّاهُ
وَبِالْوَالِدَيْنِ
اِحْسَاناًۜ
اِمَّا
يَبْلُغَنَّ
عِنْدَكَ
الْكِبَرَ
اَحَدُهُمَٓا
اَوْ
كِلَاهُمَا
فَلَا
تَقُلْ
لَهُمَٓا
اُفٍّ
وَلَا
تَنْهَرْهُمَا
وَقُلْ
لَهُمَا
قَوْلاً
كَر۪يماً
Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı «Öf» bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin.[23]
وَاضْرِبْ
لَهُمْ
مَثَلاً
رَجُلَيْنِ
جَعَلْنَا
لِاَحَدِهِمَا
جَنَّتَيْنِ
مِنْ
اَعْنَابٍ
وَحَفَفْنَاهُمَا
بِنَخْلٍ
وَجَعَلْنَا
بَيْنَهُمَا
زَرْعاًۜ
Onlara iki adamı misal olarak göster: Birine iki üzüm bağı verip, etrafını hurmalıklarla çevirmiş ve aralarında ekinler bitirmiştik.[32]
كِلْتَا
الْجَنَّتَيْنِ
اٰتَتْ
اُكُلَهَا
وَلَمْ
تَظْلِمْ
مِنْهُ
شَيْـٔاًۙ
وَفَجَّرْنَا
خِلَالَهُمَا
نَهَراًۙ
Her iki bahçe de ürünlerini vermişlerdi, hiçbir şeyi de eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından bir de ırmak akıtmıştık.[33]
فَلَمَّا
بَلَغَا
مَجْمَعَ
بَيْنِهِمَا
نَسِيَا
حُوتَهُمَا
فَاتَّخَذَ
سَب۪يلَهُ
فِي
الْبَحْرِ
سَرَباً
İkisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unutmuşlardı, balık bir delikten kayıp denizi boyladı.[61]
قَالَ
ذٰلِكَ
مَا
كُنَّا
نَبْغِۗ
فَارْتَدَّا
عَلٰٓى
اٰثَارِهِمَا
قَصَصاًۙ
Musa: «İstediğimiz zaten buydu» dedi. Hemen geldikleri yoldan izleri üzerinde geri döndüler.[64]
فَاَرَدْنَٓا
اَنْ
يُبْدِلَهُمَا
رَبُّهُمَا
خَيْراً
مِنْهُ
زَكٰوةً
وَاَقْرَبَ
رُحْماً
Rablerinin o çocuktan daha temiz ve onlara daha çok merhamet eden birini vermesini istedik.»[81]
وَاَمَّا
الْجِدَارُ
فَكَانَ
لِغُلَامَيْنِ
يَت۪يمَيْنِ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
وَكَانَ
تَحْتَهُ
كَنْزٌ
لَهُمَا
وَكَانَ
اَبُوهُمَا
صَالِحاًۚ
فَاَرَادَ
رَبُّكَ
اَنْ
يَبْلُغَٓا
اَشُدَّهُمَا
وَيَسْتَخْرِجَا
كَنْزَهُمَاۗ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۚ
وَمَا
فَعَلْتُهُ
عَنْ
اَمْر۪يۜ
ذٰلِكَ
تَأْو۪يلُ
مَا
لَمْ
تَسْطِـعْ
عَلَيْهِ
صَبْراًۜ۟
«Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur.»[82]
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
بَيْنَ
السَّدَّيْنِ
وَجَدَ
مِنْ
دُونِهِمَا
قَوْماًۙ
لَا
يَكَادُونَ
يَفْقَهُونَ
قَوْلاً
Sonunda, iki dağın arasına varınca, orada nerdeyse hiç laf anlamayan bir millete rastladı.[93]
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
فَاعْبُدْهُ
وَاصْطَبِرْ
لِعِبَادَتِه۪ۜ
هَلْ
تَعْلَمُ
لَهُ
سَمِياًّ۟
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Öyleyse Ona ibadette sabırlı ol. Hiç O’na benzeyen bir şey bilir misin?[65]
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
وَمَا
تَحْتَ
الثَّرٰى
Göklerde ve yerde, her ikisi arasında ve toprağın altında bulunanlar O’nundur.[6]
قَالُٓوا
اِنْ
هٰذَانِ
لَسَاحِرَانِ
يُر۪يدَانِ
اَنْ
يُخْرِجَاكُمْ
مِنْ
اَرْضِكُمْ
بِسِحْرِهِمَا
وَيَذْهَبَا
بِطَر۪يقَتِكُمُ
الْمُثْلٰى
Musa ile Harun’u göstererek: «Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir» dediler.[63-64]
فَاَكَلَا
مِنْهَا
فَبَدَتْ
لَهُمَا
سَوْاٰتُهُمَا
وَطَفِقَا
يَخْصِفَانِ
عَلَيْهِمَا
مِنْ
وَرَقِ
الْجَنَّةِۘ
وَعَصٰٓى
اٰدَمُ
رَبَّهُ
فَغَوٰىۖ
Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yapraklarıyla örtünmeye koyuldular. Adem, Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı.[121]
وَمَا
خَلَقْنَا
السَّمَٓاءَ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
لَاعِب۪ينَ
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.[16]
فَقَالُٓوا
اَنُؤْمِنُ
لِبَشَرَيْنِ
مِثْلِنَا
وَقَوْمُهُمَا
لَنَا
عَابِدُونَۚ
Bu yüzden: «Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?» deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.[47-48]
اَلزَّانِيَةُ
وَالزَّان۪ي
فَاجْلِدُوا
كُلَّ
وَاحِدٍ
مِنْهُمَا
مِائَةَ
جَلْدَةٍۖ
وَلَا
تَأْخُذْكُمْ
بِهِمَا
رَأْفَةٌ
ف۪ي
د۪ينِ
اللّٰهِ
اِنْ
كُنْتُمْ
تُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۚ
وَلْيَشْهَدْ
عَذَابَهُمَا
طَٓائِفَةٌ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda o ikisine acımayın. Onların ceza görmesine, inananlardan bir topluluk da şahit olsun.[2]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
مَرَجَ
الْبَحْرَيْنِ
هٰذَا
عَذْبٌ
فُرَاتٌ
وَهٰذَا
مِلْحٌ
اُجَاجٌۚ
وَجَعَلَ
بَيْنَهُمَا
بَرْزَخاً
وَحِجْراً
مَحْجُوراً
Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah’tır.[53]
اَلَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِۚۛ
اَلرَّحْمٰنُ
فَسْـَٔلْ
بِه۪
خَب۪يراً
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan sonra da arşa hükmeden Rahman’dır. Bunu bir bilene sor.[59]
Yükleniyor...