ه ا

1197 kelime · i'rab ağacında: 1141

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Mecrur 542 ayetler
Harf-i cer 542 ayetler
فِي 245 مِنْ 93 بِ 81 عَلَى 51 لِ 46 عَنْ 24 إِلَى 4 أَجْرَ 1
أَجْرَ ile bağlandığı fiil
أُكُلَ 1
Muzâfun ileyh 316 ayetler
Muzâfı 316 ayetler
تَحْتِ 36 ↗ أَهْلِ 20 ↗ مَوْتِ 11 ↗ مِثْلَ 9 ↗ رَبِّ 9 ↗ عُرُوشِ 5 ↗ كُلَّ 5 ↗ وُسْعَ 5 ↗ عِلْمُ 4 ↗ أَلْوَانُ 4 ↗ بَعْدِ 4 ↗ بَعْضُ 4 ↗
+137 daha (daha az geçenler)
زَوْجَ 4 ↗ عِنْدَ 3 طَلْعُ 3 ↗ ظَهْرِ 3 ↗ عَذَابَ 3 ↗ بُطُونِ 3 ↗ أَجَلَ 3 ↗ أَبْوَابُ 3 ↗ مُتْرَفُونَ 3 ↗ أُكُلَ 3 ↗ خَزَنَةُ 3 ↗ أَمْرِ 3 ↗ إِيمَانُ 3 ↗ رِزْقُ 3 ↗ مُرْسَى 3 ↗ ضُحَا 3 ↗ بَعْدَ 2 بَيْنَ 2 أَطْرَافِ 2 ↗ ظِلُّ 2 ↗ عَرْضُ 2 ↗ عَالِيَ 2 ↗ عَيْنُ 2 ↗ غُرُوبِ 2 ↗ فَرْجَ 2 ↗ فَوْقِ 2 ↗ قَبْلِ 2 ↗ قُطُوفُ 2 ↗ قَائِلُ 2 ↗ قَوْمَ 2 ↗ مِزَاجُ 2 ↗ مَاءَ 2 ↗ نَفْسَ 2 ↗ وَجْهَ 2 ↗ وَقُودُ 2 ↗ مُوَاقِعُونَ 2 ↗ أُخْتَ 2 ↗ أَصْلُ 2 ↗ حَمْلَ 2 ↗ حَوْلَ 2 ↗ خِلَالَ 2 ↗ زِينَةَ 2 ↗ سَعْيَ 2 ↗ سَافِلَ 2 ↗ شَجَرَ 2 ↗ إِصْلَاحِ 2 ↗ حَوْلَ 1 خَلْفَ 1 عَلَى 1 فَوْقَ 1 مَعَ 1 طَغْوَا 1 ↗ عَدَسِ 1 ↗ عُقْبَا 1 ↗ مَعِيشَةَ 1 ↗ غُدُوُّ 1 ↗ غَزْلَ 1 ↗ غَيْرَ 1 ↗ فَتَى 1 ↗ فُجُورَ 1 ↗ فَرْعُ 1 ↗ فُومِ 1 ↗ قِثَّاءِ 1 ↗ قَدَرِ 1 ↗ مُسْتَقَرَّ 1 ↗ أَقْطَارِ 1 ↗ أَقْفَالُ 1 ↗ قَلْبِ 1 ↗ أَقْوَاتَ 1 ↗ كِتَابِ 1 ↗ كَسَادَ 1 ↗ أَكْمَامِ 1 ↗ لُحُومُ 1 ↗ لَيْلَ 1 ↗ امْرَأَةَ 1 ↗ مُنَزِّلُ 1 ↗ نُسْخَةِ 1 ↗ مَنَاكِبِ 1 ↗ مُنْتَهَى 1 ↗ مَنَامِ 1 ↗ هُدَى 1 ↗ مُهْلِكُونَ 1 ↗ أَبْصَارُ 1 ↗ بَصَلِ 1 ↗ أَوْبَارِ 1 ↗ مُسْتَوْدَعَ 1 ↗ وَارِدُ 1 ↗ أَوْزَارَ 1 ↗ وَقْتِ 1 ↗ تَقْوَى 1 ↗ تَوْكِيدِ 1 ↗ وَلَدِ 1 ↗ مُوَلِّي 1 ↗ يَدَيْنِ 1 ↗ بَعْلِ 1 ↗ بَقْلِ 1 ↗ ابْنَ 1 ↗ بَيْتِ 1 ↗ ثُبُوتِ 1 ↗ أَثْقَالَ 1 ↗ مُجْرِمِينَ 1 ↗ مَجْرَى 1 ↗ جُنُوبُ 1 ↗ جِيدِ 1 ↗ حَسِيسَ 1 ↗ أَحْسَنِ 1 ↗ مَحِلُّ 1 ↗ أَخْبَارَ 1 ↗ خَرَابِ 1 ↗ خِيفَةِ 1 ↗ أَدْبَارِ 1 ↗ دِمَاءُ 1 ↗ أُمِّ 1 ↗ دُونِ 1 ↗ ذُرِّيَّةَ 1 ↗ ذَرْعُ 1 ↗ ذِكْرَى 1 ↗ أَرْجَاءِ 1 ↗ رَدَّ 1 ↗ رَسُولُ 1 ↗ مَرْعَى 1 ↗ رَوَاحُ 1 ↗ زُخْرُفَ 1 ↗ زِلْزَالَ 1 ↗ آيَاتِ 1 ↗ زَيْتُ 1 ↗ سُرَادِقُ 1 ↗ سُقْيَا 1 ↗ سَمْكَ 1 ↗ سُهُولِ 1 ↗ سَيِّدَ 1 ↗ سِيرَةَ 1 ↗ أَشْرَاطُ 1 ↗ أَشْعَارِ 1 ↗ أَشْقَى 1 ↗ مُصِيبُ 1 ↗ أَصْوَافِ 1 ↗
Mef'ûlun bih 284 ayetler
Fiili 284 ayetler
تَرَوْا 13 ↗ جَعَلْنَا 12 ↗ يَدْخُلُونَ 12 ↗ أَتَى 11 ↗ خُذْ 8 ↗ جَاءَ 8 ↗ أُورِثْتُمْ 7 ↗ يَصْلَوْنَ 7 ↗ يُلَقَّى 6 ↗ يَبْغُونَ 5 ↗ نَتْلُو 5 ↗ أَكْتُبُ 4 ↗
+122 daha (daha az geçenler)
أَهْلَكْنَا 4 ↗ وَجَدَ 4 ↗ بَنَى 4 ↗ أَحْيَى 4 ↗ سَمَّيْتُمْ 4 ↗ يَعْلَمُ 3 ↗ تَغَشَّا 3 ↗ تَمَسُّوا 3 ↗ تَذَرُوا 3 ↗ وَضَعَ 3 ↗ اتَّبِعْ 3 ↗ حَمَلَ 3 ↗ رُدُّو 3 ↗ سَخَّرَ 3 ↗ سَوَّى 3 ↗ أَصَابَ 3 ↗ طَلَّقَ 2 ↗ عَرَّفَ 2 ↗ عَقَرُوا 2 ↗ عَمَرُوا 2 ↗ قَدَّرْنَا 2 ↗ أَكْفِلْ 2 ↗ تُبْدُونَ 2 ↗ مَدَدْنَا 2 ↗ نَسِيتَ 2 ↗ تَنْفَعُ 2 ↗ يُنْفِقُونَ 2 ↗ نَنْقُصُ 2 ↗ يَسْتَنْكِحَ 2 ↗ وَعَدَ 2 ↗ تَرَكْتُمْ 2 ↗ أَتَمَّ 2 ↗ جَلَّى 2 ↗ يَتَجَنَّبُ 2 ↗ تَحْسَبُ 2 ↗ اخْرُجْ 2 ↗ خَرَقَ 2 ↗ أُخْفِي 2 ↗ تَرْضَوْنَ 2 ↗ زَيَّنَّا 2 ↗ سَأَلَ 2 ↗ يَسْمَعْ 2 ↗ نَضْرِبُ 2 ↗ طَحَى 1 ↗ يَطْعَمُ 1 ↗ أَطْفَأَ 1 ↗ يَعْبُدُوا 1 ↗ تَعْتَدُّونَ 1 ↗ عَذَّبْنَا 1 ↗ يَعْقِلُ 1 ↗ نُعِيدُ 1 ↗ أُعِيذُ 1 ↗ أَعِيبَ 1 ↗ يُفَجِّرُونَ 1 ↗ فَرَضْنَا 1 ↗ أَفْسَدُوا 1 ↗ فَعَلْتُ 1 ↗ فَهَّمْنَا 1 ↗ تَقَبَّلَ 1 ↗ قَذَفْنَا 1 ↗ اقْتَرَفْتُمْ 1 ↗ قَضَى 1 ↗ قَالَ 1 ↗ يَكْتُمْ 1 ↗ نَكْسُو 1 ↗ تَلْبَسُونَ 1 ↗ أَلْهَمَ 1 ↗ ابْتَدَعُوا 1 ↗ نَبْرَأَ 1 ↗ تَمُنُّ 1 ↗ نَبَّأَ 1 ↗ أَنْبَتَ 1 ↗ نَبَذْتُ 1 ↗ نَادَى 1 ↗ نَزَعْنَا 1 ↗ أَنْزَلْنَا 1 ↗ يَنْسِفُ 1 ↗ أَنْشَأَ 1 ↗ نُنْشِزُ 1 ↗ أَنْعَمَ 1 ↗ يُنْكِرُونَ 1 ↗ تَبْسُطْ 1 ↗ بَشَّرْنَا 1 ↗ نُوحِي 1 ↗ وَرَدُوا 1 ↗ تَطَئُوا 1 ↗ تَعِيَ 1 ↗ اسْتَيْقَنَتْ 1 ↗ يُبَيِّنُ 1 ↗ اجْتَبَيْتَ 1 ↗ تُحِبُّونَ 1 ↗ حَرَّمَ 1 ↗ أَحْصَى 1 ↗ حَفِظْنَا 1 ↗ تَأْكُلُوا 1 ↗ يَخْشَى 1 ↗ تَسْتَخِفُّونَ 1 ↗ خَلَقَ 1 ↗ دَحَا 1 ↗ يَدْرُسُونَ 1 ↗ دَسَّا 1 ↗ دَمَّرْنَا 1 ↗ تُدِيرُونَ 1 ↗ نُدَاوِلُ 1 ↗ ذَبَحُوا 1 ↗ ذَلَّلْنَا 1 ↗ أَذَاقَ 1 ↗ تَرْجِعُونَ 1 ↗ تَرْجُو 1 ↗ يَرْزُقُ 1 ↗ أَرْسَى 1 ↗ رَعَوْا 1 ↗ رَفَعَ 1 ↗ تَرْكَبُوا 1 ↗ يَرْكُضُونَ 1 ↗ تَرْهَقُ 1 ↗ زَكَّا 1 ↗ زَوَّجْنَا 1 ↗ أَسَرَّ 1 ↗ شَغَفَ 1 ↗ لَيَصْرِمُنَّ 1 ↗ يُضَاعِفْ 1 ↗
Mef'ûlun fîh 104 ayetler
Fiili 104 ayetler
أَخْرَجْنَا 7 ↗ (اِسْتَقَرَّ) gizli 5 أَنْبَتْنَا 5 ↗ يَسْمَعُونَ 5 ↗ أُلْقُوا 4 ↗ يُذْكَرَ 4 ↗ يَغْنَوْا 3 ↗ يَمَسُّ 3 ↗ يَمُوتُ 3 ↗ بَارَكْنَا 3 ↗ جَعَلَ 3 ↗ يَعْرُجُ 2 ↗
+49 daha (daha az geçenler)
Haber 81 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 12 ayetler
Sıfat 11 ayetler
Fâil 3 ayetler
Mef'ûlun lieclih 2 ayetler
Mübdelün minh 2 ayetler
Nâib-i fâil 2 ayetler
Hâl 1 ayetler
Mevsûf 1 ayetler

Muzâfun ileyh

271 ayet · ه ا kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

فَاَتَتْ بِه۪ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۜ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـٔاً فَرِياًّ
Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: «Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun’un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi» dediler.[27-28]
وَاِنْ مِنْكُمْ اِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ حَتْماً مَقْضِياًّۚ
Sizden cehenneme uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin yapmayı üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür.[71]
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠ سَنُع۪يدُهَا س۪يرَتَهَا الْاُو۫لٰى
Allah: «Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın» dedi.[21-23]
اِذْ تَمْش۪ٓي اُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى مَنْ يَكْفُلُهُۜ فَرَجَعْنَاكَ اِلٰٓى اُمِّكَ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَۜ وَقَتَلْتَ نَفْساً فَنَجَّيْنَاكَ مِنَ الْغَمِّ وَفَتَنَّاكَ فُتُوناً۠ فَلَبِثْتَ سِن۪ينَ ف۪ٓي اَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلٰى قَدَرٍ يَا مُوسٰى
Kızkardeşin Firavun’un sarayına giderek: «Ona bakacak birini size göstereyim mi?» diyordu. Böylece, annen üzülmesin, sevinsin diye, seni ona iade etmiştik. Sen bir cana kıymıştın, seni üzüntüden kurtarmış ve seni birçok musibetlerle denemiştik. Bunun için, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra, ey Musa, peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa gelince dönüp geldin.[40]
قَالَ عِلْمُهَا عِنْدَ رَبّ۪ي ف۪ي كِتَابٍۚ لَا يَضِلُّ رَبّ۪ي وَلَا يَنْسٰىۘ
Musa: «Onların bilgisi Rabbimin katında yazılıdır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz.» dedi.[52]
وَلَقَدْ اَرَيْنَاهُ اٰيَاتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَاَبٰى
And olsun ki Firavun’a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: «Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayin et ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım» dedi.[56-58]
جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُ۬ا مَنْ تَزَكّٰى۟
Rabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır.[75-76]
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَاۚ وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّـحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى
Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki Rabbinin rızasına eresin.[130]
وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَاَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ
Halkı zalim olan nice kasabaları kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka milletler varettik.[11]
وَجَعَلْنَا السَّمَٓاءَ سَقْفاً مَحْفُوظاًۚ وَهُمْ عَنْ اٰيَاتِهَا مُعْرِضُونَ
Göğü karışıklıktan korunmuş bir tavan kıldık; oysa onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar.[32]
بَلْ تَأْت۪يهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.[40]
بَلْ مَتَّعْنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُۜ اَفَلَا يَرَوْنَ اَنَّا نَأْتِي الْاَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ اَطْرَافِهَاۜ اَفَهُمُ الْغَالِبُونَ
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır?[44]
وَالَّت۪ٓي اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا ف۪يهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَٓا اٰيَةً لِلْعَالَم۪ينَ
Mahrem yerini koruyan Meryem’e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık.[91]
لَا يَسْمَعُونَ حَس۪يسَهَاۚ وَهُمْ ف۪ي مَا اشْتَهَتْ اَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَۚ
Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.[102]
يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّٓا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارٰى وَمَا هُمْ بِسُكَارٰى وَلٰكِنَّ عَذَابَ اللّٰهِ شَد۪يدٌ
Kıyameti gören her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş gibi görürsün oysa sarhoş değildirler, fakat bu sadece Allah’ın azabının çetin olmasındandır.[2]
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُر۪يدُ
Doğrusu Allah, inananları ve yararlı işler işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Allah, şüphesiz, istediğini yapar.[14]
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ ف۪يهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً۬اۜ وَلِبَاسُهُمْ ف۪يهَا حَر۪يرٌ
Doğrusu Allah, inanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektendir.[23]
لَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِـعُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّـهَٓا اِلَى الْبَيْتِ الْعَت۪يقِ۟
Bu nişanelerde sizin için belli bir süreye kadar faydalar vardır. Sonra bunlar Beyti Atik’de, Kabe’de son bulurlar.[33]
وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِ لَكُمْ ف۪يهَا خَيْرٌۗ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا صَوَٓافَّۚ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْقَانِـعَ وَالْمُعْتَرَّۜ كَذٰلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
İşte kurbanlık deve ve sığırları Allah’ın size olan nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Bağlı halde keserken üzerlerine Allah’ın adını anın. Yan üstü düşüp ölünce onlardan yiyin, isteyene de istemeyene de verin. Şükredersiniz diye onları böylece sizin buyruğunuza verdik.[36]
لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَٓاؤُ۬هَا وَلٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْۜ كَذٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْۜ وَبَشِّرِ الْمُحْسِن۪ينَ
Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin O’nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadettir. Size doğru yolu gösterdiğinden, Allah’ı yüceltmeniz için onları böylece sizin buyruğunuza vermiştir. İyilik yapanlara müjde et.[37]
Yükleniyor...