ن و ر
194 kelime · i'rab ağacında: 190
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mecrur 63 ayetler
Mef'ûlun bih 43 ayetler
Fiili 43 ayetler
جَعَلَ
5
↗
نُصْلِي
5
↗
أُدْخِلُوا
4
↗
آنَسْتُ
4
↗
اتَّقُوا
3
↗
رَأَى
3
↗
يُطْفِئُوا
2
↗
قَالَ
2
↗
أَوْقَدُوا
2
↗
أَتْمِمْ
2
↗
(أُنَادِي)
gizli 1
أَعْتَدْنَا
1
↗
+9 daha (daha az geçenler)
Muzâfun ileyh 34 ayetler
Mevsûf 25 ayetler
Sıfat 25 ayetler
الَّتِي
6
الَّذِي
2
تَمْشُونَ
2
↗
الْمُوقَدَةُ
2
↗
حَامِيَةً
2
↗
ذَاتَ
2
↗
آتِي
1
↗
الْكُبْرَى
1
↗
تَلَظَّى
1
↗
مَلَائِكَةٌ
1
↗
نُورٍ
1
نَهْدِي
1
↗
+7 daha (daha az geçenler)
Haber 21 ayetler
Mef'ûlun fîh 17 ayetler
Sıfat 16 ayetler
Mevsûfu 16 ayetler
Mübteda 15 ayetler
Mecrur
59 ayet · ن و ر kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَجَعَلُوا
لِلّٰهِ
اَنْدَاداً
لِيُضِلُّوا
عَنْ
سَب۪يلِه۪ۜ
قُلْ
تَمَتَّعُوا
فَاِنَّ
مَص۪يرَكُمْ
اِلَى
النَّارِ
Allah’ın yolundan sapıtmak için O’na eşler koşmuşlardı. De ki: «Yaşayın bakalım, hiç şüphesiz varacağınız yer ateş olacaktır.»[30]
وَالْجَٓانَّ
خَلَقْنَاهُ
مِنْ
قَبْلُ
مِنْ
نَارِ
السَّمُومِ
Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık.[27]
اِذْ
رَاٰ
نَاراً
فَقَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُـثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِقَبَسٍ
اَوْ
اَجِدُ
عَلَى
النَّارِ
هُدًى
O, bir ateş görmüştü de, ailesine: «Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum» demişti.[10]
هٰذَانِ
خَصْمَانِ
اخْتَصَمُوا
ف۪ي
رَبِّهِمْۘ
فَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
قُطِّعَتْ
لَهُمْ
ثِيَابٌ
مِنْ
نَارٍۜ
يُصَبُّ
مِنْ
فَوْقِ
رُؤُ۫سِهِمُ
الْحَم۪يمُۚ
İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O’nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.[19-21]
اَللّٰهُ
نُورُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
مَثَلُ
نُورِه۪
كَمِشْكٰوةٍ
ف۪يهَا
مِصْبَاحٌۜ
اَلْمِصْبَاحُ
ف۪ي
زُجَاجَةٍۜ
اَلزُّجَاجَةُ
كَاَنَّهَا
كَوْكَبٌ
دُرِّيٌّ
يُوقَدُ
مِنْ
شَجَرَةٍ
مُبَارَكَةٍ
زَيْتُونَةٍ
لَا
شَرْقِيَّةٍ
وَلَا
غَرْبِيَّةٍۙ
يَكَادُ
زَيْتُهَا
يُض۪ٓيءُ
وَلَوْ
لَمْ
تَمْسَسْهُ
نَارٌۜ
نُورٌ
عَلٰى
نُورٍۜ
يَهْدِي
اللّٰهُ
لِنُورِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَيَضْرِبُ
اللّٰهُ
الْاَمْثَالَ
لِلنَّاسِۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌۙ
Allah göklerin ve yerin Nur’udur. O’nun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır; bu ne yalnız doğuda ve ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak! Nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. Allah insanlara misaller verir. O, herşeyi bilir.[35]
اَوْ
كَظُلُمَاتٍ
ف۪ي
بَحْرٍ
لُجِّيٍّ
يَغْشٰيهُ
مَوْجٌ
مِنْ
فَوْقِه۪
مَوْجٌ
مِنْ
فَوْقِه۪
سَحَابٌۜ
ظُلُمَاتٌ
بَعْضُهَا
فَوْقَ
بَعْضٍۜ
اِذَٓا
اَخْرَجَ
يَدَهُ
لَمْ
يَكَدْ
يَرٰيهَاۜ
وَمَنْ
لَمْ
يَجْعَلِ
اللّٰهُ
لَهُ
نُوراً
فَمَا
لَهُ
مِنْ
نُورٍ۟
Veya derin denizin karanlıklarına benzer. Onu üstüste dalgalar ve dalgaların üstünde de bulutlar örter; karanlıklar üstünde karanlıklar; insan elini uzattığı zaman, nerdeyse onu bile göremez. Allah’ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz.[40]
فَلَمَّا
جَٓاءَهَا
نُودِيَ
اَنْ
بُورِكَ
مَنْ
فِي
النَّارِ
وَمَنْ
حَوْلَهَاۜ
وَسُبْحَانَ
اللّٰهِ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ
Oraya geldiğinde, kendisine şöyle nida olunmuştu: «Ateşin yanında olan ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah münezzehtir»[8]
وَمَنْ
جَٓاءَ
بِالسَّيِّئَةِ
فَكُبَّتْ
وُجُوهُهُمْ
فِي
النَّارِۜ
هَلْ
تُجْزَوْنَ
اِلَّا
مَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Kötülük getiren kimseler, yüzükoyun ateşe atılırlar. «Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılacaksınız?» denir.[90]
فَلَمَّا
قَضٰى
مُوسَى
الْاَجَلَ
وَسَارَ
بِاَهْلِه۪ٓ
اٰنَسَ
مِنْ
جَانِبِ
الطُّورِ
نَاراًۚ
قَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِخَبَرٍ
اَوْ
جَذْوَةٍ
مِنَ
النَّارِ
لَعَلَّكُمْ
تَصْطَلُونَ
Musa süreyi doldurunca, ailesiyle birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateş gördü. Ailesine: «Durunuz, ben bir ateş gördüm; belki oradan size bir haber yahut tutuşmuş bir odun getiririm de ısınabilirsiniz» dedi.[29]
وَجَعَلْنَاهُمْ
اَئِمَّةً
يَدْعُونَ
اِلَى
النَّارِۚ
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
لَا
يُنْصَرُونَ
Onları, ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.[41]
فَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُوا
اقْتُلُوهُ
اَوْ
حَرِّقُوهُ
فَاَنْجٰيهُ
اللّٰهُ
مِنَ
النَّارِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
İbrahim’in sözlerine milletinin cevabı sadece: «Onu öldürün yahut yakın» demek oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.[24]
هُوَ
الَّذ۪ي
يُصَلّ۪ي
عَلَيْكُمْ
وَمَلٰٓئِكَتُهُ
لِيُخْرِجَكُمْ
مِنَ
الظُّلُمَاتِ
اِلَى
النُّورِۜ
وَكَانَ
بِالْمُؤْمِن۪ينَ
رَح۪يماً
Karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size rahmet ve istiğfar eden Allah ve melekleridir. İnananlara merhamet eden O’dur.[43]
يَوْمَ
تُقَلَّبُ
وُجُوهُهُمْ
فِي
النَّارِ
يَقُولُونَ
يَا لَيْتَنَٓا
اَطَعْنَا
اللّٰهَ
وَاَطَعْنَا
الرَّسُولَا
Yüzleri ateşte çevrildiği gün: «Keşke Allah’a itaat etseydik, keşke Peygamber’e itaat etseydik!» derler.[66]
وَمَا
خَلَقْنَا
السَّمَٓاءَ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
بَاطِلاًۜ
ذٰلِكَ
ظَنُّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۚ
فَوَيْلٌ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنَ
النَّارِۜ
Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline![27]
قَالُوا
رَبَّنَا
مَنْ
قَدَّمَ
لَنَا
هٰذَا
فَزِدْهُ
عَذَاباً
ضِعْفاً
فِي
النَّارِ
«Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır» derler.[61]
قَالَ
اَنَا۬
خَيْرٌ
مِنْهُۜ
خَلَقْتَن۪ي
مِنْ
نَارٍ
وَخَلَقْتَهُ
مِنْ
ط۪ينٍ
İblis: «Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın» dedi.[76]
لَهُمْ
مِنْ
فَوْقِهِمْ
ظُلَلٌ
مِنَ
النَّارِ
وَمِنْ
تَحْتِهِمْ
ظُلَلٌۜ
ذٰلِكَ
يُخَوِّفُ
اللّٰهُ
بِه۪
عِبَادَهُۜ
يَا عِبَاد
فَاتَّقُونِ
Onlara üstlerinden kat kat ateş vardır. Allah kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, Benden sakının.[16]
اَفَمَنْ
حَقَّ
عَلَيْهِ
كَلِمَةُ
الْعَذَابِۜ
اَفَاَنْتَ
تُنْقِذُ
مَنْ
فِي
النَّارِۚ
Hakkında azap sözü gerçekleşmiş kimseyi, ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?[19]
اَفَمَنْ
شَرَحَ
اللّٰهُ
صَدْرَهُ
لِلْاِسْلَامِ
فَهُوَ
عَلٰى
نُورٍ
مِنْ
رَبِّه۪ۜ
فَوَيْلٌ
لِلْقَاسِيَةِ
قُلُوبُهُمْ
مِنْ
ذِكْرِ
اللّٰهِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Allah kimin gönlünü İslam’a açmışsa, o, Rabbi katından bir nur üzere olmaz mı? Kalbleri Allah’ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık sapıklıktadırlar.[22]
وَاَشْرَقَتِ
الْاَرْضُ
بِنُورِ
رَبِّهَا
وَوُضِعَ
الْكِتَابُ
وَج۪ٓيءَ
بِالنَّبِيّ۪نَ
وَالشُّهَدَٓاءِ
وَقُضِيَ
بَيْنَهُمْ
بِالْحَقِّ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, kitap açılır, peygamberler ve şahidler getirilir ve onlara haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hüküm verilir.[69]
Yükleniyor...