ن ز ل
293 kelime · i'rab ağacında: 286
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 258 ayetler
Fâil 191 ayetler
Mef'ûlun bih 164 ayetler
(هُ)
gizli 30
مَاءً
24
↗
الْكِتَابَ
23
↗
هُ
zamir 23
آيَاتٍ
9
↗
الْمَلَائِكَةَ
7
↗
سُلْطَانًا
7
↗
سَكِينَةَ
5
↗
الْمَنَّ
3
↗
الذِّكْرَ
3
↗
السَّلْوَى
3
↗
أَنْ
2
+29 daha (daha az geçenler)
الْغَيْثَ
2
↗
الْفُرْقَانَ
2
↗
الْقُرْآنَ
2
↗
مِثْلَ
2
↗
مَائِدَةً
2
↗
الْمِيزَانَ
2
↗
التَّوْرَاةَ
2
↗
جُنْدٍ
2
↗
شَيْءٍ
2
↗
الَّذِينَ
1
مَا
1
هَذَا
1
هَؤُلَاءِ
1
(شَيْئًا)
gizli 1
الْإِنْجِيلَ
1
↗
لِبَاسًا
1
↗
مُنْزَلًا
1
نُورًا
1
↗
مَوْعِظَةً
1
↗
ثَمَانِيَةَ
1
↗
الْحَدِيدَ
1
↗
أَحْسَنَ
1
↗
الْحِكْمَةَ
1
↗
أَمَنَةً
1
↗
رِجْزًا
1
↗
رِزْقًا
1
↗
رِيشًا
1
↗
هَا
zamir 1
ي
zamir 1
Harf-i cer 142 ayetler
عَلَى
71
إِلَى
40
مِنْ
26
بِ
10
فِي
1
عَلَى
ile bağlanan
هُ
zamir 11
كَ
zamir 10
كُمْ
zamir 9
هُمْ
zamir 9
نَا
zamir 7
عَبْدِ
4
↗
مِنْ
3
الَّذِينَ
2
رَسُولِ
2
↗
هَا
zamir 2
طَائِفَتَيْنِ
1
↗
الْمُقْتَسِمِينَ
1
↗
+14 daha (daha az geçenler)
إِلَى
ile bağlanan
مِنْ
ile bağlanan
بِ
ile bağlanan
Nâib-i fâil 67 ayetler
Mef'ûlun fîh 41 ayetler
السَّمَاءِ
8
↗
قَبْلِ
6
↗
بَعْدِ
4
↗
مَعَ
3
كَ
zamir 3
هُ
zamir 3
لَيْلَةٍ
2
↗
رَبِّ
2
↗
كُمْ
zamir 2
بَيْنَ
1
يَوْمَ
1
(كُلِّ)
gizli 1
+7 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun lieclih 25 ayetler
Hâl 20 ayetler
Mef'ûlun mutlak 7 ayetler
Sıfat 13 ayetler
Haber 11 ayetler
Mevsûf 8 ayetler
Mef'ûlun mutlak 5 ayetler
Fiil Fâil
178 ayet · ن ز ل kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
تَنَزَّلُ
عَلٰى
كُلِّ
اَفَّاكٍ
اَث۪يمٍۙ
Onlar, günahkar iftiracıların hepsine iner.[222]
اَمَّنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَاَنْزَلَ
لَكُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۚ
فَاَنْبَتْنَا
بِه۪
حَدَٓائِقَ
ذَاتَ
بَهْجَةٍۚ
مَا
كَانَ
لَكُمْ
اَنْ
تُنْبِتُوا
شَجَرَهَاۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
بَلْ
هُمْ
قَوْمٌ
يَعْدِلُونَۜ
Yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indirip onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği, güzel güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? Hayır; onlar taptıklarını Allah’a eşit tutan bir millettir.[60]
فَسَقٰى
لَهُمَا
ثُمَّ
تَوَلّٰٓى
اِلَى
الظِّلِّ
فَقَالَ
رَبِّ
اِنّ۪ي
لِمَٓا
اَنْزَلْتَ
اِلَيَّ
مِنْ
خَيْرٍ
فَق۪يرٌ
Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: «Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım» dedi.[24]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَۜ
فَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۚ
وَمِنْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِه۪ۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
الْكَافِرُونَ
Sana Kitap’ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.[47]
اَوَلَمْ
يَكْفِهِمْ
اَنَّٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
يُتْلٰى
عَلَيْهِمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَرَحْمَةً
وَذِكْرٰى
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ۟
Kendilerine okunan bir Kitap’ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.[51]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
نَزَّلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوْتِهَا
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ۟
And olsun ki onlara: «Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?» diye sorarsan, şüphesiz, «Allah’tır» derler. De ki: «Övülmek Allah içindir», fakat çoğu bunu akletmezler.[63]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
يُر۪يكُمُ
الْبَرْقَ
خَوْفاً
وَطَمَعاً
وَيُنَزِّلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَيُحْـي۪
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Size korku ve ümit veren şimşeği göstermesi, gökten su indirip ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır.[24]
اَمْ
اَنْزَلْنَا
عَلَيْهِمْ
سُلْطَاناً
فَهُوَ
يَتَكَلَّمُ
بِمَا
كَانُوا
بِه۪
يُشْرِكُونَ
Yoksa onlara ortak koşmalarını söyleyen bir delil mi indirdik.[35]
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
بِغَيْرِ
عَمَدٍ
تَرَوْنَهَا
وَاَلْقٰى
فِي
الْاَرْضِ
رَوَاسِيَ
اَنْ
تَم۪يدَ
بِكُمْ
وَبَثَّ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
دَٓابَّةٍۜ
وَاَنْزَلْنَا
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَاَنْبَتْنَا
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
زَوْجٍ
كَر۪يمٍ
Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.[10]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمُ
اتَّبِعُوا
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
قَالُوا
بَلْ
نَتَّبِعُ
مَا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَاۜ
اَوَلَوْ
كَانَ
الشَّيْطَانُ
يَدْعُوهُمْ
اِلٰى
عَذَابِ
السَّع۪يرِ
Onlara, «Allah’ın indirdiğine uyun» denince: «Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız» derler. Ya şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa?[21]
اِنَّ
اللّٰهَ
عِنْدَهُ
عِلْمُ
السَّاعَةِۚ
وَيُنَزِّلُ
الْغَيْثَۚ
وَيَعْلَمُ
مَا
فِي
الْاَرْحَامِۜ
وَمَا
تَدْر۪ي
نَفْسٌ
مَاذَا
تَكْسِبُ
غَداًۜ
وَمَا
تَدْر۪ي
نَفْسٌ
بِاَيِّ
اَرْضٍ
تَمُوتُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
خَب۪يرٌ
Kıyamet saatini bilmek ancak Allah’a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.[34]
وَاَنْزَلَ
الَّذ۪ينَ
ظَاهَرُوهُمْ
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
مِنْ
صَيَاص۪يهِمْ
وَقَذَفَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمُ
الرُّعْبَ
فَر۪يقاً
تَقْتُلُونَ
وَتَأْسِرُونَ
فَر۪يقاًۚ
Allah, Kitap ehlinden, kafirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz.[26]
يَعْلَمُ
مَا
يَلِجُ
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
يَخْرُجُ
مِنْهَا
وَمَا
يَنْزِلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَمَا
يَعْرُجُ
ف۪يهَاۜ
وَهُوَ
الرَّح۪يمُ
الْغَفُورُ
Yere gireni ve oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, merhametlidir, mağfiret sahibidir.[2]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۚ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪
ثَمَرَاتٍ
مُخْتَلِفاً
اَلْوَانُهَاۜ
وَمِنَ
الْجِبَالِ
جُدَدٌ
ب۪يضٌ
وَحُمْرٌ
مُخْتَلِفٌ
اَلْوَانُهَا
وَغَرَاب۪يبُ
سُودٌ
Allah’ın gökten su indirdiğini görmez misin? Biz onunla türlü türlü renkte ürünler yetiştirmiş; dağlarda da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar varetmişizdir.[27]
قَالُوا
مَٓا
اَنْتُمْ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُنَاۙ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
الرَّحْمٰنُ
مِنْ
شَيْءٍۙ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
تَكْذِبُونَ
«Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz» dediler.[15]
وَمَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلٰى
قَوْمِه۪
مِنْ
بَعْدِه۪
مِنْ
جُنْدٍ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَمَا
كُنَّا
مُنْزِل۪ينَ
Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.[28-29]
فَاِذَا
نَزَلَ
بِسَاحَتِهِمْ
فَسَٓاءَ
صَبَاحُ
الْمُنْذَر۪ينَ
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur![177]
كِتَابٌ
اَنْزَلْنَاهُ
اِلَيْكَ
مُبَارَكٌ
لِيَدَّبَّرُٓوا
اٰيَاتِه۪
وَلِيَتَذَكَّرَ
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.[29]
اِنَّٓا
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
فَاعْبُدِ
اللّٰهَ
مُخْلِصاً
لَهُ
الدّ۪ينَۜ
Biz sana Kitap’ı gerçekle indirdik. Öyle ise dini Allah için halis kılarak O’na kulluk et.[2]
خَلَقَكُمْ
مِنْ
نَفْسٍ
وَاحِدَةٍ
ثُمَّ
جَعَلَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
وَاَنْزَلَ
لَكُمْ
مِنَ
الْاَنْعَامِ
ثَمَانِيَةَ
اَزْوَاجٍۜ
يَخْلُقُكُمْ
ف۪ي
بُطُونِ
اُمَّهَاتِكُمْ
خَلْقاً
مِنْ
بَعْدِ
خَلْقٍ
ف۪ي
ظُلُمَاتٍ
ثَلٰثٍۜ
ذٰلِكُمُ
اللّٰهُ
رَبُّكُمْ
لَهُ
الْمُلْكُۜ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
فَاَنّٰى
تُصْرَفُونَ
Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?[6]
Yükleniyor...