ن ج و
84 kelime · i'rab ağacında: 80
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 66 ayetler
Fâil 65 ayetler
Mef'ûlun bih 59 ayetler
هُ
zamir 17
الَّذِينَ
11
كُمْ
zamir 9
أَهْلَ
8
↗
هُمْ
zamir 6
مِنْ
5
ي
zamir 5
نَا
zamir 4
الْمُؤْمِنِينَ
2
↗
الرَّسُولَ
2
↗
كَ
zamir 2
(هُ)
gizli 1
+9 daha (daha az geçenler)
Harf-i cer 35 ayetler
مِنْ
23
بِ
7
إِلَى
4
فِي
1
مِنْ
ile bağlanan
الْقَوْمِ
5
↗
الْكَرْبِ
3
↗
آلِ
3
↗
عَذَابٍ
2
↗
الْغَمِّ
2
↗
مَا
1
هَذِهِ
1
ظُلُمَاتِ
1
↗
عَدُوِّ
1
↗
عَمَلِ
1
↗
فِرْعَوْنَ
1
↗
الْقَرْيَةِ
1
↗
+2 daha (daha az geçenler)
بِ
ile bağlanan
إِلَى
ile bağlanan
فِي
ile bağlanan
Mef'ûlun fîh 7 ayetler
Hâl 3 ayetler
Mef'ûlun lieclih 2 ayetler
Mef'ûlun mutlak 2 ayetler
Mecrur 3 ayetler
Mübteda 1 ayetler
Fiil Mef'ûlun bih هُمْ
6 ayet · ن ج و kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
فَلَمَّٓا
اَنْجٰيهُمْ
اِذَا
هُمْ
يَبْغُونَ
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنَّمَا
بَغْيُكُمْ
عَلٰٓى
اَنْفُسِكُمْۙ
مَتَاعَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
ثُمَّ
اِلَيْنَا
مَرْجِعُكُمْ
فَنُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Sonra dönüşünüz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz.[23]
وَلَمَّا
جَٓاءَ
اَمْرُنَا
نَجَّيْنَا
هُوداً
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُ
بِرَحْمَةٍ
مِنَّاۚ
وَنَجَّيْنَاهُمْ
مِنْ
عَذَابٍ
غَل۪يظٍ
Buyruğumuz gelince, Hud’u ve beraberindeki inananları, rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azabdan koruduk.[58]
ثُمَّ
صَدَقْنَاهُمُ
الْوَعْدَ
فَاَنْجَيْنَاهُمْ
وَمَنْ
نَشَٓاءُ
وَاَهْلَكْنَا
الْمُسْرِف۪ينَ
Sonra Biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri ise yok ettik.[9]
فَاِذَا
رَكِبُوا
فِي
الْفُلْكِ
دَعَوُا
اللّٰهَ
مُخْلِص۪ينَ
لَهُ
الدّ۪ينَۚ
فَلَمَّا
نَجّٰيهُمْ
اِلَى
الْبَرِّ
اِذَا
هُمْ
يُشْرِكُونَۙ
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O’na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.[65-66]
وَاِذَا
غَشِيَهُمْ
مَوْجٌ
كَالظُّلَلِ
دَعَوُا
اللّٰهَ
مُخْلِص۪ينَ
لَهُ
الدّ۪ينَۚ
فَلَمَّا
نَجّٰيهُمْ
اِلَى
الْبَرِّ
فَمِنْهُمْ
مُقْتَصِدٌۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
كُلُّ
خَتَّارٍ
كَفُورٍ
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.[32]
اِنَّٓا
اَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
حَاصِباً
اِلَّٓا
اٰلَ
لُوطٍۜ
نَجَّيْنَاهُمْ
بِسَحَرٍۙ
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut’un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.[34-35]
Yükleniyor...