م ن
4061 kelime · i'rab ağacında: 820
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mübteda 468 ayetler
Haber 468 ayetler
هُمْ
zamir 28
cümle
22
عَمِلَ
22
↗
يُضْلِلْ
19
↗
أَظْلَمُ
17
↗
كَفَرَ
17
↗
يُؤْمِنْ
12
↗
النَّاسِ
11
↗
يَتَوَلَّ
11
↗
مِنْ
10
يُطِعِ
10
↗
يَتَّقِ
10
↗
+147 daha (daha az geçenler)
(خَيْرٌ)
gizli 8
يَفْعَلْ
8
↗
اهْتَدَى
8
↗
جَاءَ
8
↗
شَاءَ
8
↗
يَأْتِ
7
↗
تَبِعَ
7
↗
يُرِدْ
7
↗
يُشْرِكْ
7
↗
كُمْ
zamir 7
قَتَلَ
6
↗
يَنْصُرُ
6
↗
خَلَقَ
6
↗
أَصْلَحَ
6
↗
ذَا
5
اعْتَدَى
5
↗
يَجِدْ
5
↗
ابْتَغَى
5
↗
تَابَ
5
↗
أَحْسَنُ
5
↗
يَعْصِ
4
↗
يَقُولُ
4
↗
يَمْلِكُ
4
↗
اضْطُرَّ
4
↗
أَعْرَضَ
3
↗
عَادَ
3
↗
يَسْتَغْفِرْ
3
↗
يَكْسِبْ
3
↗
بَدَّلَ
3
↗
أَوْفَى
3
↗
أَحْيَا
3
↗
إِلَهٌ
3
↗
أُدْخِلَ
3
↗
رَبُّ
3
↗
أَسْلَمَ
3
↗
سَوَاءٌ
3
↗
يُشَاقِقْ
3
↗
أَصْدَقُ
3
↗
هُوَ
zamir 3
هَذَا
2
الْأَعْرَابِ
2
↗
يُعَظِّمْ
2
↗
عَفَا
2
↗
اعْتَمَرَ
2
↗
الْغَالِبُونَ
2
↗
يَنْقَلِبُ
2
↗
يَسْتَكْبِرْ
2
↗
أَنْزَلَ
2
↗
أَبْصَرَ
2
↗
يَتَوَكَّلْ
2
↗
نُيَسِّرُ
2
↗
ثَقُلَتْ
2
↗
حَاجَّ
2
↗
أَحَقُّ
2
↗
يَحْكُمْ
2
↗
يَحِلُّ
2
↗
يُخْرِجُ
2
↗
خَشِيَ
2
↗
خَفَّتْ
2
↗
خَيْرٌ
2
↗
يَدْعُ
2
↗
يَرْتَدَّ
2
↗
يَرْزُقُ
2
↗
أَسَاءَ
2
↗
أَشَدُّ
2
↗
يَشْفَعْ
2
↗
شَكَرَ
2
↗
أَنْتَ
zamir 2
هُ
zamir 2
هَؤُلَاءِ
1
(أَقْسَمُوا)
gizli 1
(أَهْدَى)
gizli 1
(كَغَيْرِهِ)
gizli 1
(كَمَنْ لَيْسَ ذَلِكَ)
gizli 1
(كَمَنْ لَيْسَ كَذَلِكَ)
gizli 1
(كَمَنْ هَداَهُ اللَّهُ)
gizli 1
(كَمَنْ هُوَ عَاصٍ)
gizli 1
(مَنْ)
gizli 1
(مَوْجُودٌ)
gizli 1
يَطْعَمْ
1
↗
تَعَجَّلَ
1
↗
عَسَى
1
↗
يَعْشُ
1
↗
عَاقَبَ
1
↗
عَمِيَ
1
↗
يَغْلُلْ
1
↗
يُغْنِي
1
↗
فَرَضَ
1
↗
افْتَرَى
1
↗
قُدِرَ
1
↗
قَدَّمَ
1
↗
يَقْتَرِفْ
1
↗
يَقْنُتْ
1
↗
يَقْنَطُ
1
↗
يَكْتُمْ
1
↗
الْكَذَّابُ
1
↗
يُكْرِهْ
1
↗
يَكْلَؤُ
1
↗
يَبْخَلْ
1
↗
يَلْعَنْ
1
↗
تَمَتَّعَ
1
↗
يَمُتْ
1
↗
أَنْبَأَ
1
↗
يُنَجِّي
1
↗
نَكَثَ
1
↗
يَسْتَنْكِفْ
1
↗
انْتَهَى
1
↗
يُهَاجِرْ
1
↗
يُهِنْ
1
↗
بَعَثَ
1
↗
يَتَّخِذْ
1
↗
تَأَخَّرَ
1
↗
يُجَادِلُ
1
↗
يَجْعَلْ
1
↗
الْجِنِّ
1
↗
جَاهَدَ
1
↗
يُجِبْ
1
↗
يُجِيرُ
1
↗
يُحَادِدْ
1
↗
حَرَّمَ
1
↗
الْأَحْزَابِ
1
↗
يُحَاسَبُ
1
↗
يَسْتَحْسِرُونَ
1
↗
أَحَاطَتْ
1
↗
خَافَ
1
↗
يُدَبِّرُ
1
↗
يُدْرِكْ
1
↗
أُمُّ
1
↗
أَهْلِ
1
↗
يَرْغَبُ
1
↗
رَاقٍ
1
↗
يَرْمِ
1
↗
زُحْزِحَ
1
↗
تَزَكَّى
1
↗
يَزِغْ
1
↗
يُسَبِّحُونَ
1
↗
سَخَّرَ
1
↗
سَعَى
1
↗
يَسْتَمِعْ
1
↗
شَرِبَ
1
↗
شَرَحَ
1
↗
الشَّيَاطِينِ
1
↗
شَهِدَ
1
↗
يَصْبِرْ
1
↗
يُصْرَفْ
1
↗
يَصْلَى
1
↗
أَضْعَفُ
1
↗
Mef'ûlun bih 192 ayetler
Fiili 192 ayetler
قُلْ
32
↗
يَهْدِي
26
↗
تَعْلَمُونَ
14
↗
يُؤْتِي
8
↗
يُضِلُّ
7
↗
سَأَلْتَ
7
↗
يُعَذِّبُ
6
↗
يَرْزُقُ
6
↗
يُصِيبُ
6
↗
أَنْجَيْنَا
5
↗
تُنْذِرَ
5
↗
ادْعُوا
5
↗
+42 daha (daha az geçenler)
أَهْلَكَ
4
↗
نَرِثُ
3
↗
يَبْعَثُ
3
↗
تَجْعَلُ
3
↗
يُحِبُّ
3
↗
يُدْخِلُ
3
↗
رَأَيْتَ
3
↗
لَيَنْصُرَنَّ
2
↗
اتَّبَعُوا
2
↗
يَجْتَبِي
2
↗
نَجْزِي
2
↗
أَخْرَجْنَا
2
↗
يَخْتَصُّ
2
↗
نَرْفَعُ
2
↗
يُزَكِّي
2
↗
تَصُدُّونَ
2
↗
(يَجْعَلُونَ)
gizli 1
نُطْعِمُ
1
↗
تُطِعْ
1
↗
تُعِزُّ
1
↗
أَغْرَقْنَا
1
↗
اسْتَفْتِ
1
↗
اسْتَفْزِزْ
1
↗
أَفْلَحَ
1
↗
نُكَلِّمُ
1
↗
تُنْقِذُ
1
↗
يُوَادُّونَ
1
↗
ذَرْ
1
↗
وَعَدْتَ
1
↗
يَحْيَى
1
↗
احْمِلْ
1
↗
خَوَّلْنَا
1
↗
خَابَ
1
↗
أَمِنْتُمْ
1
↗
ذَكِّرْ
1
↗
تُذِلُّ
1
↗
تُرْجِي
1
↗
يَرْحَمُ
1
↗
تُئْوِي
1
↗
يُؤَيِّدُ
1
↗
يُسْمِعُ
1
↗
شَرِّدْ
1
↗
Mecrur 139 ayetler
Fâil 32 ayetler
Fiili 32 ayetler
يَسْجُدُ
3
↗
يَسْتَوِي
3
↗
يَعْلَمُ
2
↗
فَزِعَ
2
↗
أَفْلَحَ
2
↗
خَابَ
2
↗
يَتَذَكَّرُ
2
↗
تُسَبِّحُ
2
↗
صَعِقَ
2
↗
ضَلَّ
1
↗
يَعْمُرُ
1
↗
فَسَدَتْ
1
↗
+9 daha (daha az geçenler)
Sıfat 32 ayetler
Muzâfun ileyh 18 ayetler
Mef'ûlun bih
174 ayet · م ن kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
اَرَاَيْتَ
مَنِ
اتَّخَذَ
اِلٰهَهُ
هَوٰيهُۜ
اَفَاَنْتَ
تَكُونُ
عَلَيْهِ
وَك۪يلاًۙ
Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?[43]
وَاَنْجَيْنَا
مُوسٰى
وَمَنْ
مَعَهُٓ
اَجْمَع۪ينَۚ
Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.[65]
فَافْتَحْ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَهُمْ
فَتْحاً
وَنَجِّن۪ي
وَمَنْ
مَعِيَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Nuh: «Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar» dedi.[117-118]
فَاَنْجَيْنَاهُ
وَمَنْ
مَعَهُ
فِي
الْفُلْكِ
الْمَشْحُونِۚ
Bunun üzerine onu ve beraberinde bulunanları, dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık.[119]
قَالَ
الَّذ۪ي
عِنْدَهُ
عِلْمٌ
مِنَ
الْكِتَابِ
اَنَا۬
اٰت۪يكَ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَرْتَدَّ
اِلَيْكَ
طَرْفُكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهُ
مُسْتَقِراًّ
عِنْدَهُ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
فَضْلِ
رَبّ۪ي۠
لِيَبْلُوَن۪ٓي
ءَاَشْكُرُ
اَمْ
اَكْفُرُۜ
وَمَنْ
شَكَرَ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
رَبّ۪ي
غَنِيٌّ
كَر۪يمٌ
Kitabın bilgisine sahip olan biri: «Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: «Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir» dedi.[40]
اِنَّكَ
لَا
تَهْد۪ي
مَنْ
اَحْبَبْتَ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۚ
وَهُوَ
اَعْلَمُ
بِالْمُهْتَد۪ينَ
Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir.[56]
قَالَ
اِنَّـمَٓا
اُو۫ت۪يتُهُ
عَلٰى
عِلْمٍ
عِنْد۪يۜ
اَوَلَمْ
يَعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
قَدْ
اَهْلَكَ
مِنْ
قَبْلِه۪
مِنَ
الْقُرُونِ
مَنْ
هُوَ
اَشَدُّ
مِنْهُ
قُوَّةً
وَاَكْثَرُ
جَمْعاًۜ
وَلَا
يُسْـَٔلُ
عَنْ
ذُنُوبِهِمُ
الْمُجْرِمُونَ
Karun: «Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir» demişti. Allah’ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.[78]
يُعَذِّبُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَرْحَمُ
مَنْ
يَشَٓاءُۚ
وَاِلَيْهِ
تُقْلَبُونَ
De ki: «Yeryüzünde dolaşın; Allah’ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir’dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O’na çevrileceksiniz.[20-21]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَسَخَّرَ
الشَّمْسَ
وَالْقَمَرَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۚ
فَاَنّٰى
يُؤْفَكُونَ
And olsun ki onlara: «Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?» diye sorarsan, şüphesiz «Allah’tır» derler.Öyleyse niçin döndürülüyorlar?[61]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
نَزَّلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوْتِهَا
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ۟
And olsun ki onlara: «Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?» diye sorarsan, şüphesiz, «Allah’tır» derler. De ki: «Övülmek Allah içindir», fakat çoğu bunu akletmezler.[63]
بِنَصْرِ
اللّٰهِۜ
يَنْصُرُ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُ
Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah’a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah’ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.[2-5]
بَلِ
اتَّبَعَ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُٓوا
اَهْوَٓاءَهُمْ
بِغَيْرِ
عِلْمٍۚ
فَمَنْ
يَهْد۪ي
مَنْ
اَضَلَّ
اللّٰهُۜ
وَمَا
لَهُمْ
مِنْ
نَاصِر۪ينَ
Hayır; zulmedenler, körü körüne kendi heveslerine uymuşlardır. Allah’ın saptırdığı kimseleri kim doğru yola eriştirebilir? Onların yardımcıları da yoktur.[29]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
فَتُث۪يرُ
سَحَاباً
فَيَبْسُطُهُ
فِي
السَّمَٓاءِ
كَيْفَ
يَشَٓاءُ
وَيَجْعَلُهُ
كِسَفاً
فَتَرَى
الْوَدْقَ
يَخْرُجُ
مِنْ
خِلَالِه۪ۚ
فَاِذَٓا
اَصَابَ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ٓ
اِذَا
هُمْ
يَسْتَبْشِرُونَ
Rüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah’tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah’ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler.[48-49]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
And olsun ki onlara: Gökleri ve yeri yaratan kimdir? diye sorsan, Allahtır derler. De ki: Hamd Allaha mahsustur, ama çoğu bilmezler.[25]
قُلْ
مَنْ
ذَا
الَّذ۪ي
يَعْصِمُكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
اِنْ
اَرَادَ
بِكُمْ
سُٓوءاً
اَوْ
اَرَادَ
بِكُمْ
رَحْمَةًۜ
وَلَا
يَجِدُونَ
لَهُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِياًّ
وَلَا
نَص۪يراً
De ki: «Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O’na karşı kim sizi koruyabilir? Allah’tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız.»[17]
تُرْج۪ي
مَنْ
تَشَٓاءُ
مِنْهُنَّ
وَتُــْٔـو۪ٓي
اِلَيْكَ
مَنْ
تَشَٓاءُۜ
وَمَنِ
ابْتَغَيْتَ
مِمَّنْ
عَزَلْتَ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكَۜ
ذٰلِكَ
اَدْنٰٓى
اَنْ
تَقَرَّ
اَعْيُنُهُنَّ
وَلَا
يَحْزَنَّ
وَيَرْضَيْنَ
بِمَٓا
اٰتَيْتَهُنَّ
كُلُّهُنَّۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
مَا
ف۪ي
قُلُوبِكُمْۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَل۪يماً
حَل۪يماً
Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.[51]
وَمَا
كَانَ
لَهُ
عَلَيْهِمْ
مِنْ
سُلْطَانٍ
اِلَّا
لِنَعْلَمَ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِالْاٰخِرَةِ
مِمَّنْ
هُوَ
مِنْهَا
ف۪ي
شَكٍّۜ
وَرَبُّكَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
حَف۪يظٌ۟
Oysa İblis’in onlar üzerinde bir nüfuzu yoktu; ama Biz ahirete inanan kimselerle ondan şüphede olanları, işte böylece ortaya koyarız. Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.[21]
قُلْ
مَنْ
يَرْزُقُكُمْ
مِنَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
قُلِ
اللّٰهُۙ
وَاِنَّٓا
اَوْ
اِيَّاكُمْ
لَعَلٰى
هُدًى
اَوْ
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
De ki: «Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?» De ki: «Allah’tır. Öyleyse doğru yolda veya apaçık bir sapıklıkta olan ya biziz ya sizsiniz.»[24]
اَفَمَنْ
زُيِّنَ
لَهُ
سُٓوءُ
عَمَلِه۪
فَرَاٰهُ
حَسَناًۜ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
يُضِلُّ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۘ
فَلَا
تَذْهَبْ
نَفْسُكَ
عَلَيْهِمْ
حَسَرَاتٍۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِمَا
يَصْنَعُونَ
Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç işlemeyene benzer mi? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Artık onlara üzülerek kendini harabetme; Allah onların yaptıklarını şüphesiz bilir.[8]
وَمَا
يَسْتَوِي
الْاَحْيَٓاءُ
وَلَا
الْاَمْوَاتُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُسْمِــعُ
مَنْ
يَشَٓاءُۚ
وَمَٓا
اَنْتَ
بِمُسْمِــعٍ
مَنْ
فِي
الْقُبُورِ
Dirilerle ölüler de bir değildir. Doğrusu Allah, dilediği kimseye işittirir. Sen, kabirlerde olanlara işittiremezsin.[22]
Yükleniyor...