م ن
4061 kelime · i'rab ağacında: 820
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mübteda 468 ayetler
Haber 468 ayetler
هُمْ
zamir 28
cümle
22
عَمِلَ
22
↗
يُضْلِلْ
19
↗
أَظْلَمُ
17
↗
كَفَرَ
17
↗
يُؤْمِنْ
12
↗
النَّاسِ
11
↗
يَتَوَلَّ
11
↗
مِنْ
10
يُطِعِ
10
↗
يَتَّقِ
10
↗
+147 daha (daha az geçenler)
(خَيْرٌ)
gizli 8
يَفْعَلْ
8
↗
اهْتَدَى
8
↗
جَاءَ
8
↗
شَاءَ
8
↗
يَأْتِ
7
↗
تَبِعَ
7
↗
يُرِدْ
7
↗
يُشْرِكْ
7
↗
كُمْ
zamir 7
قَتَلَ
6
↗
يَنْصُرُ
6
↗
خَلَقَ
6
↗
أَصْلَحَ
6
↗
ذَا
5
اعْتَدَى
5
↗
يَجِدْ
5
↗
ابْتَغَى
5
↗
تَابَ
5
↗
أَحْسَنُ
5
↗
يَعْصِ
4
↗
يَقُولُ
4
↗
يَمْلِكُ
4
↗
اضْطُرَّ
4
↗
أَعْرَضَ
3
↗
عَادَ
3
↗
يَسْتَغْفِرْ
3
↗
يَكْسِبْ
3
↗
بَدَّلَ
3
↗
أَوْفَى
3
↗
أَحْيَا
3
↗
إِلَهٌ
3
↗
أُدْخِلَ
3
↗
رَبُّ
3
↗
أَسْلَمَ
3
↗
سَوَاءٌ
3
↗
يُشَاقِقْ
3
↗
أَصْدَقُ
3
↗
هُوَ
zamir 3
هَذَا
2
الْأَعْرَابِ
2
↗
يُعَظِّمْ
2
↗
عَفَا
2
↗
اعْتَمَرَ
2
↗
الْغَالِبُونَ
2
↗
يَنْقَلِبُ
2
↗
يَسْتَكْبِرْ
2
↗
أَنْزَلَ
2
↗
أَبْصَرَ
2
↗
يَتَوَكَّلْ
2
↗
نُيَسِّرُ
2
↗
ثَقُلَتْ
2
↗
حَاجَّ
2
↗
أَحَقُّ
2
↗
يَحْكُمْ
2
↗
يَحِلُّ
2
↗
يُخْرِجُ
2
↗
خَشِيَ
2
↗
خَفَّتْ
2
↗
خَيْرٌ
2
↗
يَدْعُ
2
↗
يَرْتَدَّ
2
↗
يَرْزُقُ
2
↗
أَسَاءَ
2
↗
أَشَدُّ
2
↗
يَشْفَعْ
2
↗
شَكَرَ
2
↗
أَنْتَ
zamir 2
هُ
zamir 2
هَؤُلَاءِ
1
(أَقْسَمُوا)
gizli 1
(أَهْدَى)
gizli 1
(كَغَيْرِهِ)
gizli 1
(كَمَنْ لَيْسَ ذَلِكَ)
gizli 1
(كَمَنْ لَيْسَ كَذَلِكَ)
gizli 1
(كَمَنْ هَداَهُ اللَّهُ)
gizli 1
(كَمَنْ هُوَ عَاصٍ)
gizli 1
(مَنْ)
gizli 1
(مَوْجُودٌ)
gizli 1
يَطْعَمْ
1
↗
تَعَجَّلَ
1
↗
عَسَى
1
↗
يَعْشُ
1
↗
عَاقَبَ
1
↗
عَمِيَ
1
↗
يَغْلُلْ
1
↗
يُغْنِي
1
↗
فَرَضَ
1
↗
افْتَرَى
1
↗
قُدِرَ
1
↗
قَدَّمَ
1
↗
يَقْتَرِفْ
1
↗
يَقْنُتْ
1
↗
يَقْنَطُ
1
↗
يَكْتُمْ
1
↗
الْكَذَّابُ
1
↗
يُكْرِهْ
1
↗
يَكْلَؤُ
1
↗
يَبْخَلْ
1
↗
يَلْعَنْ
1
↗
تَمَتَّعَ
1
↗
يَمُتْ
1
↗
أَنْبَأَ
1
↗
يُنَجِّي
1
↗
نَكَثَ
1
↗
يَسْتَنْكِفْ
1
↗
انْتَهَى
1
↗
يُهَاجِرْ
1
↗
يُهِنْ
1
↗
بَعَثَ
1
↗
يَتَّخِذْ
1
↗
تَأَخَّرَ
1
↗
يُجَادِلُ
1
↗
يَجْعَلْ
1
↗
الْجِنِّ
1
↗
جَاهَدَ
1
↗
يُجِبْ
1
↗
يُجِيرُ
1
↗
يُحَادِدْ
1
↗
حَرَّمَ
1
↗
الْأَحْزَابِ
1
↗
يُحَاسَبُ
1
↗
يَسْتَحْسِرُونَ
1
↗
أَحَاطَتْ
1
↗
خَافَ
1
↗
يُدَبِّرُ
1
↗
يُدْرِكْ
1
↗
أُمُّ
1
↗
أَهْلِ
1
↗
يَرْغَبُ
1
↗
رَاقٍ
1
↗
يَرْمِ
1
↗
زُحْزِحَ
1
↗
تَزَكَّى
1
↗
يَزِغْ
1
↗
يُسَبِّحُونَ
1
↗
سَخَّرَ
1
↗
سَعَى
1
↗
يَسْتَمِعْ
1
↗
شَرِبَ
1
↗
شَرَحَ
1
↗
الشَّيَاطِينِ
1
↗
شَهِدَ
1
↗
يَصْبِرْ
1
↗
يُصْرَفْ
1
↗
يَصْلَى
1
↗
أَضْعَفُ
1
↗
Mef'ûlun bih 192 ayetler
Fiili 192 ayetler
قُلْ
32
↗
يَهْدِي
26
↗
تَعْلَمُونَ
14
↗
يُؤْتِي
8
↗
يُضِلُّ
7
↗
سَأَلْتَ
7
↗
يُعَذِّبُ
6
↗
يَرْزُقُ
6
↗
يُصِيبُ
6
↗
أَنْجَيْنَا
5
↗
تُنْذِرَ
5
↗
ادْعُوا
5
↗
+42 daha (daha az geçenler)
أَهْلَكَ
4
↗
نَرِثُ
3
↗
يَبْعَثُ
3
↗
تَجْعَلُ
3
↗
يُحِبُّ
3
↗
يُدْخِلُ
3
↗
رَأَيْتَ
3
↗
لَيَنْصُرَنَّ
2
↗
اتَّبَعُوا
2
↗
يَجْتَبِي
2
↗
نَجْزِي
2
↗
أَخْرَجْنَا
2
↗
يَخْتَصُّ
2
↗
نَرْفَعُ
2
↗
يُزَكِّي
2
↗
تَصُدُّونَ
2
↗
(يَجْعَلُونَ)
gizli 1
نُطْعِمُ
1
↗
تُطِعْ
1
↗
تُعِزُّ
1
↗
أَغْرَقْنَا
1
↗
اسْتَفْتِ
1
↗
اسْتَفْزِزْ
1
↗
أَفْلَحَ
1
↗
نُكَلِّمُ
1
↗
تُنْقِذُ
1
↗
يُوَادُّونَ
1
↗
ذَرْ
1
↗
وَعَدْتَ
1
↗
يَحْيَى
1
↗
احْمِلْ
1
↗
خَوَّلْنَا
1
↗
خَابَ
1
↗
أَمِنْتُمْ
1
↗
ذَكِّرْ
1
↗
تُذِلُّ
1
↗
تُرْجِي
1
↗
يَرْحَمُ
1
↗
تُئْوِي
1
↗
يُؤَيِّدُ
1
↗
يُسْمِعُ
1
↗
شَرِّدْ
1
↗
Mecrur 139 ayetler
Fâil 32 ayetler
Fiili 32 ayetler
يَسْجُدُ
3
↗
يَسْتَوِي
3
↗
يَعْلَمُ
2
↗
فَزِعَ
2
↗
أَفْلَحَ
2
↗
خَابَ
2
↗
يَتَذَكَّرُ
2
↗
تُسَبِّحُ
2
↗
صَعِقَ
2
↗
ضَلَّ
1
↗
يَعْمُرُ
1
↗
فَسَدَتْ
1
↗
+9 daha (daha az geçenler)
Sıfat 32 ayetler
Muzâfun ileyh 18 ayetler
Mübteda
394 ayet · م ن kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
فَمَنْ
خَافَ
مِنْ
مُوصٍ
جَنَفاً
اَوْ
اِثْماً
فَاَصْلَحَ
بَيْنَهُمْ
فَلَٓا
اِثْمَ
عَلَيْهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ۟
Vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe duyan kimse, ilgililerin arasını düzeltirse ona günah yoktur. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.[182]
اَيَّاماً
مَعْدُودَاتٍۜ
فَمَنْ
كَانَ
مِنْكُمْ
مَر۪يضاً
اَوْ
عَلٰى
سَفَرٍ
فَعِدَّةٌ
مِنْ
اَيَّامٍ
اُخَرَۜ
وَعَلَى
الَّذ۪ينَ
يُط۪يقُونَهُ
فِدْيَةٌ
طَعَامُ
مِسْك۪ينٍۜ
فَمَنْ
تَطَوَّعَ
خَيْراً
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَهُۜ
وَاَنْ
تَصُومُوا
خَيْرٌ
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.[183-184]
شَهْرُ
رَمَضَانَ
الَّذ۪ٓي
اُنْزِلَ
ف۪يهِ
الْقُرْاٰنُ
هُدًى
لِلنَّاسِ
وَبَيِّنَاتٍ
مِنَ
الْهُدٰى
وَالْفُرْقَانِۚ
فَمَنْ
شَهِدَ
مِنْكُمُ
الشَّهْرَ
فَلْيَصُمْهُۜ
وَمَنْ
كَانَ
مَر۪يضاً
اَوْ
عَلٰى
سَفَرٍ
فَعِدَّةٌ
مِنْ
اَيَّامٍ
اُخَرَۜ
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
بِكُمُ
الْيُسْرَ
وَلَا
يُر۪يدُ
بِكُمُ
الْعُسْرَۘ
وَلِتُكْمِلُوا
الْعِدَّةَ
وَلِتُكَبِّرُوا
اللّٰهَ
عَلٰى
مَا
هَدٰيكُمْ
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruç tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutsun. Allah size kolaylık ister, zorluk istemez. Bu kolaylıkları, sayıyı tamamlamanız ve size yol gösterdiğine karşılık O’nu ululamanız için meşru kılmıştır; ola ki şükredersiniz.[185]
اَلشَّهْرُ
الْحَرَامُ
بِالشَّهْرِ
الْحَرَامِ
وَالْحُرُمَاتُ
قِصَاصٌۜ
فَمَنِ
اعْتَدٰى
عَلَيْكُمْ
فَاعْتَدُوا
عَلَيْهِ
بِمِثْلِ
مَا
اعْتَدٰى
عَلَيْكُمْۖ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
مَعَ
الْمُتَّق۪ينَ
Hürmetli ay, hürmetli aya mukabildir, hürmetler karşılıklıdır; o halde, size tecavüz edene (saldırana), size saldırdıkları gibi saldırın. Allah’tan sakının ve Allah’ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.[194]
وَاَتِمُّوا
الْحَجَّ
وَالْعُمْرَةَ
لِلّٰهِۜ
فَاِنْ
اُحْصِرْتُمْ
فَمَا
اسْتَيْسَرَ
مِنَ
الْهَدْيِۚ
وَلَا
تَحْلِقُوا
رُؤُ۫سَكُمْ
حَتّٰى
يَبْلُغَ
الْهَدْيُ
مَحِلَّهُۜ
فَمَنْ
كَانَ
مِنْكُمْ
مَر۪يضاً
اَوْ
بِه۪ٓ
اَذًى
مِنْ
رَأْسِه۪
فَفِدْيَةٌ
مِنْ
صِيَامٍ
اَوْ
صَدَقَةٍ
اَوْ
نُسُكٍۚ
فَاِذَٓا
اَمِنْتُمْ۠
فَمَنْ
تَمَتَّعَ
بِالْعُمْرَةِ
اِلَى
الْحَجِّ
فَمَا
اسْتَيْسَرَ
مِنَ
الْهَدْيِۚ
فَمَنْ
لَمْ
يَجِدْ
فَصِيَامُ
ثَلٰثَةِ
اَيَّامٍ
فِي
الْحَجِّ
وَسَبْعَةٍ
اِذَا
رَجَعْتُمْۜ
تِلْكَ
عَشَرَةٌ
كَامِلَةٌۜ
ذٰلِكَ
لِمَنْ
لَمْ
يَكُنْ
اَهْلُهُ
حَاضِرِي
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ۟
Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın. Alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulaşıncaya kadar, başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizde hasta olan veya başından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek, bulamayana, hac esnasında üç gün ve döndüğünüzde yedi gün, ki o tam on gündür oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi Haram’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının ve Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin.[196]
اَلْحَجُّ
اَشْهُرٌ
مَعْلُومَاتٌۚ
فَمَنْ
فَرَضَ
ف۪يهِنَّ
الْحَجَّ
فَلَا
رَفَثَ
وَلَا
فُسُوقَ
وَلَا
جِدَالَ
فِي
الْحَجِّۜ
وَمَا
تَفْعَلُوا
مِنْ
خَيْرٍ
يَعْلَمْهُ
اللّٰهُۜ
وَتَزَوَّدُوا
فَاِنَّ
خَيْرَ
الزَّادِ
التَّقْوٰىۘ
وَاتَّقُونِ
يَٓا اُو۬لِي
الْاَلْبَابِ
Hac bilinen aylardadır. O aylarda hacca girişen kimse bilmelidir ki, hacda kadına yaklaşmak, sövüşmek, dövüşmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Kendinize azık edinin, şüphe yok ki azığın en iyisi Allah korkusudur. Ey akıl sahibleri! Benden korkun.[197]
فَاِذَا
قَضَيْتُمْ
مَنَاسِكَكُمْ
فَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
كَذِكْرِكُمْ
اٰبَٓاءَكُمْ
اَوْ
اَشَدَّ
ذِكْراًۜ
فَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يَقُولُ
رَبَّنَٓا
اٰتِنَا
فِي
الدُّنْيَا
وَمَا
لَهُ
فِي
الْاٰخِرَةِ
مِنْ
خَلَاقٍ
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. «Rabbimiz! Bize sadece dünyada ver» diyen insanlar vardır, öylesine, ahirette bir pay yoktur.[200]
وَمِنْهُمْ
مَنْ
يَقُولُ
رَبَّنَٓا
اٰتِنَا
فِي
الدُّنْيَا
حَسَنَةً
وَفِي
الْاٰخِرَةِ
حَسَنَةً
وَقِنَا
عَذَابَ
النَّارِ
«Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver, bizi ateşin azabından koru» diyenler vardır.[201]
وَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
ف۪ٓي
اَيَّامٍ
مَعْدُودَاتٍۜ
فَمَنْ
تَعَجَّلَ
ف۪ي
يَوْمَيْنِ
فَلَٓا
اِثْمَ
عَلَيْهِۚ
وَمَنْ
تَاَخَّرَ
فَلَٓا
اِثْمَ
عَلَيْهِۙ
لِمَنِ
اتَّقٰىۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّكُمْ
اِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Allah’ı sayılı günlerde anın. Günahtan sakınan kimseye, acele edip, Mina’daki ibadeti iki günde bitirirse günah yoktur, geri kalsa da günah yoktur. Allah’tan sakının. O’nun katında toplanacağınızı bilin.[203]
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يُعْجِبُكَ
قَوْلُهُ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَيُشْهِدُ
اللّٰهَ
عَلٰى
مَا
ف۪ي
قَلْبِه۪ۙ
وَهُوَ
اَلَدُّ
الْخِصَامِ
Dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı düşman iken, kalbinde olana Allah’ı şahid tutan, işbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeğe çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.[204-205]
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يَشْر۪ي
نَفْسَهُ
ابْتِغَٓاءَ
مَرْضَاتِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
رَؤُ۫فٌ
بِالْعِبَادِ
İnsanlar arasında, Allah’ın rızasını kazanmak için canını verenler vardır. Allah kullarına karşı şefkatlidir.[207]
سَلْ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
كَمْ
اٰتَيْنَاهُمْ
مِنْ
اٰيَةٍ
بَيِّنَةٍۜ
وَمَنْ
يُبَدِّلْ
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ
İsrailoğullarına sor; onlara apaçık nice ayetler verdik, Allah’ın nimetini, kendisine geldikten sonra kim değiştirirse, bilsin ki, Allah’ın cezası şüphesiz şiddetlidir.[211]
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
الشَّهْرِ
الْحَرَامِ
قِتَالٍ
ف۪يهِۜ
قُلْ
قِتَالٌ
ف۪يهِ
كَب۪يرٌۜ
وَصَدٌّ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَكُفْرٌ
بِه۪
وَالْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
وَاِخْرَاجُ
اَهْلِه۪
مِنْهُ
اَكْبَرُ
عِنْدَ
اللّٰهِۚ
وَالْفِتْنَةُ
اَكْبَرُ
مِنَ
الْقَتْلِۜ
وَلَا
يَزَالُونَ
يُقَاتِلُونَكُمْ
حَتّٰى
يَرُدُّوكُمْ
عَنْ
د۪ينِكُمْ
اِنِ
اسْتَطَاعُواۜ
وَمَنْ
يَرْتَدِدْ
مِنْكُمْ
عَنْ
د۪ينِه۪
فَيَمُتْ
وَهُوَ
كَافِرٌ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
حَبِطَتْ
اَعْمَالُهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَـالِدُونَ
Sana hürmet edilen ayı, o aydaki savaşı sorarlar. De ki: «O ayda savaşmak büyük suçtur. Allah yolundan alıkoymak, O’nu inkar etmek, Mescidi Haram’a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne çıkarmak ise öldürmekten daha büyüktür». Güçleri yeterse, dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşa devam ederler. İçinizden dininden dönüp kafir olarak ölen olursa, bunların işleri dünya ve ahirette boşa gitmiş olur. İşte cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler.[217]
اَلطَّـلَاقُ
مَرَّتَانِۖ
فَاِمْسَاكٌ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
تَسْر۪يحٌ
بِاِحْسَانٍۜ
وَلَا
يَحِلُّ
لَكُمْ
اَنْ
تَأْخُذُوا
مِمَّٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
شَيْـٔاً
اِلَّٓا
اَنْ
يَخَافَٓا
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۜ
فَاِنْ
خِفْتُمْ
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۙ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَا
ف۪يمَا
افْتَدَتْ
بِه۪ۜ
تِلْكَ
حُدُودُ
اللّٰهِ
فَلَا
تَعْتَدُوهَاۚ
وَمَنْ
يَتَعَدَّ
حُدُودَ
اللّٰهِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. İkisi Allah’ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir şey almanız size helal değildir. Eğer Allah’ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgeçerse) ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah’ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir.[229]
وَاِذَا
طَلَّقْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَبَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَاَمْسِكُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
سَرِّحُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍۖ
وَلَا
تُمْسِكُوهُنَّ
ضِرَاراً
لِتَعْتَدُواۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَقَدْ
ظَلَمَ
نَفْسَهُۜ
وَلَا
تَتَّخِذُٓوا
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
هُزُواًۘ
وَاذْكُرُوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
عَلَيْكُمْ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَالْحِكْمَةِ
يَعِظُـكُمْ
بِه۪ۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ۟
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken, onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah’ın ayetlerini de alaya almayın; Allah’ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitap ve hikmeti anın, Allah’tan sakının, Allah’ın her şeyi bildiğini bilin.[231]
مَنْ
ذَا
الَّذ۪ي
يُقْرِضُ
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناً
فَيُضَاعِفَهُ
لَهُٓ
اَضْعَافاً
كَـث۪يرَةًۜ
وَاللّٰهُ
يَقْبِضُ
وَيَبْصُۣطُۖ
وَاِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Allah’a, kat kat karşılığını arttıracağı güzel bir ödünç takdiminde kim bulunur? Allah hem darlaştırır, hem bollaştırır; O’na döneceksiniz.[245]
فَلَمَّا
فَصَلَ
طَالُوتُ
بِالْجُنُودِۙ
قَالَ
اِنَّ
اللّٰهَ
مُبْتَل۪يكُمْ
بِنَهَرٍۚ
فَمَنْ
شَرِبَ
مِنْهُ
فَلَيْسَ
مِنّ۪يۚ
وَمَنْ
لَمْ
يَطْعَمْهُ
فَاِنَّهُ
مِنّ۪ٓي
اِلَّا
مَنِ
اغْتَرَفَ
غُرْفَةً
بِيَدِه۪ۚ
فَشَرِبُوا
مِنْهُ
اِلَّا
قَل۪يلاً
مِنْهُمْۜ
فَلَمَّا
جَاوَزَهُ
هُوَ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُۙ
قَالُوا
لَا
طَاقَةَ
لَنَا
الْيَوْمَ
بِجَالُوتَ
وَجُنُودِه۪ۜ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
يَظُنُّونَ
اَنَّهُمْ
مُلَاقُوا
اللّٰهِۙ
كَمْ
مِنْ
فِئَةٍ
قَل۪يلَةٍ
غَلَبَتْ
فِئَةً
كَث۪يرَةً
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
مَعَ
الصَّابِر۪ينَ
Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, «Doğrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan içen benden değildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuç avuçlayan müstesna şüphesiz bendendir» dedi. Onlardan pek azı hariç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmağı geçince, «Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok» dediler. Kendilerinin Allah’a kavuşacağını bilenler ise: «Nice az topluluk çok topluluğa Allah’ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir» dediler.[249]
تِلْكَ
الرُّسُلُ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۢ
مِنْهُمْ
مَنْ
كَلَّمَ
اللّٰهُ
وَرَفَعَ
بَعْضَهُمْ
دَرَجَاتٍۜ
وَاٰتَيْنَا
ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
الْبَيِّنَاتِ
وَاَيَّدْنَاهُ
بِرُوحِ
الْقُدُسِۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
وَلٰكِنِ
اخْتَلَفُوا
فَمِنْهُمْ
مَنْ
اٰمَنَ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
كَفَرَۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلُوا
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُر۪يدُ۟
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah’ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa’ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs’le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.[253]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
اَلْحَيُّ
الْقَيُّومُۚ
لَا
تَأْخُذُهُ
سِنَةٌ
وَلَا
نَوْمٌۜ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
مَنْ
ذَا
الَّذ۪ي
يَشْفَعُ
عِنْدَهُٓ
اِلَّا
بِاِذْنِه۪ۜ
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْۚ
وَلَا
يُح۪يطُونَ
بِشَيْءٍ
مِنْ
عِلْمِه۪ٓ
اِلَّا
بِمَا
شَٓاءَۚ
وَسِعَ
كُرْسِيُّهُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَۚ
وَلَا
يَؤُ۫دُهُ
حِفْظُهُمَاۚ
وَهُوَ
الْعَلِيُّ
الْعَظ۪يمُ
Allah, O’ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.[255]
لَٓا
اِكْرَاهَ
فِي
الدّ۪ينِ
قَدْ
تَبَيَّنَ
الرُّشْدُ
مِنَ
الْغَيِّۚ
فَمَنْ
يَكْفُرْ
بِالطَّاغُوتِ
وَيُؤْمِنْ
بِاللّٰهِ
فَقَدِ
اسْتَمْسَكَ
بِالْعُرْوَةِ
الْوُثْقٰىۗ
لَا
انْفِصَامَ
لَهَاۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
Dinde zorlama yoktur; Artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Tağutu (saptırıcıları) inkar edip Allah’a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah işitendir, bilendir.[256]
Yükleniyor...