م ن
4061 kelime · i'rab ağacında: 820
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mübteda 468 ayetler
Haber 468 ayetler
هُمْ
zamir 28
cümle
22
عَمِلَ
22
↗
يُضْلِلْ
19
↗
أَظْلَمُ
17
↗
كَفَرَ
17
↗
يُؤْمِنْ
12
↗
النَّاسِ
11
↗
يَتَوَلَّ
11
↗
مِنْ
10
يُطِعِ
10
↗
يَتَّقِ
10
↗
+147 daha (daha az geçenler)
(خَيْرٌ)
gizli 8
يَفْعَلْ
8
↗
اهْتَدَى
8
↗
جَاءَ
8
↗
شَاءَ
8
↗
يَأْتِ
7
↗
تَبِعَ
7
↗
يُرِدْ
7
↗
يُشْرِكْ
7
↗
كُمْ
zamir 7
قَتَلَ
6
↗
يَنْصُرُ
6
↗
خَلَقَ
6
↗
أَصْلَحَ
6
↗
ذَا
5
اعْتَدَى
5
↗
يَجِدْ
5
↗
ابْتَغَى
5
↗
تَابَ
5
↗
أَحْسَنُ
5
↗
يَعْصِ
4
↗
يَقُولُ
4
↗
يَمْلِكُ
4
↗
اضْطُرَّ
4
↗
أَعْرَضَ
3
↗
عَادَ
3
↗
يَسْتَغْفِرْ
3
↗
يَكْسِبْ
3
↗
بَدَّلَ
3
↗
أَوْفَى
3
↗
أَحْيَا
3
↗
إِلَهٌ
3
↗
أُدْخِلَ
3
↗
رَبُّ
3
↗
أَسْلَمَ
3
↗
سَوَاءٌ
3
↗
يُشَاقِقْ
3
↗
أَصْدَقُ
3
↗
هُوَ
zamir 3
هَذَا
2
الْأَعْرَابِ
2
↗
يُعَظِّمْ
2
↗
عَفَا
2
↗
اعْتَمَرَ
2
↗
الْغَالِبُونَ
2
↗
يَنْقَلِبُ
2
↗
يَسْتَكْبِرْ
2
↗
أَنْزَلَ
2
↗
أَبْصَرَ
2
↗
يَتَوَكَّلْ
2
↗
نُيَسِّرُ
2
↗
ثَقُلَتْ
2
↗
حَاجَّ
2
↗
أَحَقُّ
2
↗
يَحْكُمْ
2
↗
يَحِلُّ
2
↗
يُخْرِجُ
2
↗
خَشِيَ
2
↗
خَفَّتْ
2
↗
خَيْرٌ
2
↗
يَدْعُ
2
↗
يَرْتَدَّ
2
↗
يَرْزُقُ
2
↗
أَسَاءَ
2
↗
أَشَدُّ
2
↗
يَشْفَعْ
2
↗
شَكَرَ
2
↗
أَنْتَ
zamir 2
هُ
zamir 2
هَؤُلَاءِ
1
(أَقْسَمُوا)
gizli 1
(أَهْدَى)
gizli 1
(كَغَيْرِهِ)
gizli 1
(كَمَنْ لَيْسَ ذَلِكَ)
gizli 1
(كَمَنْ لَيْسَ كَذَلِكَ)
gizli 1
(كَمَنْ هَداَهُ اللَّهُ)
gizli 1
(كَمَنْ هُوَ عَاصٍ)
gizli 1
(مَنْ)
gizli 1
(مَوْجُودٌ)
gizli 1
يَطْعَمْ
1
↗
تَعَجَّلَ
1
↗
عَسَى
1
↗
يَعْشُ
1
↗
عَاقَبَ
1
↗
عَمِيَ
1
↗
يَغْلُلْ
1
↗
يُغْنِي
1
↗
فَرَضَ
1
↗
افْتَرَى
1
↗
قُدِرَ
1
↗
قَدَّمَ
1
↗
يَقْتَرِفْ
1
↗
يَقْنُتْ
1
↗
يَقْنَطُ
1
↗
يَكْتُمْ
1
↗
الْكَذَّابُ
1
↗
يُكْرِهْ
1
↗
يَكْلَؤُ
1
↗
يَبْخَلْ
1
↗
يَلْعَنْ
1
↗
تَمَتَّعَ
1
↗
يَمُتْ
1
↗
أَنْبَأَ
1
↗
يُنَجِّي
1
↗
نَكَثَ
1
↗
يَسْتَنْكِفْ
1
↗
انْتَهَى
1
↗
يُهَاجِرْ
1
↗
يُهِنْ
1
↗
بَعَثَ
1
↗
يَتَّخِذْ
1
↗
تَأَخَّرَ
1
↗
يُجَادِلُ
1
↗
يَجْعَلْ
1
↗
الْجِنِّ
1
↗
جَاهَدَ
1
↗
يُجِبْ
1
↗
يُجِيرُ
1
↗
يُحَادِدْ
1
↗
حَرَّمَ
1
↗
الْأَحْزَابِ
1
↗
يُحَاسَبُ
1
↗
يَسْتَحْسِرُونَ
1
↗
أَحَاطَتْ
1
↗
خَافَ
1
↗
يُدَبِّرُ
1
↗
يُدْرِكْ
1
↗
أُمُّ
1
↗
أَهْلِ
1
↗
يَرْغَبُ
1
↗
رَاقٍ
1
↗
يَرْمِ
1
↗
زُحْزِحَ
1
↗
تَزَكَّى
1
↗
يَزِغْ
1
↗
يُسَبِّحُونَ
1
↗
سَخَّرَ
1
↗
سَعَى
1
↗
يَسْتَمِعْ
1
↗
شَرِبَ
1
↗
شَرَحَ
1
↗
الشَّيَاطِينِ
1
↗
شَهِدَ
1
↗
يَصْبِرْ
1
↗
يُصْرَفْ
1
↗
يَصْلَى
1
↗
أَضْعَفُ
1
↗
Mef'ûlun bih 192 ayetler
Fiili 192 ayetler
قُلْ
32
↗
يَهْدِي
26
↗
تَعْلَمُونَ
14
↗
يُؤْتِي
8
↗
يُضِلُّ
7
↗
سَأَلْتَ
7
↗
يُعَذِّبُ
6
↗
يَرْزُقُ
6
↗
يُصِيبُ
6
↗
أَنْجَيْنَا
5
↗
تُنْذِرَ
5
↗
ادْعُوا
5
↗
+42 daha (daha az geçenler)
أَهْلَكَ
4
↗
نَرِثُ
3
↗
يَبْعَثُ
3
↗
تَجْعَلُ
3
↗
يُحِبُّ
3
↗
يُدْخِلُ
3
↗
رَأَيْتَ
3
↗
لَيَنْصُرَنَّ
2
↗
اتَّبَعُوا
2
↗
يَجْتَبِي
2
↗
نَجْزِي
2
↗
أَخْرَجْنَا
2
↗
يَخْتَصُّ
2
↗
نَرْفَعُ
2
↗
يُزَكِّي
2
↗
تَصُدُّونَ
2
↗
(يَجْعَلُونَ)
gizli 1
نُطْعِمُ
1
↗
تُطِعْ
1
↗
تُعِزُّ
1
↗
أَغْرَقْنَا
1
↗
اسْتَفْتِ
1
↗
اسْتَفْزِزْ
1
↗
أَفْلَحَ
1
↗
نُكَلِّمُ
1
↗
تُنْقِذُ
1
↗
يُوَادُّونَ
1
↗
ذَرْ
1
↗
وَعَدْتَ
1
↗
يَحْيَى
1
↗
احْمِلْ
1
↗
خَوَّلْنَا
1
↗
خَابَ
1
↗
أَمِنْتُمْ
1
↗
ذَكِّرْ
1
↗
تُذِلُّ
1
↗
تُرْجِي
1
↗
يَرْحَمُ
1
↗
تُئْوِي
1
↗
يُؤَيِّدُ
1
↗
يُسْمِعُ
1
↗
شَرِّدْ
1
↗
Mecrur 139 ayetler
Fâil 32 ayetler
Fiili 32 ayetler
يَسْجُدُ
3
↗
يَسْتَوِي
3
↗
يَعْلَمُ
2
↗
فَزِعَ
2
↗
أَفْلَحَ
2
↗
خَابَ
2
↗
يَتَذَكَّرُ
2
↗
تُسَبِّحُ
2
↗
صَعِقَ
2
↗
ضَلَّ
1
↗
يَعْمُرُ
1
↗
فَسَدَتْ
1
↗
+9 daha (daha az geçenler)
Sıfat 32 ayetler
Muzâfun ileyh 18 ayetler
Haber Mübteda
28 ayet · م ن kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَاَتِمُّوا
الْحَجَّ
وَالْعُمْرَةَ
لِلّٰهِۜ
فَاِنْ
اُحْصِرْتُمْ
فَمَا
اسْتَيْسَرَ
مِنَ
الْهَدْيِۚ
وَلَا
تَحْلِقُوا
رُؤُ۫سَكُمْ
حَتّٰى
يَبْلُغَ
الْهَدْيُ
مَحِلَّهُۜ
فَمَنْ
كَانَ
مِنْكُمْ
مَر۪يضاً
اَوْ
بِه۪ٓ
اَذًى
مِنْ
رَأْسِه۪
فَفِدْيَةٌ
مِنْ
صِيَامٍ
اَوْ
صَدَقَةٍ
اَوْ
نُسُكٍۚ
فَاِذَٓا
اَمِنْتُمْ۠
فَمَنْ
تَمَتَّعَ
بِالْعُمْرَةِ
اِلَى
الْحَجِّ
فَمَا
اسْتَيْسَرَ
مِنَ
الْهَدْيِۚ
فَمَنْ
لَمْ
يَجِدْ
فَصِيَامُ
ثَلٰثَةِ
اَيَّامٍ
فِي
الْحَجِّ
وَسَبْعَةٍ
اِذَا
رَجَعْتُمْۜ
تِلْكَ
عَشَرَةٌ
كَامِلَةٌۜ
ذٰلِكَ
لِمَنْ
لَمْ
يَكُنْ
اَهْلُهُ
حَاضِرِي
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ۟
Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın. Alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulaşıncaya kadar, başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizde hasta olan veya başından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek, bulamayana, hac esnasında üç gün ve döndüğünüzde yedi gün, ki o tam on gündür oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi Haram’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının ve Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin.[196]
وَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
ف۪ٓي
اَيَّامٍ
مَعْدُودَاتٍۜ
فَمَنْ
تَعَجَّلَ
ف۪ي
يَوْمَيْنِ
فَلَٓا
اِثْمَ
عَلَيْهِۚ
وَمَنْ
تَاَخَّرَ
فَلَٓا
اِثْمَ
عَلَيْهِۙ
لِمَنِ
اتَّقٰىۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّكُمْ
اِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Allah’ı sayılı günlerde anın. Günahtan sakınan kimseye, acele edip, Mina’daki ibadeti iki günde bitirirse günah yoktur, geri kalsa da günah yoktur. Allah’tan sakının. O’nun katında toplanacağınızı bilin.[203]
وَالْوَالِدَاتُ
يُرْضِعْنَ
اَوْلَادَهُنَّ
حَوْلَيْنِ
كَامِلَيْنِ
لِمَنْ
اَرَادَ
اَنْ
يُـتِمَّ
الرَّضَاعَةَۜ
وَعَلَى
الْمَوْلُودِ
لَهُ
رِزْقُهُنَّ
وَكِسْوَتُهُنَّ
بِالْمَعْرُوفِۜ
لَا
تُكَلَّفُ
نَفْسٌ
اِلَّا
وُسْعَهَاۚ
لَا
تُضَٓارَّ
وَالِدَةٌ
بِوَلَدِهَا
وَلَا
مَوْلُودٌ
لَهُ
بِوَلَدِه۪
وَعَلَى
الْوَارِثِ
مِثْلُ
ذٰلِكَۚ
فَاِنْ
اَرَادَا
فِصَالاً
عَنْ
تَرَاضٍ
مِنْهُمَا
وَتَشَاوُرٍ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَاۜ
وَاِنْ
اَرَدْتُمْ
اَنْ
تَسْتَرْضِعُٓوا
اَوْلَادَكُمْ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
اِذَا
سَلَّمْتُمْ
مَٓا
اٰتَيْتُمْ
بِالْمَعْرُوفِۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Anneler çocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba için, tam iki sene emzirirler. Anaların yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde sağlamak çocuk kendisinin olan babaya borçtur. Herkese ancak gücü nisbetinde teklifte bulunulur. Ana çocuğundan, çocuk kendisinin olan baba da çocuğundan dolayı zarara sokulmasın. Mirasçıya da aynı şeyi yapmak borçtur. Ana baba aralarında danışarak ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse, ikisine de sorumluluk yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun bir şekilde öderseniz, size sorumluluk yoktur. Allah’tan sakının, yaptıklarınızı gördüğünü bilin.[233]
اَفَمَنِ
اتَّبَعَ
رِضْوَانَ
اللّٰهِ
كَمَنْ
بَٓاءَ
بِسَخَطٍ
مِنَ
اللّٰهِ
وَمَأْوٰيهُ
جَهَنَّمُۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ
Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın hışmına uğrayan gibi midir? Bu kimsenin varacağı yer cehennemdir; o ne kötü varılacak yerdir![162]
وَمَنْ
لَمْ
يَسْتَطِـعْ
مِنْكُمْ
طَوْلاً
اَنْ
يَنْكِـحَ
الْمُحْصَنَاتِ
الْمُؤْمِنَاتِ
فَمِنْ
مَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
مِنْ
فَتَيَاتِكُمُ
الْمُؤْمِنَاتِۜ
وَاللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِا۪يمَانِكُمْۜ
بَعْضُكُمْ
مِنْ
بَعْضٍۚ
فَانْكِحُوهُنَّ
بِاِذْنِ
اَهْلِهِنَّ
وَاٰتُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّ
بِالْمَعْرُوفِ
مُحْصَنَاتٍ
غَيْرَ
مُسَافِحَاتٍ
وَلَا
مُتَّخِذَاتِ
اَخْدَانٍۚ
فَاِذَٓا
اُحْصِنَّ
فَاِنْ
اَتَيْنَ
بِفَاحِشَةٍ
فَعَلَيْهِنَّ
نِصْفُ
مَا
عَلَى
الْمُحْصَنَاتِ
مِنَ
الْعَذَابِۜ
ذٰلِكَ
لِمَنْ
خَشِيَ
الْعَنَتَ
مِنْكُمْۜ
وَاَنْ
تَصْبِرُوا
خَيْرٌ
لَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ۟
Sizden, hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyen kimse, ellerinizdeki mümin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Birbirinizdensiniz, aynı soydansınız. Onlarla, zinadan kaçınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamış olmaları halinde, velilerinin izniyle evlenin ve örfe uygun bir şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür kadınlara edilen azabın yarısı edilir. Cariye ile evlenmedeki bu izin içinizden, günaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlar ve merhamet eder.[25]
وَمَنْ
اَحْسَنُ
د۪يناً
مِمَّنْ
اَسْلَمَ
وَجْهَهُ
لِلّٰهِ
وَهُوَ
مُحْسِنٌ
وَاتَّبَعَ
مِلَّةَ
اِبْرٰه۪يمَ
حَن۪يفاًۜ
وَاتَّخَذَ
اللّٰهُ
اِبْرٰه۪يمَ
خَل۪يلاً
İyilik yaparak kendisini Allah’a teslim edip, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyandan, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah İbrahim’i dost edinmişti.[125]
قُلْ
هَلْ
اُنَبِّئُكُمْ
بِشَرٍّ
مِنْ
ذٰلِكَ
مَثُوبَةً
عِنْدَ
اللّٰهِۜ
مَنْ
لَعَنَهُ
اللّٰهُ
وَغَضِبَ
عَلَيْهِ
وَجَعَلَ
مِنْهُمُ
الْقِرَدَةَ
وَالْخَنَاز۪يرَ
وَعَبَدَ
الطَّاغُوتَۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
شَرٌّ
مَكَاناً
وَاَضَلُّ
عَنْ
سَوَٓاءِ
السَّب۪يلِ
«Allah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulunduğunu size haber vereyim mi?» de, Allah kime lanet ve gazab ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır.[60]
قُلْ
لِمَنْ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
قُلْ
لِلّٰهِۜ
كَتَبَ
عَلٰى
نَفْسِهِ
الرَّحْمَةَۜ
لَيَجْمَعَنَّكُمْ
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِۜ
اَلَّذ۪ينَ
خَسِرُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
فَهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
De ki: «göklerde ve yerde olanlar kimindir?», «Allah’ındır» de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü onlar inanmazlar.[12]
اَوَمَنْ
كَانَ
مَيْتاً
فَاَحْيَيْنَاهُ
وَجَعَلْنَا
لَهُ
نُوراً
يَمْش۪ي
بِه۪
فِي
النَّاسِ
كَمَنْ
مَثَلُهُ
فِي
الظُّلُمَاتِ
لَيْسَ
بِخَارِجٍ
مِنْهَاۜ
كَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْكَافِر۪ينَ
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Ölü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, işledikleri güzel gösterilmiştir.[122]
وَمِمَّنْ
خَلَقْنَٓا
اُمَّةٌ
يَهْدُونَ
بِالْحَقِّ
وَبِه۪
يَعْدِلُونَ۟
Yarattıklarımızdan bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederler.[181]
قَالُوا
نَفْقِدُ
صُوَاعَ
الْمَلِكِ
وَلِمَنْ
جَٓاءَ
بِه۪
حِمْلُ
بَع۪يرٍ
وَاَنَا۬
بِه۪
زَع۪يمٌ
«Hükümdarın su kabını kaybettik, onu getirene bir deve yükü mükafat verilecek, buna ben kefil oluyorum» dediler.[72]
قَالُوا
جَزَٓاؤُ۬هُ
مَنْ
وُجِدَ
ف۪ي
رَحْلِه۪
فَهُوَ
جَزَٓاؤُ۬هُۜ
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الظَّالِم۪ينَ
«Cezası, kimin yükünde bulunursa, ceza olarak ona el konulur; biz zalimleri böyle cezalandırırız» dediler.[75]
اَفَمَنْ
يَعْلَمُ
اَنَّـمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَ
الْحَقُّ
كَمَنْ
هُوَ
اَعْمٰىۜ
اِنَّمَا
يَتَذَكَّرُ
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِۙ
Sana Rabbinden indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, onu bilmeyen köre benzer mi? Ancak akıl sahipleri ibret alırlar.[19]
وَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يَفْرَحُونَ
بِمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
وَمِنَ
الْاَحْزَابِ
مَنْ
يُنْكِرُ
بَعْضَهُۜ
قُلْ
اِنَّـمَٓا
اُمِرْتُ
اَنْ
اَعْبُدَ
اللّٰهَ
وَلَٓا
اُشْرِكَ
بِه۪ۜ
اِلَيْهِ
اَدْعُوا
وَاِلَيْهِ
مَاٰبِ
Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenden memnun olurlar. Karşı guruplar içinde ise, onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: «Ben ancak Allah’a kulluk etmekle ve O’na asla ortak koşmamakla emrolundum. Hepinizi ancak O’na çağırıyorum ve dönüşüm O’nadır.»[36]
وَقَدْ
مَكَرَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
فَلِلّٰهِ
الْمَكْرُ
جَم۪يعاًۜ
يَعْلَمُ
مَا
تَكْسِبُ
كُلُّ
نَفْسٍۜ
وَسَيَعْلَمُ
الْكُفَّارُ
لِمَنْ
عُقْبَى
الدَّارِ
Onlardan öncekiler de tuzak kurdular, oysa bütün tuzaklar(ın cezası) Allah’ındır, Herkesin yaptığını bilir. İnkarcılar da, neticenin kimin olduğunu göreceklerdir.[42]
وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ
الْاَرْضَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜ
ذٰلِكَ
لِمَنْ
خَافَ
مَقَام۪ي
وَخَافَ
وَع۪يدِ
İnkar edenler, peygamberlerine: «Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız» dediler. Rableri peygamberlere: «Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir.» diye vahyetti.[13-14]
اَفَمَنْ
يَخْلُقُ
كَمَنْ
لَا
يَخْلُقُۜ
اَفَلَا
تَذَكَّرُونَ
Hiç yaratan yaratamayana benzer mi? İbret almaz mısınız?[17]
فَأْتِيَاهُ
فَقُولَٓا
اِنَّا
رَسُولَا
رَبِّكَ
فَاَرْسِلْ
مَعَنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
وَلَا
تُعَذِّبْهُمْۜ
قَدْ
جِئْنَاكَ
بِاٰيَةٍ
مِنْ
رَبِّكَۜ
وَالسَّلَامُ
عَلٰى
مَنِ
اتَّـبَعَ
الْهُدٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
قُلْ
لِمَنِ
الْاَرْضُ
وَمَنْ
ف۪يهَٓا
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
De ki: «Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?»[84]
اَفَمَنْ
وَعَدْنَاهُ
وَعْداً
حَسَناً
فَهُوَ
لَاق۪يهِ
كَمَنْ
مَتَّعْنَاهُ
مَتَاعَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
ثُمَّ
هُوَ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
مِنَ
الْمُحْضَر۪ينَ
Vadettiğimiz güzel bir nimete kavuşan kimse; dünya hayatında kendisine bir geçimlik verdiğimiz, sonra kıyamet günü azap için getirilen kimse gibi midir?[61]
Yükleniyor...