ك م

2285 kelime · i'rab ağacında: 2147

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Muzâfun ileyh 784 ayetler
Muzâfı 784 ayetler
رَبِّ 119 ↗ أَنْفُسِ 49 ↗ بَيْنَ 36 مَعَ 27 آبَاءُ 23 ↗ بَعْضُ 20 ↗ قَبْلِ 18 ↗ قُلُوبِ 16 ↗ أَيْدِي 16 ↗ أَيْمَانُ 16 ↗ أَمْوَالِ 14 ↗ إِلَهُ 14 ↗
+160 daha (daha az geçenler)
أَعْمَالَ 13 ↗ مِثْلُ 11 ↗ دِينِ 11 ↗ مَرْجِعُ 11 ↗ نِسَاءِ 10 ↗ أَوْلَادُ 10 ↗ إِخْوَانُ 10 ↗ شُرَكَاءَ 10 ↗ مَوْلَى 9 ↗ أَبْنَاءَ 9 ↗ أُمَّهَاتِ 9 ↗ وُجُوهَ 8 ↗ إِيمَانِ 8 ↗ أَزْوَاجُ 8 ↗ أَحَدَ 7 ↗ ذُنُوبِ 7 ↗ أَرْجُلَ 7 ↗ بُيُوتِ 6 ↗ سَيِّئَاتِ 6 ↗ عَدُوَّ 5 ↗ يَوْمِ 5 ↗ دِيَارِ 5 ↗ أَيِّ 4 غَيْرَ 4 ↗ مَكَانَةِ 4 ↗ بُرْهَانَ 4 ↗ مِيثَاقَ 4 ↗ صُدُورِ 4 ↗ عِنْدَ 3 فَوْقَ 3 أَعْقَابِ 3 ↗ أَعْمَامِ 3 ↗ فَوْقِ 3 ↗ أَكْثَرَ 3 ↗ أَلْسِنَةِ 3 ↗ أَنْعَامِ 3 ↗ بَيْنِ 3 ↗ أَرْضِ 3 ↗ خَطَايَا 3 ↗ خَلَاقِ 3 ↗ أَخْوَالِ 3 ↗ أَمْرَ 3 ↗ أَدْعِيَاءَ 3 ↗ رُءُوسَ 3 ↗ رَسُولَ 3 ↗ أَهْلِ 3 ↗ مَأْوَى 3 ↗ صَاحِبُ 3 ↗ عَلَى 2 وَرَاءَ 2 طَائِرُ 2 ↗ ظَنُّ 2 ↗ عِبَادِ 2 ↗ أَعْيُنُ 2 ↗ فَتَيَاتِ 2 ↗ أَفْوَاهِ 2 ↗ قَرْيَةِ 2 ↗ قَوْلَ 2 ↗ بَأْسَ 2 ↗ كَبِيرُ 2 ↗ بَارِءِ 2 ↗ مَنَامُ 2 ↗ أَبْصَارَ 2 ↗ أُجُورَ 2 ↗ وَيْلَ 2 ↗ ابْتِغَاءُ 2 ↗ مَثْوَا 2 ↗ حِذْرَ 2 ↗ حَرْثَ 2 ↗ حَوْلَ 2 ↗ أَخْبَارَ 2 ↗ خَطْبُ 2 ↗ ذِكْرُ 2 ↗ أَرْحَامَ 2 ↗ رِزْقَ 2 ↗ سَعْيَ 2 ↗ مَسَاكِنَ 2 ↗ أَسْلِحَةَ 2 ↗ سَمْعَ 2 ↗ أَشُدَّ 2 ↗ شُهَداءَ 2 ↗ صَدَقَاتِ 2 ↗ صُوَرَ 2 ↗ أَضْغَانَ 1 ↗ طَرِيقَةِ 1 ↗ طَعَامُ 1 ↗ طَيِّبَاتِ 1 ↗ ظَعْنِ 1 ↗ ظُهُورِ 1 ↗ عَذَابِ 1 ↗ عَشِيرَةُ 1 ↗ عَهْدِ 1 ↗ آتِي 1 ↗ غَيْظِ 1 ↗ فِئَةُ 1 ↗ فِتْنَةَ 1 ↗ أَقْدَامَ 1 ↗ إِقَامَتِ 1 ↗ قُوَّةِ 1 ↗ كِتَابِ 1 ↗ أَكْرَمَ 1 ↗ كُفَّارُ 1 ↗ كَيْدَ 1 ↗ مُلَاقِي 1 ↗ أَلْوَانِ 1 ↗ أَمْتِعَةِ 1 ↗ مُمِدُّ 1 ↗ مَقْتِ 1 ↗ مِلَّتِ 1 ↗ أَمَانِيِّ 1 ↗ مَوْتِ 1 ↗ مَاءُ 1 ↗ أَنْبَاءِ 1 ↗ نَادِي 1 ↗ مَنَاسِكَ 1 ↗ نَصْرَ 1 ↗ نُورِ 1 ↗ هَدِيَّةِ 1 ↗ بُشْرَى 1 ↗ أَهْوَاءَ 1 ↗ وُجْدِ 1 ↗ وَرِقِ 1 ↗ وَرَاءِ 1 ↗ مَوْعِدُ 1 ↗ بَعْثُ 1 ↗ أَتْقَى 1 ↗ بَعْدِ 1 ↗ مُبْتَلِي 1 ↗ اتِّخَاذِ 1 ↗ بَيْعِ 1 ↗ أُخْرَى 1 ↗ أَثْقَالَ 1 ↗ ثِيَابَ 1 ↗ جَزَاءُ 1 ↗ جُلُودُ 1 ↗ جَمْعُ 1 ↗ جُنُوبِ 1 ↗ جَهْرَ 1 ↗ حُجُورِ 1 ↗ حَيَاةِ 1 ↗ إِخْرَاجِ 1 ↗ خَلْفَ 1 ↗ خِلَالَ 1 ↗ خِيفَةِ 1 ↗ أَدْبَارِ 1 ↗ دِمَاءَ 1 ↗ دُونِ 1 ↗ إِمَاءِ 1 ↗ رِمَاحُ 1 ↗ رِيحُ 1 ↗ زِينَةَ 1 ↗ سِرَّ 1 ↗ إِسْلَامَ 1 ↗ شُفَعَاءَ 1 ↗ أَشْيَاعَ 1 ↗ مُصْرِخِ 1 ↗ أَصْلَابِ 1 ↗ أَصْنَامَ 1 ↗ أَصْوَاتَ 1 ↗ مَصِيرَ 1 ↗
Mecrur 743 ayetler
Harf-i cer 743 ayetler
لِ 358 عَلَى 163 مِنْ 116 بِ 40 إِلَى 32 عَنْ 24 فِي 14 أَنْفُسَ 1
Mef'ûlun bih 613 ayetler
Fiili 613 ayetler
آتَى 49 ↗ جَاءَ 40 ↗ خَلَقَ 26 ↗ رَزَقَ 20 ↗ يُنَبِّئُ 19 ↗ يُرِي 17 ↗ أَسْأَلُ 15 ↗ يُخْرِجَ 14 ↗ يُقَاتِلُوا 13 ↗ هَدَى 12 ↗ أَصَابَ 12 ↗ يَبْلُوَ 11 ↗
+138 daha (daha az geçenler)
جَعَلَ 11 ↗ يَنْصُرْ 10 ↗ أَهْلَكْنَا 10 ↗ يَعِدُ 10 ↗ أَنْجَيْنَا 9 ↗ أَنْذَرْتُ 9 ↗ يَأْخُذَ 9 ↗ يَدْعُو 9 ↗ مَسَّ 8 ↗ يَأْمُرُ 8 ↗ عَلَّمَ 7 ↗ تَغُرَّنَّ 7 ↗ يُحْيِي 7 ↗ أَمَدَّ 6 ↗ أَنْشَأَ 6 ↗ يَنْفَعَ 6 ↗ أُبَلِّغُ 6 ↗ صَدُّوا 6 ↗ وَصَّى 5 ↗ يَعِظُ 5 ↗ لَيَجْمَعَنَّ 5 ↗ زَادَ 5 ↗ يُعَذِّبْ 4 ↗ نُعِيدُ 4 ↗ يُمِيتُ 4 ↗ أَنْسَوْا 4 ↗ يَنْهَا 4 ↗ يَتَوَفَّى 4 ↗ لَأُدْخِلَنَّ 4 ↗ أَدُلُّ 4 ↗ يُذْهِبْ 4 ↗ يَرُدُّوا 4 ↗ صَوَّرَ 4 ↗ يَضُرُّ 4 ↗ يُطَهِّرَ 3 ↗ أَطَعْنَ 3 ↗ أَعْجَبَتْ 3 ↗ أَعْتَزِلُ 3 ↗ فَضَّلْتُ 3 ↗ فَاتَ 3 ↗ اتَّبَعْنَا 3 ↗ يَجْرِمَنَّ 3 ↗ أُخَالِفَ 3 ↗ آمَنُ 3 ↗ ذَرَأَ 3 ↗ يَسُومُونَ 3 ↗ لَأُصَلِّبَنَّ 3 ↗ اسْتَعْمَرَ 2 ↗ أَغْوَيْنَا 2 ↗ يَفْتِنَ 2 ↗ يُفْتِي 2 ↗ قَالَ 2 ↗ بَدَءُوا 2 ↗ أَلْهَى 2 ↗ مَكَّنَّا 2 ↗ أَنْبَتَ 2 ↗ بَعَثْنَا 2 ↗ تَقِي 2 ↗ يَلُونَ 2 ↗ أَبْغِي 2 ↗ يُؤَخِّرَ 2 ↗ آذَنْتُ 2 ↗ يُحْبِبْ 2 ↗ يُحَاجُّوا 2 ↗ يُحَذِّرُ 2 ↗ أَحْمِلُ 2 ↗ لَنَرْجُمَنَّ 2 ↗ يَرْحَمَ 2 ↗ يُرْضُوا 2 ↗ سَبَقَ 2 ↗ نُسْقِي 2 ↗ أَصْفَى 2 ↗ يُضِلُّونَ 1 ↗ نُطْعِمُ 1 ↗ يُطْلِعَ 1 ↗ أَظْفَرَ 1 ↗ نَظُنُّ 1 ↗ يَعْصِمُ 1 ↗ أَعْنَتَ 1 ↗ يُغْرِقَ 1 ↗ يُغَشِّي 1 ↗ يُغْنِي 1 ↗ فَطَرَ 1 ↗ تُقَرِّبُ 1 ↗ قَصَمْنَا 1 ↗ يُقَلِّلُ 1 ↗ كَثَّرَ 1 ↗ كَذَّبُوا 1 ↗ يَكْفِيَ 1 ↗ يَكْلَؤُ 1 ↗ يَلْبِسَ 1 ↗ لَقُوا 1 ↗ يَلِتْ 1 ↗ يُمَتِّعْ 1 ↗ نَمْنَعْ 1 ↗ أَنْقَذَ 1 ↗ يَنْقُصُوا 1 ↗ يَتِرَ 1 ↗ وَاثَقَ 1 ↗ أَوْرَثَ 1 ↗ بَوَّأَ 1 ↗ تَرَكُوا 1 ↗ يَثْقَفُوا 1 ↗ أَثَابَ 1 ↗ اجْتَبَى 1 ↗ يُجَادِلُوا 1 ↗ يُجِرْ 1 ↗ يُحَاسِبْ 1 ↗ تُحْصِنَ 1 ↗ يَحْطِمَنَّ 1 ↗ يُحْفِ 1 ↗ يَخْذُلْ 1 ↗ يَتَخَطَّفَ 1 ↗ يَأْلُونَ 1 ↗ خِفْتُ 1 ↗ خَوَّلْنَا 1 ↗ يُدْرِكْ 1 ↗ أَدْرَى 1 ↗ أَذْكُرْ 1 ↗ يُذِيقَ 1 ↗ أَرْدَى 1 ↗ أَرْسَلْنَا 1 ↗ أَرْضَعْنَ 1 ↗ آوَى 1 ↗ أَيَّدَ 1 ↗ يُزَكِّي 1 ↗ يُسْحِتَ 1 ↗ لَنُسْكِنَنَّ 1 ↗ سَلَقُوا 1 ↗ سَلَكَ 1 ↗ يَسْمَعُونَ 1 ↗ سَمَّى 1 ↗ تَسُؤْ 1 ↗ نُسَوِّي 1 ↗ يُسَيِّرُ 1 ↗ يُشْعِرُ 1 ↗ صَدَقَ 1 ↗ صَرَفَ 1 ↗
Haber 99 ayetler
Sıfat 77 ayetler
Mef'ûlun lieclih 34 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 30 ayetler
Mümeyyez 27 ayetler
Mef'ûlun fîh 7 ayetler
Müekked 6 ayetler
Hâl 5 ayetler
Mübdelün minh 5 ayetler
Mübteda 4 ayetler
Nâib-i fâil 4 ayetler
Fâil 2 ayetler
Mevsûf 1 ayetler

Muzâfun ileyh

564 ayet · ك م kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعاً حَسَناً اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذ۪ي فَضْلٍ فَضْلَهُۜ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَب۪يرٍ
Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap’dır. Ben size, O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O’na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.[1-3]
اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Dönüşünüz ancak Allah’adır. O her şeye Kadir’dir.[4]
وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلاًۜ وَلَئِنْ قُلْتَ اِنَّكُمْ مَبْعُوثُونَ مِنْ بَعْدِ الْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ
Arş’ı su üzerinde iken, hanginizin daha güzel işi işleyeceğini ortaya koymak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. And olsun ki, «Siz gerçekten, ölümden sonra dirileceksiniz» desen, inkar edenler: «Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir» derler.[7]
وَلَٓا اَقُولُ لَكُمْ عِنْد۪ي خَزَٓائِنُ اللّٰهِ وَلَٓا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَٓا اَقُولُ اِنّ۪ي مَلَكٌ وَلَٓا اَقُولُ لِلَّذ۪ينَ تَزْدَر۪ٓي اَعْيُنُكُمْ لَنْ يُؤْتِيَهُمُ اللّٰهُ خَيْراًۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْۚ اِنّ۪ٓي اِذاً لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ
«Size, Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; doğrusu melek olduğumu da söylemiyorum; küçük gördüklerinize Allah iyilik vermeyecektir diyemem; içlerinde olanı Allah daha iyi bilir. Yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum.»[31]
وَلَا يَنْفَعُكُمْ نُصْح۪ٓي اِنْ اَرَدْتُ اَنْ اَنْصَحَ لَكُمْ اِنْ كَانَ اللّٰهُ يُر۪يدُ اَنْ يُغْوِيَكُمْۜ هُوَ رَبُّكُمْ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَۜ
«Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O’nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O’na döndürüleceksiniz» dedi.[33-34]
وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراً وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً اِلٰى قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا مُجْرِم۪ينَ
«Ey milletim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki size gökten bol bol yağmur göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın; suçlular olarak yüz çevirmeyin.»[52]
اِنّ۪ي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ رَبّ۪ي وَرَبِّكُمْۜ مَا مِنْ دَٓابَّةٍ اِلَّا هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَاۜ اِنَّ رَبّ۪ي عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ مَٓا اُرْسِلْتُ بِه۪ٓ اِلَيْكُمْۜ وَيَسْتَخْلِفُ رَبّ۪ي قَوْماً غَيْرَكُمْۚ وَلَا تَضُرُّونَهُ شَيْـٔاًۜ اِنَّ رَبّ۪ي عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَف۪يظٌ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا ف۪ي دَارِكُمْ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ
Buna rağmen onu kesip devirdiler. O zaman Salih: «Yurdunuzda üç gün daha kalın. Bu, yalanlanmayacak bir sözdür» dedi.[65]
وَاسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِۜ اِنَّ رَبّ۪ي رَح۪يمٌ وَدُودٌ
«Rabbinizden mağfiret dileyin; O’na tevbe edin; doğrusu Rabbim merhamet eder ve çok sever.»[90]
قَالَ يَا قَوْمِ اَرَهْط۪ٓي اَعَزُّ عَلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِۜ وَاتَّخَذْتُمُوهُ وَرَٓاءَكُمْ ظِهْرِياًّۜ اِنَّ رَبّ۪ي بِمَا تَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ
«Ey Milletim! Benim taraftarlarım size göre Allah’tan daha mı değerlidir ki Allah’a sırt çevirdiniz? Doğrusu Rabbim yaptıklarınızı bilgisiyle kuşatmıştır» dedi.[92]
وَيَا قَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنّ۪ي عَامِلٌۜ سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ مَنْ يَأْت۪يهِ عَذَابٌ يُخْز۪يهِ وَمَنْ هُوَ كَاذِبٌۜ وَارْتَقِبُٓوا اِنّ۪ي مَعَكُمْ رَق۪يبٌ
«Ey Milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlüyorum.»[93]
فَلَوْلَا كَانَ مِنَ الْقُرُونِ مِنْ قَبْلِكُمْ اُو۬لُوا بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ الْفَسَادِ فِي الْاَرْضِ اِلَّا قَل۪يلاً مِمَّنْ اَنْجَيْنَا مِنْهُمْۚ وَاتَّبَعَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مَٓا اُتْرِفُوا ف۪يهِ وَكَانُوا مُجْرِم۪ينَ
Sizden önceki nesillerin ileri gelenleri, yeryüzünde bozgunculuğa engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Kendilerine verilen nimete karşı haksızlık edenlere uyanlar ise suçlu oldular.[116]
وَقُلْ لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْۜ اِنَّا عَامِلُونَۙ
İnanmayanlara: «Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz» de.[121-122]
اُقْتُلُوا يُوسُفَ اَوِ اطْرَحُوهُ اَرْضاً يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ اَب۪يكُمْ وَتَكُونُوا مِنْ بَعْدِه۪ قَوْماً صَالِح۪ينَ
«Yusuf’u öldürün veya onu ıssız bir yere bırakıverin ki babanız size kalsın; ondan sonra da iyi kimseler olursunuz»[9]
وَجَٓاؤُ۫ عَلٰى قَم۪يصِه۪ بِدَمٍ كَذِبٍۜ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْراًۜ فَصَبْرٌ جَم۪يلٌۜ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ
Üzerine başka bir kan bulaşmış olarak Yusuf’un gömleğini de getirmişlerdi. Babaları: «Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi; artık bana güzelce sabır gerekir. Anlattıklarınıza ancak Allah’tan yardım istenir» dedi.[18]
مَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِه۪ٓ اِلَّٓا اَسْمَٓاءً سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِۜ اَمَرَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
«Allah’ı bırakıp taptığınız, sizin ve babalarınızın adlandırdığı putlardan başka bir şey değildir. Allah onların doğru olduğuna dair bir delil indirmemiştir. Hüküm vermek ancak Allah’a aittir; kendisinden başkasına değil, O’na tapmanızı emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir, fakat insanların çoğu bilmezler».[40]
وَلَمَّا جَهَّزَهُمْ بِجَهَازِهِمْ قَالَ ائْتُون۪ي بِاَخٍ لَكُمْ مِنْ اَب۪يكُمْۚ اَلَا تَرَوْنَ اَنّ۪ٓي اُو۫فِي الْكَيْلَ وَاَنَا۬ خَيْرُ الْمُنْزِل۪ينَ
Onların yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: «Baba bir kardeşinizi bana getirin. Sizlere ölçüyü bol tuttuğumu ve benim misafir konuklayanların en iyisi olduğumu görmüyor musunuz?»[59]
قَالَ لَنْ اُرْسِلَهُ مَعَكُمْ حَتّٰى تُؤْتُونِ مَوْثِقاً مِنَ اللّٰهِ لَتَأْتُنَّن۪ي بِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يُحَاطَ بِكُمْۚ فَلَمَّٓا اٰتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ اللّٰهُ عَلٰى مَا نَقُولُ وَك۪يلٌ
Babaları: «Hepiniz helak olmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allah’a karşı sağlam bir söz vermezseniz, sizinle göndermeyeceğim» dedi. Söz verdiklerinde: «Sözümüze Allah vekildir» dedi.[66]
فَلَمَّا اسْتَيْـَٔسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِياًّۜ قَالَ كَب۪يرُهُمْ اَلَمْ تَعْلَمُٓوا اَنَّ اَبَاكُمْ قَدْ اَخَذَ عَلَيْكُمْ مَوْثِقاً مِنَ اللّٰهِ وَمِنْ قَبْلُ مَا فَرَّطْتُمْ ف۪ي يُوسُفَۚ فَلَنْ اَبْرَحَ الْاَرْضَ حَتّٰى يَأْذَنَ ل۪ٓي اَب۪ٓي اَوْ يَحْكُمَ اللّٰهُ ل۪يۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِم۪ينَ
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: «Babanızın Allah’a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz.»[80-82]
Yükleniyor...