ك م

2285 kelime · i'rab ağacında: 2147

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Muzâfun ileyh 784 ayetler
Muzâfı 784 ayetler
رَبِّ 119 ↗ أَنْفُسِ 49 ↗ بَيْنَ 36 مَعَ 27 آبَاءُ 23 ↗ بَعْضُ 20 ↗ قَبْلِ 18 ↗ قُلُوبِ 16 ↗ أَيْدِي 16 ↗ أَيْمَانُ 16 ↗ أَمْوَالِ 14 ↗ إِلَهُ 14 ↗
+160 daha (daha az geçenler)
أَعْمَالَ 13 ↗ مِثْلُ 11 ↗ دِينِ 11 ↗ مَرْجِعُ 11 ↗ نِسَاءِ 10 ↗ أَوْلَادُ 10 ↗ إِخْوَانُ 10 ↗ شُرَكَاءَ 10 ↗ مَوْلَى 9 ↗ أَبْنَاءَ 9 ↗ أُمَّهَاتِ 9 ↗ وُجُوهَ 8 ↗ إِيمَانِ 8 ↗ أَزْوَاجُ 8 ↗ أَحَدَ 7 ↗ ذُنُوبِ 7 ↗ أَرْجُلَ 7 ↗ بُيُوتِ 6 ↗ سَيِّئَاتِ 6 ↗ عَدُوَّ 5 ↗ يَوْمِ 5 ↗ دِيَارِ 5 ↗ أَيِّ 4 غَيْرَ 4 ↗ مَكَانَةِ 4 ↗ بُرْهَانَ 4 ↗ مِيثَاقَ 4 ↗ صُدُورِ 4 ↗ عِنْدَ 3 فَوْقَ 3 أَعْقَابِ 3 ↗ أَعْمَامِ 3 ↗ فَوْقِ 3 ↗ أَكْثَرَ 3 ↗ أَلْسِنَةِ 3 ↗ أَنْعَامِ 3 ↗ بَيْنِ 3 ↗ أَرْضِ 3 ↗ خَطَايَا 3 ↗ خَلَاقِ 3 ↗ أَخْوَالِ 3 ↗ أَمْرَ 3 ↗ أَدْعِيَاءَ 3 ↗ رُءُوسَ 3 ↗ رَسُولَ 3 ↗ أَهْلِ 3 ↗ مَأْوَى 3 ↗ صَاحِبُ 3 ↗ عَلَى 2 وَرَاءَ 2 طَائِرُ 2 ↗ ظَنُّ 2 ↗ عِبَادِ 2 ↗ أَعْيُنُ 2 ↗ فَتَيَاتِ 2 ↗ أَفْوَاهِ 2 ↗ قَرْيَةِ 2 ↗ قَوْلَ 2 ↗ بَأْسَ 2 ↗ كَبِيرُ 2 ↗ بَارِءِ 2 ↗ مَنَامُ 2 ↗ أَبْصَارَ 2 ↗ أُجُورَ 2 ↗ وَيْلَ 2 ↗ ابْتِغَاءُ 2 ↗ مَثْوَا 2 ↗ حِذْرَ 2 ↗ حَرْثَ 2 ↗ حَوْلَ 2 ↗ أَخْبَارَ 2 ↗ خَطْبُ 2 ↗ ذِكْرُ 2 ↗ أَرْحَامَ 2 ↗ رِزْقَ 2 ↗ سَعْيَ 2 ↗ مَسَاكِنَ 2 ↗ أَسْلِحَةَ 2 ↗ سَمْعَ 2 ↗ أَشُدَّ 2 ↗ شُهَداءَ 2 ↗ صَدَقَاتِ 2 ↗ صُوَرَ 2 ↗ أَضْغَانَ 1 ↗ طَرِيقَةِ 1 ↗ طَعَامُ 1 ↗ طَيِّبَاتِ 1 ↗ ظَعْنِ 1 ↗ ظُهُورِ 1 ↗ عَذَابِ 1 ↗ عَشِيرَةُ 1 ↗ عَهْدِ 1 ↗ آتِي 1 ↗ غَيْظِ 1 ↗ فِئَةُ 1 ↗ فِتْنَةَ 1 ↗ أَقْدَامَ 1 ↗ إِقَامَتِ 1 ↗ قُوَّةِ 1 ↗ كِتَابِ 1 ↗ أَكْرَمَ 1 ↗ كُفَّارُ 1 ↗ كَيْدَ 1 ↗ مُلَاقِي 1 ↗ أَلْوَانِ 1 ↗ أَمْتِعَةِ 1 ↗ مُمِدُّ 1 ↗ مَقْتِ 1 ↗ مِلَّتِ 1 ↗ أَمَانِيِّ 1 ↗ مَوْتِ 1 ↗ مَاءُ 1 ↗ أَنْبَاءِ 1 ↗ نَادِي 1 ↗ مَنَاسِكَ 1 ↗ نَصْرَ 1 ↗ نُورِ 1 ↗ هَدِيَّةِ 1 ↗ بُشْرَى 1 ↗ أَهْوَاءَ 1 ↗ وُجْدِ 1 ↗ وَرِقِ 1 ↗ وَرَاءِ 1 ↗ مَوْعِدُ 1 ↗ بَعْثُ 1 ↗ أَتْقَى 1 ↗ بَعْدِ 1 ↗ مُبْتَلِي 1 ↗ اتِّخَاذِ 1 ↗ بَيْعِ 1 ↗ أُخْرَى 1 ↗ أَثْقَالَ 1 ↗ ثِيَابَ 1 ↗ جَزَاءُ 1 ↗ جُلُودُ 1 ↗ جَمْعُ 1 ↗ جُنُوبِ 1 ↗ جَهْرَ 1 ↗ حُجُورِ 1 ↗ حَيَاةِ 1 ↗ إِخْرَاجِ 1 ↗ خَلْفَ 1 ↗ خِلَالَ 1 ↗ خِيفَةِ 1 ↗ أَدْبَارِ 1 ↗ دِمَاءَ 1 ↗ دُونِ 1 ↗ إِمَاءِ 1 ↗ رِمَاحُ 1 ↗ رِيحُ 1 ↗ زِينَةَ 1 ↗ سِرَّ 1 ↗ إِسْلَامَ 1 ↗ شُفَعَاءَ 1 ↗ أَشْيَاعَ 1 ↗ مُصْرِخِ 1 ↗ أَصْلَابِ 1 ↗ أَصْنَامَ 1 ↗ أَصْوَاتَ 1 ↗ مَصِيرَ 1 ↗
Mecrur 743 ayetler
Harf-i cer 743 ayetler
لِ 358 عَلَى 163 مِنْ 116 بِ 40 إِلَى 32 عَنْ 24 فِي 14 أَنْفُسَ 1
Mef'ûlun bih 613 ayetler
Fiili 613 ayetler
آتَى 49 ↗ جَاءَ 40 ↗ خَلَقَ 26 ↗ رَزَقَ 20 ↗ يُنَبِّئُ 19 ↗ يُرِي 17 ↗ أَسْأَلُ 15 ↗ يُخْرِجَ 14 ↗ يُقَاتِلُوا 13 ↗ هَدَى 12 ↗ أَصَابَ 12 ↗ يَبْلُوَ 11 ↗
+138 daha (daha az geçenler)
جَعَلَ 11 ↗ يَنْصُرْ 10 ↗ أَهْلَكْنَا 10 ↗ يَعِدُ 10 ↗ أَنْجَيْنَا 9 ↗ أَنْذَرْتُ 9 ↗ يَأْخُذَ 9 ↗ يَدْعُو 9 ↗ مَسَّ 8 ↗ يَأْمُرُ 8 ↗ عَلَّمَ 7 ↗ تَغُرَّنَّ 7 ↗ يُحْيِي 7 ↗ أَمَدَّ 6 ↗ أَنْشَأَ 6 ↗ يَنْفَعَ 6 ↗ أُبَلِّغُ 6 ↗ صَدُّوا 6 ↗ وَصَّى 5 ↗ يَعِظُ 5 ↗ لَيَجْمَعَنَّ 5 ↗ زَادَ 5 ↗ يُعَذِّبْ 4 ↗ نُعِيدُ 4 ↗ يُمِيتُ 4 ↗ أَنْسَوْا 4 ↗ يَنْهَا 4 ↗ يَتَوَفَّى 4 ↗ لَأُدْخِلَنَّ 4 ↗ أَدُلُّ 4 ↗ يُذْهِبْ 4 ↗ يَرُدُّوا 4 ↗ صَوَّرَ 4 ↗ يَضُرُّ 4 ↗ يُطَهِّرَ 3 ↗ أَطَعْنَ 3 ↗ أَعْجَبَتْ 3 ↗ أَعْتَزِلُ 3 ↗ فَضَّلْتُ 3 ↗ فَاتَ 3 ↗ اتَّبَعْنَا 3 ↗ يَجْرِمَنَّ 3 ↗ أُخَالِفَ 3 ↗ آمَنُ 3 ↗ ذَرَأَ 3 ↗ يَسُومُونَ 3 ↗ لَأُصَلِّبَنَّ 3 ↗ اسْتَعْمَرَ 2 ↗ أَغْوَيْنَا 2 ↗ يَفْتِنَ 2 ↗ يُفْتِي 2 ↗ قَالَ 2 ↗ بَدَءُوا 2 ↗ أَلْهَى 2 ↗ مَكَّنَّا 2 ↗ أَنْبَتَ 2 ↗ بَعَثْنَا 2 ↗ تَقِي 2 ↗ يَلُونَ 2 ↗ أَبْغِي 2 ↗ يُؤَخِّرَ 2 ↗ آذَنْتُ 2 ↗ يُحْبِبْ 2 ↗ يُحَاجُّوا 2 ↗ يُحَذِّرُ 2 ↗ أَحْمِلُ 2 ↗ لَنَرْجُمَنَّ 2 ↗ يَرْحَمَ 2 ↗ يُرْضُوا 2 ↗ سَبَقَ 2 ↗ نُسْقِي 2 ↗ أَصْفَى 2 ↗ يُضِلُّونَ 1 ↗ نُطْعِمُ 1 ↗ يُطْلِعَ 1 ↗ أَظْفَرَ 1 ↗ نَظُنُّ 1 ↗ يَعْصِمُ 1 ↗ أَعْنَتَ 1 ↗ يُغْرِقَ 1 ↗ يُغَشِّي 1 ↗ يُغْنِي 1 ↗ فَطَرَ 1 ↗ تُقَرِّبُ 1 ↗ قَصَمْنَا 1 ↗ يُقَلِّلُ 1 ↗ كَثَّرَ 1 ↗ كَذَّبُوا 1 ↗ يَكْفِيَ 1 ↗ يَكْلَؤُ 1 ↗ يَلْبِسَ 1 ↗ لَقُوا 1 ↗ يَلِتْ 1 ↗ يُمَتِّعْ 1 ↗ نَمْنَعْ 1 ↗ أَنْقَذَ 1 ↗ يَنْقُصُوا 1 ↗ يَتِرَ 1 ↗ وَاثَقَ 1 ↗ أَوْرَثَ 1 ↗ بَوَّأَ 1 ↗ تَرَكُوا 1 ↗ يَثْقَفُوا 1 ↗ أَثَابَ 1 ↗ اجْتَبَى 1 ↗ يُجَادِلُوا 1 ↗ يُجِرْ 1 ↗ يُحَاسِبْ 1 ↗ تُحْصِنَ 1 ↗ يَحْطِمَنَّ 1 ↗ يُحْفِ 1 ↗ يَخْذُلْ 1 ↗ يَتَخَطَّفَ 1 ↗ يَأْلُونَ 1 ↗ خِفْتُ 1 ↗ خَوَّلْنَا 1 ↗ يُدْرِكْ 1 ↗ أَدْرَى 1 ↗ أَذْكُرْ 1 ↗ يُذِيقَ 1 ↗ أَرْدَى 1 ↗ أَرْسَلْنَا 1 ↗ أَرْضَعْنَ 1 ↗ آوَى 1 ↗ أَيَّدَ 1 ↗ يُزَكِّي 1 ↗ يُسْحِتَ 1 ↗ لَنُسْكِنَنَّ 1 ↗ سَلَقُوا 1 ↗ سَلَكَ 1 ↗ يَسْمَعُونَ 1 ↗ سَمَّى 1 ↗ تَسُؤْ 1 ↗ نُسَوِّي 1 ↗ يُسَيِّرُ 1 ↗ يُشْعِرُ 1 ↗ صَدَقَ 1 ↗ صَرَفَ 1 ↗
Haber 99 ayetler
Sıfat 77 ayetler
Mef'ûlun lieclih 34 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 30 ayetler
Mümeyyez 27 ayetler
Mef'ûlun fîh 7 ayetler
Müekked 6 ayetler
Hâl 5 ayetler
Mübdelün minh 5 ayetler
Mübteda 4 ayetler
Nâib-i fâil 4 ayetler
Fâil 2 ayetler
Mevsûf 1 ayetler

566 ayet · ك م kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِوَك۪يلٍۜ
De ki: «Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Doğru yola giren ancak kendisi için girmiş ve sapıtan da kendi zararına olarak sapıtmıştır. Ben sizin üzerinize vekil değilim.»[108]
اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنَّن۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ وَبَش۪يرٌۙ
Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap’dır. Ben size, O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O’na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.[1-3]
وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعاً حَسَناً اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذ۪ي فَضْلٍ فَضْلَهُۜ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَب۪يرٍ
Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap’dır. Ben size, O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O’na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.[1-3]
فَاِلَّمْ يَسْتَج۪يبُوا لَكُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّـمَٓا اُنْزِلَ بِعِلْمِ اللّٰهِ وَاَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ فَهَلْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
Söylediğinizi yapamazlarsa, bilin ki o, ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir. O’ndan başka tanrı yoktur, artık müslümansınız değil mi?[14]
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ۘ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ
And olsun ki biz Nuh’u kendi milletine gönderdik; «Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah’tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum» dedi.[25-26]
اَنْ لَا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ اَل۪يمٍ
And olsun ki biz Nuh’u kendi milletine gönderdik; «Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah’tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum» dedi.[25-26]
فَقَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ مَا نَرٰيكَ اِلَّا بَشَراً مِثْلَنَا وَمَا نَرٰيكَ اتَّبَعَكَ اِلَّا الَّذ۪ينَ هُمْ اَرَاذِلُنَا بَادِيَ الرَّأْيِۚ وَمَا نَرٰى لَكُمْ عَلَيْنَا مِنْ فَضْلٍ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَاذِب۪ينَ
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: «Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Daha başlangıçta, sana bizim ayak takımı dışında kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz» dediler.[27]
قَالَ يَا قَوْمِ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبّ۪ي وَاٰتٰين۪ي رَحْمَةً مِنْ عِنْدِه۪ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْۜ اَنُلْزِمُكُمُوهَا وَاَنْتُمْ لَهَا كَارِهُونَ
Nuh: «Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gizlenmiş olsa, söyleyin bana, hoşlanmadığınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?» dedi.[28]
وَلَٓا اَقُولُ لَكُمْ عِنْد۪ي خَزَٓائِنُ اللّٰهِ وَلَٓا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَٓا اَقُولُ اِنّ۪ي مَلَكٌ وَلَٓا اَقُولُ لِلَّذ۪ينَ تَزْدَر۪ٓي اَعْيُنُكُمْ لَنْ يُؤْتِيَهُمُ اللّٰهُ خَيْراًۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْۚ اِنّ۪ٓي اِذاً لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ
«Size, Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; doğrusu melek olduğumu da söylemiyorum; küçük gördüklerinize Allah iyilik vermeyecektir diyemem; içlerinde olanı Allah daha iyi bilir. Yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum.»[31]
وَلَا يَنْفَعُكُمْ نُصْح۪ٓي اِنْ اَرَدْتُ اَنْ اَنْصَحَ لَكُمْ اِنْ كَانَ اللّٰهُ يُر۪يدُ اَنْ يُغْوِيَكُمْۜ هُوَ رَبُّكُمْ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَۜ
«Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O’nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O’na döndürüleceksiniz» dedi.[33-34]
وَيَصْنَعُ الْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَاٌ مِنْ قَوْمِه۪ سَخِرُوا مِنْهُۜ قَالَ اِنْ تَسْخَرُوا مِنَّا فَاِنَّا نَسْخَرُ مِنْكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَۜ
Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: «Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz» dedi.[38-39]
وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُوداًۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُفْتَرُونَ
Ad milletine kardeşleri Hud’u gönderdik. Şöyle dedi: «Ey milletim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka tanrınız yoktur; yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz.»[50]
وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراً وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً اِلٰى قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا مُجْرِم۪ينَ
«Ey milletim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki size gökten bol bol yağmur göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın; suçlular olarak yüz çevirmeyin.»[52]
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ مَٓا اُرْسِلْتُ بِه۪ٓ اِلَيْكُمْۜ وَيَسْتَخْلِفُ رَبّ۪ي قَوْماً غَيْرَكُمْۚ وَلَا تَضُرُّونَهُ شَيْـٔاًۜ اِنَّ رَبّ۪ي عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَف۪يظٌ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحاًۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ هُوَ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ ف۪يهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِۜ اِنَّ رَبّ۪ي قَر۪يبٌ مُج۪يبٌ
Semud milletine kardeşleri Salih’i gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin; O’ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret dileyin, sonra da O’na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir» dedi.[61]
وَيَا قَوْمِ هٰذِه۪ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ ف۪ٓي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ قَر۪يبٌ
«Ey milletim! Bu, size bir ayet olarak, Allah’ın devesidir. Bırakın onu, Allah’ın toprağında otlasın; ona fenalık etmeyin, yoksa siz hemen azaba uğrarsınız»[64]
قَالُٓوا اَتَعْجَب۪ينَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ رَحْمَتُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ اَهْلَ الْبَيْتِۜ اِنَّهُ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ
«Ey evin hanımı! Allah’ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olmuşken, nasıl Allah’ın işine şaşarsın? O, övülmeye layıktır, yücelerin yücesidir» dediler.[73]
وَجَٓاءَهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ اِلَيْهِ وَمِنْ قَبْلُ كَانُوا يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۜ قَالَ يَا قَوْمِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ي هُنَّ اَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ ف۪ي ضَيْف۪يۜ اَلَيْسَ مِنْكُمْ رَجُلٌ رَش۪يدٌ
Milleti ona koşarak geldiler. Daha önce kötü işler işliyorlardı. «Ey milletim! İşte bunlar benim kızlarım, onlar sizin için daha temizdir. (size nikahlıyabilirim!) Allah’tan sakının, konuklarımın önünde beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında kimse yok mudur?» dedi.[78]
قَالَ لَوْ اَنَّ ل۪ي بِكُمْ قُوَّةً اَوْ اٰو۪ٓي اِلٰى رُكْنٍ شَد۪يدٍ
«Keşke size yetecek bir kuvvetim olsa veya sağlam bir yere sığınsam» dedi.[80]
قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُص۪يبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَر۪يبٍ
«Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemiyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık; karının dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir. Vadeleri gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?» dediler.[81]
Yükleniyor...