ك ب ر
161 kelime · i'rab ağacında: 151
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 55 ayetler
Sıfat 40 ayetler
Mevsûfu 40 ayetler
Haber 28 ayetler
Mübteda 28 ayetler
هُمْ
zamir 4
مِنْ
2
عَذَابُ
2
↗
أَنْ
1
أَيِّ
1
مَا
1
هَذَا
1
(الْآخِرَةُ)
gizli 1
(أَنْ يَقُولُوا اتَّخَذَ اللَّهُ وَلَدًا)
gizli 1
(هُوَ)
gizli 1
عَادٌ
1
↗
الْفِتْنَةُ
1
↗
+17 daha (daha az geçenler)
Mevsûf 14 ayetler
Sıfat 14 ayetler
(أَحَدٌ)
gizli 2
cümle
1
الَّذِي
1
ذَلِكَ
1
(مُسْتَقِرٌّ)
gizli 1
الْقَتْلِ
1
↗
مَقْتِ
1
↗
نَفْعِ
1
↗
أُخْتِ
1
↗
جَبَّارٍ
1
↗
خَلْقِ
1
↗
يُؤْمِنُ
1
↗
+1 daha (daha az geçenler)
Mef'ûlun bih 9 ayetler
Sıfat
40 ayet · ك ب ر kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَبَشِّرِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
بِاَنَّ
لَهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
فَضْلاً
كَب۪يراً
İnananlara, Rablerinden büyük bir lütuf olduğunu müjdele.[47]
رَبَّنَٓا
اٰتِهِمْ
ضِعْفَيْنِ
مِنَ
الْعَذَابِ
وَالْعَنْهُمْ
لَعْناً
كَب۪يراً۟
«Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.», «Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat» derler.[67-68]
اَلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَهُمْ
عَذَابٌ
شَد۪يدٌۜ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
لَهُمْ
مَغْفِرَةٌ
وَاَجْرٌ
كَب۪يرٌ۟
İnkar eden kimselere çetin azap vardır.[7]
ثُمَّ
اَوْرَثْنَا
الْكِتَابَ
الَّذ۪ينَ
اصْطَفَيْنَا
مِنْ
عِبَادِنَاۚ
فَمِنْهُمْ
ظَالِمٌ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمِنْهُمْ
مُقْتَصِدٌۚ
وَمِنْهُمْ
سَابِقٌ
بِالْخَيْرَاتِ
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الْفَضْلُ
الْكَب۪يرُۜ
Sonra bu Kitap’ı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bırakmışızdır. Onlardan kimi kendine yazık eder, kimi orta davranır, kimi de, Allah’ın izniyle, iyiliklere koşar. İşte büyük lütuf budur.[32]
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
تَرَى
الَّذ۪ينَ
كَذَبُوا
عَلَى
اللّٰهِ
وُجُوهُهُمْ
مُسْوَدَّةٌۜ
اَلَيْسَ
ف۪ي
جَهَنَّمَ
مَثْوًى
لِلْمُتَكَبِّر۪ينَ
Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü, yüzlerinin simsiyah olduğunu görürsün. Böbürlenenler için cehennemde bir durak olmaz olur mu?[60]
ذٰلِكُمْ
بِاَنَّـهُٓ
اِذَا
دُعِيَ
اللّٰهُ
وَحْدَهُ
كَفَرْتُمْۚ
وَاِنْ
يُشْرَكْ
بِه۪
تُؤْمِنُواۜ
فَالْحُكْمُ
لِلّٰهِ
الْعَلِيِّ
الْكَب۪يرِ
Onlara: «Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O’na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah’ındır» denir.[12]
تَرَى
الظَّالِم۪ينَ
مُشْفِق۪ينَ
مِمَّا
كَسَبُوا
وَهُوَ
وَاقِـعٌ
بِهِمْۜ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
ف۪ي
رَوْضَاتِ
الْجَنَّاتِۚ
لَهُمْ
مَا
يَشَٓاؤُ۫نَ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الْفَضْلُ
الْكَب۪يرُ
Yaptıkları şeyler başlarına gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İnanıp yararlı işler işleyenler cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında, onlara diledikleri verilir. İşte büyük lütuf budur.[22]
يَوْمَ
نَبْطِشُ
الْبَطْشَةَ
الْكُبْرٰىۚ
اِنَّا
مُنْتَقِمُونَ
Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız.[16]
لَقَدْ
رَاٰى
مِنْ
اٰيَاتِ
رَبِّهِ
الْـكُبْرٰى
And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.[18]
اٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَاَنْفِقُوا
مِمَّا
جَعَلَكُمْ
مُسْتَخْلَف۪ينَ
ف۪يهِۜ
فَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْكُمْ
وَاَنْفَقُوا
لَهُمْ
اَجْرٌ
كَب۪يرٌ
Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanın; sizi varis kıldığı şeylerden sarfedin; aranızdan, inanıp da sarfeden kimselere büyük ecir vardır[7]
هُوَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
اَلْمَلِكُ
الْقُدُّوسُ
السَّلَامُ
الْمُؤْمِنُ
الْمُهَيْمِنُ
الْعَز۪يزُ
الْجَبَّارُ
الْمُتَكَبِّرُۜ
سُبْحَانَ
اللّٰهِ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah’tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.[23]
قَالُوا
بَلٰى
قَدْ
جَٓاءَنَا
نَذ۪يرٌ
فَكَذَّبْنَا
وَقُلْنَا
مَا
نَزَّلَ
اللّٰهُ
مِنْ
شَيْءٍۚ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
كَب۪يرٍ
Onlar: «Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik» derler.[9]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَخْشَوْنَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَيْبِ
لَهُمْ
مَغْفِرَةٌ
وَاَجْرٌ
كَب۪يرٌ
Doğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır.[12]
وَمَكَرُوا
مَكْراً
كُبَّاراًۚ
Nuh: «Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular» dedi.[21-22]
وَاِذَا
رَاَيْتَ
ثَمَّ
رَاَيْتَ
نَع۪يماً
وَمُلْـكاً
كَب۪يراً
Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.[20]
فَاَرٰيهُ
الْاٰيَةَ
الْـكُبْرٰىۘ
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.[20]
فَاِذَا
جَٓاءَتِ
الطَّٓامَّةُ
الْكُبْرٰىۘ
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.[34-35]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
لَهُمْ
جَنَّاتٌ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۜ
ذٰلِكَ
الْفَوْزُ
الْـكَب۪يرُۜ
Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.[11]
اَلَّذ۪ي
يَصْلَى
النَّارَ
الْـكُبْرٰىۚ
O, en büyük ateşe yaslanacaktır.[12]
فَيُعَذِّبُهُ
اللّٰهُ
الْعَذَابَ
الْاَكْبَرَۜ
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.[23-4]
Yükleniyor...