ك
1461 kelime · i'rab ağacında: 1093
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Muzâfun ileyh 524 ayetler
Muzâfı 524 ayetler
رَبِّ
236
↗
قَبْلِ
29
↗
قَوْمَ
12
↗
مَعَ
11
نَفْسِ
10
↗
يَدَ
8
↗
أَهْلَ
8
↗
أَزْوَاجِ
8
↗
سُبْحَانَ
8
↗
عِبَادَ
7
↗
لَدُنْ
7
↗
وَجْهَ
7
↗
+94 daha (daha az geçenler)
عَصَا
6
↗
بَيْنَ
5
قَبْلَ
5
عِنْدِ
5
↗
يَمِينِ
5
↗
أَخُو
5
↗
آيَاتِ
5
↗
عِنْدَ
4
قَلْبِ
4
↗
جَنَاحَ
4
↗
ذَنْبِ
4
↗
صَدْرُ
4
↗
آبَاءِ
3
↗
عَيْنَيْنِ
3
↗
لِسَانِ
3
↗
بَنَاتِ
3
↗
حِسَابِ
3
↗
أُمِّ
3
↗
رَحْمَةِ
3
↗
صَلَاةَ
3
↗
عَمْرُ
2
↗
عَمِّ
2
↗
فُؤَادَ
2
↗
امْرَأَةَ
2
↗
نِعْمَةَ
2
↗
مَوْعِدَ
2
↗
وَالِدَيْنِ
2
↗
بَيْتِ
2
↗
بَيْنِ
2
↗
جَنَّةَ
2
↗
جَيْبِ
2
↗
إِلَهَ
2
↗
خِلَافَ
2
↗
خَالِ
2
↗
دُعَاءِ
2
↗
دُونِ
2
↗
رَجِلِ
2
↗
سَبِيلَ
2
↗
صَوْتِ
2
↗
تَحْتَ
1
ضَلَالِ
1
↗
طَرْفُ
1
↗
طَعَامِ
1
↗
مُطَهِّرُ
1
↗
ظَهْرَ
1
↗
عَرْشُ
1
↗
عِزَّةِ
1
↗
عَشِيرَةَ
1
↗
عَضُدَ
1
↗
عَمَلُ
1
↗
عُنُقِ
1
↗
غِطَاءَ
1
↗
غُفْرَانَ
1
↗
فِتْنَةُ
1
↗
فَعْلَةَ
1
↗
قَرْيَةِ
1
↗
قَوْلِ
1
↗
كِتَابَ
1
↗
كُفْرِ
1
↗
بَدَنِ
1
↗
مَشْيِ
1
↗
مَاءَ
1
↗
إِثْمِ
1
↗
مُنَجُّونَ
1
↗
نَصِيبَ
1
↗
نَعْجَةِ
1
↗
نَعْلَيْنِ
1
↗
مَنَامِ
1
↗
بَصَرُ
1
↗
وِزْرَ
1
↗
مُتَوَفِّي
1
↗
بَعْدِ
1
↗
وَيْلَ
1
↗
ثِيَابَ
1
↗
جَاعِلُ
1
↗
حَمْدِ
1
↗
حِمَارِ
1
↗
حَوْلِ
1
↗
خَدَّ
1
↗
خَطْبُ
1
↗
خِيَانَةَ
1
↗
خَيْلِ
1
↗
ذِكْرَ
1
↗
رُؤْيَا
1
↗
رَادُّ
1
↗
رُسُلِ
1
↗
رَافِعُ
1
↗
رُقِيِّ
1
↗
سُؤْلَ
1
↗
سِحْرِ
1
↗
شَرَابِ
1
↗
شَانِئَ
1
↗
صَبْرُ
1
↗
صِرَاطَ
1
↗
Mef'ûlun bih 318 ayetler
Fiili 318 ayetler
أَتَى
23
↗
جَاءَ
23
↗
نَرَى
22
↗
يَسْأَلُونَ
21
↗
أَدْرَى
16
↗
أَرْسَلْنَا
13
↗
اتَّبَعَ
11
↗
كَذَّبُوا
8
↗
اسْتَأْذَنُوا
8
↗
أَعْجَبَ
6
↗
يَحْزُنْ
6
↗
يَسْتَعْجِلُونَ
5
↗
+85 daha (daha az geçenler)
نُبَشِّرُ
5
↗
جَعَلْنَا
5
↗
أَصَابَ
5
↗
يَقْتُلُوا
4
↗
يَمْسَسْ
4
↗
أَنْبَأَ
4
↗
يُجَادِلُونَ
4
↗
أَخْرَجَ
4
↗
أَظُنُّ
3
↗
عَلَّمَ
3
↗
غَرَّ
3
↗
فَتَنَّا
3
↗
مَنَعَ
3
↗
أَهْدِ
3
↗
وَجَدَ
3
↗
نَتَوَفَّيَنَّ
3
↗
يَتَّخِذُونَ
3
↗
يُبَايِعُونَ
3
↗
خَلَقَ
3
↗
اصْطَفَى
3
↗
يَضُرُّ
3
↗
يُضِلَّ
2
↗
عَصَوْا
2
↗
أَعْطَيْنَا
2
↗
آثَرَ
2
↗
كَفَيْنَا
2
↗
نَجَّيْنَا
2
↗
يَنْزَغَنَّ
2
↗
ثَبَّتْنَا
2
↗
جَاهَدَا
2
↗
اسْتَجَارَ
2
↗
حَاجَّ
2
↗
يُحَكِّمُوا
2
↗
حَيَّوْا
2
↗
اذْكُرِ
2
↗
رَجَعَ
2
↗
رَجَمْنَا
2
↗
أَيَّدَ
2
↗
سَوَّى
2
↗
يَصُدَّنَّ
2
↗
طَهَّرَ
1
↗
ظَلَمَ
1
↗
عَدَلَ
1
↗
اعْتَرَى
1
↗
يَعْصِمُ
1
↗
لَنُغْرِيَنَّ
1
↗
يَسْتَفْتُونَ
1
↗
يَسْتَفِزُّونَ
1
↗
نُقْرِئُ
1
↗
قَالَ
1
↗
يَلْمِزُ
1
↗
يُنَادُونَ
1
↗
يُنَازِعُنَّ
1
↗
يُنْسِيَنَّ
1
↗
يَنْصُرَ
1
↗
يَنْفَعُ
1
↗
أُنْكِحَ
1
↗
نَنْهَ
1
↗
وَدَّعَ
1
↗
يَذَرَ
1
↗
أَعِظُ
1
↗
يَبْعَثَ
1
↗
لَنُوَلِّيَنَّ
1
↗
نُيَسِّرُ
1
↗
تَرَكُوا
1
↗
يَجْتَبِي
1
↗
يَجْزِيَ
1
↗
يَخْدَعُوا
1
↗
يَسْتَخِفَّنَّ
1
↗
يُخَوِّفُونَ
1
↗
اخْتَرْتُ
1
↗
تَأْمُرُ
1
↗
يَدْعُو
1
↗
أَدُلُّ
1
↗
أَذْبَحُ
1
↗
أَذَقْنَا
1
↗
نُرَبِّ
1
↗
نَرْزُقُ
1
↗
رَكَّبَ
1
↗
يُرِدْ
1
↗
يُزْلِقُونَ
1
↗
زَوَّجْنَا
1
↗
نُسَبِّحَ
1
↗
شَاءَ
1
↗
اصْطَنَعْتُ
1
↗
Mecrur 232 ayetler
Harf-i cer 232 ayetler
إِلَى
79
لِ
71
عَلَى
57
بِ
12
عَنْ
8
مِنْ
8
إِلَى
ile bağlandığı fiil
أُنْزِلَ
20
↗
أَوْحَيْنَا
20
↗
يَنْظُرُونَ
5
↗
يَسْتَمِعُ
3
↗
تُبْتُ
2
↗
يُؤَدِّ
2
↗
اضْمُمْ
1
↗
عَجِلْتُ
1
↗
يَفْتِنُونَ
1
↗
يُقْضَى
1
↗
يَنْقَلِبْ
1
↗
يُلْقَى
1
↗
+11 daha (daha az geçenler)
لِ
ile bağlandığı fiil
أَقُلْ
4
↗
نُؤْمِنَ
4
↗
أَحَلَّ
3
↗
ضَرَبُوا
3
↗
أَسْتَغْفِرُ
2
↗
فَتَحْنَا
1
↗
نُقَدِّسُ
1
↗
قَلَّبُوا
1
↗
نَذَرْتُ
1
↗
أَهَبَ
1
↗
يَتَبَيَّنَ
1
↗
يَسْتَجِيبُوا
1
↗
+2 daha (daha az geçenler)
عَلَى
ile bağlandığı fiil
بِ
ile bağlandığı fiil
عَنْ
ile bağlandığı fiil
Haber 17 ayetler
Mübteda 17 ayetler
الْبَلَاغُ
3
↗
مَا
2
وَلِيٍّ
2
↗
سَلَامٌ
2
↗
الَّذِينَ
1
هَذَا
1
(الْشَيْءُ)
gizli 1
(سَبِيلٌ)
gizli 1
نَصِيرٍ
1
↗
وَاقٍ
1
↗
الْأَمْرُ
1
↗
رَهْطُ
1
↗
+2 daha (daha az geçenler)
Sıfat 12 ayetler
Mef'ûlun bih
270 ayet · ك kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَقَالَ
الْمَلَأُ
مِنْ
قَوْمِ
فِرْعَوْنَ
اَتَذَرُ
مُوسٰى
وَقَوْمَهُ
لِيُفْسِدُوا
فِي
الْاَرْضِ
وَيَذَرَكَ
وَاٰلِهَتَكَۜ
قَالَ
سَنُقَتِّلُ
اَبْنَٓاءَهُمْ
وَنَسْتَحْـي۪
نِسَٓاءَهُمْۚ
وَاِنَّا
فَوْقَهُمْ
قَاهِرُونَ
Firavun milletinin ileri gelenleri: «Musa’yı ve milletini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve tanrılarını bıraksınlar diye mi koyveriyorsun?» dediler. Firavun: «Onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz» dedi.[127]
قَالَ
يَا مُوسٰٓى
اِنِّي
اصْطَفَيْتُكَ
عَلَى
النَّاسِ
بِرِسَالَات۪ي
وَبِكَلَام۪يۘ
فَخُذْ
مَٓا
اٰتَيْتُكَ
وَكُنْ
مِنَ
الشَّاكِر۪ينَ
«Ey Musa! Verdiklerimle ve seninle konuşmamla seni insanlar arasından seçtim; sana verdiğimi al ve şükret» dedi.[144]
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
السَّاعَةِ
اَيَّانَ
مُرْسٰيهَاۜ
قُلْ
اِنَّمَا
عِلْمُهَا
عِنْدَ
رَبّ۪يۚ
لَا
يُجَلّ۪يهَا
لِوَقْتِهَٓا
اِلَّا
هُوَۜ
ثَقُلَتْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
لَا
تَأْت۪يكُمْ
اِلَّا
بَغْتَةًۜ
يَسْـَٔلُونَكَ
كَاَنَّكَ
حَفِيٌّ
عَنْهَاۜ
قُلْ
اِنَّمَا
عِلْمُهَا
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Sana, kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar, de ki: «Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, O’ndan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir.» Sen sanki öğrenmişsin gibi sana soruyorlar, de ki: «Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.»[187]
وَاِمَّا
يَنْزَغَنَّكَ
مِنَ
الشَّيْطَانِ
نَزْغٌ
فَاسْتَعِذْ
بِاللّٰهِۜ
اِنَّهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
Şeytan seni dürtecek olursa Allah’a sığın, doğrusu O işitir ve bilir.[200]
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
الْاَنْفَالِۜ
قُلِ
الْاَنْفَالُ
لِلّٰهِ
وَالرَّسُولِۚ
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَصْلِحُوا
ذَاتَ
بَيْنِكُمْۖ
وَاَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُٓ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah’ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah’tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah’a ve Peygamberine itaat edin.[1]
كَمَٓا
اَخْرَجَكَ
رَبُّكَ
مِنْ
بَيْتِكَ
بِالْحَقِّۖ
وَاِنَّ
فَر۪يقاً
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
لَكَارِهُونَۙ
Nitekim, Rabbin seni hak uğrunda evinden savaş için çıkarmıştı, oysa müslümanların bir takımı bundan hoşlanmamıştı.[5]
يُجَادِلُونَكَ
فِي
الْحَقِّ
بَعْدَ مَا
تَبَيَّنَ
كَاَنَّمَا
يُسَاقُونَ
اِلَى
الْمَوْتِ
وَهُمْ
يَنْظُرُونَۜ
Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek ortaya çıktıktan sonra bile seninle tartışıyorlardı.[6]
وَاِذْ
يَمْكُرُ
بِكَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِيُثْبِتُوكَ
اَوْ
يَقْتُلُوكَ
اَوْ
يُخْرِجُوكَۜ
وَيَمْكُرُونَ
وَيَمْكُرُ
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
خَيْرُ
الْمَاكِر۪ينَ
İnkar edenler, seni bağlayıp bir yere kapamak veya öldürmek, ya da sürmek için düzen kuruyorlardı. Onlar düzen kurarken, Allah da düzenlerini bozuyordu. Allah düzen yapanların en iyisidir.[30]
اِذْ
يُر۪يكَهُمُ
اللّٰهُ
ف۪ي
مَنَامِكَ
قَل۪يلاًۜ
وَلَوْ
اَرٰيكَهُمْ
كَث۪يراً
لَفَشِلْتُمْ
وَلَتَنَازَعْتُمْ
فِي
الْاَمْرِ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
سَلَّمَۜ
اِنَّهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Çok göstermiş olsaydı, yılacak ve bu hususta çekişmeye başlıyacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; çünkü O kalblerde olanı bilir.[43]
وَاِنْ
يُر۪يدُٓوا
اَنْ
يَخْدَعُوكَ
فَاِنَّ
حَسْبَكَ
اللّٰهُۜ
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَيَّدَكَ
بِنَصْرِه۪
وَبِالْمُؤْمِن۪ينَۙ
Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O’dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü’dür, Hakim’dir.[62-63]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
حَسْبُكَ
اللّٰهُ
وَمَنِ
اتَّبَعَكَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ۟
Allah’ın yardımı sana ve sana uyan müminlere yeter.[64]
وَاِنْ
اَحَدٌ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَ
اسْتَجَارَكَ
فَاَجِرْهُ
حَتّٰى
يَسْمَعَ
كَلَامَ
اللّٰهِ
ثُمَّ
اَبْلِغْهُ
مَأْمَنَهُۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
قَوْمٌ
لَا
يَعْلَمُونَ۟
Puta tapanlardan biri sana sığınırsa, onu güvene al; ta ki Allah’ın sözünü dinlesin. Sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar bilgisiz bir topluluktur.[6]
لَوْ
كَانَ
عَرَضاً
قَر۪يباً
وَسَفَراً
قَاصِداً
لَاتَّـبَعُوكَ
وَلٰكِنْ
بَعُدَتْ
عَلَيْهِمُ
الشُّقَّةُۜ
وَسَيَحْلِفُونَ
بِاللّٰهِ
لَوِ
اسْتَطَعْنَا
لَخَرَجْنَا
مَعَكُمْۚ
يُهْلِكُونَ
اَنْفُسَهُمْۚ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
اِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ۟
Kolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı, fakat çıkılacak yol onlara uzak geldi, kendilerini helak ederek, «Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık» diye Allah’a yemin edeceklerdir. Allah, onların yalancı olduğunu elbette biliyor.[42]
لَا
يَسْتَأْذِنُكَ
الَّذ۪ينَ
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
اَنْ
يُجَاهِدُوا
بِاَمْوَالِهِمْ
وَاَنْفُسِهِمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِالْمُتَّق۪ينَ
Allah’a ve ahiret gününe inananlar, mallariyle, canlariyle savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir.[44]
اِنَّمَا
يَسْتَأْذِنُكَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَارْتَابَتْ
قُلُوبُهُمْ
فَهُمْ
ف۪ي
رَيْبِهِمْ
يَتَرَدَّدُونَ
Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.[45]
اِنْ
تُصِبْكَ
حَسَنَةٌ
تَسُؤْهُمْۚ
وَاِنْ
تُصِبْكَ
مُص۪يبَةٌ
يَقُولُوا
قَدْ
اَخَذْنَٓا
اَمْرَنَا
مِنْ
قَبْلُ
وَيَتَوَلَّوْا
وَهُمْ
فَرِحُونَ
Sana bir iyilik gelince onların fenasına gider; bir kötülük gelse, «Biz önceden ihtiyatlı davrandık» derler, sevinerek dönüp giderler.[50]
فَلَا
تُعْجِبْكَ
اَمْوَالُهُمْ
وَلَٓا
اَوْلَادُهُمْۜ
اِنَّمَا
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
لِيُعَذِّبَهُمْ
بِهَا
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَتَزْهَقَ
اَنْفُسُهُمْ
وَهُمْ
كَافِرُونَ
Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.[55]
وَمِنْهُمْ
مَنْ
يَلْمِزُكَ
فِي
الصَّدَقَاتِۚ
فَاِنْ
اُعْطُوا
مِنْهَا
رَضُوا
وَاِنْ
لَمْ
يُعْطَوْا
مِنْهَٓا
اِذَا
هُمْ
يَسْخَطُونَ
Sadakalar hakkında sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar, verilmezse, hemen öfkeleniverirler.[58]
فَاِنْ
رَجَعَكَ
اللّٰهُ
اِلٰى
طَٓائِفَةٍ
مِنْهُمْ
فَاسْتَأْذَنُوكَ
لِلْخُرُوجِ
فَقُلْ
لَنْ
تَخْرُجُوا
مَعِيَ
اَبَداً
وَلَنْ
تُقَاتِلُوا
مَعِيَ
عَدُواًّۜ
اِنَّكُمْ
رَض۪يتُمْ
بِالْقُعُودِ
اَوَّلَ
مَرَّةٍ
فَاقْعُدُوا
مَعَ
الْخَالِف۪ينَ
Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: «Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşmıyacaksınız; çünkü baştan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun.»[83]
وَلَا
تُعْجِبْكَ
اَمْوَالُهُمْ
وَاَوْلَادُهُمْۜ
اِنَّمَا
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
اَنْ
يُعَذِّبَهُمْ
بِهَا
فِي
الدُّنْيَا
وَتَزْهَقَ
اَنْفُسُهُمْ
وَهُمْ
كَافِرُونَ
Malları ve çocukları seni hayrete düşürmesin; Allah bunlarla onlara dünyada azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.[85]
Yükleniyor...