ق و م

660 kelime · i'rab ağacında: 640

Cümledeki kullanımı

Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.

Mevsûf 192 ayetler
Sıfat 192 ayetler
الظَّالِمِينَ 24 ↗ يُؤْمِنُونَ 19 ↗ الْفَاسِقِينَ 15 ↗ الْكَافِرِينَ 13 ↗ يَعْلَمُونَ 10 ↗ مُجْرِمِينَ 10 ↗ يَعْقِلُونَ 9 ↗ الَّذِينَ 7 يَتَفَكَّرُونَ 7 ↗ آخَرِينَ 5 ↗ يَفْقَهُونَ 4 ↗ يُوقِنُونَ 4 ↗
+51 daha (daha az geçenler)
Muzâf 187 ayetler
Mecrur 152 ayetler
Mef'ûlun bih 131 ayetler
Muzâfun ileyh 113 ayetler
Fiil 97 ayetler
Fâil 97 ayetler
Mef'ûlun bih 54 ayetler
Harf-i cer 13 ayetler
Mef'ûlun fîh 12 ayetler
Mef'ûlun lieclih 7 ayetler
Hâl 6 ayetler
Mef'ûlun mutlak 4 ayetler
Mef'ûlun maah 1 ayetler
Sıfat 89 ayetler
Fâil 25 ayetler
Haber 25 ayetler
Mef'ûlun bih (2.) 8 ayetler
Mübteda 7 ayetler
Bedel 6 ayetler
Hâl 5 ayetler
Mef'ûlun fîh 4 ayetler
Mef'ûlun lieclih 4 ayetler
Mübdelün minh 3 ayetler
Mef'ûlun mutlak 1 ayetler
Müekked 1 ayetler
Temyiz 1 ayetler

Mef'ûlun fîh

4 ayet · ق و م kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)

وَوٰعَدْنَا مُوسٰى ثَلٰث۪ينَ لَيْلَةً وَاَتْمَمْنَاهَا بِعَشْرٍ فَتَمَّ م۪يقَاتُ رَبِّه۪ٓ اَرْبَع۪ينَ لَيْلَةًۚ وَقَالَ مُوسٰى لِاَخ۪يهِ هٰرُونَ اخْلُفْن۪ي ف۪ي قَوْم۪ي وَاَصْلِحْ وَلَا تَتَّبِـعْ سَب۪يلَ الْمُفْسِد۪ينَ
Musa’ya otuz gece vade verip sonra buna on gece daha kattık; böylece Rabbinin tayin ettiği müddet kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun’a, «Milletim içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna gitme» dedi.[142]
لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ يَحْفَظُونَهُ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۜ وَاِذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِقَوْمٍ سُٓوءاً فَلَا مَرَدَّ لَهُۚ وَمَا لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَالٍ
Ardında ve önünde insanoğlunu takip edenler vardır; Allah’ın emriyle onu gözetirler. Bir millet kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez. Onlar için Allah’tan başka hami de bulunmaz.[11]
قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ
Cinlerden bir ifrit: «Sen yerinden kalkmadan önce sana onu getiririm, buna karşı güvenilir bir güce sahibim» dedi.[39]
وَنَادٰى فِرْعَوْنُ ف۪ي قَوْمِه۪ قَالَ يَا قَوْمِ اَلَيْسَ ل۪ي مُلْكُ مِصْرَ وَهٰذِهِ الْاَنْهَارُ تَجْر۪ي مِنْ تَحْت۪يۚ اَفَلَا تُبْصِرُونَۜ
Firavun, milletine şöyle seslendi: «Ey milletim! Mısır hükümdarlığı ve memleketimde akan bu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?»[51]
Yükleniyor...