ق ض ي
63 kelime · i'rab ağacında: 62
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 59 ayetler
Fâil 37 ayetler
Mef'ûlun bih 29 ayetler
أَمْرًا
8
↗
مَا
2
الْمَوْتَ
2
↗
وَطَرًا
2
↗
أَجَلًا
2
↗
أَيِّ
1
بَيْنَ
1
ذَلِكَ
1
هَذِهِ
1
(هُ)
gizli 1
لَتَعْلُنَّ
1
↗
لَتُفْسِدُنَّ
1
↗
+7 daha (daha az geçenler)
Nâib-i fâil 22 ayetler
Harf-i cer 17 ayetler
Mef'ûlun fîh 14 ayetler
Hâl 4 ayetler
Fiil Harf-i cer
16 ayet · ق ض ي kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَلَوْ
يُعَجِّلُ
اللّٰهُ
لِلنَّاسِ
الشَّرَّ
اسْتِعْجَالَهُمْ
بِالْخَيْرِ
لَقُضِيَ
اِلَيْهِمْ
اَجَلُهُمْۜ
فَنَذَرُ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
ف۪ي
طُغْيَانِهِمْ
يَعْمَهُونَ
İyiliği acele isteyen kimselere Allah fenalığı da çarçabuk verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakırız.[11]
وَمَا
كَانَ
النَّاسُ
اِلَّٓا
اُمَّةً
وَاحِدَةً
فَاخْتَلَفُواۜ
وَلَوْلَا
كَلِمَةٌ
سَبَقَتْ
مِنْ
رَبِّكَ
لَقُضِيَ
بَيْنَهُمْ
ف۪يمَا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
İnsanlar bir tek ümmettiler, sonra ayrılığa düştüler; şayet Rabbinden, daha önce bir takdir geçmemiş olsaydı, aralarında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu.[19]
وَاتْلُ
عَلَيْهِمْ
نَبَاَ
نُوحٍۢ
اِذْ
قَالَ
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
اِنْ
كَانَ
كَبُرَ
عَلَيْكُمْ
مَقَام۪ي
وَتَذْك۪ير۪ي
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَعَلَى
اللّٰهِ
تَوَكَّلْتُ
فَاَجْمِعُٓوا
اَمْرَكُمْ
وَشُرَكَٓاءَكُمْ
ثُمَّ
لَا
يَكُنْ
اَمْرُكُمْ
عَلَيْكُمْ
غُمَّةً
ثُمَّ
اقْضُٓوا
اِلَيَّ
وَلَا
تُنْظِرُونِ
Onlara Nuh’un başından geçenleri anlat: Milletine, «Ey milletim! Eğer durumum, Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa ki ben Allah’a güvenmişimdir siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin» demişti.[71]
وَلَقَدْ
بَوَّأْنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
مُبَوَّاَ
صِدْقٍ
وَرَزَقْنَاهُمْ
مِنَ
الطَّيِّبَاتِۚ
فَمَا
اخْتَلَفُوا
حَتّٰى
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
يَقْض۪ي
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.[93]
وَقَضَيْنَٓا
اِلَيْهِ
ذٰلِكَ
الْاَمْرَ
اَنَّ
دَابِرَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَقْطُوعٌ
مُصْبِح۪ينَ
Böylece Lut’a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik.[66]
وَقَضَيْنَٓا
اِلٰى
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
فِي
الْكِتَابِ
لَتُفْسِدُنَّ
فِي
الْاَرْضِ
مَرَّتَيْنِ
وَلَتَعْـلُنَّ
عُـلُواًّ
كَب۪يراً
İsrailoğullarına Kitap’da: «Doğrusu yeryüzünde iki defa bozgunculuk yapacak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz» diye bildirdik.[4]
فَتَعَالَى
اللّٰهُ
الْمَلِكُ
الْحَقُّۚ
وَلَا
تَعْجَلْ
بِالْقُرْاٰنِ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يُقْضٰٓى
اِلَيْكَ
وَحْيُهُۘ
وَقُلْ
رَبِّ
زِدْن۪ي
عِلْماً
Gerçek hükümdar olan Allah Yüce’dir. Kuran sana vahyedilirken, vahy bitmezden önce, unutmamak için, tekrarda acele edip durma, «Rabbim! ilmimi artır» de.[114]
اِنَّ
رَبَّكَ
يَقْض۪ي
بَيْنَهُمْ
بِحُكْمِه۪ۚ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْعَل۪يمُۚ
Rabbin şüphesiz, aralarında, kendi hükmünü verecektir. O güçlüdür, bilendir.[78]
وَدَخَلَ
الْمَد۪ينَةَ
عَلٰى
ح۪ينِ
غَفْلَةٍ
مِنْ
اَهْلِهَا
فَوَجَدَ
ف۪يهَا
رَجُلَيْنِ
يَقْتَتِلَانِۘ
هٰذَا
مِنْ
ش۪يعَتِه۪
وَهٰذَا
مِنْ
عَدُوِّه۪ۚ
فَاسْتَغَاثَهُ
الَّذ۪ي
مِنْ
ش۪يعَتِه۪
عَلَى
الَّذ۪ي
مِنْ
عَدُوِّه۪ۙ
فَوَكَزَهُ
مُوسٰى
فَقَضٰى
عَلَيْهِۘ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
عَمَلِ
الشَّيْطَانِۜ
اِنَّهُ
عَدُوٌّ
مُضِلٌّ
مُب۪ينٌ
Musa, halkının haberi olmadığı bir zamanda, şehre girdi. Biri kendi adamlarından, diğeri de düşmanı olan iki adamı döğüşür buldu. Kendi tarafından olan kimse, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa, onun düşmanına bir yumruk vurdu; ölümüne sebep oldu. «Bu şeytanin işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır» dedi.[15]
وَمَا
كُنْتَ
بِجَانِبِ
الْغَرْبِيِّ
اِذْ
قَضَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسَى
الْاَمْرَ
وَمَا
كُنْتَ
مِنَ
الشَّاهِد۪ينَۙ
Musa’ya hükmümüzü bildirdiğimiz zaman, sen batı yönünde, (Musa’yı bekleyenler arasında) değildin, onu görenler arasında da yoktun.[44]
فَلَمَّا
قَضَيْنَا
عَلَيْهِ
الْمَوْتَ
مَا
دَلَّهُمْ
عَلٰى
مَوْتِه۪ٓ
اِلَّا
دَٓابَّةُ
الْاَرْضِ
تَأْكُلُ
مِنْسَاَتَهُۚ
فَلَمَّا
خَرَّ
تَبَيَّنَتِ
الْجِنُّ
اَنْ
لَوْ
كَانُوا
يَعْلَمُونَ
الْغَيْبَ
مَا
لَبِثُوا
فِي
الْعَذَابِ
الْمُه۪ينِ
Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, ancak değneğini yiyen kurt onun ölümünü cinlere farkettirdi. O, ölü olarak yere düşünce, ortaya çıktı ki, şayet cinler görülmeyeni bilmiş olsalardı alçak düşüren bir azap içinde kalmazlardı.[14]
اَللّٰهُ
يَتَوَفَّى
الْاَنْفُسَ
ح۪ينَ
مَوْتِهَا
وَالَّت۪ي
لَمْ
تَمُتْ
ف۪ي
مَنَامِهَاۚ
فَيُمْسِكُ
الَّت۪ي
قَضٰى
عَلَيْهَا
الْمَوْتَ
وَيُرْسِلُ
الْاُخْرٰٓى
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır.[42]
وَاللّٰهُ
يَقْض۪ي
بِالْحَقِّۜ
وَالَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِه۪
لَا
يَقْضُونَ
بِشَيْءٍۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
السَّم۪يعُ
الْبَص۪يرُ۟
Allah, gerçekle hükmeder. O’nu bırakıp da yalvardıkları putlar bir şeye hüküm veremez. Şüphesiz Allah işitir ve görür.[20]
وَلَقَدْ
اَرْسَلْنَا
رُسُلاً
مِنْ
قَبْلِكَ
مِنْهُمْ
مَنْ
قَصَصْنَا
عَلَيْكَ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
لَمْ
نَقْصُصْ
عَلَيْكَۜ
وَمَا
كَانَ
لِرَسُولٍ
اَنْ
يَأْتِيَ
بِاٰيَةٍ
اِلَّا
بِـاِذْنِ
اللّٰهِۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
اَمْرُ
اللّٰهِ
قُضِيَ
بِالْحَقِّ
وَخَسِرَ
هُنَالِكَ
الْمُبْطِلُونَ۟
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah’ın buyruğu gelince iş gerçekten biter. İşte o zaman, boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar.[78]
وَنَادَوْا
يَا مَالِكُ
لِيَقْضِ
عَلَيْنَا
رَبُّكَۜ
قَالَ
اِنَّكُمْ
مَاكِثُونَ
Cehennemde şöyle seslenilir: «Ey Nöbetçi! Rabbin hiç değilse canımızı alsın.» Nöbetçi: «Siz böyle kalacaksınız» der.[77]
وَاٰتَيْنَاهُمْ
بَيِّنَاتٍ
مِنَ
الْاَمْرِۚ
فَمَا
اخْتَلَفُٓوا
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُۙ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
يَقْض۪ي
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir.[17]
Yükleniyor...