أ ت ي
549 kelime · i'rab ağacında: 539
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 530 ayetler
Fâil 462 ayetler
و
zamir 101
(هُوَ)
gizli 77
نَا
zamir 75
(أَنْتَ)
gizli 29
اللَّهُ
25
↗
الْعَذَابُ
15
↗
ت
zamir 14
(نَحْنُ)
gizli 13
رُسُلُ
12
↗
(هِيَ)
gizli 11
ن
zamir 8
(أَنَا)
gizli 7
+39 daha (daha az geçenler)
نَبَأُ
7
↗
حَدِيثُ
5
↗
ا
zamir 5
يَوْمٌ
4
↗
آيَةٍ
4
↗
السَّاعَةُ
4
↗
الْمَلَائِكَةُ
3
↗
نَذِيرٍ
3
↗
أَمْرُ
3
↗
رَبُّ
3
↗
بَأْسُ
2
↗
الْمَوْتُ
2
↗
هُدًى
2
↗
الْيَقِينُ
2
↗
بَعْضُ
2
↗
الْبَيِّنَةُ
2
↗
ذِكْرٍ
2
↗
تَأْوِيلُ
2
↗
الَّذِينَ
1
طَعَامٌ
1
↗
طَائِفَةٌ
1
↗
عَرَضٌ
1
↗
عَامٌ
1
↗
غَاشِيَةٌ
1
↗
كُلُّ
1
↗
مَثَلُ
1
↗
نَصْرُ
1
↗
الْبَاطِلُ
1
↗
وَعْدُ
1
↗
التَّابُوتُ
1
↗
الْأَحْزَابُ
1
↗
حِيتَانُ
1
↗
حِينٌ
1
↗
رِزْقُ
1
↗
سَبْعٌ
1
↗
مُسْتَمِعُ
1
↗
السَّمَاءُ
1
↗
سُنَّةُ
1
↗
ي
zamir 1
Mef'ûlun bih 444 ayetler
هُمْ
zamir 91
الْكِتَابَ
49
↗
كُمْ
zamir 48
هُ
zamir 41
نَا
zamir 27
(هُ)
gizli 26
الزَّكَاةَ
24
↗
كَ
zamir 23
ي
zamir 21
مُوسَى
18
↗
أَجْرًا
18
↗
الْعِلْمَ
15
↗
+95 daha (daha az geçenler)
الْحِكْمَةَ
13
↗
مَا
12
هَا
zamir 11
هُنَّ
zamir 10
مِنْ
8
أَمْوَالَ
6
↗
مِثْلَ
5
↗
الْمُلْكَ
5
↗
ابْنَ
5
↗
الْمَسَاكِينَ
5
↗
عِيسَى
4
↗
الْفَاحِشَةَ
4
↗
كُلَّ
4
↗
النُّبُوَّةَ
4
↗
نَصِيبًا
4
↗
خَيْرًا
4
↗
دَاوُدَ
4
↗
رَحْمَةً
4
↗
الَّذِينَ
3
أَحَدَ
3
↗
الْبَيِّنَاتِ
3
↗
حَسَنَةً
3
↗
حَقَّ
3
↗
ذِكْرًا
3
↗
الرِّجَالَ
3
↗
زَبُورًا
3
↗
هُمَا
zamir 3
الْإِنْجِيلَ
2
↗
الْفُرْقَانَ
2
↗
فَضْلَ
2
↗
فِرْعَوْنَ
2
↗
الْقَوْمَ
2
↗
الْهُدَى
2
↗
الْيَتَامَى
2
↗
الْأَرْضَ
2
↗
أُكُلَ
2
↗
الْإِيمَانَ
2
↗
ذَا
2
↗
أَهْلَ
2
↗
آلَ
2
↗
آيَاتِ
2
↗
السَّائِلِينَ
2
↗
إِبْرَاهِيمَ
2
↗
صَالِحًا
2
↗
كُمَا
zamir 2
كَمْ
1
هَذَا
1
(شَيْئًا)
gizli 1
آبَاءَ
1
↗
ضِيَاءً
1
↗
نَا
1
↗
عَذَابًا
1
↗
غَدَاءَ
1
↗
فَصْلَ
1
↗
الْفُقَرَاءَ
1
↗
الْقُرْآنَ
1
↗
قِنْطَارًا
1
↗
الْبَأْسَ
1
↗
كِفْلَيْنِ
1
↗
كَ
1
↗
لُوطًا
1
↗
لُقْمَانَ
1
↗
مَلَأَ
1
↗
النِّسَاءَ
1
↗
نَقِيرًا
1
↗
الْمُنْكَرَ
1
↗
النَّاسَ
1
↗
النَّاقَةَ
1
↗
الْمُهَاجِرِينَ
1
↗
هَارُونَ
1
↗
مَوْثِقًا
1
↗
سَعَةً
1
↗
وَلَدًا
1
↗
الْبُيُوتَ
1
↗
تِسْعَ
1
↗
ثَوَابَ
1
↗
ثَمُودَ
1
↗
حَرْثَ
1
↗
حَنَانًا
1
↗
الْحِكْمَةَ
1
↗
اللَّهَ
1
↗
ذَوِي
1
↗
رَبَّ
1
↗
الرِّقَابِ
1
↗
زِينَةً
1
↗
سَبَبًا
1
↗
سَبْعًا
1
↗
السِّحْرَ
1
↗
السُّفَهَاءَ
1
↗
سُلْطَانًا
1
↗
سُلَيْمَانَ
1
↗
صُحُفًا
1
↗
صَدُقَاتِ
1
↗
الصَّلَاةَ
1
↗
ضِعْفَيْنِ
1
↗
Harf-i cer 126 ayetler
بِ
98
مِنْ
24
عَلَى
7
أَجْرَ
1
إِلَى
1
بِ
ile bağlanan
هُ
zamir 12
آيَةٍ
7
↗
مَا
5
سُلْطَانٍ
5
↗
كُلِّ
4
↗
مِثْلِ
4
↗
هَا
zamir 4
فَاحِشَةٍ
3
↗
كِتَابٍ
3
↗
أَمْرِ
3
↗
آبَاءِ
2
(هُ)
gizli 2
+41 daha (daha az geçenler)
عَذَابٍ
2
↗
الْمَلَائِكَةِ
2
↗
الْبَيِّنَاتِ
2
↗
الْحَقِّ
2
↗
خَلْقٍ
2
↗
خَيْرٍ
2
↗
سُورَةٍ
2
↗
الشَّهَادَةِ
2
↗
ضِيَاءٍ
1
↗
عَرْشِ
1
↗
الْمَعْرُوفِ
1
↗
عَشْرِ
1
↗
الْفَتْحِ
1
↗
قَبَسٍ
1
↗
قُرْآنٍ
1
↗
قُرْبَانٍ
1
↗
قَوْمٍ
1
↗
أَثَارَةٍ
1
↗
لَيْلٍ
1
↗
مَاءٍ
1
↗
يَمِينِ
1
↗
بُهْتَانٍ
1
↗
آخَرِينَ
1
↗
أَخٍ
1
↗
التَّوْرَاةِ
1
↗
جَذْوَةٍ
1
↗
جُنُودٍ
1
↗
حَدِيثٍ
1
↗
خَبَرٍ
1
↗
اللَّهِ
1
↗
دُخَانٍ
1
↗
ذِكْرِ
1
↗
أَرْبَعَةِ
1
↗
رِزْقٍ
1
↗
أَهْلِ
1
↗
سِحْرٍ
1
↗
شُرَكَاءِ
1
↗
الشَّمْسِ
1
↗
شِهَابٍ
1
↗
كُمْ
zamir 1
هُمْ
zamir 1
مِنْ
ile bağlanan
هَا
zamir 5
فَضْلِ
3
↗
كُلِّ
3
↗
كِتَابٍ
2
↗
رَبِّ
2
↗
ظُهُورِ
1
↗
الْمَغْرِبِ
1
↗
الْغَمَامِ
1
↗
الْقَوَاعِدِ
1
↗
لَدُنْ
1
↗
الْمُلْكِ
1
↗
مَالِ
1
↗
+3 daha (daha az geçenler)
عَلَى
ile bağlanan
أَجْرَ
ile bağlanan
إِلَى
ile bağlanan
Nâib-i fâil 68 ayetler
Hâl 57 ayetler
(كُلِّ)
gizli 7
هُمْ
zamir 7
(عَلَى كُلِّ حَالٍ)
gizli 3
أَنْتُمْ
zamir 3
فَضْلِ
2
↗
قَلْبٍ
2
↗
نَنْقُصُ
2
↗
مُحْصَنَاتٍ
2
↗
دُونِ
2
↗
مُسْلِمِينَ
2
↗
شَهْوَةً
2
↗
cümle
1
+32 daha (daha az geçenler)
بَيَاتًا
1
وَ
1
(مِنْ كُلِّ حَالٍ)
gizli 1
(يَفْعَلُونَ)
gizli 1
عِلْمٍ
1
↗
تَأْتِي
1
غَيْرَ
1
↗
نُفَرِّقُ
1
↗
قَوْمِ
1
↗
كُلِّ
1
↗
يَكُنْ
1
↗
نِسَاءِ
1
↗
نَصِيبٍ
1
↗
هُدًى
1
↗
بَصَائِرَ
1
↗
مُتَّخِذَاتِ
1
↗
إِذْنِ
1
↗
مُجْرِمًا
1
↗
أُسَارَى
1
↗
تَحْمِلُ
1
↗
دَاخِرِينَ
1
↗
يُدْعَوْنَ
1
↗
مُذْعِنِينَ
1
↗
رِجَالًا
1
↗
رَحْمَةً
1
↗
تُرِيدُونَ
1
↗
يَتَزَكَّى
1
↗
أَشِحَّةً
1
↗
شُرَّعًا
1
↗
صَبِيًّا
1
↗
كُمْ
zamir 1
نَحْنُ
zamir 1
Mef'ûlun fîh 52 ayetler
Mef'ûlun lieclih 10 ayetler
Mef'ûlun mutlak 7 ayetler
Muzâfun ileyh 22 ayetler
Haber 21 ayetler
Sıfat 17 ayetler
Mecrur 2 ayetler
Fiil Fâil
418 ayet · أ ت ي kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
اَتَأْتُونَ
الذُّكْرَانَ
مِنَ
الْعَالَم۪ينَۙ
Kardeşleri Lut, onlara: «Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz» dedi.[161-166]
فَيَأْتِيَهُمْ
بَغْتَةً
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَۙ
Suçluların kalblerine Kuran’ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.[200-202]
اَلَّذ۪ينَ
يُق۪يمُونَ
الصَّلٰوةَ
وَيُؤْتُونَ
الزَّكٰوةَ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
هُمْ
يُوقِنُونَ
Bunlar, namaz kılan, zekat veren ve ahirete de kesin olarak inanan müminlere doğruluk rehberi ve müjdedir.[2-3]
اِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِاَهْلِه۪ٓ
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراًۜ
سَاٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِخَبَرٍ
اَوْ
اٰت۪يكُمْ
بِشِهَابٍ
قَبَسٍ
لَعَلَّكُمْ
تَصْطَلُونَ
Musa, ailesine: «Ben bir ateş gördüm; size oradan ya bir haber getireceğim, yahut ısınasınız diye tutuşmuş bir odun getireceğim» demişti.[7]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
دَاوُ۫دَ
وَسُلَيْمٰنَ
عِلْماًۚ
وَقَالَا
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
فَضَّلَنَا
عَلٰى
كَث۪يرٍ
مِنْ
عِبَادِهِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
And olsun ki, Davud’a ve Süleyman’a ilim verdik. İkisi «Bizi mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun» dediler.[15]
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَتَوْا
عَلٰى
وَادِ
النَّمْلِۙ
قَالَتْ
نَمْلَةٌ
يَٓا اَيُّهَا
النَّمْلُ
ادْخُلُوا
مَسَاكِنَكُمْۚ
لَا
يَحْطِمَنَّكُمْ
سُلَيْمٰنُ
وَجُنُودُهُۙ
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: «Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman’ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin» dedi.[18]
لَاُعَذِّبَنَّهُ
عَذَاباً
شَد۪يداً
اَوْ
لَا۬اَذْبَحَنَّهُٓ
اَوْ
لَيَأْتِيَنّ۪ي
بِسُلْطَانٍ
مُب۪ينٍ
Süleyman, kuşları araştırarak: «Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim» dedi.[20-21]
اَلَّا
تَعْلُوا
عَلَيَّ
وَأْتُون۪ي
مُسْلِم۪ينَ۟
Sebe melikesi: «Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye başlayan ve ’sakın bana karşı baş kaldırmayın ve teslim olarak gelin’ diyen Süleyman’dan gönderilen önemli bir mektup bırakıldı» dedi.[29-31]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
سُلَيْمٰنَ
قَالَ
اَتُمِدُّونَنِ
بِمَالٍۘ
فَمَٓا
اٰتٰينِيَ
اللّٰهُ
خَيْرٌ
مِمَّٓا
اٰتٰيكُمْۚ
بَلْ
اَنْتُمْ
بِهَدِيَّتِكُمْ
تَفْرَحُونَ
Süleyman’a geldiklerinde: «Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız» dedi.[36-37]
اِرْجِعْ
اِلَيْهِمْ
فَلَنَأْتِيَنَّهُمْ
بِجُنُودٍ
لَا
قِبَلَ
لَهُمْ
بِهَا
وَلَنُخْرِجَنَّهُمْ
مِنْهَٓا
اَذِلَّةً
وَهُمْ
صَاغِرُونَ
Süleyman’a geldiklerinde: «Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız» dedi.[36-37]
قَالَ
يَٓا اَيُّهَا
الْمَلَؤُ۬ا
اَيُّكُمْ
يَأْت۪ين۪ي
بِعَرْشِهَا
قَبْلَ
اَنْ
يَأْتُون۪ي
مُسْلِم۪ينَ
Süleyman: «Ey cemaat! Bana teslim olmalarından önce, hanginiz o kraliçenin tahtını yanıma getirebilir?» dedi.[38]
قَالَ
عِفْر۪يتٌ
مِنَ
الْجِنِّ
اَنَا۬
اٰت۪يكَ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
تَقُومَ
مِنْ
مَقَامِكَۚ
وَاِنّ۪ي
عَلَيْهِ
لَقَوِيٌّ
اَم۪ينٌ
Cinlerden bir ifrit: «Sen yerinden kalkmadan önce sana onu getiririm, buna karşı güvenilir bir güce sahibim» dedi.[39]
قَالَ
الَّذ۪ي
عِنْدَهُ
عِلْمٌ
مِنَ
الْكِتَابِ
اَنَا۬
اٰت۪يكَ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَرْتَدَّ
اِلَيْكَ
طَرْفُكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهُ
مُسْتَقِراًّ
عِنْدَهُ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
فَضْلِ
رَبّ۪ي۠
لِيَبْلُوَن۪ٓي
ءَاَشْكُرُ
اَمْ
اَكْفُرُۜ
وَمَنْ
شَكَرَ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
رَبّ۪ي
غَنِيٌّ
كَر۪يمٌ
Kitabın bilgisine sahip olan biri: «Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: «Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir» dedi.[40]
وَلُوطاً
اِذْ
قَالَ
لِقَوْمِه۪ٓ
اَتَأْتُونَ
الْفَاحِشَةَ
وَاَنْتُمْ
تُبْصِرُونَ
Lut’u da gönderdik; milletine şöyle dedi: «Göz göre göre bir hayasızlık mı yapıyorsunuz?»[54]
اَئِنَّكُمْ
لَتَأْتُونَ
الرِّجَالَ
شَهْوَةً
مِنْ
دُونِ
النِّسَٓاءِۜ
بَلْ
اَنْتُمْ
قَوْمٌ
تَجْهَلُونَ
«Kadınları bırakıp, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz; evet, siz cahil bir milletsiniz.»[55]
وَيَوْمَ
يُنْفَخُ
فِي
الصُّورِ
فَفَزِعَ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
اِلَّا
مَنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُۜ
وَكُلٌّ
اَتَوْهُ
دَاخِر۪ينَ
Sura üfürüldüğü gün, Allah’ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar da yerde olanlar da, korku içinde kalırlar. Hepsi Allah’a boyunları bükülmüş olarak gelirler.[87]
وَلَمَّا
بَلَغَ
اَشُدَّهُ
وَاسْتَوٰٓى
اٰتَيْنَاهُ
حُكْماً
وَعِلْماًۜ
وَكَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْمُحْسِن۪ينَ
Musa erginlik çağına gelip olgunlaşınca, ona hikmet ve ilim verdik. İyi davrananları böyle mükafatlandırırız.[14]
فَلَمَّا
قَضٰى
مُوسَى
الْاَجَلَ
وَسَارَ
بِاَهْلِه۪ٓ
اٰنَسَ
مِنْ
جَانِبِ
الطُّورِ
نَاراًۚ
قَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِخَبَرٍ
اَوْ
جَذْوَةٍ
مِنَ
النَّارِ
لَعَلَّكُمْ
تَصْطَلُونَ
Musa süreyi doldurunca, ailesiyle birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateş gördü. Ailesine: «Durunuz, ben bir ateş gördüm; belki oradan size bir haber yahut tutuşmuş bir odun getiririm de ısınabilirsiniz» dedi.[29]
فَلَمَّٓا
اَتٰيهَا
نُودِيَ
مِنْ
شَاطِئِ
الْوَادِ
الْاَيْمَنِ
فِي
الْبُقْعَةِ
الْمُبَارَكَةِ
مِنَ
الشَّجَرَةِ
اَنْ
يَا مُوسٰٓى
اِنّ۪ٓي
اَنَا
اللّٰهُ
رَبُّ
الْعَالَم۪ينَۙ
Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaç cihetinden: «Ey Musa! Şüphesiz Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım» diye seslenildi.[30]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
مِنْ
بَعْدِ
مَٓا
اَهْلَكْنَا
الْقُرُونَ
الْاُو۫لٰى
بَصَٓائِرَ
لِلنَّاسِ
وَهُدًى
وَرَحْمَةً
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
And olsun ki, Musa’ya, ilk nesilleri yok ettikten sonra, insanlar düşünsünler diye Kitap’ı, açık belgeler, doğruluk rehberi ve rahmet olarak verdik.[43]
Yükleniyor...