ف ت ن
60 kelime · i'rab ağacında: 60
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 23 ayetler
Mevsûf 10 ayetler
Haber 6 ayetler
Mevsûf Sıfat
10 ayet · ف ت ن kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَاتَّقُوا
فِتْنَةً
لَا
تُص۪يبَنَّ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
مِنْكُمْ
خَٓاصَّةًۚ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Aranızdan yalnız zalimlere erişmekle kalmayacak fitneden sakının, Allah’ın azabının şiddetli olduğunu bilin.[25]
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بَعْضُهُمْ
اَوْلِيَٓاءُ
بَعْضٍۜ
اِلَّا
تَفْعَلُوهُ
تَكُنْ
فِتْنَةٌ
فِي
الْاَرْضِ
وَفَسَادٌ
كَب۪يرٌۜ
İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.[73]
فَقَالُوا
عَلَى
اللّٰهِ
تَوَكَّلْنَاۚ
رَبَّـنَا
لَا
تَجْعَلْنَا
فِتْنَةً
لِلْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَۙ
«Allah’a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar» dediler.[85-86]
وَاِذْ
قُلْنَا
لَكَ
اِنَّ
رَبَّكَ
اَحَاطَ
بِالنَّاسِۜ
وَمَا
جَعَلْنَا
الرُّءْيَا
الَّت۪ٓي
اَرَيْنَاكَ
اِلَّا
فِتْنَةً
لِلنَّاسِ
وَالشَّجَرَةَ
الْمَلْعُونَةَ
فِي
الْقُرْاٰنِۜ
وَنُخَوِّفُهُمْۙ
فَمَا
يَز۪يدُهُمْ
اِلَّا
طُغْيَاناً
كَب۪يراً۟
Sana: «Rabbin şüphesiz insanları kuşatmıştır» demiştik; sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kuran’da lanetlenmiş ağaçla, sadece insanları denedik. Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka birşeye yaramıyor.[60]
وَاِنْ
اَدْر۪ي
لَعَلَّهُ
فِتْنَةٌ
لَكُمْ
وَمَتَاعٌ
اِلٰى
ح۪ينٍ
«Bilmem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.»[111]
لِيَجْعَلَ
مَا
يُلْقِي
الشَّيْطَانُ
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْقَاسِيَةِ
قُلُوبُهُمْۜ
وَاِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
لَف۪ي
شِقَاقٍ
بَع۪يدٍۙ
Allah şeytanın karıştırdığını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalbleri kaskatı olan kimseleri sınamayı vesile kılar. Zalimler şüphesiz derin bir ayrılık içindedirler.[53]
اِنَّا
جَعَلْنَاهَا
فِتْنَةً
لِلظَّالِم۪ينَ
Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık.[63]
اِنَّا
مُرْسِلُوا
النَّاقَةِ
فِتْنَةً
لَهُمْ
فَارْتَقِبْهُمْ
وَاصْطَبِرْۘ
Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih’e şöyle demiştik: «Onları gözetle ve sabret;[27]
رَبَّنَا
لَا
تَجْعَلْنَا
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَاغْفِرْ
لَنَا
رَبَّنَاۚ
اِنَّكَ
اَنْتَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
«Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerle deneme; bizi bağışla, doğrusu Sen, güçlü olan, Hakim olansın.»[5]
وَمَا
جَعَلْنَٓا
اَصْحَابَ
النَّارِ
اِلَّا
مَلٰٓئِكَةًۖ
وَمَا
جَعَلْنَا
عِدَّتَهُمْ
اِلَّا
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
كَـفَرُواۙ
لِيَسْتَيْقِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَيَزْدَادَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
ا۪يمَاناً
وَلَا
يَرْتَابَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَالْمُؤْمِنُونَۙ
وَلِيَقُولَ
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْـكَافِرُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَـهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
يَعْلَمُ
جُنُودَ
رَبِّكَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَمَا
هِيَ
اِلَّا
ذِكْرٰى
لِلْبَشَرِ۟
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: «Allah bu misalle neyi muradetti?» desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.[31]
Yükleniyor...