ا ن
1332 kelime · i'rab ağacında: 368
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Mef'ûlun bih 183 ayetler
Fiili 183 ayetler
يُرِيدُ
56
↗
أُمِرْتُ
16
↗
أَخَافُ
15
↗
أَمِنَ
7
↗
يَطْمَعُ
6
↗
يَسْتَطِيعُ
6
↗
مَنَعَ
5
↗
نُهِيتُ
5
↗
يُحِبُّونَ
5
↗
عَجِبْتُمْ
4
↗
أَوْزِعْ
4
↗
أَعُوذُ
3
↗
+37 daha (daha az geçenler)
هَمَّتْ
3
↗
خَشِيْتُ
3
↗
شَاءَ
3
↗
أَبَى
2
↗
يَغْفِرُ
2
↗
يَمُنُّ
2
↗
يَوَدُّ
2
↗
أَذِنَ
2
↗
يَجْرِمَنَّ
2
↗
لِيَحْذَرْ
2
↗
حَرَّمَ
2
↗
(أَعُوذُ)
gizli 1
(يَأْمُرُ)
gizli 1
عَجَزْتُ
1
↗
نَعْلَمَ
1
↗
كَتَبْنَا
1
↗
كَرِهُوا
1
↗
يُمْسِكُ
1
↗
نَزَّلَ
1
↗
أَنْسَى
1
↗
يَنْظُرُوا
1
↗
يَسْتَنْكِفَ
1
↗
تَعِدَانِ
1
↗
يَيْئَسِ
1
↗
نَتْرُكَ
1
↗
أَجْمَعُوا
1
↗
اجْنُبْ
1
↗
أَحَقُّ
1
↗
يَأْتَلْ
1
↗
ذَكِّرْ
1
↗
نَتَرَبَّصُ
1
↗
تَرْجُو
1
↗
تَرْغَبُونَ
1
↗
يَسْأَلُ
1
↗
تَسْأَمُوا
1
↗
تَسْتَتِرُونَ
1
↗
أَبَوْا
zamir 1
Muzâfun ileyh 35 ayetler
Mef'ûlun lieclih 34 ayetler
Fiili 34 ayetler
جَعَلْنَا
3
↗
أَلْقَى
2
↗
تَوَلَّى
2
↗
تَبَيَّنُوا
2
↗
(اُفْعُلُوا)
gizli 1
(أَنْزَلْنَا)
gizli 1
يَطْغَى
1
↗
نَطْمَعُ
1
↗
تُطِعْ
1
↗
تَعْضُلُوا
1
↗
فُصِّلَتْ
1
↗
تَقْتُلُونَ
1
↗
+17 daha (daha az geçenler)
Mecrur 32 ayetler
Fâil 29 ayetler
Mübteda 25 ayetler
Bedel 20 ayetler
Mübdelün minh 20 ayetler
هُ
zamir 5
مَا
2
هُمْ
zamir 2
أَنْ
1
مِنْ
1
الطَّاغُوتَ
1
↗
فِرْعَوْنَ
1
↗
نِسَاءٌ
1
↗
مِيثَاقُ
1
↗
وَاحِدَةٍ
1
↗
الْجِنُّ
1
↗
اللَّهُ
1
↗
+4 daha (daha az geçenler)
Sıfat 10 ayetler
Mecrur
32 ayet · ا ن kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَمِنْ
حَيْثُ
خَرَجْتَ
فَوَلِّ
وَجْهَكَ
شَطْرَ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِۜ
وَحَيْثُ
مَا
كُنْتُمْ
فَوَلُّوا
وُجُوهَكُمْ
شَطْرَهُۙ
لِئَلَّا
يَكُونَ
لِلنَّاسِ
عَلَيْكُمْ
حُجَّةٌۗ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
مِنْهُمْ
فَلَا
تَخْشَوْهُمْ
وَاخْشَوْن۪ي
وَلِاُتِمَّ
نِعْمَت۪ي
عَلَيْكُمْ
وَلَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَۙ
Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. İnsanların zulmedenlerinden başkalarının size karşı gösterecekleri bir hüccet olmaması için, her nerede olursanız, yüzlerinizi oranın semtine çevirin, bu hususta onlardan korkmayın. Benden korkun da size olan nimetimi tamamlayayım. Böylece doğru yolu bulursunuz.[150]
اِنَّمَا
يَأْمُرُكُمْ
بِالسُّٓوءِ
وَالْفَحْشَٓاءِ
وَاَنْ
تَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Muhakkak size, kötülüğü, hayasızlığı, Allah’a karşı da bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder.[169]
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
الْاَهِلَّةِۜ
قُلْ
هِيَ
مَوَاق۪يتُ
لِلنَّاسِ
وَالْحَجِّۜ
وَلَيْسَ
الْبِرُّ
بِاَنْ
تَأْتُوا
الْبُيُوتَ
مِنْ
ظُهُورِهَا
وَلٰكِنَّ
الْبِرَّ
مَنِ
اتَّقٰىۚ
وَأْتُوا
الْبُيُوتَ
مِنْ
اَبْوَابِهَاۖ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Sana hilal halindeki ayları sorarlar. De ki: «Onlar, insanların ve hac vakitlerinin ölçüsüdür». Evlere arkalarından girmeniz iyilik değildir; iyi kimse kötülükten sakınan kimsedir. Evlere kapılarından girin; Allah’tan sakının ki muradınıza erersiniz.[189]
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَنْ
تَبْتَغُوا
فَضْلاً
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
فَاِذَٓا
اَفَضْتُمْ
مِنْ
عَرَفَاتٍ
فَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
عِنْدَ
الْمَشْعَرِ
الْحَرَامِۖ
وَاذْكُرُوهُ
كَمَا
هَدٰيكُمْۚ
وَاِنْ
كُنْتُمْ
مِنْ
قَبْلِه۪
لَمِنَ
الضَّٓالّ۪ينَ
Rabbiniz’den refah istemenizde bir engel yoktur. Arafat’tan indiğinizde, Allah’ı Meşari Haram’da anın; O’nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Nitekim siz önceleri hiç şüphesiz sapıklardandınız.[198]
وَاِذَا
ضَرَبْتُمْ
فِي
الْاَرْضِ
فَلَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَنْ
تَقْصُرُوا
مِنَ
الصَّلٰوةِۗ
اِنْ
خِفْتُمْ
اَنْ
يَفْتِنَكُمُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
اِنَّ
الْكَافِر۪ينَ
كَانُوا
لَكُمْ
عَدُواًّ
مُب۪يناً
Yolculuk ettiğinizde, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kafirler, size apaçık düşmandırlar.[101]
وَيَسْتَفْتُونَكَ
فِي
النِّسَٓاءِۜ
قُلِ
اللّٰهُ
يُفْت۪يكُمْ
ف۪يهِنَّۙ
وَمَا
يُتْلٰى
عَلَيْكُمْ
فِي
الْكِتَابِ
ف۪ي
يَتَامَى
النِّسَٓاءِ
الّٰت۪ي
لَا
تُؤْتُونَهُنَّ
مَا
كُتِبَ
لَهُنَّ
وَتَرْغَبُونَ
اَنْ
تَنْكِحُوهُنَّ
وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ
مِنَ
الْوِلْدَانِۙ
وَاَنْ
تَقُومُوا
لِلْيَتَامٰى
بِالْقِسْطِۜ
وَمَا
تَفْعَلُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِه۪
عَل۪يماً
Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: «Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: «Bu fetva, kendilerine yazılan şeyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara ve bir de zavallı çocuklara ve yetimlere doğrulukla bakmanız hususunda Kitap’da size okunandır». Ne iyilik yaparsaniz Allah onu şüphesiz bilir.[127]
وَقَالُوا
لَوْلَا
نُزِّلَ
عَلَيْهِ
اٰيَةٌ
مِنْ
رَبِّه۪ۜ
قُلْ
اِنَّ
اللّٰهَ
قَادِرٌ
عَلٰٓى
اَنْ
يُنَزِّلَ
اٰيَةً
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
«Rabbinden ona (Muhammed’e) bir belge indirilseydi ya» dediler. De ki: «Doğrusu Allah bir belge indirmeye Kadir’dir, fakat çoğu bilmezler.»[37]
قُلْ
هُوَ
الْقَادِرُ
عَلٰٓى
اَنْ
يَبْعَثَ
عَلَيْكُمْ
عَذَاباً
مِنْ
فَوْقِكُمْ
اَوْ
مِنْ
تَحْتِ
اَرْجُلِكُمْ
اَوْ
يَلْبِسَكُمْ
شِيَعاً
وَيُذ۪يقَ
بَعْضَكُمْ
بَأْسَ
بَعْضٍۜ
اُنْظُرْ
كَيْفَ
نُصَرِّفُ
الْاٰيَاتِ
لَعَلَّهُمْ
يَفْقَهُونَ
De ki: «Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O’dur.» Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.[65]
حَق۪يقٌ
عَلٰٓى
اَنْ
لَٓا
اَقُولَ
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّۜ
قَدْ
جِئْتُكُمْ
بِبَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاَرْسِلْ
مَعِيَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۜ
Bana Allah’a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, İsrailoğullarını benimle beraber gönder» dedi.[105]
وَاخْتَارَ
مُوسٰى
قَوْمَهُ
سَبْع۪ينَ
رَجُلاً
لِم۪يقَاتِنَاۚ
فَلَمَّٓا
اَخَذَتْهُمُ
الرَّجْفَةُ
قَالَ
رَبِّ
لَوْ
شِئْتَ
اَهْلَكْتَهُمْ
مِنْ
قَبْلُ
وَاِيَّايَۜ
اَتُهْلِكُنَا
بِمَا
فَعَلَ
السُّفَـهَٓاءُ
مِنَّاۚ
اِنْ
هِيَ
اِلَّا
فِتْنَتُكَۜ
تُضِلُّ
بِهَا
مَنْ
تَشَٓاءُ
وَتَهْد۪ي
مَنْ
تَشَٓاءُۜ
اَنْتَ
وَلِيُّنَا
فَاغْفِرْ
لَنَا
وَارْحَمْنَا
وَاَنْتَ
خَيْرُ
الْغَافِر۪ينَ
Musa, tayin ettiğimiz müddette milletinden yetmiş kişi seçti; onları sarsıntı tutunca dedi ki: «Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? Bu, Senin imtihanından başka birşey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin.»[155]
رَضُوا
بِاَنْ
يَكُونُوا
مَعَ
الْخَوَالِفِ
وَطُبِـعَ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
فَهُمْ
لَا
يَفْقَهُونَ
Geri kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Kalbleri kapanmıştır, bu yüzden anlamazlar.[87]
اِنَّمَا
السَّب۪يلُ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
يَسْتَأْذِنُونَكَ
وَهُمْ
اَغْنِيَٓاءُۚ
رَضُوا
بِاَنْ
يَكُونُوا
مَعَ
الْخَوَالِفِۙ
وَطَبَعَ
اللّٰهُ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
فَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla bulunmaya razı olanlara ve Allah kalblerini mühürlemiş olduğu için bilmeyenleredir.[93]
فَمَٓا
اٰمَنَ
لِمُوسٰٓى
اِلَّا
ذُرِّيَّةٌ
مِنْ
قَوْمِه۪
عَلٰى
خَوْفٍ
مِنْ
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِهِمْ
اَنْ
يَفْتِنَهُمْۜ
وَاِنَّ
فِرْعَوْنَ
لَعَالٍ
فِي
الْاَرْضِۚ
وَاِنَّهُ
لَمِنَ
الْمُسْرِف۪ينَ
Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, milletinin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa’ya inanmamıştı, çünkü Firavun o yerde hakimdi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.[83]
قَالَ
اَبَشَّرْتُمُون۪ي
عَلٰٓى
اَنْ
مَسَّنِيَ
الْكِبَرُ
فَبِمَ
تُبَشِّرُونَ
«Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?» deyince:[54]
قُلْ
لَئِنِ
اجْتَمَعَتِ
الْاِنْسُ
وَالْجِنُّ
عَلٰٓى
اَنْ
يَأْتُوا
بِمِثْلِ
هٰذَا
الْقُرْاٰنِ
لَا
يَأْتُونَ
بِمِثْلِه۪
وَلَوْ
كَانَ
بَعْضُهُمْ
لِبَعْضٍ
ظَه۪يراً
De ki: «İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.»[88]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّ
اللّٰهَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
قَادِرٌ
عَلٰٓى
اَنْ
يَخْلُقَ
مِثْلَهُمْ
وَجَعَلَ
لَهُمْ
اَجَلاً
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِۜ
فَاَبَى
الظَّالِمُونَ
اِلَّا
كُفُوراً
Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de tekrar yaratmaya Kadir olduğunu görmezler mi? Onlar için şüphe götürmeyen bir süre tayin etmiştir. Öyleyken, zalimler, inkarcılıkta hala direnirler.[99]
قَالَ
لَهُ
مُوسٰى
هَلْ
اَتَّبِعُكَ
عَلٰٓى
اَنْ
تُعَلِّمَنِ
مِمَّا
عُلِّمْتَ
رُشْداً
Musa ona: «Sana öğretileni bana hayra götüren bir bilgi olarak öğretmen için peşinden gelebilir miyim?» dedi.[66]
قَالُوا
يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ
اِنَّ
يَأْجُوجَ
وَمَأْجُوجَ
مُفْسِدُونَ
فِي
الْاَرْضِ
فَهَلْ
نَجْعَلُ
لَكَ
خَرْجاً
عَلٰٓى
اَنْ
تَجْعَلَ
بَيْنَنَا
وَبَيْنَهُمْ
سَداًّ
Sonunda, iki dağın arasına varınca, orada nerdeyse hiç laf anlamayan bir millete rastladı.[93]
وَاِنَّا
عَلٰٓى
اَنْ
نُرِيَكَ
مَا
نَعِدُهُمْ
لَقَادِرُونَ
Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.[95]
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَنْ
تَدْخُلُوا
بُيُوتاً
غَيْرَ
مَسْكُونَةٍ
ف۪يهَا
مَتَاعٌ
لَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
مَا
تُبْدُونَ
وَمَا
تَكْتُمُونَ
İçinde malınız bulunan boş evlere girmenizde bir sorumluluk yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.[29]
Yükleniyor...