ظ ل م
315 kelime · i'rab ağacında: 286
Cümledeki kullanımı
Kökün kelimeleri cümlede hangi konumda geçiyor ve orada kimlerle ilişki kuruyor? Sayılar, kökün o ilişkide geçtiği kelime sayısıdır. Kelimeler, aynı kökten gelen bütün biçimleri temsil eder (gösterilen, en sık geçen biçimdir). Bir öğeye dokununca ayetler listelenir; o kelimenin kökünün haritasına geçer.
Fiil 112 ayetler
Haber 62 ayetler
Mübteda 62 ayetler
مِنْ
17
هُمْ
zamir 16
أُولَئِكَ
8
أَنْصَارٍ
5
↗
أَنْتُمْ
zamir 4
هِيَ
zamir 3
لَعْنَةُ
2
↗
الَّذِينَ
1
(هِيَ)
gizli 1
الْكَافِرُونَ
1
↗
مَثَلُ
1
↗
حَمِيمٍ
1
↗
+3 daha (daha az geçenler)
Mecrur 60 ayetler
Mef'ûlun bih 25 ayetler
Mevsûf 21 ayetler
Muzâfun ileyh 14 ayetler
Mübteda 7 ayetler
Mef'ûlun bih
25 ayet · ظ ل م kelimesi koyu, ilişkili kelime açık tonda (renkler türü gösterir: isim, fiil, harf)
وَاِذِ
ابْتَلٰٓى
اِبْرٰه۪يمَ
رَبُّهُ
بِكَلِمَاتٍ
فَاَتَمَّهُنَّۜ
قَالَ
اِنّ۪ي
جَاعِلُكَ
لِلنَّاسِ
اِمَاماًۜ
قَالَ
وَمِنْ
ذُرِّيَّت۪يۜ
قَالَ
لَا
يَنَالُ
عَهْدِي
الظَّالِم۪ينَ
Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle denemiş, o da onları yerine getirmişti. Allah, «seni insanlara önder kılacağım» demişti. O «soyumdan da» deyince, «zalimler benim ahdime erişemez» buyurmuştu.[124]
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
فَيُوَفّ۪يهِمْ
اُجُورَهُمْۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يُحِبُّ
الظَّالِم۪ينَ
İnanıp yararlı iş işleyenlerin ecirleri ise tastamam verilecektir. Allah zalimleri sevmez.[57]
تِلْكَ
اٰيَاتُ
اللّٰهِ
نَتْلُوهَا
عَلَيْكَ
بِالْحَقِّۜ
وَمَا
اللّٰهُ
يُر۪يدُ
ظُلْماً
لِلْعَالَم۪ينَ
İşte bunlar, sana doğru olarak okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Allah hiç kimseye zulmetmek istemez.[108]
اِنْ
يَمْسَسْكُمْ
قَرْحٌ
فَقَدْ
مَسَّ
الْقَوْمَ
قَرْحٌ
مِثْلُهُۜ
وَتِلْكَ
الْاَيَّامُ
نُدَاوِلُهَا
بَيْنَ
النَّاسِۚ
وَلِيَعْلَمَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَيَتَّخِذَ
مِنْكُمْ
شُهَدَٓاءَۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يُحِبُّ
الظَّالِم۪ينَۙ
Eğer siz (Uhud’da) bir yara almışsanız, (size düşman olan) o topluluk da (Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. Böylece biz, Allah’ın gerçek müminleri ortaya çıkarması ve içinizden şahitler edinmesi için, bu günleri bazen lehe, bazen de aleyhe döndürüp duruyoruz. Allah, zulmedenleri sevmez.[140]
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَجَعَلَ
الظُّلُمَاتِ
وَالنُّورَۜ
ثُمَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِرَبِّهِمْ
يَعْدِلُونَ
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah’a mahsustur. Öyle iken, inkar edenler Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.[1]
لَهُمْ
مِنْ
جَهَنَّمَ
مِهَادٌ
وَمِنْ
فَوْقِهِمْ
غَوَاشٍۜ
وَكَذٰلِكَ
نَجْزِي
الظَّالِم۪ينَ
Onlar için cehennemden bir yatak ve üstlerine de örtüler vardır. Zalimleri böyle cezalandırırız.[41]
قَالُوا
جَزَٓاؤُ۬هُ
مَنْ
وُجِدَ
ف۪ي
رَحْلِه۪
فَهُوَ
جَزَٓاؤُ۬هُۜ
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الظَّالِم۪ينَ
«Cezası, kimin yükünde bulunursa, ceza olarak ona el konulur; biz zalimleri böyle cezalandırırız» dediler.[75]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِرُسُلِهِمْ
لَنُخْرِجَنَّكُمْ
مِنْ
اَرْضِنَٓا
اَوْ
لَتَعُودُنَّ
ف۪ي
مِلَّتِنَاۜ
فَاَوْحٰٓى
اِلَيْهِمْ
رَبُّهُمْ
لَنُهْلِكَنَّ
الظَّالِم۪ينَۙ
İnkar edenler, peygamberlerine: «Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız» dediler. Rableri peygamberlere: «Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir.» diye vahyetti.[13-14]
يُثَبِّتُ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِالْقَوْلِ
الثَّابِتِ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَفِي
الْاٰخِرَةِۚ
وَيُضِلُّ
اللّٰهُ
الظَّالِم۪ينَ
وَيَفْعَلُ
اللّٰهُ
مَا
يَشَٓاءُ۟
Allah inananları, dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üzerinde tutar; zalimleri de saptırır. Allah dilediğini yapar.[27]
وَاٰتٰيكُمْ
مِنْ
كُلِّ
مَا
سَاَلْتُمُوهُۜ
وَاِنْ
تَعُدُّوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
لَا
تُحْصُوهَاۜ
اِنَّ
الْاِنْسَانَ
لَظَلُومٌ
كَفَّارٌ۟
Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size vermiştir. Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür.[34]
وَنُنَزِّلُ
مِنَ
الْقُرْاٰنِ
مَا
هُوَ
شِفَٓاءٌ
وَرَحْمَةٌ
لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ
وَلَا
يَز۪يدُ
الظَّالِم۪ينَ
اِلَّا
خَسَاراً
Kuran’dan inananlara rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır.[82]
اَسْمِعْ
بِهِمْ
وَاَبْصِرْۙ
يَوْمَ
يَأْتُونَنَاۚ
لٰكِنِ
الظَّالِمُونَ
الْيَوْمَ
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Bize geldikleri gün neler görüp neler işitecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.[38]
ثُمَّ
نُنَجِّي
الَّذ۪ينَ
اتَّقَوْا
وَنَذَرُ
الظَّالِم۪ينَ
ف۪يهَا
جِثِياًّ
Sonra Biz Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtarır, zalimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakırız.[72]
وَعَنَتِ
الْوُجُوهُ
لِلْحَيِّ
الْقَيُّومِۜ
وَقَدْ
خَابَ
مَنْ
حَمَلَ
ظُلْماً
İnsanlar, diri ve her an yaratıklarını gözetip duran Allah’a boyun eğmiştir. Yükü zulüm olan kimse ise hüsrana uğramıştır.[111]
وَمَنْ
يَعْمَلْ
مِنَ
الصَّالِحَاتِ
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَلَا
يَخَافُ
ظُلْماً
وَلَا
هَضْماً
İnanmış olarak, yararlı işler işleyen kimse, haksızlıktan ve hakkının yeneceğinden korkmaz.[112]
وَمَنْ
يَقُلْ
مِنْهُمْ
اِنّ۪ٓي
اِلٰهٌ
مِنْ
دُونِه۪
فَذٰلِكَ
نَجْز۪يهِ
جَهَنَّمَۜ
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الظَّالِم۪ينَ۟
Bunlar içinde kim «Ben, Allah’tan başka bir tanrıyım» derse, işte onu cehennemle cezalandırırız. Zulmedenlerin cezasını böyle veririz.[29]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اِفْكٌۨ
افْتَرٰيهُ
وَاَعَانَهُ
عَلَيْهِ
قَوْمٌ
اٰخَرُونَۚۛ
فَقَدْ
جَٓاؤُ۫
ظُلْماً
وَزُوراًۚۛ
İnkar edenler: «Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir» diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.[4]
مِثْلَ
دَأْبِ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜ
وَمَا
اللّٰهُ
يُر۪يدُ
ظُلْماً
لِلْعِبَادِ
İnanmış olan adam dedi ki: «Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.»[30-31]
يَوْمَ
لَا
يَنْفَعُ
الظَّالِم۪ينَ
مَعْذِرَتُهُمْ
وَلَهُمُ
اللَّعْنَةُ
وَلَهُمْ
سُٓوءُ
الدَّارِ
O gün zalimlere, özür beyan etmeleri fayda vermez. Lanet onlaradır. Yurdun kötüsü de onlaradır.[52]
تَرَى
الظَّالِم۪ينَ
مُشْفِق۪ينَ
مِمَّا
كَسَبُوا
وَهُوَ
وَاقِـعٌ
بِهِمْۜ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
ف۪ي
رَوْضَاتِ
الْجَنَّاتِۚ
لَهُمْ
مَا
يَشَٓاؤُ۫نَ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الْفَضْلُ
الْكَب۪يرُ
Yaptıkları şeyler başlarına gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İnanıp yararlı işler işleyenler cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında, onlara diledikleri verilir. İşte büyük lütuf budur.[22]
Yükleniyor...