ض ع ف
45ayette
52kez geçiyor
21/114surede
26farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %48 · Medenî %52
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Sâd 61
38. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
8 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
اسْتُضْعِفُوا
2 yazım |
İstifal | اسْتُفْعِلُوا | Zayıf görüldüler | 5 |
فَيُضَاعِفَهُ
3 yazım |
Faale Babı | فَيُفَاعِلَهُ | Onu katlaması sebebiyle | 4 |
| ضَع۪يفاً | İsim | فَعِيلًا | Zayıf | 4 |
| وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ | İsim | وَالْمُسْتَفْعَلِينَ | Ve zayıf görülenler | 4 |
| يُضَاعَفُ | Faale Babı | يُفَاعَلُ | Katlanır | 4 |
| ضِعْفٌ | İsim | فِعْلٌ | Kat | 3 |
| اَضْعَافاً | İsim | أَفْعَالًا | Kat kat | 2 |
| ضِعْفَيْنِۚ | İsim | فِعْلَيْنِ | İki kat | 2 |
| ضَعُفُوا | Feule-Yefulu | فَعُلُوا | Zayıf oldular | 2 |
| ضِعْفاً | Sıfat | فِعْلًا | Kat | 2 |
| ضَعْفاًۜ | İsim | فَعْلًا | Zayıflık | 2 |
| الضُّعَفٰٓؤُ۬ا | İsim | الْفُعَلَاءُ | Zayıflar | 2 |
وَاَضْعَفُ
2 yazım |
İsim | وَأَفْعَلُ | Ve daha zayıf | 2 |
| ضَعْفٍ | İsim | فَعْلٍ | Zayıflık | 2 |
| يُضَاعِفُ | Faale Babı | يُفَاعِلُ | Katlar | 1 |
| ضُعَفَٓاءُۖ | Sıfat | فُعَلَاءُ | Zayıflar | 1 |
| مُضَاعَفَةًۖ | Sıfat | مُفَاعَلَةً | Katlanan | 1 |
| ضِعَافاً | Sıfat | فِعَالًا | Zayıflar | 1 |
| يُسْتَضْعَفُونَ | İstifal | يُسْتَفْعَلُونَ | Zayıf görülürler | 1 |
| اسْتَضْعَفُون۪ي | İstifal | اسْتَفْعَلُونِي | Beni zayıf gördüler | 1 |
| مُسْتَضْعَفُونَ | Sıfat | مُسْتَفْعَلُونَ | Zayıf görülenler | 1 |
| الضُّعَفَٓاءِ | İsim | الْفُعَلَاءِ | Zayıflar | 1 |
| يَسْتَضْعِفُ | İstifal | يَسْتَفْعِلُ | Zayıf görür | 1 |
| الْمُضْعِفُونَ | İsim | الْمُفْعِلُونَ | Katlayanlar | 1 |
| ضِعْفَيْنِۜ | Sıfat | فِعْلَيْنِ | İki kat | 1 |
| الضِّعْفِ | Sıfat | الْفِعْلِ | Kat | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
A’râf suresi ✕ Süzgeci kaldır
4 ayet
قَالَ
ادْخُلُوا
ف۪ٓي
اُمَمٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
مِنَ
الْجِنِّ
وَالْاِنْسِ
فِي
النَّارِۜ
كُلَّمَا
دَخَلَتْ
اُمَّةٌ
لَعَنَتْ
اُخْتَهَاۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
ادَّارَكُوا
ف۪يهَا
جَم۪يعاًۙ
قَالَتْ
اُخْرٰيهُمْ
لِاُو۫لٰيهُمْ
رَبَّنَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اَضَلُّونَا
فَاٰتِهِمْ
عَذَاباً
ضِعْفاً
مِنَ
النَّارِۜ
قَالَ
لِكُلٍّ
ضِعْفٌ
وَلٰكِنْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Allah, « Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle beraber ateşe girin» der. Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için, «Rabbimiz! Bizi sapıtanlar işte bunlardır, onlara ateş azabını kat kat ver» derler, Allah, «Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz» der.[38]
قَالَ
الْمَلَأُ
الَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُوا
مِنْ
قَوْمِه۪
لِلَّذ۪ينَ
اسْتُضْعِفُوا
لِمَنْ
اٰمَنَ
مِنْهُمْ
اَتَعْلَمُونَ
اَنَّ
صَالِحاً
مُرْسَلٌ
مِنْ
رَبِّه۪ۜ
قَالُٓوا
اِنَّا
بِمَٓا
اُرْسِلَ
بِه۪
مُؤْمِنُونَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, «Salih’in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?» dediler, onlar da, «Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz» dediler.[75]
وَاَوْرَثْنَا
الْقَوْمَ
الَّذ۪ينَ
كَانُوا
يُسْتَضْعَفُونَ
مَشَارِقَ
الْاَرْضِ
وَمَغَارِبَهَا
الَّت۪ي
بَارَكْنَا
ف۪يهَاۜ
وَتَمَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
الْحُسْنٰى
عَلٰى
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
بِمَا
صَبَرُواۜ
وَدَمَّرْنَا
مَا
كَانَ
يَصْنَعُ
فِرْعَوْنُ
وَقَوْمُهُ
وَمَا
كَانُوا
يَعْرِشُونَ
Hor görülen yahudileri, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabırlarına karşılık yerine geldi. Firavun ve milletinin yaptığını ve yükselttiklerini yıktık.[137]
وَلَمَّا
رَجَعَ
مُوسٰٓى
اِلٰى
قَوْمِه۪
غَضْبَانَ
اَسِفاًۙ
قَالَ
بِئْسَمَا
خَلَفْتُمُون۪ي
مِنْ
بَعْد۪يۚ
اَعَجِلْتُمْ
اَمْرَ
رَبِّكُمْۚ
وَاَلْقَى
الْاَلْوَاحَ
وَاَخَذَ
بِرَأْسِ
اَخ۪يهِ
يَجُرُّهُٓ
اِلَيْهِۜ
قَالَ
ابْنَ
اُمَّ
اِنَّ
الْقَوْمَ
اسْتَضْعَفُون۪ي
وَكَادُوا
يَقْتُلُونَن۪يۘ
فَلَا
تُشْمِتْ
بِيَ
الْاَعْدَٓاءَ
وَلَا
تَجْعَلْن۪ي
مَعَ
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ
Musa, milletine, kızgın ve üzgün olarak dönünce «Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?» dedi, levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti. Harun: «Ey annem oğlu! Bu millet beni küçümsedi; az kalsın öldürüyorlardı. Bana, düşmanları sevindirecek şekilde davranma, beni bu zalim milletle bir sayma» dedi.[150]
Yükleniyor...