ش ي أ
449ayette
519kez geçiyor
73/114surede
15farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 19
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
43 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| شَيْءٍ | İsim | فَعْلٍ | Şey | 196 |
يَشَٓاءُ
5 yazım |
Feale-Yefalu | يَفْعَلُ | İster | 121 |
| شَيْـٔاً | İsim | فَعْلًا | Şey | 77 |
| شَٓاءَ | Feale-Yefalu | فَعَلَ | İstedi | 56 |
| نَشَٓاءُ | Feale-Yefalu | نَفْعَلُ | İsteriz | 18 |
| شِئْنَا | Feale-Yefalu | فَعَلْنَا | İstediniz | 15 |
| تَشَٓاءُ | Feale-Yefalu | تَفْعَلُ | İstersin | 9 |
| يَشَأْ | Feale-Yefalu | يَفْعَلْ | İster | 8 |
| بِشَيْءٍ | İsim | بِفَعْلٍ | Şey ile | 6 |
اَشْيَٓاءَهُمْ
2 yazım |
İsim | أَفْعَالَهُمْ | Onların şeyleri | 4 |
| نَشَأْ | Feale-Yefalu | نَفْعَلْ | İsteriz | 3 |
| يَشَأِ | Feale-Yefalu | يَفْعَلْ | İster | 2 |
| تَشَٓاؤُ۫نَ | Feale-Yefalu | تَفْعَلُونَ | İstersiniz | 2 |
| اَشَٓاءُۚ | Feale-Yefalu | أَفْعَلُ | İsterim | 1 |
| نَشٰٓؤُ۬اۜ | Feale-Yefalu | نَفْعَلُ | İsteriz | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Şey” ✕ Süzgeci kaldır
253 ayet
قَالَ
فَاِنِ
اتَّبَعْتَن۪ي
فَلَا
تَسْـَٔلْن۪ي
عَنْ
شَيْءٍ
حَتّٰٓى
اُحْدِثَ
لَكَ
مِنْهُ
ذِكْراً۟
O da: «O halde, bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça herhangi bir şey hakkında bana soru sormayacaksın» dedi.[70]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَا
رَكِبَا
فِي
السَّف۪ينَةِ
خَرَقَهَاۜ
قَالَ
اَخَرَقْتَهَا
لِتُغْرِقَ
اَهْلَهَاۚ
لَقَدْ
جِئْتَ
شَيْـٔاً
اِمْراً
Bunun üzerine kalkıp gittiler; sonunda bir gemiye bindiklerinde, o gemiyi deliverdi; Musa: «Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın» dedi.[71]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَا
لَقِيَا
غُلَاماً
فَقَتَلَهُۙ
قَالَ
اَقَتَلْتَ
نَفْساً
زَكِيَّةً
بِغَيْرِ
نَفْسٍۜ
لَقَدْ
جِئْتَ
شَيْـٔاً
نُكْراً
Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o hemen onu öldürdü. Musa: «Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu pek kötü bir şey yaptın» dedi.[74]
قَالَ
اِنْ
سَاَلْتُكَ
عَنْ
شَيْءٍ
بَعْدَهَا
فَلَا
تُصَاحِبْن۪يۚ
قَدْ
بَلَغْتَ
مِنْ
لَدُنّ۪ي
عُذْراً
Musa: «Bundan sonra sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma, o zaman benim tarafımdan mazur sayılırsın» dedi.[76]
اِنَّا
مَكَّنَّا
لَهُ
فِي
الْاَرْضِ
وَاٰتَيْنَاهُ
مِنْ
كُلِّ
شَيْءٍ
سَبَباًۙ
Dediler ki: Zülkarneyn! Doğrusu Yecüc ve Mecüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?[84]
قَالَ
كَذٰلِكَۚ
قَالَ
رَبُّكَ
هُوَ
عَلَيَّ
هَيِّنٌ
وَقَدْ
خَلَقْتُكَ
مِنْ
قَبْلُ
وَلَمْ
تَكُ
شَيْـٔاً
Allah: «Rabbin böyle buyurdu; Çünkü bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım» dedi.[9]
فَاَتَتْ
بِه۪
قَوْمَهَا
تَحْمِلُهُۜ
قَالُوا
يَا مَرْيَمُ
لَقَدْ
جِئْتِ
شَيْـٔاً
فَرِياًّ
Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: «Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun’un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi» dediler.[27-28]
اِذْ
قَالَ
لِاَب۪يهِ
يَٓا اَبَتِ
لِمَ
تَعْبُدُ
مَا
لَا
يَسْمَعُ
وَلَا
يُبْصِرُ
وَلَا
يُغْن۪ي
عَنْكَ
شَيْـٔاً
Babasına şöyle demişti: «Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?»[42]
اِلَّا
مَنْ
تَابَ
وَاٰمَنَ
وَعَمِلَ
صَالِحاً
فَاُو۬لٰٓئِكَ
يَدْخُلُونَ
الْجَنَّةَ
وَلَا
يُظْلَمُونَ
شَيْـٔاًۙ
Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş yapanlar bunun dışındadır. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan, Rahman’ın kullarına gaybde vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz, O’nun sözü yerini bulacaktır.[60-61]
اَوَلَا
يَذْكُرُ
الْاِنْسَانُ
اَنَّا
خَلَقْنَاهُ
مِنْ
قَبْلُ
وَلَمْ
يَكُ
شَيْـٔاً
Bu insan kendisi önceden bir şey değilken onu yaratmış olduğumuzu hatırlamaz mi?[67]
لَقَدْ
جِئْتُمْ
شَيْـٔاً
اِداًّۙ
And olsun ki, ortaya pek kötü bir şey attınız.[89]
قَالَ
رَبُّنَا
الَّـذ۪ٓي
اَعْطٰى
كُلَّ
شَيْءٍ
خَلْقَهُ
ثُمَّ
هَدٰى
Musa: «Rabbimiz, her şeye ayrı bir özellik veren, sonra doğru yola eriştirendir» dedi.[50]
اِنَّـمَٓا
اِلٰهُكُمُ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَسِعَ
كُلَّ
شَيْءٍ
عِلْماً
Sizin Tanrınız, ancak, O’ndan başka tanrı olmayan Allah’tır. İlmi her şeyi içine almıştır.[98]
اَوَلَمْ
يَرَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَنَّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
كَانَتَا
رَتْقاً
فَفَتَقْنَاهُمَاۜ
وَجَعَلْنَا
مِنَ
الْمَٓاءِ
كُلَّ
شَيْءٍ
حَيٍّۜ
اَفَلَا
يُؤْمِنُونَ
İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı?[30]
وَنَضَعُ
الْمَوَاز۪ينَ
الْقِسْطَ
لِيَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
فَلَا
تُظْلَمُ
نَفْسٌ
شَيْـٔاًۜ
وَاِنْ
كَانَ
مِثْقَالَ
حَبَّةٍ
مِنْ
خَرْدَلٍ
اَتَيْنَا
بِهَاۜ
وَكَفٰى
بِنَا
حَاسِب۪ينَ
Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.[47]
قَالَ
اَفَتَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُكُمْ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَضُرُّكُمْۜ
İbrahim: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi.[66-67]
وَلِسُلَيْمٰنَ
الرّ۪يحَ
عَاصِفَةً
تَجْر۪ي
بِاَمْرِه۪ٓ
اِلَى
الْاَرْضِ
الَّت۪ي
بَارَكْنَا
ف۪يهَاۜ
وَكُنَّا
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَالِم۪ينَ
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman’ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.[81]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اتَّقُوا
رَبَّكُمْۚ
اِنَّ
زَلْزَلَةَ
السَّاعَةِ
شَيْءٌ
عَظ۪يمٌ
Ey insanlar! Rabbinizden sakının; doğrusu kıyamet gününün sarsıntısı büyük şeydir.[1]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
رَيْبٍ
مِنَ
الْبَعْثِ
فَاِنَّا
خَلَقْنَاكُمْ
مِنْ
تُرَابٍ
ثُمَّ
مِنْ
نُطْفَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
عَلَقَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
مُضْغَةٍ
مُخَلَّقَةٍ
وَغَيْرِ
مُخَلَّقَةٍ
لِنُبَيِّنَ
لَكُمْۜ
وَنُقِرُّ
فِي
الْاَرْحَامِ
مَا
نَشَٓاءُ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
ثُمَّ
نُخْرِجُكُمْ
طِفْلاً
ثُمَّ
لِتَبْلُغُٓوا
اَشُدَّكُمْۚ
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُتَوَفّٰى
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُرَدُّ
اِلٰٓى
اَرْذَلِ
الْعُمُرِ
لِكَيْلَا
يَعْلَمَ
مِنْ
بَعْدِ
عِلْمٍ
شَيْـٔاًۜ
وَتَرَى
الْاَرْضَ
هَامِدَةً
فَاِذَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْهَا
الْمَٓاءَ
اهْتَزَّتْ
وَرَبَتْ
وَاَنْبَتَتْ
مِنْ
كُلِّ
زَوْجٍ
بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.[5]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْحَقُّ
وَاَنَّهُ
يُحْـيِ
الْمَوْتٰى
وَاَنَّهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌۙ
Bunlar, yalnız Allah’ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah’ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.[6-7]
Yükleniyor...