أ ن س
93ayette
97kez geçiyor
52/114surede
8farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %89 · Medenî %11
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 2
1. inen sure
En çok geçtiği sure
İsrâ
9 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
الْاِنْسَانُ
5 yazım |
İsim | الْفِعْلَانُ | İnsan türü | 65 |
وَالْاِنْسِ
5 yazım |
İsim | وَالْفِعْلِ | İnsan | 18 |
| اُنَاسٍ | İsim | فُعَالٍ | İnsanlar | 5 |
اٰنَسْتُ
3 yazım |
İfal Babı | أَفْعَلْتُ | Algıladım | 5 |
| اِنْسِياًّۚ | İsim | فِعْلِيًّا | İnsandan biri | 1 |
| تَسْتَأْنِسُوا | İstifal | تَسْتَفْعِلُوا | Kendinizi algılattırırsınız | 1 |
| وَاَنَاسِيَّ | İsim | وَفَعَالِيَّ | Ve insanlar | 1 |
| مُسْتَأْنِس۪ينَ | İsim | مُسْتَفْعِلِينَ | Kendini algılattıranlar | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ن ع م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
9 ayet
Renkler türü, ton kökü gösterir — أ ن س: koyu (isim, fiil) · ن ع م: açık (isim, fiil)
وَلَقَدْ
ذَرَأْنَا
لِجَهَنَّمَ
كَث۪يراً
مِنَ
الْجِنِّ
وَالْاِنْسِۘ
لَهُمْ
قُلُوبٌ
لَا
يَفْقَهُونَ
بِهَاۘ
وَلَهُمْ
اَعْيُنٌ
لَا
يُبْصِرُونَ
بِهَاۘ
وَلَهُمْ
اٰذَانٌ
لَا
يَسْمَعُونَ
بِهَاۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
كَالْاَنْعَامِ
بَلْ
هُمْ
اَضَلُّۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْغَافِلُونَ
And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir.[179]
وَاٰتٰيكُمْ
مِنْ
كُلِّ
مَا
سَاَلْتُمُوهُۜ
وَاِنْ
تَعُدُّوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
لَا
تُحْصُوهَاۜ
اِنَّ
الْاِنْسَانَ
لَظَلُومٌ
كَفَّارٌ۟
Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size vermiştir. Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür.[34]
وَاِذَٓا
اَنْعَمْنَا
عَلَى
الْاِنْسَانِ
اَعْرَضَ
وَنَاٰ
بِجَانِبِه۪ۚ
وَاِذَا
مَسَّهُ
الشَّرُّ
كَانَ
يَؤُ۫ساً
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince de yese düşer.[83]
لِنُحْيِيَ
بِه۪
بَلْدَةً
مَيْتاً
وَنُسْقِيَهُ
مِمَّا
خَلَقْنَٓا
اَنْعَاماً
وَاَنَاسِيَّ
كَث۪يراً
Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O’dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.[48-49]
وَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
ضُرٌّ
دَعَا
رَبَّهُ
مُن۪يباً
اِلَيْهِ
ثُمَّ
اِذَا
خَوَّلَهُ
نِعْمَةً
مِنْهُ
نَسِيَ
مَا
كَانَ
يَدْعُٓوا
اِلَيْهِ
مِنْ
قَبْلُ
وَجَعَلَ
لِلّٰهِ
اَنْدَاداً
لِيُضِلَّ
عَنْ
سَب۪يلِه۪ۜ
قُلْ
تَمَتَّعْ
بِكُفْرِكَ
قَل۪يلاًۗ
اِنَّكَ
مِنْ
اَصْحَابِ
النَّارِ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: «İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin.»[8]
فَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
ضُرٌّ
دَعَانَاۘ
ثُمَّ
اِذَا
خَوَّلْنَاهُ
نِعْمَةً
مِنَّاۙ
قَالَ
اِنَّـمَٓا
اُو۫ت۪يتُهُ
عَلٰى
عِلْمٍۜ
بَلْ
هِيَ
فِتْنَةٌ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman: «Bu bana bilgimden dolayı verilmiştir» der. Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.[49]
وَاِذَٓا
اَنْعَمْنَا
عَلَى
الْاِنْسَانِ
اَعْرَضَ
وَنَاٰ
بِجَانِبِه۪ۚ
وَاِذَا
مَسَّهُ
الشَّرُّ
فَذُو
دُعَٓاءٍ
عَر۪يضٍ
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince uzun uzun yalvarır.[51]
وَوَصَّيْنَا
الْاِنْسَانَ
بِوَالِدَيْهِ
اِحْسَاناًۜ
حَمَلَتْهُ
اُمُّهُ
كُرْهاً
وَوَضَعَتْهُ
كُرْهاًۜ
وَحَمْلُهُ
وَفِصَالُهُ
ثَلٰثُونَ
شَهْراًۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
اَشُدَّهُ
وَبَلَغَ
اَرْبَع۪ينَ
سَنَةًۙ
قَالَ
رَبِّ
اَوْزِعْن۪ٓي
اَنْ
اَشْكُرَ
نِعْمَتَكَ
الَّت۪ٓي
اَنْعَمْتَ
عَلَيَّ
وَعَلٰى
وَالِدَيَّ
وَاَنْ
اَعْمَلَ
صَالِحاً
تَرْضٰيهُ
وَاَصْلِحْ
ل۪ي
ف۪ي
ذُرِّيَّت۪يۚ
اِنّ۪ي
تُبْتُ
اِلَيْكَ
وَاِنّ۪ي
مِنَ
الْمُسْلِم۪ينَ
Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir; zira annesi, onu, karnında, zorluğa uğrayarak taşımış; onu güçlükle doğurmuştur. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Sonunda erginlik çağına erince ve kırk yaşına varınca: «Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve benim hoşnut olacağın yararlı bir işi yapmamı sağla; bana verdiğin gibi soyuma da salah ver; doğrusu Sana yöneldim, ben, kendini Sana verenlerdenim» demesi gerekir.[15]
فَاَمَّا
الْاِنْسَانُ
اِذَا
مَا
ابْتَلٰيهُ
رَبُّهُ
فَاَكْرَمَهُ
وَنَعَّمَهُ
فَيَقُولُ
رَبّ۪ٓي
اَكْرَمَنِۜ
Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: «Rabbim beni şerefli kıldı» der.[15]
Yükleniyor...