ر ب ب

871ayette
980kez geçiyor
94/114surede
6farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %83 · Medenî %17
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Alak 1 1. inen sure En çok geçtiği sure A’râf 65 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
رَبِّ
92 yazım
İsim فَعْلِكَ Senin Rabbin 971
اَرْبَاباً
2 yazım
İsim أَفْعَالًا Yetiştiriciler 4
وَالرَّبَّانِيُّونَ
2 yazım
İsim وَالْفَعْلَانِيُّونَ Ve eğitimciler 2
رَبَّانِيّ۪نَ İsim فَعْلَانِيِّينَ Eğitimciler 1
رِبِّيُّونَ İsim فِعْلِيُّونَ Rabbiyyyun 1
وَرَبَٓائِبُكُمُ İsim وَفَعَائِلُكُمُ Ve sizin üvey kızlarınız 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 35 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 3 kez (binde 41.7) 2. inen: Kalem — 10 kez (binde 33.3) 3. inen: Müzzemmil — 4 kez (binde 20.1) 4. inen: Müddessir — 3 kez (binde 11.8) 5. inen: Fâtiha — 1 kez (binde 34.5) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 1 kez (binde 9.6) 8. inen: A’lâ — 2 kez (binde 27.8) 9. inen: Leyl — 1 kez (binde 14.1) 10. inen: Fecr — 8 kez (binde 58.4) 11. inen: Duhâ — 3 kez (binde 75) 12. inen: İnşirâh — 1 kez (binde 37) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 2 kez (binde 50) 15. inen: Kevser — 1 kez (binde 100) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 1 kez (binde 43.5) 20. inen: Felâk — 1 kez (binde 43.5) 21. inen: Nâs — 1 kez (binde 50) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 7 kez (binde 19.4) 24. inen: Abese — 0 kez (binde 0) 25. inen: Kadr — 1 kez (binde 33.3) 26. inen: Şems — 1 kez (binde 18.5) 27. inen: Bürûc — 1 kez (binde 9.2) 28. inen: Tîn — 0 kez (binde 0) 29. inen: Kureyş — 1 kez (binde 58.8) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 3 kez (binde 18.3) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 0 kez (binde 0) 34. inen: Kâf — 2 kez (binde 5.4) 35. inen: Beled — 0 kez (binde 0) 36. inen: Târık — 0 kez (binde 0) 37. inen: Kamer — 1 kez (binde 2.9) 38. inen: Sâd — 10 kez (binde 13.7) 39. inen: A’râf — 65 kez (binde 19.6) 40. inen: Cin — 8 kez (binde 28) 41. inen: Yâsîn — 6 kez (binde 8.3) 42. inen: Furkân — 14 kez (binde 15.7) 43. inen: Fâtır — 5 kez (binde 6.5) 44. inen: Meryem — 23 kez (binde 23.9) 45. inen: Tâ-Hâ — 27 kez (binde 20.2) 46. inen: Vâkı’a — 3 kez (binde 7.9) 47. inen: Şu’arâ — 36 kez (binde 27.3) 48. inen: Neml — 12 kez (binde 10.4) 49. inen: Kasas — 19 kez (binde 13.3) 50. inen: İsrâ — 32 kez (binde 20.6) 51. inen: Yûnus — 24 kez (binde 13.1) 52. inen: Hûd — 44 kez (binde 23) 53. inen: Yûsuf — 19 kez (binde 10.7) 54. inen: Hicr — 9 kez (binde 13.7) 55. inen: En’âm — 53 kez (binde 17.4) 56. inen: Sâffât — 14 kez (binde 16.3) 57. inen: Lokman — 2 kez (binde 3.7) 58. inen: Sebe’ — 14 kez (binde 15.9) 59. inen: Zümer — 18 kez (binde 15.4) 60. inen: Mü’min — 19 kez (binde 15.6) 61. inen: Fussilet — 12 kez (binde 15.1) 62. inen: Şûrâ — 10 kez (binde 11.6) 63. inen: Zuhruf — 13 kez (binde 15.7) 64. inen: Duhân — 9 kez (binde 26) 65. inen: Câsiye — 7 kez (binde 14.3) 66. inen: Ahkâf — 4 kez (binde 6.2) 67. inen: Zâriyât — 5 kez (binde 13.9) 68. inen: Gâşiye — 0 kez (binde 0) 69. inen: Kehf — 38 kez (binde 24.1) 70. inen: Nahl — 20 kez (binde 10.8) 71. inen: Nûh — 5 kez (binde 22.1) 72. inen: İbrahim — 17 kez (binde 20.5) 73. inen: Enbiyâ — 14 kez (binde 12) 74. inen: Mü’minûn — 23 kez (binde 21.9) 75. inen: Secde — 10 kez (binde 26.9) 76. inen: Tûr — 7 kez (binde 22.4) 77. inen: Mülk — 2 kez (binde 6) 78. inen: Hâkka — 4 kez (binde 15.5) 79. inen: Me’âric — 3 kez (binde 13.8) 80. inen: Nebe’ — 3 kez (binde 17.3) 81. inen: Nâzi’ât — 5 kez (binde 27.9) 82. inen: İnfitâr — 1 kez (binde 12.5) 83. inen: İnşikâk — 4 kez (binde 37.4) 84. inen: Rûm — 3 kez (binde 3.7) 85. inen: Ankebût — 5 kez (binde 5.1) 86. inen: Mutaffifîn — 2 kez (binde 11.8) 87. inen: Bakara — 49 kez (binde 8) 88. inen: Enfâl — 6 kez (binde 4.9) 89. inen: Âl-i İmrân — 42 kez (binde 12.1) 90. inen: Ahzâb — 3 kez (binde 2.3) 91. inen: Mümtehine — 4 kez (binde 11.5) 92. inen: Nisâ — 7 kez (binde 1.9) 93. inen: Zilzâl — 1 kez (binde 27.8) 94. inen: Hadîd — 3 kez (binde 5.2) 95. inen: Muhammed — 4 kez (binde 7.4) 96. inen: Ra’d — 13 kez (binde 15.2) 97. inen: Rahmân — 36 kez (binde 102.6) 98. inen: İnsan — 5 kez (binde 20.6) 99. inen: Talâk — 2 kez (binde 7) 100. inen: Beyyine — 2 kez (binde 21.3) 101. inen: Haşr — 3 kez (binde 6.7) 102. inen: Nûr — 0 kez (binde 0) 103. inen: Hac — 8 kez (binde 6.3) 104. inen: Münâfikûn — 1 kez (binde 5.6) 105. inen: Mücâdele — 0 kez (binde 0) 106. inen: Hucurât — 0 kez (binde 0) 107. inen: Tahrîm — 5 kez (binde 20.1) 108. inen: Teğâbun — 1 kez (binde 4.1) 109. inen: Saff — 0 kez (binde 0) 110. inen: Cum’a — 0 kez (binde 0) 111. inen: Fetih — 0 kez (binde 0) 112. inen: Mâide — 19 kez (binde 6.8) 113. inen: Tevbe — 3 kez (binde 1.2) 114. inen: Nasr — 1 kez (binde 52.6)
← ilk inenson inen →

Ayetler

+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır

159 ayet

Renkler türü, ton kökü gösterir — ر ب ب: koyu (isim, fiil) · ك و ن: açık (isim, fiil)

مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَن۪ي بِه۪ٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَه۪يداً مَا دُمْتُ ف۪يهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَن۪ي كُنْتَ اَنْتَ الرَّق۪يبَ عَلَيْهِمْۜ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ
Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?» demişti de, «Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin» demişti, «Ben onlara sadece ’Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin’ diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.»[116-117]
وَمَا تَأْت۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَ
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldikçe ondan yüz çevirirlerdi.[4]
ثُمَّ لَمْ تَكُنْ فِتْنَتُهُمْ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا وَاللّٰهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشْرِك۪ينَ
Sonra, «Rabbimiz Allah’a and olsun ki bizler ortak koşanlar değildik» demekten başka çare bulamazlar.[23]
وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ وُقِفُوا عَلَى النَّارِ فَقَالُوا يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِاٰيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
Onların, ateşin kenarına getirilip durdurulduklarında, «keşke dünyaya tekrar döndürülseydik, Rabbimiz’in ayetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık» dediklerini bir görsen![27]
وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ وُقِفُوا عَلٰى رَبِّهِمْۜ قَالَ اَلَيْسَ هٰذَا بِالْحَقِّۜ قَالُوا بَلٰى وَرَبِّنَاۜ قَالَ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ۟
Onları, Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah: «Bu gerçek değil mi?» der; onlar, «Evet, Rabbimiz hakkı için gerçektir» derler. Allah da «Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı tadın» der.[30]
وَلَا تَطْرُدِ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُۜ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِمْ مِنْ شَيْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِمْ مِنْ شَيْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِم۪ينَ
Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O’na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.[52]
فَلَمَّا رَاَ الْقَمَرَ بَازِغاً قَالَ هٰذَا رَبّ۪يۚ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَئِنْ لَمْ يَهْدِن۪ي رَبّ۪ي لَاَكُونَنَّ مِنَ الْقَوْمِ الضَّٓالّ۪ينَ
Ayı doğarken görünce, «işte bu benim Rabbim!» dedi, batınca, «Rabbim beni doğruya eriştirmeseydi and olsun ki sapıklardan olurdum» dedi.[77]
وَلَا تَسُبُّوا الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَسُبُّوا اللّٰهَ عَدْواً بِغَيْرِ عِلْمٍۜ كَذٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ اُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّهِمْ مَرْجِعُهُمْ فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Allah’tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah’a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab’lerinedir. O, işlediklerini haber verir.[108]
اَفَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْتَغ۪ي حَكَماً وَهُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ اِلَيْكُمُ الْكِتَابَ مُفَصَّلاًۜ وَالَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْلَمُونَ اَنَّهُ مُنَزَّلٌ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ
«Allah size Kitap’ı açık açık indirmişken O’ndan başka bir hakem mi isteyeyim?» Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma![114]
لَهُمْ دَارُ السَّلَامِ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَهُوَ وَلِيُّهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Rablerinin katında selamet yurdu onlarındır. O, işlediklerinden ötürü onların dostudur.[127]
ذٰلِكَ اَنْ لَمْ يَكُنْ رَبُّكَ مُهْلِكَ الْقُرٰى بِظُلْمٍ وَاَهْلُهَا غَافِلُونَ
Bu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah’ın haksız yere yok etmeyeceğinden dolayıdır.[131]
قُلْ لَٓا اَجِدُ ف۪ي مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيَّ مُحَرَّماً عَلٰى طَاعِمٍ يَطْعَمُهُٓ اِلَّٓا اَنْ يَكُونَ مَيْتَةً اَوْ دَماً مَسْفُوحاً اَوْ لَحْمَ خِنْز۪يرٍ فَاِنَّهُ رِجْسٌ اَوْ فِسْقاً اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ۚ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَاِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
De ki: «Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir.» Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder.[145]
اَوْ تَقُولُوا لَوْ اَنَّٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْكِتَابُ لَكُنَّٓا اَهْدٰى مِنْهُمْۚ فَقَدْ جَٓاءَكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌۚ فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَصَدَفَ عَنْهَاۜ سَنَجْزِي الَّذ۪ينَ يَصْدِفُونَ عَنْ اٰيَاتِنَا سُٓوءَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُوا يَصْدِفُونَ
Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap’dır, ona uyun. «Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok» demekten veya «Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk» demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah’ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.[155-157]
هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّٓا اَنْ تَأْتِيَهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ يَأْتِيَ رَبُّكَ اَوْ يَأْتِيَ بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَۜ يَوْمَ يَأْت۪ي بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْساً ا۪يمَانُهَا لَمْ تَكُنْ اٰمَنَتْ مِنْ قَبْلُ اَوْ كَسَبَتْ ف۪ٓي ا۪يمَانِهَا خَيْراًۜ قُلِ انْتَظِرُٓوا اِنَّا مُنْتَظِرُونَ
Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imaniyle bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: «Bekleyin, doğrusu biz de bekliyoruz» de.[158]
قُلْ اِنَّن۪ي هَدٰين۪ي رَبّ۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۚ د۪يناً قِيَماً مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفاًۚ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
«Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, gerçek dine, doğruya yönelen ve puta tapanlardan olmayan İbrahim’in dinine iletmiştir» de.[161]
قُلْ اَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْغ۪ي رَباًّ وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍۜ وَلَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ اِلَّا عَلَيْهَاۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۚ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ
De ki: «Allah her şeyin Rabbi iken O’ndan başka bir rab mi arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.»[164]
فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُ۫رِيَ عَنْهُمَا مِنْ سَوْاٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهٰيكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هٰذِهِ الشَّجَرَةِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ اَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِد۪ينَ
Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: «Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir.»[20]
قَالَا رَبَّـنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ
Her ikisi, «Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz» dediler.[23]
وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُۚ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۜ وَنُودُٓوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. «Bizi buraya eriştiren Allah’a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir» derler. Onlara, «İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet» diye seslenilir.[43]
هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا تَأْو۪يلَهُۜ يَوْمَ يَأْت۪ي تَأْو۪يلُهُ يَقُولُ الَّذ۪ينَ نَسُوهُ مِنْ قَبْلُ قَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۚ فَهَلْ لَنَا مِنْ شُفَعَٓاءَ فَيَشْفَعُوا لَـنَٓا اَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ الَّذ۪ي كُنَّا نَعْمَلُۜ قَدْ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟
Kitap’ın haber verdiği sonuçtan başka bir şey mi bekliyorlar? Sonuç gelip çattığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar, «Rabbimizin peygamberleri şüphesiz bize gerçeği getirmişti, şimdi bize şefaat etsin, yahut geriye çevrilsek de işlediklerimizin başka türlüsünü işlesek» derler. Doğrusu kendilerini mahvetmişlerdir, uydurdukları şeyler onları koyup kaçmışlardır.[53]
Yükleniyor...